Haber 7

Siirt'te 5 bin yıllık iddiayla ilgili yeni bulgu

Siirt'teki Başur Höyük'te yer alan toplu mezarlarda yapılan araştırmalar sonucu, bölgede yaklaşık 5 bin yıl önce çocukların kurban ediliğine dair yeni kanıtlar bulunduğu iddia edildi.
GİRİŞ 29.06.2018 22:15 KÜLTÜR
Metin Boyutu
Siirt'te 5 bin yıllık iddiayla ilgili yeni bulgu

Siirt'teki Başur Höyük'te yer alan toplu mezarlarda yapılan araştırmalar sonucu, bölgede yaklaşık 5 bin yıl önce çocukların kurban ediliğine dair yeni kanıtlar bulunduğu iddia edildi.

Tunç Çağı Mezopotamyası'nda gençlerin kurban edildiği ayinlere dair kanıtlar bulunduğu açıklandı. Londra'daki Doğal Tarih Müzesi'nden (Natural History Museum) yapılan açıklamaya göre kanıtlar, Türkiye'nin Siirt ve Bitlis ili sınırında yer alan Başur Höyük'teki Bronz Çağı mezarlığı incelenerek elde edildi.

 

 

Başur Höyük'te çok sayıda taş mezar ve toplu gömü bulunmuştu

Geçtiğimiz yıllarda Yrd. Doç. Dr. Haluk Sağlamtimur başkanlığında arkeolojik kurtarma kazıları yapılan Başur Höyük'te Mezopotamyalı yöneticilerin ailelerine ait mezarlık keşfedilmişti. M.Ö. 3100 ve 2800 tarihleri arasında tarihlenen mezarlarların Ur hanedanıda ait olduğu tahmin ediliyordu. Başur Höyük kazılarında, dönem ve bölge için daha önce görülmemiş sayıda soylulara ait mezara sahip, çok sayıda gömü içeren geniş, taş mezarlar ortaya çıkarılmıştı.

Yrd. Doç. Dr. Haluk Sağlamtimur başkanlığındaki kazılarda Başur Höyük’te, MÖ 4. binyıla tarihlenen 2×3 m boyutlarında dikdörtgen çukura atılmış halde 50’ye yakın iskelet bulunmuştu. İskeletleri inceleyen Dr. Brenna Hassett’e göre gömü uygulaması, genellikle taş sanduka mezarlara zengin mezar hediyeleriyle gömülen Başur Höyüklüler için oldukça şaşırtıcıydı.  Mezardaki bireylerin büyük çoğunluğunu yaşları 10-20 arasında değişen genç erişkinler, özellikle de kadınlar oluşturuyor. Başur Höyük’te uygulanan ölü gömme pratiklerine uymayan mezardaki insanların salgın hastalık kurbanı oldukları tahmin edilmişti

Üç ayrı mezarda 11 yaşından genç kadın ve erkek iskeletleri bulundu

Başur Höyük'teki Tunç Devri mezarlığında M.Ö. 3100 ve 2800 yılları arasına tarihlenen defin uygulamalarını inceleyen Doğal Tarih Müzesi'nden (Natural History Museum) Dr. Brenna Hassett, üç ayrı mezarda 11 yaşından genç kadın ve erkek bireylere ait 11 kişinin varlığını saptadı.

Mezarlar, gömülenlerin gençliği, sayısı ve onlarla birlikte gömülü eşya zenginliğiyle dikkat çekiciydi. Mezopotamya'daki kadınlar ve çocuklar nadir olarak mezara hediyelerle gömülürdü ve normalde bu hediyeler kişisel eşyaları olurdu. Bu mezardaki hediyeler biraz farklıydı.

Dr. Brenna Hassett; mezardaki gençlerin kazara ya da doğal yollarla ölmediklerini iddia ediyor ve bazılarının kurban edildiklerine dair kanıtlar olduğunu ileri sürüyor.

Batı medeniyetinin beşiği olduğu düşünülen, tarihi yaklaşık olarak M.Ö. 4,000'lerde uanan Antik Yakın Doğu, günümüzde Türkiye, Irak, İran, Suriye ve Kuveyt ülkelerini kapsayan bölgeden oluşuyordu. Bu alanın büyük kısmı; yazı sistemleri ve kent devletlerinin beşiği Mezopotamya'yı oluşturuyordu.

Bölgede yaşayan birçok erken insan topluluğunun, dileklerini gerçekleştirmek için insan kurban etmeyi yöntem olarak kullandığı tahmin ediliyor.

Neden insan kurban edildiği düşünülüyor?

Dr. Brenna Hassett; "İnsan kurban etme uygulanmasının, Mezopotamya'da ortaya çıkan karmaşık medeniyetlerin iktidarını pekiştirme biçimlerinden biri olduğu ileri sürülüyor. Ur Kraliyet Mezarlığı'ndaki anıtsal mezarda insan kurban edildiğini anlıyoruz.  Bunun insan fedakarlığı olduğunu nereden biliyoruz. İki çocuk
mezarda yanyana, diğer 8 gencin ayakları dibine yanyan uzanmış olarak gömülmüştü. Dikkatli şekilde konumlandırılmışlardı. Değerli mallarla ve özenli dekorasyonla süslenmişlerdi ki toplumsal açıdan değerli oldukları görüntüden belliydi"
diyor.

Araştırmacılar bu insanların nasıl öldüğünü tam olarak doğrulayamıyor ama iskeletlerden en az ikisinin mezarın dışında şiddetli darbelere maruz kaldığına dair travma izleri var. İzler bıçaklama ve kesme gibi doğal olmayan ölümleri gösteriyor.

Özellikle genç yetişkin erkeklerden birinin kalçasında ve kafasında travma izleri belirgin. Kafataslarındaki yara izleri, Ur Kraliyet Mezarlarındaki, kurbanlarda görülen kafatası travması rekonstrüksiyonlarına benziyor.

Dr. Hassett; "Bu çocukların ve gençlerin savaşarak veya çatışmada öldürülmesi mümkün değil. Vücutlarının dikkatli şekilde konumlandırılması ve şiddet sonucu ölümleri,  gömülerin bölgedeki diğer mezarlarda bulunan insan kurbanı modeline uyuyor. Peki, neden kurban edilmiş olabilirler?  Mezarlar, güneybatı Asya'da büyük devletlerin savaştığını ve devletlerin içinde siyasi ayaklanmalar olduğunu gösteriyor. İnsan kurbanı, insanları ritüel amaçlar için öldürme eylemi, genellikle hiyerarşik merkezi toplumlarla ilişkilidir.  Çeşitli ruhsal, inançsal, politik, askeri veya ekonomik hedeflere ulaşmak için kurban edilmiş olabilirler. Mezopotamya'daki bu dönem, politik karışıklık, istikrarsızlık ve kriz zamanı. İnsan kurbanı da  bir kentin ya da kentin halkının kontrolünü ele almanın bir yolu olabilir. Başur Höyük'ün bölgenin en kuzey noktasında. Dicle nehrinin üst vadilerinde bronz işlemeciliği yapılan önemli alanlardan. Metal işleyen kültürler ile Mezopotamya arasında önemli bir kavşak. Bu bölgede insan kurban edildiğine dair kanıtlar bulmak heyecan verici. Dünyanın ilk devletlerinin gelişimine bakışımızı değiştirebilir' diyor.

Öte yandan Yeni bir Sanat ve Beşeri Bilimler Araştırma Konseyi (A new Arts and Humanities Research Council) UCL'den Profesör David Wengrow, Dr. Brenna Hassett, müzenin antik DNA uzmanları, Prof, Ian Barnes ve Dr. Selina Brace'den oluşan ekibe medeniyetin başlangıcını araştırmak için yaptığı çalışmalarda destek vereceğini açıkladı.

Kaynak: arkeolojikhaber.com

Henüz Yorum Yapılmadı

Algıladığımıza göre şu anda haber7.com’un mobil versiyonuna normal bir tarayıcıdan erişmeye çalışmaktasınız.
Daha iyi dolaşabilmeniz için normal siteye dönmenizi öneriyoruz.