100 temel eseri temelinden sarstılar
Her dönem en çok okunan kitaplar arasında şüphesiz dünya klasikleri yer alıyor. Ancak birçok yayınevi tarafından basılan bu kitaplara, eksik ve çalıntı çevirilerin gölgesi düşüyor.
ABONE OLM. Rıfat Yeğen
Ortalama her iki çeviriden birinde yoğun intihal saptanan klasik eserlerden haksız kazanç sağlayan bazı yayınevleri, çeviriye para vermemek için eski çevirileri yeniymiş gibi kullanıyor ve eserlerde özensiz kısaltmalara gidiyor.
Dünya klasikleri her dönemde en çok okunan eser olma özelliği taşır. Edebiyat meraklılarının dışında hemen herkes en azından bir kaçını okumuştur öğrencilik yıllarında. Orijinalleri farklı dillerde yazılan bu eserler, ilkin Sabahattin Ali, Cemil Meriç, Cemal Süreya, Sabri Esat Siyavuşgil, Reşat Nuri Güntekin, Sabahattin Eyuboğlu gibi şairler ve edipler tarafından Türkçeye tercüme ediliyordu.
Gün geçtikçe sayıları artan yayınevleri ve yabancı dil öğrenenler sayesinde, çevirilerin sayısı da arttı. Örneğin dünya klasikleri arasında yer alan bir eserin, bugün piyasada onlarca farklı çevirisini bulmak mümkün. Ancak bu çeşitlilik bazı sorunları da beraberinde getiriyor. Yabancı dilden Türkçeye tercüme edilmiş eserler arasında çok başarılı çeviriler bulunsa da sıkıntılı çeviriler çoğunlukta. Bunlar arasında ise en büyük sorun çevirinin yetersizliği, yanlışlığı ve daha önceki tercümelerden çalınmış olması!
Bu duruma Milli Eğitim Bakanlığı ya da Kültür Bakanlığı tarafından herhangi bir standart getirilemediği ve denetlenemediği için ortaya çalıntı, eksik, yanlış çeviriler çıkıyor ve öğrencilere tavsiye edilen 100 Temel Eser adı altında bu sorunlu çevirilmiş kitaplar okutulmaya devam ediliyor.
Ayrıca bu kötü gidişattan öğrenciler kadar etkilenenler, piyasada kaliteli çevirileriyle tanınan yayınevleri ve mütercimler oluyor. Rant elde etmek için birbiri ardına açılan yayınevlerine dur diyen resmî bir makam olmayınca, bunları ifşa etmek de yine işini doğru dürüst yapan yayıncılara ve çevirmenlere düşüyor. Çevirmenler Birliği’nin ortak görüşü ise, Milli Eğitim Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı, meslek birlikleri temsilcileri ve dil bilimcilerden oluşan bir komisyonun kurulması, bu çevirilerin denetlenmesi, sürekliliğinin ve daha nitelikli hale getirilmesinin sağlanması yönünde.
Bunun adı çeviri korsanlığı
Geçtiğimiz günlerde bir komisyon kurarak, ciddi sorun barındıran ve çalıntı çevirileri incelemeye alan Çevirmenler Meslek Birliği (ÇEVBİR) ve Yayıncılar Meslek Birliği (YAYBİR), yaklaşık bir yıl süren ortak bir çalışmanın sonucunda çıkan tabloyu kamuoyuyla paylaştı.
Okurların eksik, özensiz ve kısaltılmış çevirilerle aldatılmasını önlemek amacıyla ortak bir inceleme komisyonu kurduklarını ve MEB’in 100 Temel Eser listesinde bulunan 10 kitabın 50 farklı yayınevi tarafından yayımlanmış 154 basımını incelediklerini söyleyen ÇEVBİR Başkanı Tuncay Birkan, piyasayı çeviri korsanlarının sardığını söylüyor.
Komisyonun çalışmalarını nasıl yürüttüğünü anlatan Birkan, “Dostoyevski, Balzac, Turgenyev gibi isimlere ait dünya edebiyatı eserlerinin 154 farklı nüshasının 58’inde daha önce yapılmış çevirilerin kopyalandığını gördük. Kamuoyuna da duyurduğumuz gibi, bu eserlerin çoğunluğunda yoğun intihale rastladık. Diğerleri arasında da sıklıkla kısaltmalar var. Bu duruma en hafif tabiriyle ‘çeviri korsanlığı’ denir.” şeklinde durum değerlendirmesi yapıyor.
Copy-paste yaptım, tercüme oldu
İki meslek kuruluşunun ortak çalışmasında, değişik basımları incelenen bazı dünya klasiklerinden Ivan Turgenyev ‘in ‘Babalar ve Oğullar’ adlı eserinin 11 değişik basımından 6’sında, Jack London’ın ‘Beyaz Diş’ adlı eserinin 14 basımından 6’sında, Gustave Flaubert’in ‘Madam Bovary’ adlı eserinin 14 basımından 8’inde, Victor Hugo’nun ‘Sefiller’ adlı eserinin 25 basımından 11’inde, Fyodor Dostoyevski’nin ‘Suç ve Ceza’ adlı eserinin 14 basımından 9’unda, Balzac’ın ‘Vadideki Zambak’ adlı eserinin 22 basımından 9’unda daha önce yapılmış başka çevirilerden intihal yapıldığı tespit edildi.
Türkçeden Türkçeye tercüme!
Yayınevlerinin çoğu eserlerin orijinalinden çeviri yaptırmıyor. Çevrilmiş olan nüshalardan yabancı dil bile bilmeyen kişilerin yaptığı bir tür kolaj! metinleri kendisi kabullendiği gibi yayınlayarak okurlarına klasik! diye sunuyor. Böylece mütercime gerek kalmadan Türkçeden Türkçeye çeviri(!) yapılmış oluyor. Bu durumdan en çok saygın çevirmenler etkileniyor. Büyük emek vererek, aslına uygun yaptıkları çevirilerin ehil olmayan ellerde heba olduğunu üzülerek seyrediyorlar. Devletin bu konuda bir denetim yapmaması, bunu yapanlara bir ceza vermemesi de üzüntülerini kat be kat artırıyor.
Sefiller’i de sefil ettiler!
Çocuklar için basılan ve ‘uyarlama’ adı altında yayınlanan kitaplar arasında Viktor Hugo’nun ünlü eseri Sefiller’ de bulunuyor. Bazı çevirileri çalıntı olan eserin nasibini fazlasıyla almış. Gerçekte 2 bin sayfa olan eserin tercümesindeki sıkıntıların yanı sıra, ciddi bir kısaltmaya da gidilmiş. Bazı nüshalarının 80 sayfaya kadar düşürüldüğünü anlatan Birkan, “Burada sadece ticaret var. Tek derdi para kazanmak olan ve insanların emeklerini gasp eden bir yayıncılık tarzı bu.” diyor.
YAYBİR Başkanı Tuğrul Paşaoğlu da MEB’nın 100 Temel Eser serisiyle okul çağındaki gençlere ve çocuklara okuma alışkanlığı kazandırmayı amaçladığını ancak ortaya çıkan çevirilerin skandal olduğunu dile getiriyor. Paşaoğlu bu eserlerle ilgili bir anekdotu da aktarıyor.
“Bir öğretmen arkadaşımız, eserlerden biriyle ilgili sınıfında ders veriyor. Öğretmen kitabın bir yerindeki iki karakterden bahsettikçe bazı öğrencilerin gülüştüğünü görüyor. Öğrencilere niye güldüklerini sorduğunda ise öğrenciler, “Bizim elimizdeki kitapta o bahsettiğiniz karakterler hiç yok.” cevabı alıyor. Yani bazı yayınevleri kısaltma yaparken eserin kimi sayfalarını tamamen çıkarmaya varan özensizlikler gösterebiliyor.” diyor.
100 Temel Eser nedir?
Her öğrencinin ortaöğretim hayatı boyunca okuması tavsiye edilen kitaplardır. 100 Temel Eser, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından ortaöğretim kurumlarındaki öğrencilere hem Türk Dili ve Edebiyatı dersi müfredatı ile ilişkilendirilerek okutulması amaçlanmış hem de öğrencilerin boş zamanlarını değerlendirmek üzere öncelikle başvurulabileceği kaynak eserlerdir.
Bu liste, Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik tarafından 19 Ağustos 2004’te yayımlanan bir genelgeyle kamuoyuna açıklanmıştı. Ayrıca bu genelgede, ilköğretim okulları için de benzer bir eser listesinin hazırlanıp yayımlanacağı ifade edilmişti. Ardından yaklaşık bir yıllık bir çalışma yapan bakanlık, sonunda benzer bir liste de ilköğretim çağındaki öğrencilere tavsiye için hazırladı. İlköğretim okullarında okutulması planlanan 100 Temel Eser listesinin, öncelikle ilköğretim Türkçe dersi müfredatı ile ilişkilendirilmesi amaçlandı.
Bunun yanında öğrencilerin boş zamanlarını değerlendirmesi de istenmişti. Hazırlanan bu tavsiye amaçlı 100 Temel Eser listesi, 15 Temmuz 2005’te kamuoyuna açıklanmış, 4 Ağustos 2005’te yayımlanan bir genelgeyle de 81 ilin valiliklerine duyrulmuştu. “Türk Edebiyatı” ve “Dünya Edebiyatı” başlıkları altında derlenmiş olan kitaplarda, tartışma konusu olmaması için “Türk Edebiyatı” başlığı altında yaşayan yazarların eserlerine yer verilmemişti.