Kamera kayıtları polisten 5 gün gizlendi

Danıştay'ın kamera kayıtlarını sildiği TÜBİTAK raporuyla belgelenen OYAK Güvenlik hakkında yeni iddia... Kanlı baskın sonrası kamera görüntülerini isteyen polise 5 gün boyunca yanıt verilmemiş. İddialar bununla sınırlı değil.

ABONE OL
GİRİŞ 23.04.2010 12:41 GÜNCELLEME 23.04.2010 12:41 GÜNCEL
Kamera kayıtları polisten 5 gün gizlendi

SEDAT GÜNEÇ, MUSTAFA GÜRLEK, FATİH UĞUR, METİN ARSLAN, YASİN KILIÇ'ın haberi

Olaydan bir gün önce akşam saatlerinde hard diskleri 'arızalı' diye söken OYAK Güvenlik, cinayetten 5 saat sonra ise kameraları çalışır hale getirdi.

TÜBİTAK raporuyla Danıştay'daki kamera görüntülerinin silindiğinin ortaya çıkmasından sonra yeni bilgiler gündeme geliyor. Saldırının gerçekleştiği gün Danıştay Genel Sekreterliği'nden güvenlik kamerası kayıtlarını isteyen Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne 5 gün boyunca cevap bile verilmediği ortaya çıktı. Skandalı gözler önüne süren bir başka önemli belge ise OYAK Güvenlik tarafından hazırlanan servis formu ile Danıştay Genel Sekreterliği arasındaki yazışmalar. Buna göre, OYAK Güvenlik, kanlı baskından bir gün önce akşam saatlerinde güvenlik kameralarının hard disklerini 'arızalı' olduğu gerekçesiyle söktü. Saldırgan Alparslan Arslan'ın keşif yaptığı gün olan 16 Mayıs 2006'ya ait kayıtların bulunduğu hard disklere format atıldı. Görüntü kayıtlarının kodları değiştirilerek bilinçli olarak hard diskler silindi. Saldırının gerçekleştiği 17 Mayıs günü ise tetiğin çekildiği sabah 09.45'ten sadece beş saat sonra 14.45'te hard diskler yerine monte edilerek kameralar çalışır hale getirildi. 20 dakika sürdüğü anlaşılan montaj işleminin tamamlanmasının ardından da OYAK görevlileri Danıştay'dan ayrıldı. Sertan Ayyıldız, Metin Almalı, Murat Kaplan imzalı servis raporundaki, "Arıza nedeniyle geçmiş görüntülerle ilgili herhangi bir dosya kurtarılamamıştır. Cihaz, hard diskler ve yazılım formatlanmıştır." ifadeleri dikkat çekiyor.

OYAK Savunma Güvenlik Sistemleri AŞ tarafından görüntü sistemleri yönetilen Danıştay'ın kameralarındaki sıkıntılara ilişkin skandalların ardı kesilmiyor. Danıştay kameralarının, OYAK Güvenlik tarafından saldırıdan bir gün önce saat 16.00'da söküldüğü, saldırıdan sadece 5 saat sonra da çalışır hale getirildiği ortaya çıktı. TÜBİTAK'ın "Hard disklerde bozukluk yok, kayıtlar silindi" raporu verdiği kameralar için OYAK Güvenlik, "Hard diskler arızalı. Görüntüler kurtarılamadı" raporu vermiş.

TÜBİTAK'ın, Danıştay kameralarındaki tarihî skandalı açığa çıkaran raporu gündemi değiştirdi. Danıştay'a saldırının gerçekleştiği gün kameraların arızalı olduğu yönünde OYAK Güvenlik tarafından hazırlanan servis formu ile Danıştay Genel Sekreterliği'nin yazışmaları ilginçlikleri de beraberinde getiriyor. OYAK Savunma ve Güvenlik Sistemleri tarafından hazırlanan servis raporu ise Danıştay saldırısı ile ilgili yeni skandalları da ortaya çıkardı. Raporun tarihleri incelendiğinde saldırgan Alparslan Arslan'ın Danıştay'da keşif yaptığı gün ile saldırı anında kameraların bakımda olduğu gözler önüne seriliyor. OYAK'ın servis raporuna göre, Alparslan Arslan'ın Danıştay'da gerçekleştirdiği saldırıdan bir gün önce 16 Mayıs 2006 saat 16.00'da kameraların hard diskleri sökülerek formatlanıyor. Saldırının gerçekleştiği 17 Mayıs 2006'da sabah saat 9.45'ten sadece beş saat sonra 14.45'te hard diskler yerine monte edilerek kayda başlanıyor. 20 dakika süren servis işleminin 15.05'te tamamlanmasının ardından OYAK görevlileri Danıştay'dan ayrılıyor.

Sertan Ayyıldız, Metin Almalı, Murat Kaplan imzalı servis raporunda, "16.5.2006 tarihinde saat 16.00'da alınan kayıt cihazının teknik kontrolleri sırasında hard diskinin arızalı olduğu tespit edilmiştir. Geçmiş görüntülerle ilgili herhangi bir dosya kurtarılamamıştır. Cihaz hard diskler ve yazılım formatlanarak arızalı hard diskler yenileriyle değiştirilmiştir. Yazılım yeniden yüklenmiştir. Cihazın hard diskleri yenileriyle değiştirilmiş ve serviste teste tabi tutulmaktadır." denildi.

OYAK Güvenlik'in lisansı iptal edilebilir

TÜBİTAK'ın bilirkişi raporuyla, Danıştay saldırganı Alparslan Arslan'ın olaydan bir gün önce yaptığı keşifle ilgili görüntülerin silindiği kesinleşti.

Binanın güvenliğini sağlayan OYAK Güvenlik şirketinin, aynı gün kameraların hard disklerini 'arıza var' gerekçesiyle sökmesi üzerine bir gün sonra meydana gelen olayın görüntülerinin kaydedilemediği de böylece ortaya çıkmış oldu. Skandalın ardından İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi naip hakimi, Danıştay binasına ait güvenlik kamerası görüntü kayıtlarının silinmesiyle ilgili, sorumlular hakkında suç duyurusunda bulundu. Beşiktaş'taki İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan başvuruda, 'kamu görevlisinin suçu bildirmemesini' içeren TCK'nın 279. maddesindeki yasal zorunluluk gereği, ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulduğu belirtildi.

Bu gelişmeler, eleştirilerin odağındaki OYAK Güvenlik'in ruhsatının iptal edilip edilmeyeceği tartışmasını da beraberinde getirdi. Ceza hukukçuları ile güvenlik hizmeti veren şirket yöneticileri ve dernek başkanları, kamera kayıtlarının silinmesinin suç olduğunu belirtirken, suçun niteliğine göre valilik tarafından hazırlanacak rapor doğrultusunda güvenlik firmasının lisansının iptal edilebileceğini kaydediyor. Ceza hukukçularından Prof. Dr. Ali Şafak, bir şirketin herhangi bir kaydı silme yetkisinin bulunmadığını belirtiyor. Şafak, "Eğer bir suç işlenirken kayıt altına alınmış kamera görüntülerini bir kimse suç ortaya çıkmasın diye silerse o delil karartmaya girer. TCK'nın ilgili maddelerinde delilleri karartma başlı başına bir suçtur." diyor. Özel Güvenlik Hizmetleri ve Eğitimi İşverenleri Derneği (ÖGHİŞDER) Başkanı Tayfun Acarlı da, "Savcılık ve Emniyet, suçun şekline göre iletilen bilgiler doğrultusunda valilik İçişleri Bakanlığı'na görüş bildirebilir ve ruhsat iptali istenebilir. Mahkeme kararı beklemeden yapılabilir." ifadelerini kullanıyor.

Ergenekon davasıyla birleştirilen Danıştay davasında mahkemenin verdiği karar doğrultusunda Danıştay binasının güvenlik sistemini sağlayan OYAK Güvenlik'e bazı sorular yöneltilmişti. OYAK Güvenlik, kameraların 17 Mayıs 2006 tarihindeki Danıştay saldırısı esnasında arızalı olduğunu, bu yüzden kayıt yapılmadığını açıklamıştı. Mahkemenin TÜBİTAK'tan istediği bilirkişi raporu dün mahkemeye ulaşırken, Danıştay güvenlik kamerasında arıza bulunmadığı ve görüntülerin bir kısmının geri getirilemeyecek şekilde silindiği ortaya çıktı. Çarpıcı gelişme, o dönemde şirketin güvenliğini sağlayan OYAK Güvenlik'in geleceğini tartışmaya açtı. Ceza hukukçusu Prof. Dr. Ali Şafak, özel güvenlik hizmetlerinin görev ve yetkilerinin 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetleri Kanunu ile belirlendiğini, şirketlerin kanunda belirtilen görev ve yetkileri kullanmakla yükümlü olduğunu söylüyor. Yasaya göre bir şirketin herhangi bir kaydı silme yetkisinin bulunmadığına dikkat çeken Prof. Şafak, şöyle devam ediyor: "Eğer bir suç işlenirken kayıt altına alınmış kamera görüntülerini bir kimse suç ortaya çıkmasın diye silerse o delil karartmaya giren TCK'nın ilgili maddelerinde delilleri karartma başlı başına bir suçtur. Delillerin karartılması, yok etme ve değiştirme gibi işlemler sonrası TCK'nın 280 ve 281. maddelerine göre suç teşkil eden bir faaliyette bulunan şirketin ruhsatları valinin görevlendireceği bir vali yardımcısının başkanlığında, il emniyet müdürlüğü, il jandarma komutanlığı, ticaret odası başkanlığı, sanayi odası başkanlığı temsilcisinden oluşan özel güvenlik komisyonu tarafından iptal edilebilir. Denetlenme konusunda emniyet ve kırsal alanda jandarmaya yetki verilmiştir. Bu kanun yeni bir kanundur ve bu sektör son 20-25 yılda ülkenin gündeminde."

Özel Güvenlik Hizmetleri ve Eğitimi İşverenleri Derneği Başkanı Tayfun Acarlı, firmaların kayıtlar üzerinden hiçbir işlem yapma yetkisi bulunmadığını anlatıyor. Acarlı, "Güvenlik şirketi ihaleyi alır, güvenlik elemanlarını oraya yerleştirir. Güvenlik elemanları firma isterse kamera kayıtlarının bulunduğu bilgisayarı kullanır. Ancak bu görüntüler ile ilgili oynama, değiştirme, hiçbir işlem yapamaz. Kameraların bağlı olduğu monitör odasını kimin kontrol ettiği tespit edilmeli. Kayıtlar ile ilgili görevliler sadece şirketin verdiği görevi, kayıtları takip etme görevini yapabilir." şeklinde konuşuyor.

Güvenlik görevlilerinin yasanın verdiği yetkileri yerine getirmek zorunda olduğunu belirten Özel Güvenlik Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (ÖZGÜVDER) Genel Başkanı Ali Gökçe ise şirketlerin bunları göz ardı ederek özel talimatlar verdiğinin altını çiziyor. Gökçe, "Güvenlik hizmeti veren şirketler ve görevlilerin hiçbir kamu kurumu ve özel şirkete verilen hizmette şirket ve yetkilinin kamera kayıtlarını silme veya yok etme yetkisi yok." ifadelerini kullandı.

30 önemli kurumu koruyor

TÜBİTAK raporunun ardından tartışmaların odağına oturan OYAK Güvenlik sessizliğini koruyor. Görüntülerin silindiğine dair bilirkişi raporuyla ilgili düşüncelerini almak isteyen gazetecilerin telefonlarına kimse çıkmadı. Şirketin sessizliği manidar bulunurken, OYAK'ın koruduğu diğer kuruluşlar merak konusu oldu. Özel Harpçilerin yönettiği şirket, halihazırda aralarında kamu kuruluşlarının da bulunduğu 30 şirketin güvenliğinden sorumlu. OYAK'ın güvenliğini üstlendiği kuruluşlar içerisinde stratejik öneme sahip kurumlar yer alıyor. OYAK'ın internet sitesinde referans gösterdiği kurumlar şöyle: "NATO 3. Kolordu Komutanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Güney Deniz Saha Komutanlığı, Ege Üniversitesi, ING Bank, ING Emeklilik, İstanbul Modern Sanatlar Merkezi, Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu, Türkiye Eczacılar Birliği, OYAK Yatırım ve Menkul Kıymetler, Halk Leasing, AXA Sigorta, Adana Çimento, Ünye Çimento, Bolu Çimento, Mardin Çimento, Elazığ Çimento, OYSA Niğde, OYSA İskenderun, Zirvekent Çayyolu 10. Kısım Sporium, Renault Mais, Omsan, Tukaş, Hektaş, OYAK İnşaat, OYAK Turizm, Oytek, Oytaş, Oyak Portföy şirketleri.

Ankara'daki mahkeme tetikçinin silahını bile araştırmaya gerek duymadı

Danıştay'a saldırısıyla ilgili sis perdesi yaklaşık 4 yıl sonra aralanmaya başladı.

Sanıklardan Osman Yıldırım'ın itiraflarının ardından TÜBİTAK'ın raporu, OYAK Güvenlik'in 'kameralar arızalıydı' açıklamasının doğru olmadığını ortaya koydu. Görüntülerin silindiğini belirten TÜBİTAK'ın raporu, Ankara'daki soruşturma ve yargılama sürecinde araştırılmayan konuları gündeme getirdi.

Danıştay davasını karara bağlayan Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi eski Başkanı Orhan Karadeniz, Osman Yıldırım'ın itiraflarını karardan sonra yaptığını bu nedenle örgüt bağlantısını araştırmadıklarını savunuyor. Ancak yargılama sırasında olayın Ergenekon'la bağlantısını ortaya koyan pek çok delil bulunuyordu. Tetikçi Alparslan Arslan, Veli Küçük ve Muzaffer Tekin'le çok sayıda telefon görüşmesi yapmıştı. Bununla ilgili Veli Küçük sorgulanmazken, Muzaffer Tekin soruşturma sürecinde serbest bırakıldı. Savcılık Tekin'in adını iddianameye bile koymadı. Arslan'ın Ergenekon'la yakınlığı ortaya çıkan Vatansever Kuvvetler Güç Birliği'yle ilgili deliller bulunmasına rağmen hem savcılık hem de mahkeme aşamasında araştırılmadı. Arslan'ın saldırıda kullandığı Glock marka silahların kaynağına ilişkin de inceleme yapılmadı.

OYAK Güvenlik'in kameraların arızalı olması nedeniyle saldırı günü ve öncesi sökülmesiyle ilgili de kimse sorgulanmadı. Avukatların 'arızalı kamera kayıtları kurtarılabilir' yönündeki talepleri de reddedildi. Sonradan el bombalarının Ümraniye'de ele geçirilenlerle aynı kafile ve seri numarasını taşıdığı ortaya çıktı. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, Ergenekon bağlantısı olmadığı gerekçesiyle dosyayı birleştirmedi. Kara Kuvvetleri'ne kayıtlı el bombalarının saldırganın eline nasıl geçtiği araştırılmadı.

Ergenekon'da sanık olan Mehmet Zekeriya Öztürk, Danıştay saldırısı sonrası gözaltına alınmış savcılık sorgusunun ardından hakkında takipsizlik kararı verilmişti. Öztürk, Ankara Emniyeti'ndeki ifadesinde Alparslan Arslan'ı Vatansever Kuvvetler Güçbirliği Hareketi (VKGH)'nin İstanbul Maltepe'deki yerinde bir defa gördüğünü, Hüseyin Görüm'ün Danıştay saldırısıyla ilgili Alparslan Arslan'ı yönlendirmiş olabileceğini iddia etti. Saldırgan Arslan'da ifadelerinde "Silah ve el bombalarını Maltepe'den aldım." dedi. İddiaların aydınlanması için sanık avukatları Öztürk'ün tanık olarak dinlenmesini istedi. Ancak mahkeme bu talebi reddetti. Arslan'ın VKGH ile ilişkileri sorgulanmadı.

TELEFON GÖRÜŞMELERİ TESPİT EDİLDİ

Danıştay saldırısı sonrası gözaltına alınan Muzaffer Tekin ile saldırgan Arslan arasında telefon görüşmeleri olduğu tespit edilmişti. Ancak Tekin hakkında dava açılmadı. VKGH Başkanı Taner Ünal, Danıştay saldırısı hakkında önemli iddialarda bulunarak, saldırıyı İstanbul Ümraniye'de ele geçirilen bombaların ardından tutuklanan Tekin grubunun gerçekleştirdiğini öne sürmüştü. Silivri'deki mahkeme ise sanıklar Muzaffer Tekin, Oktay Yıldırım, Mehmet Zekeriya Öztürk, Osman Yıldırım, Mehmet Fikri Karadağ, Rasim Görüm, Alparslan Arslan, Fikret Emek, Emin Caner Yiğit ve Veli Küçük'ten ele geçen cep telefonları ile hangi sim kartlarının kullanıldığının ve bunların kullanım numaralarının araştırılmasına karar verdi.

OYAK Güvenlik'ten Ergenekon sanığına telefon

TÜBİTAK'ın raporunun ardından görüntüleri kimin sildiği aranırken dava sürecinde ortaya çıkan bir telefon görüşmesine dikkat çekiliyor.

Saldırıdan yaklaşık iki ay sonra kameraları yerleştiren OYAK Güvenlik Şirketi'nden, Ergenekon sanığı emekli Albay Fikri Karadağ'ın arandığı tespit edilmişti. Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Karadağ'ın 2006 ve 2007 yılına ait cep telefonuyla yaptığı görüşmelerin dökümünü istemişti. Mahkemeye ulaşan kayıtlarda önemli bir detay göze çarptı. Buna göre Fikri Karadağ, OYAK Savunma ve Güvenlik Sistemleri AŞ'den 3 Ağustos 2006'da saat 19.16'da telefonla arandı ve 167 saniye görüşme yapıldı. Karadağ ayrıca 28 Temmuz 2006'da İstanbul Jandarma Bölge Komutanlığı'ndan, 9 Kasım ile 11 Kasım 2006'da Jandarma Genel Komutanlığı, 19 Aralık 2006'da 1. Ordu'ya ait bir telefondan iki kez, İstanbul'daki Hava Harp Akademileri Lojmanları'ndan ise defalarca arandı. Karadağ'ın ise Adli Tıp'ı yedi kez aradığı belirlendi.

[Haber Yorum] Kameralar bozuk iken saldırının provası mı yapıldı?

TÜBİTAK raporu, Ergenekon ile birleşen Danıştay cinayeti hakkında tarihi bir skandalı açığa çıkarttı. OYAK Güvenlik'in daha önce mahkemeye sunduğu 'kameralar arızalı' bilgisini yalanlayan rapora göre cinayetten bir gün önce yani 16 Mayıs 2007 tarihine ait görüntüler silinmişti, yani kameralar bozuk değildi.

Olay günü ise kayıt alınmamıştı. 147 sayfalık TÜBİTAK raporunda yeni bilgiler de yer alıyor. Örneğin 11 Mayıs 2006 tarihli Serkan Akyıldız imzalı OYAK Güvenlik servis formunda kayıt cihazının hard diskinin değiştirildiği, sistemin faal şekilde bırakıldığı bilgisi var. Ancak cihazın hard diskinin yenilenmesine karşın 16 Mayıs 2006'da kameralara ait kayıtlar yine yoktu. Öyle ki o gün Alparslan Arslan'ın yürüttüğü keşif çalışması kaydedilemedi ya da sonradan silindi. Dava kayıtlarına ve gazetelere yansıyan bilgilere göre Arslan, önce bina dışında sonra içeride keşif yapmış, sonra üst kata çıkarak Mustafa Birden'in kapısını zorlamıştı. Bir Danıştay görevlisi Arslan'ın durumundan şüphelenmiş, ne aradığını sormuş ve tutarsız cevapları üzerine bu şahsı özel güvenliğe bildirmişti. Ancak anlaşılan o ki Arslan elini kolunu sallayarak binadan ayrılıp gitmişti. Kamera kayıtları şüphe çeken bu keşif çalışmasının aydınlatılması için de önem kazandı. Rapordaki bilgiler, 16 Mayıs'ta öğlen saatlerine kadar saldırgan Arslan'ın bina içi ve çevresindeki keşif çalışmasının kaydedilmediği ya da sonradan silindiği anlamına geliyor.Bilirkişi raporu silinme hadisesini tescilliyor, geri getirilen görüntülerde hiçbir iz olmaması da silme işleminin bilinçli yapıldığı şüphesini artırıyor. Danıştay kameraların kayıt yapmadığını OYAK Güvenlik'e ilettiğinde saat 16.00'da Serkan Akyıldız cihazı kontrol ediyor. Arızanın giderilemeyeceğini belirterek hard diski Celalettin Yüksekkayın isimli kişiden teslim alıyor.Arslan ise saldırıyı 17 Mayıs 2006 saat 10.15 sularında gerçekleştiriyor.O gün saat 15.00 sularında OYAK Güvenlik kayıt cihazlarını içi temizlenmiş ve boşaltılmış şekilde yerine takıyor. Güvenlik şirketini n servis formuna bu kez Serkan Akyıldız, Metin Almalı ve Murat Kablan imzasıyla bir gün önceki kayıtların kurtarılamadığı rapor ediliyor. Saldırı günü hengame içinde yeni cihaz takılırken şu not düşülüyor: "Kayıt cihazının teknik kontrolleri sırasında harddiskin arızalı olduğu tespit edilmiş, geçmiş görüntülerle ilgili herhangi bir dosya kurtarılamamıştır. Hard diskler ve yazılım formatlanarak arızalı hard diskler yenileriyle değiştirilmiş, yazılım yeniden yüklenmiştir."

Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'ninOYAK Güvenlik'ten talep etmediği hard diskler, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nce talep edildi. Rapor kamera kayıtlarının kasten silindiğini ortaya koydu. Şimdi kamuoyu şu soruların cevabını bekliyor: Danıştay saldırısının ilk görüldüğü yer olan Ankara mahkemeleri, savcı ve hakimler bu görüntüleri neden talep etmedi? Arslan polis tarafından yakalanmasaydı kimliği tespit edilebilecek miydi? Yoksa tarihi provokasyonun 'kayıtların bile bulunamadığı bir faili meçhul' saldırı mı olacaktı? Saldırının hemen öncesinde kameraların arızalanması bir tür prova mıydı, müdahale bahanesi miydi? Saldırgan bir gün önce binada keşif yaparken kameralara yakalanmayacağının özgüveni içinde miydi? Çünkü Arslan'ın ek binaya geçip beşince kata çıktığı ve bir gün sonra cinayeti işlediği, toplantı salonunu ve yüksek yargıçların kapılarını zorladığı ortaya çıktı. Güvenlik formuna göre saldırıdan 6 gün önce yani 11 Mayıs 2006'da kayıt cihazları değiştirilmiş. Değiştirilen bu hard diskte Arslan'dan önce keşif yapanların görüntüleri mi vardı? OYAK, mahkeme ve TÜBİTAK'a 11 Mayıs'ta değiştirilen hard diskleri de gönderdi mi? Arızalar tesadüf mü? Kurgu mu,zamanlı ve kasıtlı mı? Danıştay içinden arızalara yardımcı olan birileri var mı? Tansel Çölaşan başta olmak üzere saldırganın tekbir getirdiğini iddia edenler (Danıştay 2. Daire Başkanı Ayfer Özdemir bunu yalanlamıştı) katili ilk saatte ülkücü, Alperen ilan eden, 'Rejimin 11 Eylül'ü' yazan gazeteciler kayıtların silinmesiyle ilgili bugün ne diyor? Buyrun cevaplayın: vicdanınızdaki 'gerçekleri araştırma ve adalet duygusu' kayıtlarınız silinmediyse tabii.

'Adalet 4 yıl gecikti, orduevi kameraları da incelenmeli'

Danıştay davası sanıklarından Süleyman Esen'in avukatı Mehmet Ener, güvenlik kameralarıyla ilgili gerçeklerin saldırıdan 4 yıl sonra ortaya çıkmasını 'gecikmiş adalet' olarak niteledi.

Ener, güvenlik kamerası kayıtlarıyla ilgili Danıştay'dan gelen cevabın kendisini tatmin etmediğini vurgularken şunları kaydetti: "Kameraların üzerine gidilmesini özellikle istedim. Danıştay'dan gelen yazı işin üzerine gidilmesini gerektirir nitelikteydi. Kameraların arızalandığı iddiası, yazının içeriği bile konunun üzerine gidilmesi gerektiğini gösteriyordu. Dava aşamasında Merkez Orduevi'nin görüntü kayıtlarının da incelenmesi gerekir. Tanık Aysel Sağlam, bu doğrultuda tekrar teşhise getirilmelidir. 4 sene sonra bunların ortaya çıkması Türk adaleti açısından için iyi bir gelişme."

KAYNAK : Zaman