27 Mayısçılar Akif'in mealini de yaktırdı
Mehmet Akif Ersoy’un, 1925 yılında hazırladığı Kur’an-ı Kerim meali nüshalarının, 27 Mayıs 1960 darbeciler tarafından yeniden Türkçe ibadet istenmesi üzerine yaktırıldığı ortaya çıktı.
ABONE OLMilli Şair Mehmet Akif Ersoy’un 1925’de tercüme etmeye başladığı ancak ‘Türkçe ibadet’ girişimleri nedeniyle Atatürk’ten bile gizlediği Kur’an meali nüshalarının, 27 Mayıs 1960 Darbesi’nde yeniden Türkçe ibadet gündeme gelince imha edildiği ortaya çıktı.
Dil ve Edebiyat Derneği’nin kurumsal yayını Dil ve Edebiyat Dergisi’nin, Ocak 2012 sayısında yer alan inceleme-araştırma dosyasına göre, Akif’in meal nüshaları, Prof. Dr. İbrahim Sabri Bey ve şimdi İKÖ Başkanı olan Ekmeleddin İhsanoğlu’nun da aralarında olduğu ekip tarafından Ersoy’un vasiyetine uygun olarak yaktırıldı. 1925’te dostlarının yoğun baskıları sonucu meal yazma teklifini kabul eden Akif, gittiği Mısır’da çalışmalarını aşama aşama göndermeye de başlamıştı. Ancak Türkiye’de, Türkçe Kur’an, Türkçe ezan, tekbir ve Türkçe ibadet girişimleri üzerine, gönderdiği 50 sayfalık tercümeyi geri istemişti. Milli Şair, meali göndermeme kararı almış, verilen avansı iade edererek anlaşmayı noter onayıyla feshetmişti.
‘Ben ölünce o defterleri yak’
Mısır’dan İstanbul’a dönmeden önce de, güvendiği kadim dostu Yozgatlı Müderris Mehmet İhsan Efendi’yi ziyaret ederek, helalleşmiş ve ona önemli vasiyetini yapmıştı: “Şayet dönersem, eksikleri tamamlar basarız. Dönemezsem meali yakarsın” demişti. Bu yazılı vasiyetiyle birlikte el yazısıyla defterlere yazdığı meali de İhsan Efendi’ye teslim etmişti.İhsan Efendi, oğlu Ekmeleddin İhsanoğlu’nu (Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu, İslam Konferansı Örgütü Genel Sekreteri) 1961 yılında, ölüm döşeğinde yanına çağırır: “Oğlum, ben öldükten sonra yerine getirmeni istediğim bir vasiyetim var. Şu dolapta iki tomar defter var. Ben ölünce o defterleri yakacaksın” der. 27 Mayıs Darbesi sonrası Milli Birlik Komitesi’nin ilk taleplerinden biri de yine Türkçe ibadet olur. Akif’in endişe ettiği sakıncalı ihtimaller tekrar hatırlanmıştır. Bunun üzerine Prof. Dr. İbrahim Sabri Bey, Akif’in vasiyetinin gereğinin yapılması kararını verir. Beraberindeki Ekmeleddin İhsanoğlu, Osman Saraç ve Ali İhsan Okur’un gönülsüz de olsa katılımlarıyla meal tomarları yakılmak suretiyle vasiyetinin yerine getirilmesi uygun görülür.