Altın Portakal Şiir Ödülü Keskin'in

Antalya Kültür Sanat Vakfı'nın bu yıl 10.'sunu verdiği Altın Portakal Şiir Ödülü'nün yeni sahibi 'Ba' adlı kitabıyla Birhan Keskin oldu. Keskin'in son kitabı 'Y'ol', nisanda okurlarıyla buluşacak

ABONE OL
GİRİŞ 27.02.2006 10:48 GÜNCELLEME 27.02.2006 10:48 KÜLTÜR
Altın Portakal Şiir Ödülü Keskin'in








Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin desteğiyle, Antalya Kültür Sanat Vakfı tarafından bu yıl 10'uncusu Altın Portakal Şiir Ödülü'nün yeni sahibi Birhan Keskin oldu.


Mehmet H. Doğan (Eleştirmen) Yücel Kayıran (9. Altın Portakal Şiir Ödülü Sahibi, Şair), Haydar Ergülen (2. Altın Portakal Şiir Ödülü Sahibi, Şair), Hüseyin Ferhad (5. Altın Portakal Şiir Ödülü Sahibi, Şair) ve Cevat Çapan (Şair)'dan oluşan seçici kurulun oylarıyla ödül bu yıl, "BA" isimli kitabıyla Birhan Keskin'e verildi.


Gülten Akın'dan sonra Altın Portakal Şiir Ödülü'nü alan ikinci kadın şair olan Birhan Keskin'in, "Doğayı ve insan doğasını bütün açmazları, sorunları, çatışmalarıyla, tıpkı 'insanın halleri'ni, 'yeryüzünün halleri'yle birleştirmede gösterdiği gözalıcı başarı gibi, ürpertici bir şiir diline dönüştürmenin yetkin bir örneğini oluşturduğu" için, ödüle değer görüldüğü bildirildi. Birhan Keskin ödülünü, 21 Mart Dünya Şiir Günü'nde gerçekleştirilecek ödül töreninde alacak.


Filiz Aygündüz'ün Milliyet'te sanatçı ile yaptığı söyleşi haber:

Ba'yı Mart 2005'te yayımladı Birhan Keskin. 'Dilimde yarım bir hece gibi kalan babamın güzel hatırası için...' ithafıyla başlayan kitap, 'Monopoz', 'Monogam' ve 'Monolog' adlı üç bölümden oluşuyordu. 30'lu yaşların sonunda gelen erken menapoz sırasında Keskin'in yaşadığı 'gövdenin kendisiyle ve o gövdedeki değişimlerle başa çıkma, baş etme' sürecinin vardığı 'kesif bir monotonluk dönemi'nin şiirleriydi bunlar.
'Ba', yayımlanmasından 1 yıl sonra, önceki gün, Antalya Kültür Sanat Vakfı'nın bu yıl onuncusunu verdiği Altın Portakal Şiir Ödülü'yle taçlandırıldı.
Cevat Çapan, Mehmet H. Doğan, Yücel Kayıran, Haydar Ergülen ve Hüseyin Ferhad'dan oluşan seçici kurul, 'Doğayı ve insan doğasını bütün açmazları, sorunları, çatışmalarıyla, tıpkı 'insan halleri'ni 'yeryüzünün halleri'yle birleştirmede gösterdiği göz alıcı başarı gibi, ürpertici bir şiir diline dönüştürmenin yetkin bir örneğini oluşturduğu için' 10. Altın Portakal Şiir Ödülü'ne 'Ba' isimli kitabıyla Keskin'i değer gördü.
21 Mart Dünya Şiir Günü'nde gerçekleştirilecek törenle ödülünü alacak olan Birhan Keskin, sorularımızı yanıtladı.

'Ne mutlu bana derim'
Altın Portakal'ı kazandığınızı öğrenince neler hissettiniz?
Bugüne kadar hiçbir ödüle katılmadım. Hatta hafif bir karşı duruşum vardı ödül mekanizmasına. Sadece bu kadar da değil. Hiçbir imza gününe de katılmadım, kitaplarımla ilgili yapılabilecek birtakım 'event'lere de... Duruşu böyle olan birine ödül vermeleri önemli benim için. Bir de bugüne dek Altın Portakal'ın verildiği hemen hemen bütün şairler, Türk şiiri içinde önemli birer adı olduğunu düşündüğüm insanlar. Onlarla bu ödül nedeniyle yan yana durmak, sevinç verici.

Jüri, ödülün size verilmesine gerekçe olarak 'ürpertici şiir dili' ifadesini kullandı.
Ürpertici bir dil olarak görmeleri, beni açıkçası mutlu etti. Şiirdeki ürperticilik başka bir gerçeklik. Şiir zaten bir gerçekliğin üstüne çıkıp orada başka bir üst gerçeklik yaratmakla ilgili. Dolayısıyla bunu yapabilmişsem ne mutlu bana derim.

Siz de şiire dönüştürdüğünüz doğa ve insan doğası için, diğer anlamıyla 'ürpertici' sıfatını kullanıyor musunuz?
Dünyada olma ve insanın dünyada bulunma hali ürpertici bir duygu, çünkü insan bilince sahip tek yaratık. Ve bu bilinçle iyi yaşamak azap verici, ürpertici. Bunu şiire ne kadar taşıdım, ne derecede başarılı oldum bilmiyorum ama o üpertici bilginin ışığında yazdım bütün şiirlerimi.

Lirik ve ironik ödül
'Ba' acılı bir sürecin şiirlerinden oluşuyor. Bir dönem yaşadığınız acıların dizelere geldiği şiirlerin bir yıl sonra ödüllendirilmesi ilk şiirleriniz kadar ironik, son şiirleriniz kadar da lirik...
Hayat; keder, sevinç, keder, sevinç.. diye gidiyor. Bu ikisi arasında salınan bir şey ömür dediğimiz, hayatın bütünü bu. Ya savaş ve barış ya da kah acı ve huzur hali... Zıtlıklarla varolan bir şey hayat dediğimiz. Evet zor bir dönemdi, o dönem bir kitap oldu... Acılı ve zahmetli bir dönemi yazıp ödül almak da ironik bir şey tabii.
Sanki son dönemlerde şiirde olumlu kıpırdanmalar var. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Şiir, son 20 yıldır aşağı doğru bir ivmeyle gidiyordu. Romanın ön plana çıktığı 3 - 5 yıldır, öykünün de atağa geçtiği bir süreç var. Ama şiir hep sabit bir çizgi izledi. Bu kıpırdanış olmak zorunda. Çünkü bu işin kaynağı, suyun başı burası; şiir denilen şey. O kıpırdanmazsa, yeterince ivme kazanmazsa romanın da öykünün de gidilebileceği noktalar ne yazık ki hep güdük kalır.

Yeni şiir kitabınız 'Y'ol' nisanda çıkacak. Bu kez nasıl şiirlerle karşılaşacağız?
'Y'ol' iki bölümlü bir kitap aslında: İlk bölüm, 43 parçadan oluşan tek bir şiir. 'Eski Dünya' adlı diğer bölümde ise 14 bağımsız şiir var. Bu kitap, şu ana kadar geldiğim yolda bir sıçrama anı. Bir fırlama rampası gibi.

Hangi anlamda?
Her anlamda. Çünkü 'Taş Parçaları' adını verdiğim 43 parçalık büyük şiir, 55 günde yazıldı. Teknik anlamda şiir işçiliğinden uzak durarak, bilinç akışıyla yazdım.

Ağırlıklı bir teması var mı?
Bir ayrılığı, o ayrılıktan sonraki şiddetli ruh halini anlatıyor. Bir sürü şeyden ayrılık hali olarak okunabilir. 'Eski Dünya'daki şiirler ise 'Ba'da yer alan iki bölümün devamı niteliğinde. Ama iki parçanın da buluştuğu bir omurga var: Adalet ve zalimlik.

Kitabın ismi 'yol' ve 'ol'un karışımı...
Hayatın kendisi sürekli 'ol'makla iştigal ettiğimiz, kendimizi oldurmaya çalıştığımız bir yol aslında...

Penguen 2
O büyük ve muazzam zamanda unuttum
Kanatlarım çok oldu üşüyor benim
Bu beyaz ıssızlıkta göğsüme düşüyor
Bu yüzden eğik boynum.
Bir kuşun anısı kalmış bende, saklı
Bundan gözlerimdeki kayalık,
İçimdeki serseri buzullar
Dürtme içimdeki narı
Üstümde beyaz gömlek var.

Hüzzam
Bütün suyunu dışarıda terleyen
Kuru ota döndürdün beni
Kırkına ermeden, neden?
Kış odasında camda buğu şimdi nefesim
Bozkırda erguvan rüzgardı eskiden.
'Ba' adlı kitabından

Evin Halleri
Sen evden de benden de gidersin bazen
Yol seni bekler, yola koyulursun üşenmeden.
Susar derinden ev, ıssız halidir.

Ben sana, ev bana, sen eve, ev sana
Kara kara bakar ya bazen
Ah kıyamaz hani kimse kimseye.
Evin içerlek halidir, boynu eğilir.

Mutfakta çayın sesi demlenir
Sabah, benim sesimden sonbahar
Senin sesinde bir çocuk
Ev mutludur halinden, pötikarelenir.

Ben sana, sen bana soyunursun bazı geceler;
sen kendinden sarkarsın, ben kendimden.
Benlerimi saysın sabah Şerif Teyze
Evin dağınık halidir.

PORTRE Birhan Keskin
22 Aralık 1963'te Kırklareli'nde doğdu. 1986'da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji bölümünü bitirdi. İlk şiirini 1984'te yayımladı. 1995 - 1998 arasında arkadaşlarıyla Göçebe dergisini çıkardı. Çeşitli yayın kuruluşlarında editör olarak çalıştı. 1991 ile 2002 arasında sırasıyla; 'Delilirikler', 'Bakarsın Üzgün Dönerim' 'Cinayet Kışı + İki Mektup', '20 Lak Tablet + Yolcunun Siyah Bavulu' ve 'Yeryüzü Halleri' adlı şiir kitapları yayımlandı. Şairin külliyatı, 2005 yılında tek ciltte toplanarak 'Kim Bağışlayacak Beni' adıyla Metis Yayınları'ndan çıktı. Bu ciltle eşzamanlı olarak yeni kitabı 'Ba' da okurla buluştu.