Arif Nihat Asya'nın 'yokum' dediği yarışma

Bir marş yarışmasına katılan Bayrak şairi Arif Nihat Asya, kendi şiirinden daha güzel bir şiirin de aynı yarışmada olduğunu görünce 'o şiir daha iyi, yarışmadan çekiliyorum" demiş.

ABONE OL
GİRİŞ 06.01.2010 10:51 GÜNCELLEME 06.01.2010 10:51 KÜLTÜR
Arif Nihat Asya'nın 'yokum' dediği yarışma

Şair ve Yazar Yavuz Bülent Bakiler, şiirlerinde geçtiğimiz günlerde andığımız Arif Nihat Asya'nın etkilerinin görülmesinin kendisi için büyük iftihar kaynağı olduğunu söyledi. ''Şehitler tepesi boş değil /Toprağını kahramanlar bekliyor /Ve bir bayrak dalgalanmak için/ Rüzgar bekliyor/ Destanı öksüz, sükutu derin meçhul askerin / Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye / Yattığı toprak belli / Tuttuğu bayrak belli /Kim demiş meçhul asker diye?'' dizelerinin sahibi Arif Nihat Asya'yı ölümünün 35. yılında, Yavuz Bülent Bakiler anlattı.

Arif Nihat Asya'yı önce ''Ey, mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü/Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü'' dizeleriyle başlayan ünlü Bayrak şiiri ile tanıdığını belirten Bakiler, sonra lise yıllarında babasının tayini sebebiyle Malatya'ya gittiklerinde, orada lise müdürlüğü ve öğretmenlik yapan Arif Nihat Asya'nın ünlü ve sevilen bir insan olduğunu, adeta bir bayrak gibi dalgalandığını gördüğünü söyledi. Bakiler, ''Üniversite tahsili için Ankara'ya gittiğimde kendisiyle aynı toplantılarda bulunduk ve ben 1955 yılından vefat ettiği 5 Ocak 1975 tarihine kadar kendisinin yanında bulundum. Ondan dinlediklerimi (Arif Nihat Asya İhtişamı) adlı 480 sayfalık bir kitap halinde yayınladım. Arif Nihat, kelimenin gerçek manasıyla bir halk adamıydı. Tam halkın içerisinden çıkmış yetişmiş ve tevazu sahibi bir insandı'' diye konuştu.

Bakiler, dedeleri Tokat'ın Kapusuz köyünden iş bulmak için İstanbul'a göçen, Çatalca'nın İnceğiz köyüne yerleşen Arif Nihat Asya'nın burada doğduğunu, doğumundan bir hafta sonra babasının vefat ettiğini, 3-4 yaşına geldiğinde de annesi yeniden evlenerek İstanbul'u terk edince halaları ve dedelerinin yanında yetiştiğini anlattı. Devletin himayesi altında okuyan Asya'nın binbir türlü sıkıntı içerisinde yüksek tahsilini yaptığını belirten Bakiler, şairin kişiliği hakkında şu bilgileri verdi: ''Memleketin bütün meselelerini yakından görmüş tanımış bu ülkenin topraklarına çıplak ayaklarıyla basmış ve bir takım sıkıntılar içerisinde büyümüş bir kimse. Lise müdürlüğü yapmış olması, milletvekili seçilmiş olması, Türkiye'nin çeşitli meselelerini çok yakından bilmesi ve 25 civarında eserde imzası olmasına rağmen çok tevazu sahibiydi. Bazı şiir yarışmalarına katıldığı olurdu. Talebesi olacak kişiler derece alırdı, onun şiirine derece verilmezdi. Ama kendisi bunu son derece tabii görürdü ve derdi ki 'Çocuklar dünyanın her yerinde boynuz daima kulağı geçer ben bir takım kimselerin şiirleriyle beni geride bırakmalarından memnunum bunu son derece tabii karşılıyorum siz niçin üzülüyorsunuz?'

Cumhuriyet'in kuruluşunun 50. yıl dönümünde Bakanlık marş yarışması açmıştı. Kendisi de iştirak etmişti. Ben de Kültür Bakanlığındaydım o zaman. Bekir Sıtkı Erdoğan da yarışmaya katılmıştı. Bir gün bakanlığa geldi. Bekir Sıtkı Erdoğan'ın şiirini ismi kapalı olarak okudu ve derhal anladı. Dedi ki: 'Bu Bekir Sıtkı'nın şiiri midir? Bekir Sıtkı'nın şiiri benim şiirimden daha güzel. O bakımdan ben bu yarışmadan çekiliyorum.' Ben de 'Hocam siz niye jüri adına karar veriyorsunuz? Lütfen çekilmeyin. Belki sizin şiiriniz kazanacaktır' dedim. 'Hayır burada önemli olan benim şiirimin birincilik kazanması değil, burada önemli olan Cumhuriyetimize layık bir eserin ortaya çıkmasıdır' dedi. Bu Arif Nihat'ın tevazusunu, şahsiyetini ortaya koyması bakımından önemli bir davranış.''

Hem aruz, hem hece, hem de serbest vezinde başarılı şiirler yazan Asya'nın, Cumhuriyet döneminde aruz veznini başarıyla kullanan çok az şairden biri olduğunu belirten Bakiler, rubai tarzında onun kadar şiir veren ikinci bir şair olmadığını belirterek Asya'nın ''şairlerimizin serbest vezinde başarılı olabilmesi için mutlaka aruz ve hece veznini bilmeleri gerekir' dediğini aktardı.

Arif Nihat Asya, mana aleminden Mevlevi şeyhi

On beş civarında şiir kitabı ve 10 civarında da nesir kitabı olan Asya'nın, beylik ve hanlıklar dahil 117 devlet kuran bir milletin kendine has medeniyetini çok iyi bildiğini, bu tarihe karşı çok müstesna bir duyguyla bağlanan şairin eserlerinde bunu ortaya koyduğunu ifade eden Bakiler, Arif Nihat Asya'nın bir Mevlevi şeyhi olduğunu, bunu onun vefatından bir buçuk yıl önce öğrendiğini belirtti. Bakiler, Asya'nın bu durumu kendisine ''Benim Hasan Sait adlı Mevlevi, gönül kumaşı ipekten bir arkadaşım vardı. Adana'da o beni son Üsküdar Mevlevilerinden Ahmet Remzi Akyürek hocayla tanıştırdı. Mükemmel bir adamdı. Ben Mevleviliği ondan öğrendim ve günün birinde Mevlevi şeyhi oldum. Mevlevi şeyhi olmanın iki yolu vardır: Biri mana aleminden, birisi maddi alemden verilir. Mana aleminden verilen şeyhlik makamı daha makbuldür. Bana mana aleminden şeyhlik makamı verildi ama onun nasıl verildiğini size söyleyemem'' cümleleriyle anlattığını dile getirdi. Bakiler ''Bizim edebiyatımızda Hazreti Mevlana için en güzel şiirleri yazanların başında Arif Nihat Asya geliyor. Kendisi Mevlana törenlerinde şiirlerini okumak için davet edilmeyi isterdi. Maalesef Konya'ya da 5 Ocak Kurtuluşunda Adana'ya da davet edilmedi. Çok üzüldü. Adanalılar da ona yeteri kadar sahip çıkmadılar'' diye konuştu.

Arif Nihat Asya'nın yaşadığı dönemde bazı siyasi gerekçelerle devlet radyo ve televizyonların, onun şiirlerine karşı daima kapalı kaldığını savunan Bakiler, 1960'dan önce Kıbrıs'ta Celal Bayar Lisesinde edebiyat öğretmenliği yapan Asya'nın bir sohbette kendisine ''Benim sesim ve görüntüm Kıbrıs radyosunda, Kıbrıs televizyonunda vardır. Ama Türkiye radyolarında ve televizyonlarında yoktur'' şeklinde serzenişte bulunduğunu aktardı. Kendisinin 4 yıl radyoda, 4 yıl da televizyonda hizmet verdiğini hatırlatan Bakiler, o dönem yöneticilere Arif Nihat, Necip Fazıl gibi şairlerin görüntülerini arşivlere almalarını söylediğini ancak kabul ettiremediğini söyledi.

(Milli Gazete)