Reyting ölçümü kimleri zengin ediyor?

TRT nasıl Dünya Şampiyonası'nı yayınladığı dönemde bile en çok izlenen kanallar arasına giremedi? Reyting ölçümleri en çok kimleri zengin ediyor? RTÜK tarafından kapatılan kanal ölçümlerde nasıl birinci çıktı?

ABONE OL
GİRİŞ 13.11.2008 15:22 GÜNCELLEME 13.11.2008 15:22 MEDYA
Reyting ölçümü kimleri zengin ediyor?

Murat Hazine'nin Özel Haberi

Uzun süredir tartışılan reyting ölçümleri konusuna, son günlerde medyada daha sık yer verilmeye başlandı.  Radyo Televizyon Üst Kurulu Başkanı Zahid Akman'ın reyting ölçüm sistemiyle ilgili ciddi tereddütlerinin olduğu ifade etmesiyle, reyting tartışması daha da alevlenirken, sistemin bazı televizyonlara çıkar sağladığı iddiaları da gündeme bomba gibi düştü. Yeni Şafak Taha Kıvanç, dünkü yazısında sistemin, bazı büyük TV kanallarının reyting ölçüm sistemini kullanarak reklam pastasından daha fazla pay aldığını ima ederek, tartışmaya yeni bir boyut kazandırdı. Gündeme oturan "Reyting Ölçüm Sistemi"  konusunu, konunun uzmanlarından Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Anabilidim Dalı öğretim üyelerinden Prof. Dr. Nurettin Güz ile konuştuk. Analitik Bakış'ın sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Nurettin Güz,  reyting sisteminin çelişkilerine değinerek, sorunun yeni bir sorun olmadığını dile getirdi. İşte Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanlığı görevinde de bulunmuş Prof. Dr. Nurettin Güz'ün, RTÜK, Reyting Sistemi, Zahid Akman ve reklam pastası üzerine sorduğumuz sorulara verdiği yanıtlar...

Analitik Bakış: Medyada TV kanallarının reyting oranları ve reyting ölçüm sistemiyle ilgili bir tartışma yaşanıyor. Bu tartışmaların ana noktasını da, reyting ölçümlerinin güvenilirliği oluşturuyor. Şu an Türkiye'de uygulanan ölçüm sistemi güvenilir bir sistem midir? Bu ölçüm sisteminde ciddi sorunlar yaşandığı dile getiriliyor, acaba Siz bu konuda neler düşünüyorsunuz?

Prof. Dr. Nurettin Güz: Reyting ölçüm sistemi ile ilgili şu anda yapılan ölçümlerle ilgili, en başından beri sorun yaşanıyor. Sorun şu noktada yaşanıyor, yapılan ölçümlerde, örneklem olarak tespit edilenler, Türkiye'deki genel izleyicileri ne oranda yansıtıyor. Mesela, bu konuda bir örnek vereyim, önceki Başkan dönemindeydi sanırım, dönemin RTÜK Başkanı diyor ki, "Ölçümler geliyor Bize, Ege Bölgesinde bir yerel kanal birinci çıkmış ölçümlerde, halbuki biz, o ölçümlerin yapıldığı dönemde kapatmıştık." Buna benzer şikayetler bazı özel televizyonlardan geliyor, TRT'den çok geliyor, genel olarak bir sıkıntı var. Bu ölçümleri yapan kuruluş da diyor  ki, "Biz Türkiye'nin tamamını, eşit olarak temsil ettirmiyoruz, önemli bir bölümünü temsil ettiriyoruz." Sıkıntı şurada, eğer Türkiye'nin tamamını temsil ettiremiyorsanız, o zaman yapacağınız ölçümler Türkiye'nin geneline yansıtılamaz. Ama yine biliyoruz ki, gerek televizyonlarda, gerekse diğer medya kuruluşlarında, yapılan ölçümlerin sonuçları, Türkiye'nin genelini yansıtıyormuş gibi açıklanıyor. İkinci bir husus, burada Radyo Televizyon Üst Kurulu'nun hukuki sorumluluğu olması. Kanun diyor ki, "İzleme ölçümlerini RTÜK yapar veya yaptırtır." Baştan beri bu konu üzerinde duruyorum, birçok akademisyen de söylüyor. Ne önceki RTÜK Başkanı döneminde, ne de yeni Başkan döneminde bu konuyla ilgili olarak bir adım ileri gidemedik. Şimdi, 'bu işi yapmak istiyoruz, ama yapamıyoruz' diyorlar. Bana göre bu, ipe un sermektir. Kanun bu yükümlülüğü sana vermiş, yapacaksın veya yaptırtacaksın. Diğer bir husus, ölçümü yapan kuruluş ve Reklam Verenler Derneği. Reklam Verenler Derneği, işin kendisi tarafından verildiği ve ölçüm yapan kuruluş tarafından yapıldığını söylüyor. Tamam, siz bunu yaptırabilirsiniz. Ama yapılan iş sadece sizin aranızda kalmıyor ki. Kamuoyuna bu nasıl açıklanıyor? Reklam Verenler Derneği istediği için bu işin yapıldığı belirtilmiyor. "Falanca bağımsız araştırma kuruluşu bu araştırmayı yaptı, bizim programımız birinci oldu." deniliyor. Siz bunu kamuoyuna böyle yansıttığınız zaman, ben bunu izleyici olarak nasıl anlıyorum? Ben de izleyici olarak diyorum ki "Falanca kanalın şu programı çok izleniyormuş, Ben izlemiyorum, o halde ben de izleyeyim." Dolayısıyla orada bir yönlendirme olayı da var. Yani olay, salt kendi içerisinde kalmıyor. Ama burada, üzerinde durulması gereken temel nokta, RTÜK'ün, şu ana kadar Benim bildiğim kadarıyla üzerine düşeni yapmadığıdır. Bana göre bu, kanunun kendisine verdiği yetki ve sorumluluğu yerine yapmaması, yerine getirmemesi anlamına gelir.

Analitik Bakış: Bu konuda RTÜK Başkanı Sayın Zahid Akman'ın bir açıklaması oldu ve Akman da reyting ölçüm sistemi ile ilgili ciddi tereddütleri bulunduğunu ifade etti. Akman'ın açıklamalarını nasıl anlamalıyız? RTÜK'ün görevini yerine getirmediğini belirttiniz, acaba bu açıklamayı olumlu bir işaret sayabilir miyiz?

Prof. Dr. Nurettin Güz: Bakınız, TRT'nin öncülüğünde "Kamuoyu Araştırmaları Platformu" kuruldu birkaç sene önce. Alanın önde gelen akademisyenlerini bir araya getirdiler, "Bu alan nasıl düzenlenebilir?" noktasında, bu platform toplantılar, tartışmalar yaptı. Sayın Zahid Akman göreve geldiği zaman da Radyo Televizyon Üst Kurulu ev sahipliği yaptı, orada bir toplantı yapıldı. Orada, ben ve diğer akademisyenler tarafından bu konu kendilerine iletildi. Malum kuruluşla da Zahid Akman'ın bir görüşmesi olduğunu, o toplantıda kendisi ifade etti. Ben sorunu baştan beri bildiğim için kendisine de söyledim, kendisi de İletişim menşeli olduğu için Zahid Bey'le daha kolay ortak nokta bulabileceğimi düşündüm. Ama bu aradan geçen süre içerisinde, Radyo Televizyon Üst Kurulu gerekli adımlar atmadı. En azından atıldıysa biz bilmiyoruz ve kamuoyu da bilmiyor. Zahid Bey'in aradan geçen bunca süreden sonra, kalkıp da tereddüdünün olduğunu söylemesi karşısında bizim de kendisine 'Günaydın' dememiz gerekir. Şimdiye kadar neredeydiniz? Şunu sormaz mı insanlar yani, "Medya kurum ve kuruluşları üzerinize geldiği zaman mı ölçümlerle ilgili sorunlar ortaya çıktı?". Bu sorumluluk vardı, önceden de vardı. Ben yine de şu noktada olumlu bakıyorum konuya, aradan zaman geçse de en azından doğruyu görebildilerse, bu alanla ilgili bir düzenleme yapacaklarsa, uygulama başlatacaklarsa, o anlamda en azından gelişmeleri olumlu olarak algılıyorum.

Analitik Bakış: Reyting ölçümleri hususunda, Yeni Şafak yazarı Taha Kıvanç dün bir yazı yazdı. Tartışmaya oldukça ilginç bir noktadan dahil oldu ve reyting ölçümlerinin bazı büyük TV kuruluşlarının reklam pastasındaki payını arttıracak şekilde düzenlendiğini ima etti. Gerçekten böyle bir uygulama var mı? Reyting ölçümlerinde böylesine bir yönlendirme yapılıyor mu?

Prof. Dr. Nurettin Güz: Yalnız, bu şimdi olan bir mesele değil ki. Baştan beri böyle bir kurgu, kumpas var. Türkiye'deki reklam pastası, yazılı medya ve internet medyası da dahil yaklaşık 4 milyar dolar yıllık. Bunun aslan payını da televizyonlar götürüyor. Televizyonlar bu reklam pastasından pay alırken neye göre pay alıyorlar? Orada açık bir yönlendirme var, baştan beri var. Alanla ilgili, bağımsız olarak yayın yapıyorsanız. siyasi konumunuz yoksa, bir takım medya gruplarıyla yakın ilişkide değilseniz, sizin sesiniz cılız kalıyor. Doğruyu söylediğinizde de tasvip görmüyorsunuz. Bu bugünün meselesi değil, en başından beri yönlendirme var . Bu araştırmayı yapan kuruluş, örneklemini açıklıyor mu? Açıkladığı falan yok. Ne yapıyor? Reklam Verenler Derneği'nden sipariş alıyor,aldığı siparişe göre araştırma yapıp açıklama yapıyor. Yapıyor ama yaptığı açıklama sadece kendi içinde kalmıyor ki. Reklam pastasıyla ilgili böyle bir yönlendirme baştan beri var. Biz bunu, çeşitli platformlarda açıkladık. Ancak şu noktada iyimserim, eğer bu konuda olumlu adımlar atılacaksa, bu güzel bir şey. Bu konuda iyimserim. Fakat "Radyo Televizyon Üst Kurulu ile ilgili bir beklentiniz var mı diye sorarsanız?", doğrusu pek bir beklentim yok.

Analitik Bakış: Son olarak, sistemin nasıl yenilenmesi gerekiyor? Bu konudaki çözüm öneriniz nedir?

Prof. Dr. Nurettin Güz: İzleme ölçümlerini veya araştırmalarını doğrudan RTÜK yapmak zorunda. Kanunun açık maddesi var, Radyo ve Televizyonların Kuruluşu ile ilgili kanun, bu sorumluluğu açıkça RTÜK'e vermiş. Peki yapamıyorsanız ne olacak? Yapamıyorsanız, yine objektif, ölçümleri denetlenebilir, diğer bir kurumla anlaşıp, ona yaptırabilirsiniz. Ama işin sahibi Radyo Televizyon Üst Kurulu'dur. O zaman bu tartışmalar biter. Neyse gerçek, açıkça ortaya çıkar. Buradaki sorun şu, tartışma uzun süredir var olduğu için geçmişten örnek vereceğim, 2002 Dünya Kupası'nın yayın haklarını TRT almıştı. TRT diyor ki "Türkiye'nin maçları olduğu dönemde, günlerde, biz çok izleniyoruz. Ama Biz, hiçbir zaman reyting ölçümü yapan kuruluşun ölçümlerinde ilk dörde giremedik." kendi ifadeleri bu, bu mantıklı geliyor mu? Bana göre durum şu, bu Türkiye'nin maçları, X kanalı yayınlasa, en düşük reytingi olan bir kanal bile yayınlasa, O Türkiye'nin çeyrek final maçının, en çok izlenen program olması gerekir. Olmuyorsa,o zaman sizin istatistik ölçümlerinizde bir tutarsızlık var anlamı çıkar. Dolayısıyla, bundan sonrasıyla ilgili çok fazla umutlu değilim ama iyimser olmaya çalışıyorum.

Analitik Bakış: Teşekkür ederiz...

Prof. Dr. Nurettin Güz: Ben teşekkür ederim.


Analitik Bakış / Özel