Ardıç'ın kaleminden Kubilay vakası

'Ben de bir 'Kubilay yazısı' yazayım ağabey' diyen Akşam gazetesi yazarı Engin Ardıç, sosyoldemakratlara bu vakayı iyi okumaları tavsiyesinde bulundu.

ABONE OL
GİRİŞ 25.12.2004 10:40 GÜNCELLEME 25.12.2004 10:40 MEDYA
Ardıç'ın kaleminden Kubilay vakası

Ben de bir 'Kubilay yazısı' yazayım ağabey

Hüseyin Baş namıyla maruf çok değerli ağabeyimiz Hüseyin Hacıbaşıoğlu'nun, gene çok değerli ağabeyimiz Oktay Akbal için uydurduğu bir şakadır:

Oktay ağabey bir gün lokantaya gitmiş. Garsona 'ne var' diye sormuş. Garson 'menemen var efendim' deyince, Oktay ağabey 'ah Kubilaay, vah Kubilaay' diye dövünmeye başlamış...

Sevgili Oktay ağabeyi oldum olası çok kızdıran bu şaka, sosyalistlerin Kemalistler'le nasıl 'kafa bulduklarını' yansıtması açısından pek hoştur (Baş'ın bir de Yaşar Kemal şakası vardır ki, roman sanatından söz açtığımız bir gün onu da anlatırım!)

Aralık ayının son günlerinde Türk basınında Kubilay yazısı yazılır ve ağlanır. Gelenektir. Birkaç gün sonra İsmet Paşa'nın da ölüm yıldönümü, ona da ağlanacak, o da gelenek oldu.

Bu yıl, şehit Kubilay, bir yandan CHP'nin onu paylaşamayan 'Sarıgülcü ve Baykalcı hizipleri' arasında çıkan kavgayla, bir yandan da Fehmi Koru-Emin Çölaşan arasında patlak veren kalem kavgasıyla anıldı... Koru, Çölaşan'ın her yıl evirip çevirip aynı yazıyı yayınladığını söylüyor, beriki de 'yazı benim değil mi, istediğim kadar yayınlarım' mealinde yanıt veriyor.

Benim de aklıma daha başka türlü bir Kubilay yazısı geliyor...

Yobazlar Kubilay'a saldırdılar ve öldürdüler. Başını kestiler. Kanını içtikleri bile söylenir. Bunu savunmaya ya da hoşgörmeye bile kalkan, hayvan oğlu hayvandır. Tartışılacak hiçbir yanı yok.

Ancak... Bize okulda, Kubilay'ın bir öğretmen olduğu ısrarla ve ısrarla öğretildi. Gericiler, öğretmene saldırmışlardı.

Oysa Kubilay, 'yedek subay öğretmenlik' yapıyordu ama üzerinde üniforması vardı, asteğmendi.

Derviş Bilmemne ve arkadaşları (adının köpek kadar önemi yok) bir Türk subayını öldürmüşler, yani orduya saldırmışlardı.

Cumhuriyet yönetimi ve eğitimi (maarifi) ısrarla işin bu yanını örtbas etmeye, okları subaydan öğretmene yöneltmeye çalışıyordu!... Neden? Niçin ancak şimdi, yetmiş dört yıl sonra, Kubilay'ın asker olduğu hatırlanabiliyor? Bugüne kadar niçin gözardı edildi? Yoksa şimdi 'sırası mı geldi'?

Bir diğer kafa kurcalayan konu Serbest Fırka olayıdır ama Kubilay için ahlayıp vahlayan hiçbir Kemalist iki olayı 'irtibatlandırmayı', gazetecilik mesleği jargonuyla söylersek 'iki haberi evlendirmeyi' düşünmez.

Oysa eskiden çok yapılırdı bu...

Serbest Fırka 1930 yazında, ağustos ayında kuruldu. Fethi Bey, baskılara göğüs geremeyip partiyi 18 Aralık günü kapattı (parti kendi kendini feshetti)... Kubilay olayı bundan tam beş gün sonradır! Hemen, sıcağı sıcağına...

İkisinin arasında bir neden-sonuç ilişkisi var mıdır? Eskiden var olduğu söylenirdi. Serbest Fırka'dan 'yüz bulan' gericiler bu gazla (ve belki de partinin yokolmasının verdiği öfkeyle) ayaklanmışlar...

Oysa Serbest Fırka gerici değildi. Adı üstünde, liberaldi. 'İsmetçiler' hep öyle görmek ve göstermek istemişlerdir.

Kubilay edebiyatı yapacağınıza, İzmir'in kurtuluşundan daha sekiz yıl bile geçmeden, cumhuriyetin ilanından daha yedi yıl bile geçmeden, CHP'nin Ege bölgesinde niçin bu kadar şiddetli bir tepkiye yol açmış olduğunu düşününüz... Halk oluk oluk Fethi Bey'in mitingine akıyor, binlerce kişi 'kurtar bizi mutemetlerden' diye ağlıyordu! Çocuğunu yatırıp kesmeye, kurban etmeye kalkan yamyam bile çıkmıştı Fethi Bey İzmir'e geldiğinde... Bu halk daha sekiz yıl önce Yunan'dan kurtarılmamış mıydı? Niçin memnun değildi halk, CHP nerede çuvallamıştı?

Ve de Demokrat Parti niçin aynı bölgede doğmuştur, DP kadroları niçin on beş yıl öncesinin eski SF kadrolarıdır?

'Sosyaldemokrat' arkadaşlar Kubilay'ı anma törenlerinde birbirlerini yumruklamak yerine bu sorunun yanıtını bulabilirlerse, niçin elli dört yıldır tek başlarına iktidara gelemediklerini ve asla da gelemeyeceklerini anlarlar.

Fakat ben bu kadar ayrıntıyı anlattım ya, şimdi itin biri çıkar, 'bu herif münevver değil, malumatfuruş' da diyebilir ha...