Bahçeli'den referandum önerisi

MHP lideri Devlet Bahçeli, partisinin meclis grubunda konuştu. Hükümeti hedef alan Bahçeli, Sabah-atv'nin satılış biçimini çok sert ifadelerle eleştirdi, 301'le ilgili teklif getirdi.

ABONE OL
GİRİŞ 29.04.2008 10:52 GÜNCELLEME 29.04.2008 10:52 SİYASET
Bahçeli'den referandum önerisi

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, çalışanların 1 Mayısı kutlama talebinin polemik konusu yapılmasını eleştirerek, "Beklentimiz, bir çatışmaya neden olmadan Taksim Meydanında toplantı ısrarının günümüzün hassasiyeti de dikkate alınarak önümüzdeki yıllara ertelenmesidir" dedi.


Partisinin grup toplantısında konuşan Bahçeli, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından yürütülmekte olan terörle mücadelenin tüm şiddetiyle sürdüğünü, elde edilen başarılı sonuçların yanı sıra maalesef şehit verilmeye devam edildiğini söyledi.


Son bir hafta içerisindeki operasyonlar esnasında, Hakkari Şemdinli'de 3, Şırnak Uludere ve Silopi'de 4, Bingöl'ün Genç ilçesinde ise 2 olmak üzere toplam 9 vatan evladının şehit olduğunu hatırlatan Bahçeli, "Aziz milletimiz, büyük bir olgunluk ve metanetle şehitlerine sahip çıkmış, son yolculuklarına bu evlatlarımızı kucaklayarak uğurlamıştır. Şehitlerimize Allah'tan rahmet, ailelerine ve milletimize baş sağlığı ve yaralılara acil şifalar diliyorum" diye konuştu.


Bahçeli, 1 Mayısın, "Emek ve Dayanışma Günü" olarak kutlanacağını, ancak milyonlarca çalışanın bu günü kutlama talebinin polemik konusu yapıldığı ve günün gerçek anlamının görmezden gelindiği belirterek, şöyle devam etti:


"AKP Hükümetinin dayatmacı siyasi anlayışı burada da karşımıza çıkmış, yükselen toplumsal gerilim, beraberinde 1 Mayıs kutlamaları ile ilgili olumsuz beklentileri de artırmıştır. Hükümet yalnızca Avrupa'dan gelen tekliflere açık olduğu için olsa gerek, işçilerin Taksim Meydanında toplanma taleplerine şiddetle karşı çıkmış, tartışmalar 'Taksim'e gireriz ve giremezsiniz' ekseninde yoğunlaşmıştır. Karşılıklı sert açıklamalar tahriklere uygun bir ortamın doğmasına yol açmıştır. Beklentimiz, bir çatışmaya neden olmadan Taksim Meydanında toplantı ısrarının günümüzün hassasiyeti de dikkate alınarak önümüzdeki yıllara ertelenmesidir.


Dileğimiz kutlamaların barış ve huzur içinde gerçekleşmesi, gerilime neden olacak inat ve dayatmaların son bulmasıdır. Hükümeti muhtemel kışkırtmalara karşı tedbir almaya, milyonlarca işçimizin bu günün anlamına uygun olarak bir bayram ortamında kutlamalarını sağlamaya davet ediyorum. Bu vesileyle 1 Mayıs Emek ve Dayanışma gününü kutluyor, zor ekonomik koşullar altında alın terleriyle, göz nuruyla ekmeklerini kazanmaya çalışan vatandaşlarımıza huzur, refah ve esenlikler diliyorum."


-"AYAK TANIMLAMASI..."


MHP Lideri Bahçeli, bir toplumun her bireyinin saygıdeğer ve her mesleğinin saygın olduğu gerçeğinden habersiz bir Başbakanın, işçilere yönelik, "Ayak" tanımlamasının kabul edilebilir bir durum olmadığını ifade ederek, "Geçmişte de çiftçisine hakaret eden, işsizini aşağılayan bu siyasi yaklaşımın, milletten aldığı vekaleti 'Baş' olmak zannetmesi, onun yönetim ve ahlak anlayışını göstermesi bakımından anlamlıdır" dedi.


"Başbakan'a "Ayak" diye tanımladığı kahramanların, bu ülkenin kalkınması için gösterdikleri fedakarlıkları, emeklerinin karşılığına bakmaksızın, nasırlı elleriyle milli ekonomiye verdikleri destekleri ve her hafta bir işçinin kaybıyla sonuçlanan ağır iş koşullarını hatırlatmak istediğini" dile getiren Bahçeli, "İşçiyi küçümseyen, çiftçiyi haşlayan, memuru dışlayan, esnafı kendi kaderine terk eden bir Başbakan'ın hangi sınıfa hizmeti gaye edindiği, kimin refahını düşündüğü ayrıca sorgulanmalı ve hesabı tutulmalıdır" diye konuştu.


Denizli'de, mazot fiyatının artışından duyduğu rahatsızlığı söyleyen bir çiftçinin ağzının kapatılıp, karga tulumba polis marifetiyle uzaklaştırılmasının bile, Başbakan'ı ve partisini kurtaramayacağını savunan Bahçeli, şunları söyledi:


"Türklük hasımlarının, 301. madde düzenlemesini özgürlükle eşdeğer görerek her şeyi söylemelerine imkan tanıyan Başbakan'ın; çiftçinin, köylünün, işçinin, memurun, emeklinin ağzını zorla kapatma çabaları nereye kadar sürecektir? İhaneti, özgürlük ve Avrupalı olma adına hoş gören AKP zihniyetinin, açlığını dile getiren milletimizin fertlerini susturmaya çalışan anlayışı, demokrasinin ve ifade özgürlüğünün neresine oturtulacaktır? Gelişmeler, AKP için artık yolun sonuna gelindiğini göstermektedir. Vatandaşımız sonunda uyanmış ve düştüğü açmazın sorumlusunun AKP olduğunu görmeye başlamıştır. Bu itibarla, emeklerinden başka sermayeleri olmadan çalışan ve 'Ayak' olmakla aşağılanan milyonlarca vatan evladı, zamanı geldiğinde gereken cevabı sandık başında mutlaka verecektir. İnancımız bu yöndedir."


-TEMEL GIDA FİYATLARINDAKİ ARTIŞLAR-


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, son bir yıl içerisinde dünyada çok sayıdaki temel gıda maddelerinde yüzde yüze varan fiyat artışlarının aniden ortaya çıkmadığını, aylardan beri görülen işaretlerin, sektör temsilcilerinin feryatları, uluslararası camianın uyarılarının beklenen tehlikeyi açıkça haber verdiğini ve alarm zillerinin çaldığını bildirdi.


"Yaklaşan tehlikeyi umursamayan, hiçbir tedbir almayan, artan fiyatların bahanesini stokçularda arayan AKP hükümeti, bugünkü gıda darboğazının birinci sorumlusudur" diyen Bahçeli, yaşanılan olumsuzluğun temelinde, geçen hasat döneminde yanlış ürün planlaması, düzenleyici kurum olan Toprak Mahsulleri Ofisinin piyasaya zamanında müdahale edememesinin yattığını kaydetti.


Bahçeli, vatandaşların, hükümetin ekonomideki politika tercihlerine karşı güvenini kaybettiğini ve gelecekten endişe etmeye başladığını öne sürerek, "Çarşılar, pazarlar siftah yapmadan kapanan, bir süre sonra iflas eden iş yerleriyle doludur" dedi.


Enflasyonu düşürdüğü iddiasını sürdüren Başbakan Erdoğan'ın, bakliyattaki fiyat artışlarının faturasını başkalarına kesmeye çalıştığını savunan Devlet Bahçeli, "Pirinçteki artış sürerken bu kez de vatandaşımızın temel gıda maddesi olan peynirin fiyatları yüzde 90 atmıştır. Bu kapsamda, 2008 yılının ilk 3 ayında beyaz peynirde kar marjı yüzde 67, tereyağında da yüzde 50 seviyesine ulaşmıştır. Düşük bir maliyetle üretilen çiğ sütün fiyatı yüzde 15 oranında azalmışken, peynir ve tereyağındaki artışın izahı siyasi iktidardan beklenmektedir" diye konuştu.


-SABAH VE ATV'NİN SATIŞI-


Bahçeli, son günlerde bir medya grubunun 1,1 milyar dolarlık finansman ihtiyacının nasıl karşılandığıyla ilgili çarpıcı ve düşündürücü tartışmaların gündemi meşgul ettiğini söyledi.


Likidite sıkıntısının alabildiğine yaşandığı ekonomik konjonktürde; sağlanan kredinin 750 milyon dolarlık bölümünün iki kamu bankasından, 125 milyon dolarının da Katar menşeli bir şirketin, bu medya kuruluşuna ortak olmasından elde edildiğinin medyadan anlaşıldığını ifade eden Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Bir kamu bankasından bu kadar yüksek krediyi alan bir şirketin; bu büyüklükte bir krediyi alabilecek mali gücü var ise, bu şirkete verilecek kredinin geriye dönüşü ile birlikte kârlılığı da istenilen düzeyde ise elbette bir sorun teşkil etmeyecektir.


Ancak açıklamalardan, şirkete ortak arayışında AKP hükümetinin müdahil olduğu, sıkıntıya düşülen kredi temininde ise hükümetin kontrolündeki kamu bankalarına telkinlerin bulunduğu anlaşılmaktadır.


Söz konusu şirketin, kredi için dünyadaki finans kuruluşlarından destek bulamadığı ve ülkemizdeki özel bankalardan kredi alamadığı düşünülürse, kredi sağlayan kamu bankalarının hangi sağlam ekonomik gerekçeye ve teminata dayandığı ayrıca sorgulanmalıdır. Şayet düşündüğümüz tehlike gerçekleşirse, kredilerin geri ödenememesi halinde, ortaya çıkacak zarar, kamu bankaları aracılığıyla maalesef vatandaşımızın sırtına yüklenecektir."


AK Parti iktidarıyla birlikte yolsuzluğun hortladığını, türedi zenginliklerin çoğaldığını, vurguncu ve bozgunculara gün doğduğunu ileri süren Bahçeli, yerli-yabancı holdinglerin, 5 yıldır büyük karlar elde ettiğini savundu.


"AKP'NİN BİTİŞİ YAKIN"-


MHP Genel Başkanı Bahçeli, "Hiç kimsesin, yanlış bir hesapla bu garabet hükümet etme döneminin bitmeyeceği aymazlığına kendini kaptırmaması gerektiğini" ifade ederek, "AKP iktidarının bitişi yakındır. Bu dönemin tüm sorumluları, devleti zarara uğratan uygulamalarından dolayı mutlaka yargı önünde hesap verecektir. Bu itibarla kamu bankalarının yöneticileri başta olmak üzere, tüm devlet bürokrasisi dikkatli ve özenli olmak durumundadır. Milliyetçi Hareket, devletimizin her türlü iş ve işlemini yakından takip etmektedir. MHP iktidarında, yetim hakkını gasp edenlerden, devlet imkanlarını yandaşlarına peşkeş çekenlerden hesap sorulacaktır" dedi.


-ERMENİ İDDİALARI-


Bahçeli, 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarının, AK Parti iktidarı döneminde artmasının tesadüf olarak değerlendirilmemesi gerektiğini dile getirerek, şunları kaydetti:


"Hükümetin, 'Geliştirdik, saygınlığımız arttı' iddialarının aksine bugün tüm dünyada toplam 47 ülke Parlamentosunda sözde Ermeni soykırım iddiaları kabul görmüş ve Türk tarihini yargılayan bir anlayış benimsenmiştir. Elbette ki sorun AKP'den önceki yıllarda başlayan ve süre gelen bir sorundur, Ancak, bu konuda ülkeleri aleyhimize karar çıkartmaları için cesaretlendiren, yanlış yürüttüğü diploması ile AKP hükümeti olmuştur. Özellikle sözde Ermeni soykırımının olduğunu iddia ettikleri 24 Nisan tarihi yaklaştıkça, bu meseleyi Türkiye'ye yönelik politik sıkıştırma aracı olarak gören ülkeler, baskılarını uygulamayı sürdürmektedir.


Gelişmeleri sadece seyreden Dışişleri Bakanı'nın, ikili ilişkilerin normalleşmesi için Türkiye'nin Ermenistan ile diyaloğa hazır olduğunu belirttiği bu dönemde, ilişkilerin bu şekilde normalleşeceğini beklemek fazlaca saflık olacaktır. Bilinmelidir ki şanlı bayrağımız aziz milletimizin geçmişten bugüne varlığının somutlaştığı; kutsal bir milli değerdir... Şanlı Bayrağımızın bu şekilde sıradan bir bez parçasıymış gibi saygısızca çiğnenmesine de sessiz ve tepkisiz kalmamız mümkün değildir. Buradan hükümeti, bayrağımızı yakmaya kadar vardıran tahrik ve saygısızlığa karşı daha kararlı durmaya, konuyu basit diplomatik mesajlarla geçiştirmemeye davet ediyorum."


MHP'DEN, "TCK'NIN 301. MADDESİNİ REFERANDUMA GÖTÜRELİM" ÖNERİSİ

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Mecliste görüşülecek olan TCK'nın 301. maddesinde yapılacak değişikliklerle ilgili olarak, "Referandum" önerisinde bulundu.

Bahçeli, Başbakan Erdoğan'a seslenerek, "Türklük değerlerine ve şerefli Türk tarihine hakaret edilmesini isteyip istemediğini ve 301. maddede yapmaya çalıştığınız değişikliği içine sindirip sindirmediğini büyük Türk milletine soralım" dedi.

MHP lideri Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, TCK'nın 301. maddesinde yapılması öngörülen değişiklik teklifinin, partilerinin muhalefetine rağmen, sayısal çoğunluğa sahip AKP tarafından Meclis Genel Kuruluna getirildiğini söyledi.

MHP'nin bu konudaki düşüncesi ve duruşunun belli olduğunu belirten Bahçeli, Meclisten çıkacak olumsuz neticenin vebali ve sorumlusunun, "Tarihi yanlışa imza atanlar ve destek verenlerin" olacağını bildirdi.

-"TÜRKLÜKTEN ALERJİ DUYAN..."-

Devlet Bahçeli, "Bu mihraklar, eminim ki o talihsiz günden sonra, telafi için yapacakları nafile hamlelerle bile Türk milletinin vicdanında asla aklanamayacaklardır. Bu kapsamda olmak üzere, aylardır dile getirdiğimiz görüşlerimizi, henüz çok geç olmadan iktidar partisi milletvekillerinde bir uyanışa ve kıpırdanmaya vesile olacağı umuduyla kez daha tekrarlamak istiyorum" diye konuştu.

Milletvekillerinin, Türklüğün ve Türk devletinin şeref ve haysiyetini koruyacak ve kollayacak olan kişiler olduğunu vurgulayan Bahçeli, tavır, tutum ve duruşlarıyla Türklüğe zarar verecek olan bütün gelişmeleri önlemek, caydırmanın bu büyük millete aidiyet duyan herkesin hem görevi, hem de ödevi olduğunu ifade etti.

Devlet Bahçeli, "Bunun yanı sıra, Türklüğün mukaddesatına ve Cumhuriyetimizin değerlerine ve kurumlarına yönelecek hakaretlerin, cürümlerin ve saldırıların önünü açacak, bunu bir fırsat olarak görecek mihrakları cesaretlendirecek adımların atılmasına engel olmak da her Türkün vazgeçilmez namus borcudur" dedi.

AK Parti'nin milli anlayış ve refleksten tamamen uzaklaştığını ileri süren Bahçeli, AB dayatmaları çerçevesinde Türklüğe hakareti cezai müeyyideye bağlayan yasa maddesinin değişmesine yönelik taleplerin, hükümet ve Türkiye üzerinde demokratik görünmenin bir ön şartı haline geldiğini savundu.

Bahçeli, AB sürecinde, Türkiye'nin önüne konan raporlarda da TCK'nın 301. maddesinin uygulanmasının ağır biçimde eleştirildiğini, bu konunun yıllar içinde, Hükümetin tam teslimiyeti için bir kırılma ve başlangıç noktası olarak görüldüğünü belirterek, "Türklükten alerji duyan, Türk milleti, Türk devleti ve Türk vatanı kavramlarından rahatsız olan, Türkiyelilik gibi sakat bir kavramı gündemde tutan bir yönetimin altı yıldır işbaşında olduğu, bütün milletimizin bildiği ve yaşadığı gerçeklerdir" diye konuştu.

-"SAKAT VE ÇÜRÜK MİLLET ALGISI..."-

Değiştirilmeye çalışılan 301. maddenin koruduğu kavramların da AK Parti'nin değerler sistemi içinde bir önem ve ağırlık taşımadığının yaşanan gelişmelerden anlaşıldığını dile getiren Devlet Bahçeli, "Bu itibarla, bugün 301. madde değişikliği olarak karşımıza çıkan sorunun öncelikli kaynağı olarak yabancı dayatmaların yanı sıra, Başbakan Erdoğan'ın sakat ve çürük millet algısı ve bu zihniyetin düştüğü kimlik kargaşası yer almaktadır. Başbakan Erdoğan ve AKP yönetimi Türk milletine yönelik bu özürlü yaklaşımlarıyla; Türkiye üzerinde emelleri olan bütün çevrelerin, en büyük cesaret kaynağı ve dayatma paketlerini sunacakları vazgeçilmez odak haline gelmiştir" dedi.

-"KİMLİKSİZ SİYASET ANLAYIŞI"-

"Bugün AKP zihniyetinin yanlış kurguladığı uluslararası ilişkilerin her faturası, demokratikleşme maskesi ile taviz listeleri halinde Türkiye'nin önüne birer birer konulmaya başlanmıştır" diyen MHP lideri Bahçeli, sözlerine şöyle devam etti:

"Özellikle hakkında kapatılma davası açılan AKP'nin, yurt dışından kurtarıcı aradığı bir sırada, bu taleplerin gündeme gelmesi ile hükümetin çaresizliği arasında bir bağ ve paralellik bulmak kaçınılmazdır. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin altı yıldır sürdürdüğü kimliksiz siyaset anlayışı ile Türkiye'nin şerefli tarihinin karalanması, Türk milletini ve Türklük değerlerinin aşağılanması bir alışkanlık haline gelmiştir. Teslimiyetçi uygulamaları ve sessiz duruşu ile Türklük değerlerine karşı başlatılan inkâr ve aşağılama kampanyalarına geçtiğimiz yıllardan beri öncülük eden Adalet ve Kalkınma Partisi yönetimidir. Tarihle yüzleşmek adı altında Ermeni iddialarının sözcülüğünü yapanları himaye eden, bu yöndeki faaliyetlerin önünü açan da AKP hükümeti olmuştur."

-"301'DEN KİMLER Mİ RAHATSIZ?"-

Devlet Bahçeli, TCK'nın Türklüğü, Cumhuriyeti ve kurumları koruyan 301. maddesinin; AK Parti'nin başı çektiği bazı mihraklarca şu şekilde savunulduğunu dile getirdi:

"Ödül alan ünlü yazarların haksızca suçlanma gerekçesi, öldürülen gazetecilerin suça azmettiricisi, Avrupalı olmamızın önündeki tek engel, milletimizi demokrasiden uzaklaştıran her kötülüğün kaynağı, düşünce özgürlüğünün önündeki en büyük tehdit, Türklerin tarihle yüzleşmesini önleyen bahane, olarak ilan edilmiştir."

Gelişmelerden ve bu yasadan kimlerin rahatsız olduğunun da ortaya çıktığını belirten Bahçeli, "Bir tarafta aziz milletimizin mukaddesatına saygı duyulmasını isteyen milliyetçiler vardır. Diğer tarafta ise bu yasadan ve Türklük değerlerinden rahatsızlık duyanlar bulunmaktadır. Kimler mi rahatsızdır? Türkleri soykırımcı ilan etmek isteyen lobiler rahatsızdır. Bin yıllık kardeşliğimizi bozmaya çalışan işbirlikçiler rahatsızdır. Türklüğe hakarete görevli sözde aydınlar rahatsızdır. İlkesiz ve teslimiyetçi iktidar zihniyeti rahatsızdır" dedi.

Bahçeli, 301'in yasalaşması halinde, TBMM'deki AK Parti çoğunluğunun AB'nin dayatmalarını karşılamak için sipariş kanun hazırlayan bir mekanizma haline geleceğini savundu.

Bahçeli, "Bilinmelidir ki Türklük değerlerine hakareti suç olmaktan çıkartmak için TCK'nın 301. maddesini değiştirmeye hazırlananların bundan sonra, vatan sevgisinden ve milli değerlere saygıdan bahsetmeye hakları olmayacak ve buna inanan da kalmayacaktır" diye konuştu.

-"SAYIN BAŞBAKAN EĞER CESARET SAHİBİ İSENİZ..."-

Konuşmasında, "Buradan Sayın Başbakan'a seslenmek ve bir öneride bulunmak istiyorum" diyen Bahçeli şunları kaydetti:

"Sayın Başbakan, eğer cesaret sahibi iseniz ve milletin iradesine gerçek anlamda inanıyorsanız, halk oylamasına ilişkin bir yasal düzenlemeyi Meclis olarak yapalım. Türklük değerlerine ve şerefli Türk tarihine hakaret edilmesini isteyip istemediğini ve 301. maddede yapmaya çalıştığınız değişikliği içine sindirip sindirmediğini büyük Türk milletine soralım. Eğer buna yanaşmayacaksanız, son bir kere daha çağrıda bulunuyorum ki yaptığınız yanlıştan dönünüz. Türklüğün değerlerine hakaretin önünü açmayınız. 'Değişiklikte fazla bir anlam farkı yok' diyenlere aldırmayınız. Soyunu sopunu bu madde görüşülürken hatırlayanlara kanmayınız. Atacağınız yanlış adımın büyük bir kırılma noktası olduğunu anlayınız. Şayet bu çağrımıza kulak vermeyip milletimize ihaneti tercih ederseniz, biliniz ki AKP bir gün siyasetten silinip gidecektir. Ancak aziz milletimize reva gördüğünüz bu zillet, alnınıza çalınmış bir kara leke olarak nesillerinizden bile çıkmayacaktır ve Türk milliyetçileri yapılanları asla unutmayacaktır. Her zaman ve her yerde bu alçaklık, yapanların yüzlerine çarpılacaktır."