Deniz Baykal'ın istemediği bakan

CHP lideri Deniz Baykal, kapatma davası ile ilgili 'sakın ha değişiklik yapma' uyarısı yaptı. Baykal bir bakanın görevden alınmasını istedi, Hüseyin Üzmez göndermesi yaptı.

ABONE OL
GİRİŞ 29.04.2008 15:06 GÜNCELLEME 29.04.2008 15:06 SİYASET
Deniz Baykal'ın istemediği bakan

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, kimsenin, tehdit ve şantaj yoluyla yargıyı etkilemeye teşebbüs etmemesi gerektiğini belirterek, "Tehdit ve şantaj, yargıya işlemeye başlarsa, asıl o zaman Türkiye'ye felakete sürüklenir. Tehdide ve şantaja hiç kimse tenezzül etmesin" dedi.


Baykal, CHP TBMM Grup Toplantısında, son siyasi gelişmeleri değerlendirdi.


AK Parti'nin yaptığı yanlışların yavaş yavaş toplumda tespit edilmeye başlandığını, "Cumhurbaşkanı seçimde hata yaptık" denildiğini, bunun doğru olduğunu ifade eden Baykal, cumhurbaşkanlığının bir partinin egemenlik alanı, güç gösterme alanı olmadığını; bütün toplumun sahiplenmeye devam edeceği, Anayasanın özünün güvencede olduğu duygusunun herkese aktarılabileceği bir bütünleşme noktası olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı seçimi sürecinde tuzak kurmadıklarını, Türkiye için doğruları söylediklerini anlatan Baykal, "Bugün Türkiye'de cumhurbaşkanlığı makamının sergilemesi gereken kucaklayıcı tavır, inandırıcı, saygın çaba maalesef görülmemektedir. Neler görüyoruz? İşte Katar olayları..." diye konuştu.


Baykal, yapılan anayasa değişikliğinin de yanlış olduğunu belirterek, "Yeni bir mini anayasa değişikliği projesinin de yanlış olduğuna" ilişkin sözlerin, AK Parti içinde yükselmeye başladığını ifade etti. Baykal, "Doğrudur. Yeni bir mini paket de yanlıştır. Başbakan'ın da yavaş yavaş bu yanlışı kabul etme noktasına doğru gelmekte olduğunu görüyorum. Başbakan, bu konuda kafasını netleştirsin. Gerçekten yargı sürecini etkilemek için bir anayasa değişikliği fevkalade yanlıştır, sakıncalıdır, uygunsuzdur. Hiçbir konuyu çözmez" dedi.


-YENİ PAZARLIK ANLAYIŞI-


Deniz Baykal, yargıyı, anayasa değişikliği ile engelleme çabalarının çok daha büyük sıkıntılara yol açacağını belirterek, şöyle konuştu:


"Yeni bir pazarlık anlayışı çıkmaya başladı. 'Acaba biz, şöyle yaparsak, böyle olur mu falan' gibi bir pazarlıkçı yaklaşım, kendisini maskeleyen bazı bakanlar tarafından kulaklara fısıldanmaya başlandı. Tehdit ve şantaj yoluyla kimse yargıyı etkilemeye teşebbüs etmesin. 'Yargı şöyle karar alırsa, böyle olur.' Bunların, hiçbir değeri yoktur. Tehdit ve şantaj, yargıya işlemeye başlarsa, asıl o zaman Türkiye'ye felakete sürüklenir. Tehdide ve şantaja hiç kimse tenezzül etmesin. Anayasa adına hiç kimse de pazarlık yapmaya kalkışmasın."


Anayasa konusunda hiçbir kişinin, makamım, fikrin pazarlık hakkı ve şansı olmadığını bildiren Baykal, siyasetin, demokrasinin ve hukukun kurallarının işleyeceğini anlattı. Baykal, "Kimse, bir kriz tehdidiyle yönlendirme yapmaya kalkışmasın. Türkiye, demokrasi ve hukuk içinde çözümünü bulacaktır" dedi.


-BAKANLARIN DEĞİŞTİRİLMESİ-


Baykal, "Bazı bakanları değiştiriverelim" denildiğini ifade ederek, "Elinizi tutan mı var, değiştirin" dedi.


Kendileri için önemli olanın, "Şu bakanın, bu bakanın değiştirilmesinden önce, bakanları tayin eden zihniyetin değiştirilmesi" olduğunu söyleyen Baykal, şöyle konuştu:


"O bakan, tabi değişecek. Onun değiştirilmesi kaçınılmaz. Durum ortada. Ama bunun değiştirilmesi sorunu çözmeye yetmez. Yıllarca niye taşıdın onu, orada. Niçin göz yumdun işlerin tam bu noktaya gelmesine kadar. Nasıl devletin okullarında hala cihat çağrıları yapılır. Resmi öğretmenler tarafından resmi ders saatlerinde gösteriliyor. Nasıl oluyor bu? 'Ee, canım onu halledeceğim.' Bu aldatmacalarla bir yere varılmaz. Onu orada tutamazsın artık. Onu orada tutman mümkün değil. Onu oradan almanı da bir lütuf gibi, bir laiklik güvencesi gibi, bize sunman mümkün değildir. Sen, o noktalarda ağır bir sorumluluk altındasın. Laikliğe karşı bütün bu çabalarının arkasında, bu zihniyetin olduğu açıktır. O zihniyetin sahibi olarak sen, bunun sorumlususun. Onun hesabını vereceksin. 'Onu, sen oradan aldın' diye, kimse kendisini güvencede hissetmeyecektir. Sen böylece sorumluluğunu kabul etmiş olacaksın."


-DİN, DEMOKRASİ VE YOKSULLUK İSTİSMARI-


Din ve demokrasi başta olmak üzere kutsal değerlerin istismar edildiğini anlatan Baykal, toplumun bu konularda duyarlılık geliştirmesi gerektiğini bildirdi.


Türkiye'de haram ve yetim hakkı yiyenlerin, yalan söyleyenlerin, lükse meraklı yaşam sürenlerin, gösteriş peşinde koşanların "Sanki toplumun en dindar insanlarıymış gibi kendilerini sunduklarını" ifade eden Baykal, dürüst, namuslu ve ahlaklı insanlarının da dinin karşısındaymış gibi takdim edildiğini savundu.


Baykal, "Sorun budur. Değiştirilmesi gereken temel anlayış budur. Kendi yasalarını düşüneceksin, çoluğun çocuğunun çıkarını tayin edeceksin. Milleti unutacaksın. Sen, Müslüman olacaksın ama milletin hakkı için mücadele eden insanlar da 'sanki dinin dışındaymış' gibi davranacaksın... Almanya'daki işçinin 30 yıllık emeğini din adına alıp yolsuzluk yapanlar, küçücük çocuklara cinsel saldırıda bulunanlar Müslüman diye geçinecekler, dindar diye geçinecekler, memleketin ahlaklı ve dürüst insanları da kuşkulu hedefler diye gösterilecek. Olur mu?"


Baykal, Türkiye'de demokrasi ve yoksulluk istismarının da bulunduğunu belirterek, bu ikiyüzlülüğe son verilmesini istedi.


Türk siyasi hayatının samimiyet ve dürüstlüğe ihtiyaç olduğunu dile getiren Baykal, "Bunu başardığımız zaman, ülkemizde hem inançlar özgürce yaşanacak, en iyi şekilde yaşanacak. Dinimizi en güzel şekilde yaşayacağız, çocuklarımıza öğreteceğiz. Hem de Cumhuriyetimizi, laikliği, demokrasiyi el ele bir arada yaşatacağız" diye konuştu.