Meclis Başkanı Şahin: Yeni Hasanlar ölmesin
TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, ''İçinde yaşadığımız çağda ne kadar olumsuzluklarla karşılaşırsak karşılaşalım, mutlaka birlikte yaşamanın yollarını tüm farklılıklarımıza rağmen aramalıyız'' dedi.
ABONE OLDünya Ehl-i Beyt Vakfınca geleneksel olarak düzenlenen Muharrem ayı iftar programı, sema ve semah gösterileri ile ''Lokma duası''nın okunmasıyla başladı.
TBMM Başkanı Şahin, burada yaptığı konuşmada, geleneksel Muharrem ayı iftarı nedeniyle bu akşam aynı sofrada yer almak ve muhabbeti paylaşmaktan mutluluk duyduğunu söyledi. Davetlileri bir araya getiren vakfa teşekkür eden Şahin, hicri yılın başlangıcında bulunulduğunu, bu sebeple Hicretin hatırlandığını kaydetti. Şahin, bu aylarda, davası için her türlü şeyi göz önüne alan Hz. Muhammed'in ve ashabının hatırlandığını, Hicret'in 10 yıl sürdüğünü, ancak kendisini en çok etkileyen olayın Mekke'ye geri dönüş olduğunu anlattı.
-''YENİ KERBELA'LAR OLMAMASI İÇİN...''-
Şahin, ''İçinde yaşadığımız çağda ne kadar olumsuzluklarla karşılaşırsak karşılaşalım, mutlaka birlikte yaşamanın yollarını tüm farklılıklarımıza rağmen aramalıyız. Ne kadar güçlü olursak olalım merhamet ve affedicilikten asla vazgeçmemeliyiz'' diye konuştu.
Muharrem ayının, ismen Kur'an-ı Kerim'de zikredilen dört aylardan olduğunu, bu dört ayın ''haram aylar'' olarak nitelendirildiğini söyleyen Şahin, barış ayları olan bu aylarda savaş yapılmadığını vurguladı.
Ancak maalesef birilerinin bu ayı katliama dönüştürdüğünü, Peygamberin torununun şehit edildiğini anımsatan Şahin, bu nedenle bu ayın ''matem ayı'' olarak görüldüğünü anlattı.
Ehl-i Beyt sevgisinin herkesin ortak sevgisi ve acısı olduğunu dile getiren Şahin, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Yeni Kerbela'lar olmaması için ne gerekiyorsa onu yapmalıyız. Azim ve kararlılık içinde olmalıyız. Yeni Hasanlar, Hüseyinler ölmesin, şehit olmasın diye ne gerekiyorsa onu yapmalıyız. İki zıttın aynı kucakta beraberlik içinde yaşaması. Dünyanın buna o kadar ihtiyacı var ki... Farklı düşüncelerin, inançların aynı toplumda barış içinde yaşayabilmesine, insanlığın, içinde yaşanılan çağın ihtiyacı var. Eline, diline, beline sahip olmaya o kadar çok ihtiyacımız var ki... Yunus Emre'lerin, Mevlana'ların mesajına o kadar çok ihtiyacımız var ki...''
Türkiye'nin çok köklü bir medeniyete sahip olduğunu vurgulayan Şahin, ''Kardeşliğimizi, birliğimizi barış içinde yaşama arzumuzu güçlendirmeye ihtiyacımız var. Aramıza nifak sokmak isteyenlere mani olmak, onları püskürtmek için daha fazla kenetlenmeye ihtiyacımız var. Geçmişe takılıp kalmayacağız. Ama onları unutmayacağız. Ondan gereken dersleri çıkaracağız'' dedi.
-''72 MİLYON KARDEŞİZ''-
Devlet Bakanı Hayati Yazıcı da Anadolu topraklarının sevgi ve kardeşlik hamuruyla yoğrulduğu belirtti.
''Tarihi geçmişiyle birçok alanda dünyaya, insanlığa örnekler vermiş büyük milletin çocuklarıyız'' diyen Yazıcı, ''Tarihimizi sorgulayacağız. Sorgulamaktan kaçınmayacağız. Hükümet, gerçekten Türkiye'nin karmaşık sorunlarına cesurca, hiçbir ön yargı ve hesap içinde bulunmadan, ülkenin birliği, düzeni ve kardeşliğimizin pekişmesi konusunda projeler üretiyor. Alevi kardeşlerimizi bütün gücümüzle destekliyoruz. Bu ülke hepimizin. Kardeşliğimiz en büyük zenginliğimizdir'' diye konuştu.
Farklılıkların birileri tarafından kurcalandığını, tahrik edildiğini anlatan Yazıcı, hükümetin yaptığı açılımları Türkiye'nin geleceği açısından önemli, büyük bir zenginlik olarak gördüğünü kaydetti.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, konuşmasında millet olarak ortak sevinçlere, hüzünlere ve matemlere sahip olunduğunu, bunların başında Ehl-i Beyt'in geldiğini belirtti. Ehl-i Beyt denilince akla, ilim ve hikmet şehrinin kapısı olan Hz. Ali'nin geldiğini anlatan Dinçer, Ehl-i Beyt'in hüzün yolunun ise Hz. Hüseyin ve Kerbela olduğunu aktardı.
Muharrem ayının Sünni ve Alevilerin ortak değeri olduğuna vurgu yapan Dinçer, bu ayın önemli özelliklerinden birinin de aşure olduğunu, aşurenin birlik, sevgi ve barış anlamı taşıdığını söyledi. Dinçer, şunları kaydetti:
''Demokratik, hür bir ülkenin vatandaşlarıyız. 72 milyon kardeşiz. Bu kardeşliği bozmaya kimsenin gücü yetmeyecek. Ortak devlet, tarih, kimlik, vatan, bayrak ve değerler sistemimiz var. Hepimiz bu ülkede ev sahibiyiz. Misafir değiliz. Herkes emniyet ve güven içinde olmalı. Bugünkü Türkiye eski günlerde olduğu gibi provokasyonlarla istikametinden vazgeçecek bir ülke değildir. Açılımlar kararlılıkla devam edecek. Alevi ve demokratik açılımlar, çalıştaylar, kardeşliğimizi ve birliğimizi güçlendirmek içindir. Hükümetimiz gerçeklerle yüzleşmekten korkmuyor. Hükümetimiz sorunları halının altına itmiyor.''
Yıllarca yaşanan sorunların bir bir bertaraf edildiğini söyleyen Dinçer, Milli Eğitim Bakanlığınca yapılan çalışmalarla Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi kitaplarında Alevi ve Bektaşi kültürüne önemli yer ayrıldığını belirtti.
-DİĞER KONUŞMACILAR-
Eski Başbakanlardan Yıldırım Akbulut ise birlik ve beraberlikte bir eksiklik varsa, bu eksikliğin insanlarda olduğunu söyledi. Yanlışların yaşandığını, ancak yanlışlarla yaşanılmaması gerektiğini dile getiren Akbulut, bugün de birlik ve beraberlik için yeni ve güçlü bir temelin atılması gerektiğini ifade etti.
Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, Kerbela'nın sadece geçmişte olan tarihsel bir olay olmadığını, günümüzde ondan dersler çıkarmak gerektiğini söyledi. Kerbela'nın, haksızlıkla, zulümle mücadelenin örneği olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, bugün insanlığın bu değerlere ihtiyacı olduğunu aktardı. Türkiye'de yıllardır kaşınmaya çalışılan Alevi-Sünni ilişkilerinin iyileşmesi için son zamanlarda adımlar atıldığını söyleyen Kurtulmuş, Alevilerin sorunlarının çözülmesi için inanç ve vatan birliği noktasında samimi gayretler gösterilmesine ihtiyaç olduğunu kaydetti.
Alevi vatandaşlara inanç ve yaşam biçimlerinin dayatılmaması gerektiğini ifade eden Kurtulmuş, Türkiye'de inançların siyasal alanda istismar edilmemesinin ve diyalog kapılarının açılmasının zaruret olduğunu belirtti.
BBP Genel Başkanı Yalçın Topçu da tutulan oruçların birlik ve beraberliğe vesile olması gerektiğini aktardı. Milletin birlik ve beraberliğini hiç kimsenin bozamayacağını dile getiren Topçu, Türk milletinin büyük bir millet olduğunu vurguladı.
Dünya Ehl-i Beyt Vakfı Başkanı Fermani Altun da temel değer ve inançların bir bütün olduğunu belirterek, ayrımları ve perdeleri kaldırmaya çalıştıklarını söyledi.
Bugün Orta Doğu'da inancı yanlış bilen insanların birbirlerini öldürdüğünü, ancak Anadolu'da insanların yüzyıllarca birlikte ve barış içerisinde yaşadığını dile getiren Altun, Mevlana'lar, Hacı Bektaş'lar ve Yunus Emre'lerin, Ehl-i Beyt kültüründen feyz aldıklarını anlattı.
Geçmiş dönemlerde kendilerine karşı olanların bugün özür dilediğini söyleyen Altun, insanların birlik, beraberlik ve yardımda birbiriyle yarışması gerektiğini ifade etti.
Türkiye'de son zamanlarda gündemde olan açılımları desteklediklerini belirten Altun, insanların ikinci sınıf vatandaş olarak yaşamaması gerektiğini vurguladı. Altun, dünyada artık yeni Kerbela'lar yaşanmamasını diledi.
Sanatçı Bedia Akartürk'ün ''Yunus Kasidesi''ni okuduğu iftara, Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Ali Balkız, Türkiye Süryani Katolik Kilisesi Patrik Vekili Yusuf Sağ, Alevi dedeleri ve çok sayıda Alevi vatandaş katıldı.