Umut Zen Eurovision'a ilahiyle talip

Rock sound’unda okuduğu “Allahu Allah” ilahisi Haber7.com’da yayınlandıktan sonra dikkatleri çeken Umut Zen, çok tartışılan bu yeni tarzı ile 'Eurovision’a talip'

ABONE OL
GİRİŞ 16.09.2008 13:45 GÜNCELLEME 07.09.2017 00:39 YAŞAM
Umut Zen Eurovision'a ilahiyle talip

Ersin Çelik'in röportajı

 

 

Geçtiğimiz hafta piyasaya çıkan ‘Sahte Dünya’ adlı albümünde 9 şarkı, 2 de ilahi olan Umut Zen, müzik dünyasına kazandırdığı onlarca isimle prodüktörlük anlamında farkını ortaya koyan Şahin Özer’in son starı.

Umut Zen Rock sound’unda okuduğu ilahi ile ezberleri bozarak dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. 23 yıldır müzikle iç içe olan Zen, Haliç Üniversitesi Türk Musikisi Şan bölümünden mezun. İngilizce ve Arapça olarak da tüm dünyada satışa sunulacak albümü ile dünyaya açılmaya hazırlanan Zen’in amacı, okuduğu ‘Allahu Allah’ ilahisiyle Eurovision’da Türkiye’yi temsil etmek. “Böyle bir şey olursa dünyayı ayağa kaldırırım” diyen Zen’in seslendirdiği diğer ilahinin sözleri ise Fethullah Gülen’e ait ve bu çalışma Gülen’e dinlettirilip onaylandıktan sonra albüme konulmuş.   Zen’in dikkat çeken diğer yönleri ise, kaşındaki piercing’i, kulağındaki küpesi ve evlenmeyi düşündüğü Yunanistanlı Hıristiyan sevgilisi… Zen’in pek bahsetmek istemediği Yunanlı sevgilisi şu sıralarda Kuran’ı Kerim’i inceliyor ve Müslüman olmaya çok yakın.

Umut Zen’le albümü ile ilgili tartışmaları ve müzik geleceğini konuştuk…

 

 

 

 

Umut Zen: "Amacım dünyaya açılmak. Türkiye’yi Eurovision’da temsil edip tüm dünyayı ayağa kaldırmak istiyorum." diyor.

Yıllarca usulüne uygun okunan bir ilahiyi Rock müziğine katıp söylemek çok farklı bir tarz. Bu nasıl ortaya çıktı?
Bu tarzın ön çalışması yapıldı ama ben yola bilinçli olarak çıkmamıştım. Sahne aldığım yerlerde okuduğumda acayip olumlu tepkiler aldım. Bu ilahi hangi sound’da okunursa okunsun insanları etki altında bırakıyor. Bunu birçok kez gözlemledim. Burada faklı olan Rock müziği ve Rock sound'u adrenalini çok yüksek bir müzik. Müziği seslendirmeden çekip alırsanız ilahinin usulüne okunmuş olduğu ortaya çıkar.

İlahinin dinleyenleri etki altında bıraktığını söyledin. Var mı yaşadığın olaylar?
Var. Hem de bir hayli çok. Hayatı boyunca bu ilahiyi hiç dinlememiş olan kişiler benden utla dinlediklerinde de çok sevdiler. Enerji saçıyor. Benimle iş yapanların ve yakın çevremdekilerin etkilenmesini normal karşılarım ama ilk defa dinleyip de ‘tüylerim diken diken oldu’ diyenlerle çok karşılaştım. İlahi tarzı müzikle hiç alakası olmayan kişilerin bu tarz tepkilerini görmek bana yetti.

 

 



Yaptığın müzikle etrafına dinsel anlamda mesaj verdiğini düşünüyor musun? Böyle bir misyonunuz var mı?
İslam’ın müziği ya da müziğin İslam’ı olmaz. Mesaj verme ve bir yererle ulaşmak gibi amacım yok. Olmaz da. İlahi sadece müzikal anlamda bir mesaj verir. Ama diğer taraftan insanların ne aldığı da önemlidir. Müslüman camiada millet olarak etkilenme nasılsa Hıristiyanlarda aynı şekilde etkilenir. Global bakış açısından dünyalılara etkiliyor. Bunu bire bir gözlemledim.  Yunanistan’a çok sık gidiyorum. Albüm çalışmalarımız esnasında bu parçayı klipsiz bir şekilde insanların tepkisini almak adına oradaki Hıristiyanlara benim söylediğimi belirtmeden CD’den dinlettim. Çok etkilendikler. Benim savunduğum bir şey var; İslam’ın müziği, Hıristiyanlığın müziği diye bir şey olmaz. Tamamen ruhani. Manevi boyuttan baktığınız zaman etkinin hangi dinden ve ırktan olduğu önemli değil. Eğer size ulaşıyorsa bir etkisi altına alır. Bir frekanstır çünkü.

 

 

GÜLEN ÖNCEDEN DİNLEDİ

Albümünde, Allahu Allah’ın dışında bir de sözlerini Fethullah Gülen’in yazdığı ‘Hüzünlü Gurbet’ ilahisi var. Tanışıyor musunuz?
Kendisi ile birebir tanışmıyorum. Hüzünlü Gurbet’in sözleri çok derin ve bende hatırası var. 2005 yılında anneannemi kaybetmiştik ve annemle cenazeden dönerken, arabada Ahmet Özhan’ın yeni çıkardığı Hüzünlü Gurbet albümünü dinliyorduk. Annem parçanın “Kalbim annemin kalbi gibi hissi “diye bölümünde ağlamaya başladı. Annem annesini kaybetmiş, ben hem anneannemi kaybettim ona ağlıyorum hem de annemin annesine ağlamasına ağlıyorum. Acayip etkilenmiştim. Ondan sonra albüme okumaya karar vermiştim.

İzin için Gülen’le görüştünüz mü?
İzni olmadan okumak gibi bir durum olamazdı. Ben okumayı çok istiyordum. İlk başta izin istedik. Daha sonra parçayı okuyup kendisine yolladık ve çok beğendiği haberi geldi. Benim için asıl önemli olan eserin sahibinin beğenmesi ve etkilenmesidir. Albümde Barış Kutluoğlu diye bir besteci ile tanıştım. Barış benim kader arkadaşımdır. Beraber büyüdük, konservatuara da beraber başladık. Ben şarkıları okuduğumda Barış beğenmez ve etkilenmezse albüme koymam. Bu yüzden Sayın Fethullah Gülen, Hüzünlü Gurbet’i beğenmeseydi çok istememe rağmen albüme koymazdım.  En kısa zamanda albümü de kendilerine yollayacağım inşallah.

İlahileri Rock tarzında söyleyerek bozduğunuz yönünde eleştiriler oldu mu?
Eleştiri olacaktı ve oldu. Bu tarz daha çok gelenekçi kesimde kabul görmedi. Haklılık payları vardır. Ben geleneksel yapının her zaman korunması taraftarıyım. Zaten seslendirdiğim ilahiden müziği çekip alırsanız, farkın sadece müzikte olduğu ortaya çıkacaktır. Biz sadece müzik sound’unda değişiklik yaptık. Önyargılarını bir kenara bırakan herkesi yaptığım işe inandırabilirim.
 
Tasavvufla olan alakadarlığınz nereden geliyor?
Dini musiki ile başladı. Bu günkü günümüze gelmesi de o başlangıcın sonucudur. Çocukken de keyif alırdım. Dinlemeye, okumaya çalışırdım. Öğrenciliğimde ud ve tambur çalardım. 2002’de Ney’le tanıştım ve daha çok okuduğum tasavvufun müzik alemine de daldım. Şu anda yaptığım musikinin başlangıcı. ‘Bismillah’ gibi bir şey.

Besmelenin arkasından neler gelecek?
Bir kere şunu belirteyim; evet bu ilahi Ramazan’da çok dinlenecek. Dikkat çekecek. Fakat ben bir ayın sonunda kaybolup gitmeyeceğim. Amacım dünyaya açılmak. Türkiye’yi Eurovision’da temsil edip tüm dünyayı ayağa kaldırmak istiyorum.

Hedefin Türkiye’deki müzik piyasasına girmiş birisi için büyük. Neden hemen Eurovision?
Millet olarak zaten kimlik problemi yaşıyoruz ve içeriklere baktığımızda Eurovision’un kimliğimizin standartlarını bozmakta ciddi bir etki oldu. Kimse kabul etmese de bu bir gerçek. Garip garip denemeler yaptık. Birinde de birinci olduk. Fakat bu kimlik yozlaştırmasını değiştirmez. Bana sorsalar, ‘Nejat Ertaş’ı gönderin saz çalsın sonuncu olsun.’ derim. Türkiye’nin çok ufak bir yerinin duygusu, mistik havası ile sonuncu olmak, İngilizce şarkı ile birinci olmaktan daha önemlidir.

Sana teklif edilirse nasıl bir parça ile katılırsın?
İlahi. Allahu Allah ile. İlahiyi neden çok istiyorum? Bütün dünya, bizim bir türlü sahiplenemediğimiz, kargaşalar içerisinde olduğumuz, kendi aramızda çatışmaya girdiğimiz Mevlevi felsefesini almış çok yüksek seviyelere götürüyor. Eurovision için şarkı belirlenirken, “Aman o olursa dil yok olur. Yok, şöyle olur böyle olur” diye uğraşırken dünya almış Mevlana’nın sekiz yüzüncü yılını kutluyor, Amerika’da en çok okunan kitap Hz. Mevlana’nın kitabı oluyor. Amerikalı bir bilim adımı semazenleri araştırmaya başlıyor ve bir semazenin dönerken dünyanın eğilimine eşit olduğunu söylüyor. Bizim olan bir kültürün hem ilmini hem de bilimini inceliyor. Bu yüzden bir gün onlar sahip çıkmadan bizim olan bir anlayışı kendi felsefemizle Eurovision’a taşıyalım.

SAMİ YUSUF ÇOK AKILLICA BİR PROJE

Türkiye geçen Ramazan’a Sami Yusuf fırtınası ile girdi. Türbanlı kızların, konserde adını haykırması gündem oldu. Popülist olma noktasında Sami Yusuf’a benzetiliyorsun. Rahatsız oluyor musun?
Sami Yusuf'un projesi çok akıllıca. Bana göre başarılı ve taktir ettiğim bir isim. İşini gerçekten çok iyi yapıyor. Ama kendimi onunla özdeşleştirmiyorum. Tarz olarak aynı değiliz. O sadece ilahi albümü yapıyor. Benim albümümde farklı farklı düşüncede olan insanların etkileneceği şarkılar var.

Kulağındaki küpe ve kaşındaki piercingle ilahi okuman hayli tezat bir durum. Tepki alıyor musun?
Tepki gösterenler illa ki oluyor. Fakat ben küpeyi ortaokuldan beri takıyorum. Piercing’i de hayatımın belli dönemlerinde taktım. Bu albüm için kullanılan bir aksesuarlar değil yani. Neysem oyum ve benim her şeyim enerji. Çocukluğumdan beri enerjisiyle tanınan biriyim. Çocukken şarkı söyleme üslubum, tavrım. Şarkıyı anlatırken o anı yaşamam

”İlahi söyleyeceksin çıkar” diyenler olmadı mı?
Herkes söyledi. Hiç, ‘Tak, çıkarma’ diyen olmadı. ‘Yadırgarlar hadi biz seni tanıyoruz nasıl biri olduğunu biliyoruz ama bak insanlar tanımıyor.’ diyerek takmamam gerektiğini söylediler. Ama benim felsefem belli; İnandığımı yaşarım. Yaşadıklarıma inanmam.

MÜSLÜMAN OLMASINI ÇOK İSTERİM AMA ZORLAMAM

Müzik hayatınla birlikte biraz da özeline girmek istiyorum. Uzun zamandan beri beraber olduğun kız arkadaşın Yunanistanlı ve Hıristiyanmış. Nasıl bir ilişkiniz var?
Bu konuyla gündeme gelmeyi inanın hiç istemiyorum.

Yaptığı dini müzikle dünyaya açılmayı planlayan bir Müslüman’ın Hıristiyan bir bayanla olan berberliğini yüzeysel de olsa konuşmak gerekiyor…  
Yani gayet normal, seviyeli bir beraberlik yaşıyoruz. Kendisi Türk Fili ve Edebiyatı üzerine ulusal arası ilişkiler bölümünde okuyor ve Türk Dili ve Edebiyatıyla çok ciddi derecede uğraşıyor. Benim karşıma geldiğinde zaten hamuru çok sağlam Karacaoğlan’dan, Yunus Emre’den, Mevlana’dan bahsediyordu. Türkçesi de iyi.

Bu duruma çok şaşırdın mı?
Tabii ki şaşırdım. Etkilendim de. Bizi iyi tanıdığı için çok rahat anlaşıyoruz.  

Müslüman olmasını ister misin? Var mı bir girişimin?
Hiç istemez miyim? Ama asla ve asla zorlamam. Ben üstüme düşeni yaptım. Bizim dinimiz ne anlatıyorsa onu anlattım. Hıristiyanlık dinine ve Hz. İsa’ya ne kadar saygı gösterdiğimizi, Hz. İsa’nın Müslümanların da peygamberi olduğunu söyledim. Türkçe mealli Kuran’ı Kerim aldı İslam’ı inceliyor. Ben üstüme düşeni yaptım. Allah hidayet nasip ettiyse Müslüman olur.

 

 

Ümit Zen’le bu röportajı gerçekleştirirken, isminin yazılmasını istemeyen İstanbul sosyetesinin çok tanınan organizatörlerinden bir bayanın gösterdiği tepkiye bizzat şahit oldum. Gayet mini eteği, derin dekoltesi ile Şahin Özer’le birlikte masamıza gelen bu hanım efendinin ağzından çıkan sözler şöyleydi; “Ümit Bey sizi her dinlediğimde tüylerim diken diken oluyor. Albümün çıkmasını bekleyemedim Şahin Ağabey’den klibinizin kopyasını istemeye geldim” 


Umut Zen kadar böyle bir projeye imza atan ülü prodüktör Şahin Özer de bu albümle bir kez daha dikkatleri üzerine çekti.  Müzik dünyasına onlarca isim kazandıran yılların müzk adamı Özer'le Umut Zen'in albümünden yola çıkarak müziğe dair her şeyi konuştuk... Ersin Çelik'in yaptığı bu çarpıcı röportaj yarın Haber7.com'da
İşte o röportajdan bazı satır başları:

- Umut Zen'in albümüne ilahi koyma fikri nasıl ortaya çıktı?
- Özer, Albümün geliri ile ne yapmayı planlıyor?
- Beste satan Mustafa Sandal albüm çıkarmayı neden istemedi?
- En çok hangi starının üstüne titriyor?
- Özer'in yetenek keşfetme kriterleri neler?
 -"Asla sönmeyecek yıldızlarım" dediği sanatçılar kimler?