Deniz Baykal Hükümeti topa tuttu!
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal yeni yasama yılının ilk grup toplantısında Meclis'te partililere hitap etti.. Baykal konuşmasında şunları söyledi:
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Türkiye'nin ekonomik açıdan gerçeklerle yüzleşmesi gerektiğini belirterek, ''Gerçeğin saati ekonomide artık çalmıştır. Türkiye bunu kavramalı ve yeni bir ekonomi politikası ile yeni bir rota yeni bir yol haritası bir an önce çizmelidir'' dedi.
Baykal, gündemdeki konuları değerlendirdiği partisinin grup toplantısına TBMM'nin yeni çalışma döneminin hayırlı olması dileğiyle başladı.
Global ekonomik krizin pek çok açıdan bazı temel anlayışların önemini ortaya çıkardığını belirten Baykal, dünyanın nasıl yapay bir refah ve mutluluk içinden geçtiğinin anlaşıldığını belirtti. Gerçek refahın, gerçek üretim, gerçek tasarruf ve gerçek yatırımdan geçtiğini vurgulayan Baykal, dünyanın ekonomik açıdan ''acı gerçeklerle'' karşı karşıya kaldığını ifade etti.
Liberal ekonomi anlayışının, global ekonomi anlayışının kendi başına herkes için mutlak refahı, zenginliği ve mutluluğu güvence altına alacağı varsayımının gerçeklerden kopuk olduğunun ortaya çıktığını belirten Baykal, Türkiye'nin yaklaşmakta olan bu büyük global krize kendisini yeterince hazırlamadığını savundu.
Baykal, Türkiye'nin bu kriz karşısında iki önemli ve ters yönde gelişme ile karşı karşıya olduğunu ifade etti. Türkiye'de 2001 yılında yaşanan krizden sonra bankacılık alanında atılmış adımların, bankaların mali konumunu sağlamlaştırmaya yönelik tedbirlerin bankacılık sistemini güvenceli bir noktaya getirdiğinin yaşanan krizle ortaya çıktığını belirten Baykal, bunun memnuniyet verici olduğunu söyledi. Baykal, bunun AK Parti hükümeti öncesinde başlayan sürecin ortaya çıkardığı bir gelişme olduğunu kaydetti.
Global krizin Türkiye'yi ciddi bir borç içinde, borca endeksli bir ekonomik yapıda yakaladığını kaydeden Baykal, ciddi bir cari açık olduğunu ve bu açığın kriz ortamında daha da büyük bir sorun haline dönüşeceğini ileri sürdü.
Türkiye'de bankacılık kesiminin yabancı bankalara satılmış olmasının böyle bir kriz ortamında ülkeyi ciddi bir sorunla karşı karşıya bırakacağını da savunan Baykal, ''Gelinen noktada hükümet satma kararı aldığı iki temel bankayı, Ziraat Bankasını ve Halk Bankasını artık satamayacağını görmeye başlamıştır. Ve bu satışı ertelemek durumundadır. Aslında bu çok daha önceden ciddi bir bankacılık politikasının gereği olarak ele alınması ve yeniden yapılandırılarak çözülmesi gereken bir konuydu'' diye konuştu.
''ZAMLAR HAYATI ÇEKİLMEZ HALE GETİRDİ''
Yaşanan krizin ve vatandaşın içinde bulunduğu sıkıntının çok ağır bir biçimde kendini gösterdiğini ifade eden Baykal, ''Bu yılbaşından itibaren temel zorunlu bazı maddelere, enerji tüketimine yönelik yapılan zamlar hayatı çekilmez hale getirmiştir'' dedi.
Vatandaşın kabul edilemez ağır yüklerle karşı karşıya kaldığını, geleceğin Türkiye açısından çok daha sıkıntılı bir dönem olacağını savunan Baykal, ''Bu sıkıntının altında da hiç kuşku yok ki 6 yıldan beri izlenmekte olan sorumsuz politika yatmaktadır'' dedi. Baykal, şöyle devam etti:
''Günlük iniş çıkışların, borsa hareketlerinin ötesinde Türkiye yeni sıkıntılı bir konjonktüre girmiştir. Türkiye dışardan kredi bulmakta giderek sıkıntıya düşecektir, kredinin maliyeti artacaktır, ekonomi yanlış yapılandırılmıştır, büyük cari açığa Türkiye angaje olmuştur. Bütün bunların sıkıntıları hayatı ekonomiyi ciddi şekilde rahatsız edecektir. Türkiye üretimi, yatırımı, alın terini ödüllendirmeyi bir kenara bırakan yapay konularda tatmin arayan, parasal açılımları borçlanmayı temel kabul eden bir anlayışın içinde bugünkü çıkmaza doğru gelmiştir. Türkiye, sorunlarının çözümü için, üretime dayalı, yatırıma dayalı, tasarrufa dayalı, ihracata dayalı bir ekonomi politikası için gerekeni yapmalıdır.''
Hükümetin, ekonomik sorunların giderilmesine yönelik kalıcı çözümlerin peşinde olmadığını iddia eden Baykal, ''Bu işlerle meşgul değildir, sanayileşmeyle meşgul değildir, tarımı ayağa kaldırmakla meşgul değildir, üreticinin sorunlarına sahip çıkmakla meşgul değildir. O, banka, borsa, kredi, borç ilişkileriyle ortalığı yapay, sanal bir refah ortamı olarak sunma gayreti içindedir. Bunun da sınırlarına gelinmiştir, artık Türkiye için gerçekle yüzleşmek kaçınılmaz hale gelmiştir. Gerçeğin saati ekonomide artık çalmıştır. Türkiye bunu kavramalı ve yeni bir ekonomi politikası ile yeni bir rota yeni bir yol haritası bir an önce çizmelidir'' diye konuştu.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Türkiye'nin, artık daha fazla evlatlarını terör saldırılarında kurban vermemesi gerektiğini belirterek, ''Bunun temel gereği, Kuzey Irak'ın terör için yataklık yapan bir coğrafya olmaktan çıkarılmasını sağlamaktır'' dedi.
Baykal, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, terör sorunuyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye'nin terör sorununu, uzun süreden beri sinsi bir şekilde yaşadığını ancak yeterli duyarlılığının geliştirilemediğini ifade eden Baykal, toplumun, geçen yılki Dağlıca baskınıyla olayın boyutlarının kavramaya başladığını söyledi.
Şemdinli'deki Aktütün sınır karakoluna yapılan saldırının, olayın niteliğini bir kez daha ortaya koyduğunu belirten Baykal, şöyle konuştu:
''Bu iktidar iş başına geldiği zaman Türkiye'de sıfır terör vardı. Terör yoktu, terör ortadan kaldırılmıştı. 2002'den günümüze kadar, terör ciddİ bir biçimde belini doğrultmaya başladı, giderek etkinlik kazanmaya başladı, yaygınlık kazanmaya başladı. Çok ağır insani bedeller ödendi. Bu olayı, hepimiz üzüntüyle izledik. Hükümetin bu konuda tavrı başından beri yanlış olmuştur. Bu hükümet, terör konusunu kavrayamamıştır. Terör konusunun derinliğini, boyutunu anlayamamıştır ya da anlamamayı tercih etmiştir. Anlamamak işine gelmiştir. Anlamamanın kendisine yararlı olacağını zannetmiştir. Yalancı bir politika götürmüştür. O politika sonucunda, Türkiye, terörle geride bıraktığımız dönemde sonuç alıcı, etkili bir mücadeleyi verememiştir.''
''Eve dönüş'' yasalarıyla, Abdullah Öcalan'ın affını öngören Terörle Mücadele Yasası'nın 6. maddesindeki değişikliklerin, bunlara örnek olarak gösterilebileceğini anlatan Baykal, 1 milyar dolarlık bağış karşılığı, Kuzey Irak'a yönelik askeri harekat yapmama siyasi angajmanının altına, AK Parti iktidarında Dışişleri Bakanı eliyle imza konulduğunu ileri sürdü. Baykal, ''Bu ne şaşkınlıktır. Bakın şimdi ne konuşuyoruz? Türkiye, Kuzey Irak'a askeri harekatı yapmayacağı angajmanını yapabilecek bir noktaya geldi mi zannediyorsun? Eğer öyle zannediyorsan, 'Sen, bu meseleyi hiç kavramamışsın. Terörün ne olduğunun farkında değilsin' demektir. Bu hataları yaparak geldiler. Birbiri ardından, sürekli, teröre destek veren çevreleri himaye etmeye çalışan, onlardan beslenmeye çalışan bir yaklaşım içinde politika yürüttüler'' diye konuştu.
''KAN İÇİCİ İNSANLAR MI ZANNEDİYORSUN?''
Baykal, terörün, sebepsiz ve amaçsız bir öldürme saplantısı, sadece bir psikolojik saldırganlığın yansıması olmadığını ifade ederek, şunları kaydetti:
''Terörün altında soğuk kanlı, iyi düşünülmüş bir siyasi proje vardır. O siyasi projeyi anlamadan, o siyasi proje ile yapılan terör uygulamaları arasındaki bağlantıyı görmeden terörle mücadeleyi başarıya ulaştırmak mümkün değildir. Siz, bir yandan o projeye destek veriyorsunuz, himaye ediyorsun, proje sahipleriyle yakınlaşarak, dostluk geliştirerek, onların gönlünü kazanarak, sırtını sıvazlayarak, onların yardımıyla terörü önleyeceğini zannediyorsunuz. Böyle bir anlayışın temeli olabilir mi? Onlar, o siyasi projeyi adım adım, aşama aşama takip etmek için onu götürüyorlar. Eğer seni ikna ederlerse, mecbur ederlerse, teslim alırlarsa, teröre gerek kalmadan onu yaparlar. Kan içici insanlar mı zannediyorsun sen onları. Onlar, siyasi amacı olan insanlar. O siyasi amaç için kan döküyorlar. Sivilleri öldürüyorlar, masum insanları, bebekleri, yaşlıları, halkı hizmet etmek için oraya gitmiş olan öğretmeleri, askeri, sivili, herkesi öldürebilecek bir anlayış içindeler. Niçin? Siyasi amaçlarına ulaşmak için...''
Hükümetin, bunu kavramadığını ileri süren Baykal, ''Hükümetin, bu konudaki politikasını, bir yandan o çevrelerle sıcak ilişki kurma, onlardan destek alma ihtiyacı belirliyor. 'Bu bölgeyi dizayn etmek isteyen güçlü çevrelerin suyuna giderek, onlarla sıcak, olumlu ilişkiler kurarak, onların desteğini alarak Türkiye'de ayakta kalma ihtiyacı yatıyor' ikinci olarak da bu. Türkiye'nin terör açmazı, bu iktidarın bu özelliklerinden kaynaklanan açmazdır'' diye konuştu.
AKTÜTÜN SINIR KARAKOLUNA SALDIRI
Aktütün sınır karakoluna yapılan saldırıyla ilgili söylenecek çok şey olduğunu, zaten söylendiğini ve yazıldığını belirten Baykal, şöyle devam etti:
''Efendim, bu karakol niye güçlü inşa edilmedi? Böyle bir saldırıda hiçbir koruma sağlanmayacak bir karakol niçin orada? Niçin yeri değiştirilmedi? İstihbarat zafiyeti yok mu? Bu büyük operasyonu, 400 kişiyi bir araya getirip, Türkiye'ye doğru yönlendirecek bir çalışma yapılırken, hani nerede Türkiye'nin istihbarat işbirliği? Hani nerede orada uçan kuşu gören, BBG evine orayı dönüştürmüş olan istihbarat ağı? Bu sorular, haklı sorular.''
Baykal, bu konuların konuşulacağı, yanlışlar olabileceği, ancak esas temel zafiyetin saldırının komşu ülke coğrafyasından yapılmış olması olduğunu söyledi.
''Bizim zafiyetlerimiz, yanlışlarımız var'' diyen Baykal, şunları kaydetti:
''O yanlışları hallederiz. O yanlışların altında kötü niyet yok. İhmal, yanlışlık olabilir. Bu konuda çok ağır bedeller ödedik. Bunların gereğini yaparız, hallederiz bu işleri. Ama asıl halledilmesi zorunlu olan temel konu, bizim ülkemizin yanındaki bir komşu coğrafya Türkiye'ye terör taşımak isteyen çevrelere merci olmaya devam edecek mi etmeyecek mi? Asıl mesele budur. Dün de buydu, bugün de bu. PKK, Suriye'deyken buydu, Dağlıca baskını öncesinde buydu, şimdi Aktütün baskını sonrasında da budur. Bu böyle olmaya devam ederse, hazır olun. Bir süre sonra yine böyle olaylarla karşı karşıya kalırız. Değiştirilmesi gereken ana konu bu. Bir komşu coğrafya nasıl olur da bir başka ülkeye yönelik saldırıların mekanı haline dönüşmeyi kabul edebilir. Bu, uluslararası hukuka, devletler hukukuna, yapılmış bütün anlaşmalara, akla mantığa, sağ duyuya, insanlığa, komşuluğa aykırı... Bunun değişmesi lazım. Ana konu budur.''
''BÖYLE TERÖR POLİTİKASI OLUR MU?''
Baykal, uzun süredir bunu anlatmaya çalıştıklarını belirterek, şunları söyledi:
''Ben, geçen yıl Cenevre'de bunu, Barzani ve Talabani'nin yüzüne karşı anlatmaya çalıştım. 'Siz nasıl komşusunuz? Sizin topraklarınızdan, bizim insanlarımıza terör saldırısı yapılıyor. Bunu önleyin' dedim. Ama bunu ben söylüyorum. Başbakan, hükümet susuyor. Dışişleri Bakanı, (Verin 1 milyar doları Kuzey Irak'a girmeyelim) diyor. Böyle terörle mücadele politikası olur mu? Türkiye, bütün birimleriyle, Cumhurbaşkanıyla, Başbakanıyla, bakanlarıyla iktidarıyla muhalefetiyle ordusuyla halkıyla bunun arkasında duracak. Bunu kabul etmediğimizi hep beraber ilan edeceğiz.''
Baykal, bunun, muhalefet oyun bozanlık yaptığı için değil, iktidarın zihniyeti ve siyasi hesapları uygun olmadığı için yapılamadığını iddia etti. Bunu çözmek zorunda olduklarını ifade eden Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bununla buraya geldiğimizi herkesin bilmesi lazım. Şimdi çıkıp kimse terör karşısında (Her türlü tedbiri almaya hazırız) edebiyatıyla karşımıza çıkmasın... Türkiye, artık daha fazla evlatlarını böyle saldırılara kurban veremez, vermemelidir. Bunun temel gereği, Kuzey Irak'ın terör için yataklık yapan bir coğrafya olmaktan çıkarılmasını sağlamaktır. Orası, terörün güvenlik alanı olmamalıdır.''
''BİZİ ACITAN TERÖRLE NEDEN MÜCADELE ETMİYORSUN?''
Baykal, Irak'ın kuzeyinden kaynaklanan terörü önlemekle öncelikle Irak hükümetinin yükümlü olduğunu, Irak Anayasasının 7. maddesinde devletin terörle mücadele edeceğinin yer aldığını belirtti. Irak devletinin, El Kaide terörüyle mücadele ettiğini ifade eden Baykal, ''Sen, bizi acıtan terörle neden mücadele etmiyorsun?'' diye sordu.
Hükümetin, Irak ile iyi ilişkiler içinde olmayı tercih ettiğini, Türk devlet adamlarının, Irak'lı yetkililerle yaptıkları buluşmalarda dostluk ve kardeşlik mesajları verdiklerini dile getiren Baykal, bu durumun da Irak'lı yetkililere anlatılması gerektiğini söyledi.
Kuzey Irak'tan kaynaklanan terör saldırılarını önleme konusunda ABD'nin de sorumlu olduğunu anlatan Baykal, bu durumun Amerika'ya da anlatılması gerektiğini belirtti.
Aktütün sınır karakolu yapılan terör saldırısını pek çok ülkenin şiddetle kınadığını anımsatan Baykal, bunun altında, Türkiye'nin haklılığının kabul edilmiş olmasının yattığını söyledi. Baykal, ''Biz, bunu herkese anlatmaya başardık ama içerideki bazı yetkililere yeterince anlatamamış olduğumuzu görüyorum'' diye konuştu.
Baykal, Dağlıca baskını sonrası yapılan askeri operasyonun, sorunun kalıcı çözümünü güvence altına alınmasını sağlamaya yetmediğini de kaydetti.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, bütün dünyaya, Aktütün Karakolu'na yönelik saldırının terör eylemi olduğunu anlatmayı başardıklarını belirterek, ''Ama kendi içimizde birilerine anlatmayı başaramadık. Terörü birlikte tarif edemiyoruz, kınamıyoruz, teröre birlikte karşı duramıyoruz'' dedi.
Baykal, partisinin TBMM grubunda yaptığı konuşmada, terör ve yolsuzluk konularına yer verdi.
Kuzey Irak konusu çözülmeden, olaylarla karşı karşıya kalacaklarını ifade eden Baykal, bu konuda idare edilmeyi değil, sorunun çözülmesini istediklerini söyledi. Baykal, birinci zafiyet noktasının da bu olduğunu kaydetti.
Baykal, terörle mücadeledeki diğer bir zafiyetin, iktidar ve belli çevrelerin zihnindeki bulanıklık olduğunu savunarak, ''Türkiye, bir yandan terörle mücadele ediyor, diğer yandan tırnak içinde meşru kabul edilen güçler, hatta bir kısmı etkili ve yetkili noktada bulunan güçler, terörle mücadelenin karşısında, bir tavır takınma imkanını bulabiliyor'' dedi.
''Terörü birlikte tarif edemiyoruz, teröre birlikte karşı duramıyoruz, terörü kınamıyoruz, hak biliyoruz, meşrulaştırmaya gayret ediyoruz'' diyen Baykal, hiçbir demokratik ülkenin, böyle bir uygulamaya izin veremeyeceğini vurguladı. Bunun demokrasiyle ilgili bulunmadığını, şaşkınlık olduğunu belirten Baykal, hiçbir demokratik ülkede, terör yapanları himaye etmeye, övmeye, terörü sahiplenmeye, teröre destek vermeye izin verilemeyeceğini söyledi.
Baykal, bunlara izin verilmesi halinde terörle mücadelenin başarılı olamayacağını dile getirerek, son dönemde ciddi terör olayları yaşayan İspanya ve İngiltere'nin, terör olaylarını kınamayanları meşru saymadığını kaydetti.
''ŞAŞKIN OLDUĞU İÇİN...''
Demokrasinin, terörle bir arada olamayacağına işaret eden Baykal, ''Demokrasi; düşünce, söz, fikir, inanç paylaşması... Korku, silah, ölüm, mayın değil. O varsa demokrasi yok. 'Canım ben öldürmüyorum, şiddeti ben yapmıyorum, birileri yapıyor, ben sahip çıkıyorum...' Demokraside olmaz. Olanlara senin sahip çıkmana izin vermezler kardeşim. Eğer demokrasi veriyorsa, demokrasi olduğu için değil, şaşkın olduğu, ne yaptığını bilmediği için veriyor'' diye konuştu.
Baykal, bütün dünyanın Aktütün Karakolu'na yönelik saldırının, terör eylemi olduğunu kabul ettiğini ve kınadığını anımsatarak, ''Bütün dünyaya, Birleşmiş Milletler'e anlatmayı başardık ama kendi içimizde birilerine anlatmayı başaramadık'' dedi.
Böyle bir çelişki olamayacağını dile getiren Baykal, bunu herkese saygı içinde söylediğini, kimseyle kişisel sürtüşmesi bulunmadığını söyledi. Baykal, Türkiye'nin terör konusunu ciddiye aldığını, ortadan kaldırılmasını, kökenleri ne olursa olsun, bu topraklarda yaşayan herkesin mutluluğu için bunu zorunlu saydığını anlattı.
''ÇOCUK ÖLDÜRENİN YAPTIĞI TERÖRDÜR''
Şiddet, etnik ayrışma ve etnik husumetin çok tehlikeli konular olduğuna işaret eden Baykal, sözlerine şöyle devam etti: ''Bu konuda, hepimizi kaygılandıran gelişmeler, yurdun değişik yerlerinde birbiri ardına ortaya çıkmaya başladı. Yüreğimiz ağzımızda izliyoruz. Bunlara son vermeliyiz. Buna son vermek için, çocuklarımızı öldürenlerin terör yaptığını ve bunların takdih ettiğimizi hep birlikte söyleyeceğiz. Bir kısmımız bunu söylemekten vazgeçersek olmaz, söyleyeceğiz. Arkasından; bu topraklarda kökü, kökeni, inancı, mezhebi ne olursa olsun bütün insanlarımızın tam bir özgürlük, eşitlik içinde, her türlü faaliyeti, diğerleriyle aynı konumda sürdürme hakkını birlikte sahipleneceğiz, savunacağız. Kimse kimsenin etnik kimliğinden söz edemeyecek, kimse kimsenin kimliğini eleştiri konusu yapamayacak, ticari rekabeti, etnik köken tartışmasında gizlemeye hiçbir zaman izin vermeyeceğiz. Bunun gereğini hep beraber yapacağız. Nedir o, terör terördür, kim yaparsa yapsın. Etnik kökeni ne olursa olsun, çoluk çocuk öldürenin, masum insanları öldürenin, saldırı yapanın yaptığı terördür, hep birlikte takdih ediyoruz.''
Baykal, sınır ötesi askeri harekata yönelik izin talebi dahil, terörle mücadelede gerekli olan her şeye destek vermeye, iktidar ve herkesle iş birliği yapmaya hazır olduklarını bildirdi.
''YOLSUZLUĞUN ANATOMİSİ''
CHP Genel Başkanı Baykal, siyasi yapının içine giren, yolsuzluk virüsünün, kanserinin, Türkiye'nin gücünü kemirdiğini, hak ve adalet duygusunu ortadan kaldırdığını, ülkenin dengesini, moralini, ahlakını allak bullak ettiğini söyledi.
Bunları ortadan kaldırmak için siyasi iradenin gerekliliğine işaret eden Baykal, çarenin, milletvekili dokunulmazlığının söz ve düşünce özgürlüğüyle sınırlandırılması olduğunu yineledi.
Baykal, Deniz Feneri olayının, yolsuzluğun anatomisini bütün milletin önüne serdiğini belirterek, şunları kaydetti: ''Yolsuzluğu bireysel bir olay olarak düşünüyorduk. Sütü bozuk, ahlaksız, paraya dayanamayan birisi, bir yerde avanta, fırsat buldu mu oradan nemalanıyor diye düşünüyorduk. Ne kadar amatörce, ne kadar çocuksu, gerçeklerden kopuk bir anlayışmış meğer. Onlar geride kalmış. Şimdi, şirketi, derneği yolsuzluk için kuracaksın, bütün kadronun o yolsuzluk projesine inanan, katkı verecek insanlardan oluşacak. Derneği kuracaksın, Mehmetçik Vakfı'na sağlanmayan vergi indirimini sağlayacaksın, Danıştay izin vermezse, Danıştaya yetki veren kanunu iptal edeceksin, yeni kanun çıkaracaksın, o kanunla bunu vereceksin.''
''DOSYAYI VE EKLERİNİ İSTE''
Baykal, Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin'in, ''Yurt dışında bir dernek iş yapmış, suç işlemiş, Almanlarda mahkum etmiş, bana ne ya'' dediğini belirterek, Almanya'da yaşayan Türklerin sorunları bulunduğunu, haksızlığa maruz kaldığını, evlerinin yakıldığını, canlarının tehdit edildiğini söyledi. Baykal, ''Sen bunlar karşısında, Alman otoritelerine ne oluyor diye sordun mu? Bu kişilerin dertlerini Alman Büyükelçisine, hükümetine söyledin mi? Alman Büyükelçiyle konuşuyorsun, 'bu çocuklar uzun süreli tutuklu, bilgi verin' diyorsun, 'bana ne ya' demiyorsun'' dedi.
Alman mahkemesine, kararın gönderilmesi için yazı gönderildiğine dair haberlere işaret eden Baykal, kararın değil, dosya ve eklerinin istenmesi gerektiği belirtti.
Bu olayın, yolsuzluğun, siyasetle bağlantısını ortaya koyduğunu ifade eden Baykal, ''Almanya, yaşanan bir yolsuzluğu takip edip, kısa sürede hükme bağlıyor. Biz 'bana ne' diyoruz. Yolsuzluk senin yolsuzluğun, ne demek bana ne? Sen hesabını vereceksin, sen Türkiye'nin Adalet Bakanısın'' dedi.
Baykal, CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu başta olmak üzere, bu konu üzerinde çalışanlara teşekkür etti.
Ayrıntılar gelecek...
-
Perfect 17 yıl önce Şikayet EtBu chp ye oy vermeyi düşünenlere. Bir müslüman chp ye oy vermez.Dinine dil uzattı,el uzattı.Sen nasıl bunun yaşamasına sebepler işlersin.Yaşatırsan daha çok el,ayak uzatır dinine.Aklınızı kullanın şapkanın altından tavşan çıkarırlar bunlar.Dostluk elini uzatsa bile tut ama güvenme. AKP nin yaptıklarına anlamayıp kızanlar pire için yorgan yakar.Öfke ile kalkan zararla oturur.Zamanla AKP eski yaptıkları hep dogru çıkıp takdir edilmedimi.Ne çabuk unutup dönüyorsunuz.ALLAH dönenlerden etmesin beni ve müslümanları.Beğen
-
emrah dönmez 17 yıl önce Şikayet Etdikkat!!!!!!. arkadaşlar cumhurbaşkanımız başbakanımız ne yapsın onlar mı bu kadar cana mal olmasını istiyorlar onların hakkı ödenmez çok güzel şeyler yaptılar elbette yanlişlıkları oldu ama iiyiki varlar bin tane oyum olsa başbakanımızdan başkasına yok onlar bizim başimizin tacı yürü sayın cumhurbaşkanım ,sayın başbakanım bu millet arkanda dualarımız sizn leBeğen
-
akanhacu 17 yıl önce Şikayet EtZAMAN TÜNELİ. Baykal konuşurken sanki zaman tünelindeydik ve 20-30 yıl öncesine gidip adeta demirel'i izliyorduk. Zorlayışı,yapaylığı,yavanlığı,samimiyetsizliği aynı demirel'di.Günümüz teknelojisinde artık herkez hemen hemen her haberi evinde görüntülü olarak izleyebiliyor, baykal herhalde bunun farkında değilki o göz göregöre gerçekleri tam tersyüz etmeye çalışıyor, belkide başardığını sanıyor ama ona yandaşlarının yanı sıra çok az sayıda saftirikler inanır.Beğen
-
kalipso 17 yıl önce Şikayet Et!!!. hayatı sen ve senin zihniyetindekiler çekilmez hale getiriyor!Beğen
-
Abdullah GÜL 17 yıl önce Şikayet Etbaykal dan klasikler. ülkede yaşamayan biri bunu dinlese terör yeni zanneder.baykal ve askerler diyorya AB yasaları elimizi bağladı diye.bir vatandaş soruyor?2002 den önce OHAL gibi bir yetkiyle donaılan asker bu terörü bitirmedi de bunu yasaya bağlıyor ve OHAL i tekrar istiyor.2003 yılına kadar hainler tek taraflı ateşkesle inlere çekilmiş bekliyordu.ama lağvedilmemişti.sadece eylem yapmıyordu.bunu baykalda iyi biliyor ama gençlerin kanlarından oy devşirmek işine geliyor.bir siyastci bu kadar düşerse sonunu Allah.....Beğen