Ünlü romanlar rayting kurbanı oluyor!
Erciyes Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Yeni Türk Edebiyatı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Argunşah, Roman kahramanlarını yatak odasına atan dizileri kınadı.
Son yıllarda televizyon kanalları izleyici kitlesini artırmak ve reytinglerde ilk sıralarda yer almak amacıyla romanları dizilere uyarlamaya başladı. Gelinen noktadan memnun olan romancılar ise eserlerin dizilere uyarlanmasında özden uzaklaşılmamasını istedi.
Erciyes Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Yeni Türk Edebiyatı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Argunşah, romanların dizilere uyarlanmasının, edebiyatın daha yaygın kitlelere ulaşabilmesinin yollarından biri olduğunu söyledi. Prof. Dr. Argunşah, buna karşın, eserin dünyasına sadık kalınması gerektiğini savundu. 'Romanlarda açılmış dehlizler var. Bunlar sonuna kadar kullanıyorlar' diyen Argunşah, Aşk-ı Memnu dizisinde, romanda Behlül'ün hayatının çok ayrıntılı görünmediğini, ancak dizide yatak odası sahnelerinin gösterildiğine dikkat çekti. Bunun sakıncalarına işaret eden Prof. Dr. Argunşah, "Bu dehlizi sonuna kadar zorluyor. Bu senaristin yeni katkıları ama orada dikkat gerekiyor. Ne verecek. Bunun faydası var. Ama zararı da var. Ben iyimser bakıyorum. Behlül havai bir delikanlı. Bunu okuyucu dolduruyor. Ama dizide evli kadınları ayartmalar, yatak odası sahneleri var. Aşk-Memnu bu değil." diye konuştu.
Sanatlar arasında geçişler yapılması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Hülya Argunşah, romanların dizilere uyarlanması, Türk edebiyatının daha yaygın kitlelere ulaşabilmesinin yollarından biri olarak görüyor. Görsel bir sanat olan sinemanın, romandan, hikayeden hatta şiirden yola çıkarak yeni bir esere ulaşması bu yollardan bir tanesi olarak gösteriyor. Argunşah, 1980 sonrası edebiyatçıların tanıştığı postmodernizimin açtığı kapılardan biri olan metinler arası ilişkilerin ön plana çıktığına işaret ediyor. Daha önce yazılmış bir metnin yeni bir eser içerisinde kullanılması olarak gösterilen postmodernizimin de, metin olduğu gibi kullanabiliyor, uyarlayarak kullanabilir ya da atıflar yaparak değerlendiriliyor. Argunşah, roman uyarlamalarının da bu çerçevede düşünülebileceğini anlatıyor.
Prof. Dr. Hülya Argunşah, romandan uyarlanarak dizi haline getirilen Aşk-ı Memnu dizisinde romanın aslına çok fazla uzak kalınmadığını ifade ediyor. Metnin, yapıtının içerisinde modernize edilmiş unsurlar bulunduğunu hatırlatıyor. Argunşah, dizilerin adını aldığı romanların okunma oranlarına olumlu katkılar sağlaması gibi önemli bir faydası olduğunu söylüyor. 'Aşk-ı Memnu' romanının kendisinin Türkoloji öğrencilerine bile zorlukla okuttuğunu anlatan Argunşah, dizinin başlamasıyla birlikte 2 haftadır öğrencilerinin Aşk-ı Memnu'yu kendilerinin okumaya çalıştığını belirtti.
Dizilerde bir sürü entrikaların konulduğunu anlatan Argunşah, şu bilgileri verdi; "Boğazda eski bir yalı da değil, çok lüks bir yalı da geçiyor. Hizmetkarlar romandaki gibi yerli değil çok modern tiplemeler görünüyorlar. İçki içiliyor. Mesela bunlar Aşk-ı Memnu'da yok. Tefrika romanlarda olduğu gibi yazar okuyucunun dikkatini kendinde toplamak için her gün bir entrika bağlayarak devam eder. Diziye de bağlamak için entrika koymak zorunda. Mesela Firdevs hanım romanda o kadar entrikacı bir karakter değildir. Ama dizide entrikacı bir kadın olarak görünüyor. Diziyi seyrettirmek için buna ihtiyaç mı var. Yaprak Dökümü öyle 2 yıl devam edecek bir roman değildir. Aşk-ı Memnu'nun üçte biri hacminde bir romandır."
Bazı endişelerini de dile getiren Prof. Dr. Argunşah, televizyonun insan hayatında etkili olduğuna işaret ederek, "Okuma ve düşünme kültürüne geçmediğimiz için televizyon ve sinema bizim kültürümüzde o kadar etkili ki, bunları hayat formülleri olarak alınıyor. Orada gördüğünüz her sahne insanlarda yaşanması gereken bir sahne olarak algılanabilir. Yıllarca tele-vole kültürüyle uğraşmadık mı? Geçen haftaki dizide Aşk-ı Memnu romanının bunun bir parçası olduğunu görmeye başladım ve korktum. Eserin dünyasına sadık kalınırsa çok sakınca doğurmayacaktır. Ama sanat sansür edilemez. 'Yapımcı dikkat etsin', 'RTÜK bunları yasaklasın' diyemezsiniz. Sanatın özgür bir yanı var ama sanatçının da sorumluluğu var." diye konuştu