Mesut Yılmaz: Kapatma korunmalı
Strasbourg'daki bir konferansta konuşan eski başbakanlardan Mesut Yılmaz, türban ve kapatma davasıyla ilgili AB ülkelerine Türkiye'nin gerçeklerini kabul etmelerini istedi.
Eski başbakanlardan Rize Bağımsız Milletvekili Mesut Yılmaz, Anayasa Mahkemesi'nde AK Parti hakkında açılan kapatma davasına ilişkin olarak yüksek mahkeme tarafından henüz ortada verilen bir karar olmadığını, yalnızca savcının iddiaları olduğunu belirterek, "Yargı sürecine müdahale etmenin, Avrupa Birliği ilkelerine de ters düştüğü açıktır" dedi.
Avrupa Parlamentosu'ndaki (AP) Yeşil Grup Başkanı Daniel Cohn Bendit ve TBMM ve AP arasında faaliyet gösteren Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Joos Lagendick'in girişimiyle, "Türkiye’de neler oluyor?" konulu bir konferans düzenledi.
Konferansa, Yılmaz ile birlikte ÖDP İstanbul Milletvekili Ufuk Uras, konuşmacı olarak katıldı.
Konuşmasına Anayasa Mahkemesi'nin türban konusunda verdiği karar ve AK Parti hakkında açılan kapatma davasıyla ilgili gelişmelere değinerek başlayan Yılmaz, "Anayasa Mahkemesi kararı, daha hukuki sürecin sonu anlamına gelmemektedir. Türkiye, 20 yıldır Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin yargı yetkisini kabul etmiştir" diye konuştu.
Yılmaz, AB Komisyonu yetkililerinin, Türk yargısına değilse bile, kendi yargı kurumlarına saygı gereği bu konudaki açıklamalarında daha ihtiyatlı davranmaları gerektiğini vurgulayan Yılmaz, türban davasıyla ilgili olarak AİHM'in Leyla Şahin davasında verdiği kararı, AP'li parlamenterlerin okumasını tavsiye ettiğini söyledi.
Demokratik sistemlerde parti kapatılmasını "kaygı verici" bulduğunu belirten Yılmaz, "parti kapatma, iptidai bir ceza olmasına rağmen, Türkiye gerçekleri karşısında bu uygulamanın korunması gerektiğini" bildirdi. Yılmaz, "Dünyanın bugünkü geldiği noktada parti kapatmak çözüm değil, ancak siz de Türkiye'nin şartlarını anlamalısınız. Türkiye, ağır bir tehlikeyle karşı karşıya" dedi.
Konuşmasında, Türkiye'de din ve devlet işleri ile laiklik ilkesinin oluşturulması ve korunmasına yönelik gelişmeler konusunda ayrıntılı açıklamalarda bulunan Yılmaz, "Türkiye'nin İslam dünyasında laik demokrasiyi en ileri düzeyde uygulayan tek ülke olduğunu" vurguladı.
Din ve devlet ilişkileri konusunda Türkiye'de kimi sorunlar yaşandığını kabul ettiğini ifade eden Yılmaz, "Türkiye'de tam tersine sürekli uyanık olmamızı gerektiren koşullar söz konusu. Bilindiği gibi İslamiyet, Hristiyanlık'tan farklı olarak, toplumsal hayatın işleyişine ilişkin kurallar öngören bir dindir. Bu nedenle Müslüman bir ülkede laiklik ilkesinin uygulanması, dinin özel yaşam alanıyla sınırlı tutulmasına bağlıdır. Bugün Türkiye'de dini özgürlükler alanının yeterli olmadığını savunanlar vardır ve bunlar dini kamusal alana taşımak isteyenlerdir. Küçümsenemeyecek sayıda din devleti özlemi içinde olan bir kitle söz konusudur. Ayrıca son yıllarda tüm İslam ülkelerinde giderek yükselen siyasi İslam akımının ve komşumuz İran'da yaşanan gelişmelerin Müslüman Türk toplumu üzerinde hiç etki yaratmadığı da düşünülemez" diye konuştu.
İktidardaki AK Parti'nin, ülkeyi son 1 yıldan beri artarak süren bir krize soktuğunu ileri süren Yılmaz, "Şu anda hükümet, tüm yargı kurumlarıyla, silahlı kuvvetlerle, üniversitelerle ve sivil toplum örgütlerinin büyük bir bölümüyle uyumsuzluk ve çatışma halindedir" dedi.
-UFUK URAS-
ÖDP İstanbul Milletvekili Ufuk Uras ise, Türkiye'de hukuk ve demokrasinin önemli bir dönemeçte olduğunu belirterek, demokrasinin kurumsallaştırılması için ortada önemli bir şansın da bulunduğunu söyledi.
Türkiye'de, 1980 anayasasının mutlaka değiştirilmesi gerektiğini savunan Uras, "AK Parti'nin topyekün 1980 anayasasını değiştirmek yerine, perakende reformlarla yetindiğini" bildirdi.
Siyasal yasaklarla bir sonuca varılamayacağını anlatan Aras, geçmişte kapatılan partilerin ve siyasal parti liderlerine getirilen yasakların hiçbir yarar sağlamadığının ortada olduğunu dile getirdi.
Uras, kültürel zenginliklerin korunarak, herkes için demokrasi istemenin ve demokrasiyi içselleştirmenin, Türkiye'deki sorunların çözümüne yardımcı olacağını vurguladı. Uras, hükümetin, TCK'nın 301. maddesi, sosyal güvenlik yasası ve son 1 Mayıs'ta meydana gelen olaylarla ilgili olarak duyarsız kaldığı görüşünü savundu.
Türkiye'de sol kanatta ciddi bir muhalefet eksikliği olduğunu savunan Uras, "1980 anayasasını savunan CHP'nin, ciddi bir muhalefet olamayacağını ve demokrasiyi savunamayacağı" görüşünü dile getirdi.
Uras, türban konusunda da kamuda hizmet alan ve hizmet veren kişilere yönelik farklı bir uygulama olmasından yana olduklarını, üniversitelerde türban yasağının da kalması gerektiğini sözlerine ekledi.
-
Bana Göre 17 yıl önce Şikayet Et. adam kendisine zaman aşımı veren yargıya neden güvenmesin ... ne kadar para o kadar adalet ... mavi akımdan aldıkları onu abad eder ...Beğen
-
mustafa yavuz 17 yıl önce Şikayet Et. Bu adam da derinlerle irtibatlı. Derinlerden kastım MASON locaları.Türkiyede iktidar ne yazık ki Abdülhamid-i sâniden beri Masonların kontrolünde!AKP. hakkında açılan kapatma davasının sonucunu bahse konu mahfillerle irtibatı olan zevata bakarak tesbit mümkündür.Yargıya saygı sloganları ile tepkileri bastırmak sitiyorlar.Lakin Türkiye eski Türkiye değil.Kitle iletişim araçları esrarengiz tertipler peşinde koşanların işini zorlaştırıyor.Bu önümüzdeki yılların daha iyi olacağının alametlerinden!Beğen
-
Metin Yazar 17 yıl önce Şikayet Et. Kabahat bunda değil,bunu seçip meclise gönderen Rize halkında. Hemşehricilik uğruna millete Yarasalar diyen birine oy verdiler. Milletin yarasa olmadığı belli de kendisinin ne olduğu belli değil. Özal gibi bir dahi bunun gibi bir adama nasıl oldu da partiyi teslim etti? Hem partiyi batırdı,hem Türkiye\'yi. Şimdi de gitmiş hükumeti dışarıda şikayet ediyor. Bu da Ulusalcılar safına dahil olmuş. Bence bunun niyeti ara dönem başbakanı olmak. Burnuna darbe kokusu mu geldi ne?Beğen
-
Yusuf Çınar 17 yıl önce Şikayet Etİç sömürgenin hizmetçileri. Özellikle Demirel ve M.Yılmaz iç sömürgenin yani oligarşinin hizmetçileridir. İkiside halkı aldatmıştır. Ama halkımızda bir garip, nedense kendisine ihanet edenleri bile, hemşericilik saflığı ile tekrar milletvekili seçiyor. Avrupa bizim mantıkla hareket etseydi; ortaçağdaki din bağnazlığını, din adamlarının sömürüsünü görmüş olan Avrupa; bir tane bile hristiyan ve kilise bırakmazdı. Adamlar hristiyan bağnazlığının çektirdiği açlara rağmen dine saygılı.Beğen
-
şeref ünal 17 yıl önce Şikayet Et. mesut yılmaz demirel tansu çiller mehmet ağar erkan mumcu ....vs bunlar gerçekten sağ parti liderimi ve bir dönem millet bunların ardına nasıl takılmış gerçekten enteresan. hep diyorum son bir kaç yılda kimin ne olduğu gün gibi ortayua çıktı...Beğen