Bakan Atalay'ın yasadışı göç isyanı
İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Türkiye'nin yasa dışı göçe en fazla maruz kalan ülkelerin başında geldiğini söyledi.
Bakan Atalay, İsveç'in başkenti Stockholm'de yapılan AB Adalet ve İçişleri Bakanları Gayriresmi Toplantısının, "Küreselleşen Dünyada Sorumluluk ve Dayanışma Üzerine Kurulu Bir Avrupa" konulu oturumunda konuştu.
Atalay, konuşmasında "Türkiye yasa dışı göçe en fazla maruz kalan ülkelerin başında gelmektedir. Avrupa göç yolları üzerinde jeopolitik ve coğrafi açıdan son derece hassas bir konumdadır. Türkiye ve AB için, yasa dışı göç konusunda ortak politikaların belirlenmesi hususu oldukça önemlidir. Transit ülkelerin yanında kaynak ülkelerin de bu sürece dahil edilmesi yararlı olacaktır" dedi.
Bakan Atalay, gelecek 5 yıllık süreçte bu konuda yürütülecek politikaların, tüm tarafların katılımıyla ortaklaşa belirlenmesi gerektiğini vurguladı ve "Türkiye külfet paylaşımı kapsamında AB'den sorumluluğun paylaşılması ve daha güçlü işbirliğine dayalı bir politika izlenmesini beklemektedir" diye konuştu.
Türkiye'nin öncelikle kaynak ülkelerle sonra aşamalı olarak transit ve hedef ülkelerle geri kabul anlaşması imzalanması politikasını takip etmekte olduğunu belirten Atalay, şunları söyledi:
"AB ile geri kabul anlaşması müzakereleri görüşmelerine devam edilmektedir. Bilindiği üzere bir sonraki teknik düzey toplantısı ekim ayında yapılacaktır. Bu anlaşmanın imzalanması konusunda hükümetimizce gerekli irade ortaya konulmuştur.
Türkiye, yasa dışı göçle mücadelede Avrupa Birliği ile işbirliğine her zaman açık olmuştur, olmaya da devam edecektir. İyi yönetilmiş bir göç politikasının, AB üye ülkelerinde ve kaynak ülkelerde ekonomik ve sosyal gelişmelere katkıda bulunacağı açıktır.
Yasa dışı göçle mücadelede, gelişmiş ülkelerin ortaya koyacağı politikalar önem kazanmaktadır. Bu bağlamda AB göç politikası, gönüllü geri dönüşü teşvik eden, kolaylaştırıcı ve anlaşılabilir olmalıdır. Bu tarz politikaların geliştirilmesinin yasa dışı göçün itici nedenlerini de azaltacağını düşünüyorum."
Diğer taraftan göçmenlerin üye ülkelerdeki uyum sorunlarını giderici sosyal programlara ağırlık verilmesi gerektiğini belirten Atalay, "Bu sosyal programlar, göçmenlerin suça konu edilmelerini önleyici başlıklar taşıması yanında, AB vatandaşlarının göçmenleri içselleştirmesine de zemin hazırlayıcı nitelikte olmalıdır" dedi.
Avrupa Birliği'nin uyguladığı göç politikalarının, kişileri yasa dışı göçe teşvik edici nitelikte düzenlenmemesi gerektiğine de dikkati çeken Atalay, şöyle devam etti:
"Ayrıca, yasa dışı göçe karışan bireylerin profillerinin ve göçe yönelimlerinin analiz edilmesine yönelik projelere destek sağlanmalıdır.
Gönüllü nitelik taşımayan geri dönüşlerde; kaynak, hedef ve transit ülkeler arasında geri kabul anlaşmalarının imzalanması büyük önem taşımaktadır. Kaynak ve hedef ülkeler arasında doğrudan kurulacak bir geri dönüş mekanizmasının, göç yönetiminin uzun vadede sistemli hale getirilmesinde daha faydalı olacağı değerlendirilmektedir.
Böyle bir mekanizma geri dönüşün güvenli ve düzenli, sürdürülebilir ve insan hakları çerçevesinde yürütülmesini de kolaylaştıracaktır."
Türkiye'nin, AB'nin, ortak bir iltica sistemine yönelik çalışmalarına ve bu amaçla kurulacak bir Avrupa Destek Ofisi fikrine baştan beri olumlu baktığına işaret eden Atalay, şunları kaydetti:
"Göç baskısı altındaki Türkiye, son dönemde birçok önemli gelişmeler kaydetmiştir. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticaretine ilişkin protokoller imzalanmış ve onaylanmıştır.
Türkiye'nin İltica ve Göç Ulusal Eylem Planı hazırlanarak 2005 yılında uygulamaya başlanmıştır.
AB müktesebatı kapsamında Türkiye'nin ulusal mevzuatı, AB Konseyi usul yönergesi, AB Konseyi Vasıf yönergesi, AB Konseyi kabul yönergesine göre uyarlanmıştır. Bunun yanında, AB mevzuatına uyumlu yeni İltica ve Yabancılar Yasası çalışmaları devam etmektedir. Diğer yandan yasa dışı göçle mücadeleyi daha etkin kılmak amacıyla Pasaport Kanununda da yeni düzenleme yapılmaktadır.
Türkiye yasa dışı göçmenlerin ülkelerine gönderilinceye kadar barınabileceği misafirhanelerin kurulması çalışmalarını başlatmış ve bu kapsamda 32 ilde yaklaşık 3000 kişi kapasiteli merkezler oluşturmuştur.
Bu kapasitenin, 1500'ü AB projeleri ile tesis edilecekler olmak üzere 7000'e çıkartılmasına yönelik çalışmalarımız devam etmektedir.
Bu çerçevede iltica ve göç alanında yapılacak her türlü ortak çalışmaların içinde yer alacak ve katkı sağlamaya devam edeceğiz. İsveç'in dönem başkanlığında bu alanda yapılan ortak çalışmaların en üst seviyeye çıkacağından eminiz."