Pan-Arabizm'den idam sehpasına

Bu sabah idam edilen Saddam , Arap birliğinin kahramanıyken, ülkesi ABD tarafından işgal edilerek adeta 'parya' durumuan sokuldu. İşte bir diktatörün hayat hikayesi:

ABONE OL
GİRİŞ 30.12.2006 05:50 GÜNCELLEME 30.12.2006 05:50 DÜNYA
Pan-Arabizm'den idam sehpasına

Pan-Arabizm (Arap birliğinin) kahramanıyken, ülkesi ABD tarafından işgal edilen ve iktidardan indirilerek adeta "parya" durumuna sokulan Saddam Hüseyin'in iktidarı, Irak tarihinin kilometre taşlarından biri oldu.

Çevresinde yaratılan, "Selahattin Eyyübi ve Babil Kralı Nabukadnezar'ı kendi kimliğinde harmanlamış Büyük Adam" inancı, Saddam'ın 2003 yılı aralık ayında ABD askerlerince bir "fare deliğinde" ele geçirildiğinde büyük darbe yemişti. İdam, bu kültü yerle bir etti. Saddam, kendi halkına karşı işlediği suçlardan yargılanan ilk Arap lideri oldu.

ABD'lilerin Bağdat'ta kurdurduğu özel mahkemede yargılanan Saddam, 1980'lerde Duceyl köyünde 148 Şii'nin öldürülmesinden sorumlu bulunarak 5 Kasım'da idam cezasına mahkum edildi. Saddam, Enfal davasında da, yine 1980'li yıllarda Kürtler'e karşı soykırım suçu işlemekten yargılanıyordu.

KİMDİ?

Saddam Hüseyin, Bağdat'ın kuzeyindeki Tikrit'e 13 kilometre uzaklıktaki El Avca kasabasında yoksul bir ailenin çocuğu olarak 28 Nisan 1937'de doğdu. Annesi, bebeğine Arapça'da "karşı koyan" anlamına gelen "Saddam" ismini verdi. Saddam, 13 yaşındaki ağabeyinin kanserden ölümü üzerine annesi ağır depresyona girince dayısı Hayrullah Telfah'ın yanına gönderildi ve burada 3 yaşına dek kaldı. Saddam, babasını tanımadan büyüdü. Annesinin yeniden evlenmesiyle 3 üvey erkek kardeşe sahip olan Saddam'a üvey babası İbrahim el-Hasan kötü muamelede bulunuyordu. 10 yaşlarında evden kaçan Saddam, Bağdat'ta yaşamak için yeniden dayısına gitti. Dindar bir milliyetçi olan dayısından çok şey öğrendiğini belirten Saddam Hüseyin, siyasal yaşamına 20 yaşında Baas (Doğuş) partisine katılarak başladı.

BAAS MACERASI

1958 yılında Irak lideri Abdülkerim Kasım'a karşı düzenlenen suikast girişimi yüzünden yurtdışına kaçtı, Suriye ve Mısır'daki sürgün yıllarını hukuk eğitimi alarak geçirdi. Baas partisinin 1968 yılında kansız darbeyle iktidarı ele geçirmesine yardımcı olan ve iç güvenlikten sorumlu bir göreve getirilen Saddam, kısa süre içinde Baas partili olmayanların hükümetten uzaklaştırılmasını sağladı. Saddam Hüseyin, yeni yönetim içinde gerek hitabet ustalığı, gerekse atılgan ve yenilikçi düşünceleriyle yükseliyordu.

İKTİDARA GELİŞ

General Ahmet Hasan El Bekir'i 1979 yılında devirerek iktidara tek başına oturan Saddam, ilk olarak, kendisine muhalefet etme olasılığı bulunan yüzlerce Baas üyesini ya idama ya da sürgüne yolladı. Saddam Hüseyin'in yönetimi sırasında değer verdiği ilk ve en önemli unsur, Irak ordusu oldu. Cumhuriyet muhafızlarını, kendisinin ve rejimin koruyucusu olarak eğiten Saddam, Irak'tan Ürdün'e göç eden muhalif profesör Nazım Obeh'in deyişiyle, "birçok suikast ve darbe girişiminden kurtulmasını, Irak halkından çok, kendisini korumayı sağlayacak bir aygıta dönüştürülen orduya borçluydu."

İRAN SAVAŞI

1980 ile 1988 yılları arasında İran ile amansız bir savaşa giren Saddam Hüseyin, 1991'de Kuveyt'i işgal edince patlak veren Körfez savaşında hezimete uğradı. Saddam Hüseyin, 22 Eylül 1980'den 20 Ağustos 1988'e dek süren 8 yıllık Irak-İran savaşını, sınır tartışmalarını gerekçe göstererek başlattı. Geride 1 milyon ölü ve yaralı bırakan bu korkunç savaş, BM Güvenlik Konseyi'nin çıkarttığı Ağustos 1988'deki kararla son buldu. Saddam Hüseyin, "ABD'den alındığı ileri sürülen tuzak yeşil ışıkla", 2 Ağustos 1990 günü, 18. vilayeti olarak ilan ettiği güney komşusu Kuveyt'i tamamıyla işgal etti. Hüseyin, 1 gün önce, 1 Ağustos 1990 çarşamba günü güneyde sınırında 80 bin mevcutlu istihkam birliklerini işgal için hazır etmişti. ABD, BM Güvenlik Konseyi'nin diğer 4 daimi üyesi (Rusya, İngiltere, Fransa ve Çin) ile birlikte Irak'a karşı ambargo başlattı. ABD, 16 Ocak-28 Şubat 1991 arası giriştiği savaşla Irak'ı Kuveyt'ten çıkardı. Ve ABD, Irak'ı işgal ettiği 20 Mart 2003'e dek BM ambargosunu aralıksız sürdürdü.

"AYAKTA KALMA SANATI"

1990'lı yıllarda ABD füzeleri Irak topraklarını döverken ve uluslararası yaptırımlar Irak halkını inim inim inletirken Saddam "ayakta kalma sanatını" icra etmeyi başararak azim ve kararını dünyaya gösterdi. Şaşaalı saraylarına çekilen Saddam, ABD birlikleri "kitle imha silahları var" diyerek 2003 yılının mart ayında Irak'ı işgal edene dek ABD'ye meydan okumayı sürdürdü. Ancak bu meydan okuma fazla uzun sürmedi. ABD askeri, 9 Nisan 2003'te Bağdat'a girip Saddam'ın heykelini devirince, Irak lideri ortadan kayboldu. Taa ki, 13 Aralık'a dek. Bir çiftlik avlusunda özel olarak kazılmış derin bir çukurda yakalanması, Saddam için sonun başlangıcı oldu. Arap milliyetçiliğinin bu "karizmatik" kişiliğinin saçı sakalı birbirine karışmış, perişan ve pejmurde görüntüsü, tüm dünyada TV ekranlarında dolaştı. Özel mahkemede yargılanan Saddam görüntüleri ve sonunda idam cezası, devrik lideri tarihin karanlık sayfalarına gömdü.