Mehmet Ali Talat: Rum militanı gibiler

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Rusya ve Fransa'nın BM Güvenlik Konseyi'nde her zaman Rumlar lehine tavır takındıklarını belirterek, bu ülkelere ağır suçlamada bulundu.

ABONE OL
GİRİŞ 22.06.2007 00:02 GÜNCELLEME 22.06.2007 00:02 DÜNYA
Mehmet Ali Talat: Rum militanı gibiler

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Rusya ve Fransa'nın Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'nde her zaman Rumlar lehine tavır takındıklarını belirterek, "Rusya ve Fransa Güvenlik Konseyi'nde Rum militanı gibi çalışıyor" dedi.

KKTC Cumhurbaşkanlığı Basın Bürosu'ndan verilen bilgiye göre, Cumhurbaşkanı Talat, Sim Radyo'da yaptığı açıklamada, Rusya ve Fransa'nın tutumunu eleştirdi. Rusya'nın son olarak, BM Barış Gücü'nün Kıbrıs'taki görev süresinin uzatılmasıyla ilgili Güvenlik Konseyi kararına Yeşilırmak kapısının açılmasını katmaya çalıştığını kaydeden Talat, Fransa'nın da Rusya'nın bu tutumuna destek verdiğini anlattı.

Talat, "Rusya militanca, Rum tarafının militanı gibi çalışıyor ve Yeşilırmak kapısının açılması talebini Güvenlik Konseyi kararına katmaya çalışıyor. Fransa da buna destek veriyor. Rusya ve Fransa Güvenlik Konseyi'nde Rum militanı gibi çalışıyor" diye konuştu. Talat, Türk tarafının girişimleriyle Rusya'nın bu talebinin reddedildiğini belirtti.

-"ÇÖZÜM ÇOK UZAK DEĞİL"-

Kıbrıslı Türklerin, 24 Nisan 2004 referandumunda Annan Planı lehine oy kullanmasının ardından, bugün her açıdan çok daha iyi bir durumda olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Talat, çözümün de çok uzak olmadığını belirtti.

"Bugün eğer ekonomimiz geçmişe göre daha iyi durumdaysa, geçmişe göre dünyada daha fazla kabul görüyorsak, yabancı yatırım bu ülkeye geliyorsa, bütün bunların nedeni o yüzde 65 evet'tir," diyen Talat, "Eğer bizim taraftan da 'hayır' oyu çıksaydı, izolasyonlar çok yoğun bir hale getirilirdi, nefes alamazdık. Türkiye'nin AB süreci de büyük zarar görürdü, hatta belki de tamamen sona ererdi" ifadesini kullandı. Kıbrıs sorununun şu aşamada hem AB hem de BM bakımından önemsizleştiğini ve bunun da bir tıkanıklık yarattığını söyleyen Talat, yakın zamanda Türkiye'nin AB sürecinde ciddi tartışmalar yaşanacağını belirtti ve o zaman Kıbrıs sorununun kaçınılmaz olarak ön plana çıkacağını söyledi.

-"TÜRKİYE'NİN GİDEBİLECEĞİ TEK YER AVRUPA'DIR"-

Türkiye'nin AB süreci devam ettikçe Kıbrıs sorununun çözümünün de kaçınılmaz olduğunu belirten Talat, bunun çok uzun bir süre almayacağını söyledi. Talat, çözümün parametrelerinin aynı kalacağını, ancak içeriğinin zaman içinde değişikliğe uğrayabileceğini de vurguladı. "Türkiye'deki seçimlerin Kıbrıs sorununu nasıl etkileyeceği" yönündeki bir soruya cevaben ise Talat, iktidara hangi parti gelirse gelsin, Türkiye'nin AB politikasında bir değişiklik beklemediğini söyledi. Talat, "Türkiye'nin gidebileceği tek yer Avrupa'dır ve hiçbir Türk partisi bunun dışında davranmayacaktır" dedi.

-"HRİSTOFYAS'IN SEÇİLMESİ BİR FARK YARATIR"-

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Güney Kıbrıs'ta 2008 Şubat ayında yapılacak olan başkanlık seçimleriyle ilgili bir soruyu yanıtlarken, Tasos Papadopulos'un kaybetmesinin Kıbrıs sorununun çözümü açısından olumlu olacağını söyledi.

Talat, AKEL partisi Genel Sekreteri ve Rum Meclis Başkanı Dimitris Hristofyas'ın başkan seçilmesinin mutlaka bir fark yaratacağını kaydetti. "Zaman zaman, Papadopulos'u desteklediği ve savunduğu için AKEL'e kızdığını ve yadırgadığını" belirten Talat şunları söyledi: "İkide birde Papadopulos'u savunmak AKEL'e düşmez. Papadopulos'un kendi mekanizmaları kendisini savunamazken bunu AKEL yapıyor.

Bu da yadırgadığımız bir şey. Çünkü AKEL ile bir geçmişimiz var. Tanıyoruz birbirimizi ve bunu AKEL ile bağdaştıramıyoruz." AKEL'in kendi adayını göstermesi gerektiğini kaydeden Talat, şunları söyledi: "Çünkü aksi halde, Papadopulos'la yüzde yüz örtüşüyor, Papadopulos'u destekliyor demektir ki bu korkunç bir şeydir. Nitekim zaten AKEL tabanı yüzde 90'larda Hristofyas'ın aday olmasını istiyor. Demek ki kendi tabanı da Papadopulos'a güven duymuyor.

 Papadopulos kaybederse Kıbrıs sorununda daha önemli gelişmeler yaşanabilir. Ancak çok büyük bir değişiklik mi olur onu bilemem. Bu biraz da Rum toplumundaki dengelere bağlı, uluslararası konjonktüre bağlı, Avrupa Birliği'nin empoze etmeye çalıştığı koşullara bağlı, Birleşmiş Milletler'deki duruma bağlı ve büyük güçlerin, başta ABD olmak üzere tutumuna bağlı."