ABD basınından dikkat çeken Rubio analizi: Siyasi kaderi Venezuela operasyonuna bağlı!
Politico'da yer alan analize göre, Trump yönetiminin Venezuela hamlesinin yüzü olan Marco Rubio'nun 2028 başkanlık şansı bu operasyonun sonucuna bağlı. Bölgedeki belirsizlik ve ABD'nin müdahaleci tavrı Rubio için büyük risk taşıyor.
ABONE OLABD merkezli Politico dergisinde yer alan kapsamlı analize göre, ABD Başkanı Donald Trump'ın Venezuela dosyasını Dışişleri Bakanı Marco Rubio'ya teslim etmesi, Rubio'nun siyasi geleceği açısından kritik bir dönemeç olarak değerlendiriliyor. Venezuela lideri Nicolas Maduro'nun yakalanmasıyla sonuçlanan operasyonun ardından Rubio, yönetimin bu konudaki en yetkili ismi olarak öne çıktı. Ancak uzmanlar, bu durumun Rubio'yu 2028 başkanlık seçimlerinde zirveye taşıyabileceği gibi siyasi kariyerini tamamen bitirebileceği uyarısında bulunuyor.
CUMHURİYETÇİ PARTİ İÇİNDE LİDERLİK TARTIŞMALARI
Haberde, Rubio'nun Pazar günü televizyon programlarında operasyonu savunduğu ve Kongre brifinglerinde yönetimin tezlerini dile getirdiği belirtildi. Rubio, kamuoyu önünde 2028 seçimlerinde JD Vance'i destekleyeceğini ifade etse de, Cumhuriyetçi Parti içindeki kaynaklar Rubio'nun sessizce kendi siyasi sermayesini biriktirdiğini öne sürüyor. Rubio'nun 2016 kampanyasındaki danışmanlarından Buzz Jacobs, Rubio'nun başkanlık yarışına girmesi durumunda oldukça rekabetçi olabileceğini vurguladı.
Analizde, Rubio'nun Küba kökenli ailesinin geçmişi nedeniyle sosyalizm karşıtı sert bir tutum sergilediği ve Trump'ın dış politika vizyonuna uyum sağladığı ifade edildi. Trump'ın Venezuela'yı ABD'nin sömürebileceği bir petrol ve doğal kaynak deposu olarak gördüğünü açıkça belirtmesi, Washington'ın bölgeye yönelik niyetlerini gözler önüne serdi. Rubio ise uzun süredir Maduro'yu demokrasiyi engelleyen bir figür olarak tanımlayarak bu müdahaleci politikaların sözcülüğünü üstleniyor.
VENEZUELA ABD İÇİN YENİ BİR BATAKLIĞA MI DÖNÜŞECEK
Ancak Venezuela'daki durumun ABD için yeni bir bataklığa dönüşme ihtimali bulunuyor. Trump, New York Times'a verdiği demeçte ABD'nin Venezuela'yı yıllarca yönetebileceğini söylese de, Rubio sürecin bir gecede çözülmeyeceğini itiraf etti. Ülkenin ekonomik yıkımı, silahlı grupların varlığı ve Maduro yanlılarının hala güç sahibi olması, Washington'ın işini zorlaştırıyor. Ayrıca ABD halkının yüzde 72'sinin Venezuela'ya aşırı müdahil olunmasından endişe duyduğu ve Irak ya da Afganistan benzeri bir senaryodan çekindiği belirtiliyor.
Rubio ve Trump'ın sadece Venezuela'ya değil, Kolombiya ve Meksika gibi diğer bölge ülkelerine de ABD'nin taleplerine uymaları konusunda gözdağı vermesi dikkat çekiyor. Bu agresif tutum, bölgedeki istikrarsızlığı artırma potansiyeli taşıyor. Öte yandan, Rubio'nun olası rakibi JD Vance'in operasyon sürecinde daha geri planda durması ve risk almaması stratejik bir hamle olarak yorumlanıyor.
TRUMP İHALEYİ RUBİO'YA MI BIRAKACAK?
Siyasi stratejistlere göre, Trump'ın Rubio'yu yetkin bir halef gibi öne çıkarması, aslında kendi yönetiminin atacağı riskli ve popüler olmayan adımların sorumluluğunu Rubio'ya yükleme girişimi olabilir. Venezuela operasyonunun başarısızlıkla sonuçlanması veya uzun süreli bir kaosa dönüşmesi durumunda, faturanın doğrudan Marco Rubio'ya kesileceği öngörülüyor.