Son dakika: Epstein belgelerinde ortaya çıktı! Ülkedeki darbeyi Türk üssü engelledi...
Son dakika haberi... Epstein belgeleri, 2017 Katar ablukasının İsrail destekli yönetim değişikliği ve normalleşme hedefi taşıdığını, Türkiye'nin müdahalesiyle başarısız olduğunu gösterdi.
ABONE OLSon dakika haberi... ABD'de kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurmakla suçlanan pedofili milyarder Jeffrey Epstein'le ilgili kamuoyuyla paylaşılan 3 milyon belge arasından yeni detaylara ulaşıldı.
KATAR'DAKİ DARBEYİ TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ'NİN VARLIĞI ENGELLEDİ
Belgelere göre 2017 yılında Epstein'in Anas Alrasheed adlı kişiye mail attığı; Katar'daki askeri darbeden Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bölgedeki varlığından dolayı vazgeçildiği ortaya çıktı.
MEHMET ACET, KATAR'DAKİ TARİHİ OLAYI 2017 YILINDA DUYURMUŞTU
Kanal 7 Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Acet de 25 Aralık 2017 yılında konuyla ilgili bir köşe yazısı kaleme alarak Katar'da yaşanan bu flaş gelişmenin tüm detaylarını dünyaya duyurmuştu.
2017 Haziran’ında Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn ve Mısır’ın, Katar’a yönelik başlattığı abluka, kamuoyuna “terörizmin finansmanı” ve "Müslüman Kardeşlere destek" gerekçesiyle sunulmuştu. Ancak ortaya çıkan Jeffrey Epstein’e ait belgeler ve e-posta dokümanları krizin arka planında çok daha kapsamlı bir jeopolitik planın bulunduğunu ortaya koyuyor.
Buna göre 2017'de dört Körfez ülkesinin Katar'a yönelik ablukasında gerçek hedef, İsrail'in bölgesel hakimiyetinin sağlanmasında engel olarak duran Katar'ı devre dışı bırakmak ve 2020'de imzalanacak Abraham Anlaşmaları'na giden yolu açmaktı.
İsrail gizli servisi Mossad adına çalıştığı belirtilen Epstein'in belgelerinde yer alan e-posta trafiğine göre, Katar’a yönelik abluka yalnızca bir baskı aracı değil, doğrudan bir yönetim değişikliğini amaçlıyordu. Amaç, Katar’ı İsrail ile normalleşmeye zorlamak, Doha’nın İran ve Türkiye ile kurduğu ilişkileri kesmekti.
GİDİP DANS ETSİNLER
ABD Adalet Bakanlığı tarafından kamuoyuna açılan belgelere göre Jeffrey Epstein’in, 9 Temmuz tarihli bir e-postayla Katarlı bir iş insanına gönderdiği bir mesajda, Katar’ın “İsrail’i tanıması” ve ABD Başkanı nezdinde iyi bir imaj oluşturmak için “İsrail’de dans edip şarkı söylemesi” yönünde tavsiyelerde bulunması, baskının hangi yönde yoğunlaştığını gözler önüne serdi. Aynı yazışmalarda, Katar’a yöneltilen “terör destekçisi” suçlamalarının pazarlık aracı olarak kullanıldığı da görülüyor.
"TÜRKLERİN İÇERİDE OLMASIYLA BİRLİKTE ASKERİ SEÇENEK ARTIK GEÇERLİ DEĞİL"
Yazışmalarda Epstein'in "Türklerin içeride olmasıyla birlikte, askeri seçenek artık geçerli değil. Bence MSB (Muhammed bin Selman-Suudi Arabistan Veliaht Prensi) Yemen'i kazanmasının hiçbir yolu yok. Müzakere etmek için iyi bir zaman... MBZ (Muhammed bin Zayed-BAE Devlet Başkanı) çok fazla cephesi var" ifadesini kullandığı görüldü.
UTEYBE'NİN E-POSTALARI
Epstein belgeleriyle yayınlanan e-postaların, Haziran 2017'de BAE'nin Washington Büyükelçisi Yusuf El-Uteybe'nin sızdırılan e-postalarıyla paralellik taşıdığı da görülüyor.
O dönem sızdırılan e-postalar, BAE’nin Washington Büyükelçisi Yusuf el-Uteybe’nin, İsrail lobisine yakın isimler Elliott Abrams ve Dennis Ross ile mesajlaşmalarında Katar’a karşı güç kullanımı ve rejim değişikliği dahil çeşitli senaryoların masada olduğunu ortaya koyuyordu.
Uteybe'nin sızdırılan e-postalarında Katar’ın İsrail karşıtı BDS hareketine verdiği destekten dolayı "cezalandırılması" gerektiği açıkça ifade ediliyor. Abrams’ın "Katar’ı fethetmek herkesin sorununu çözer" ifadesine el-Uteybe'nin "kolay bir iş" yanıtını vermesi dikkat çekiyordu. Belgelerden çıkan tabloya göre, 2017 ablukası İsrail ile normalleşmeyi merkeze alan yeni bölgesel düzenin Katar’a zorla kabul ettirilmesi girişimiydi.
Ancak hesaplar tutmadı. Türkiye sahaya indi, Katar ablukanın ekonomik ve siyasi maliyetlerine rağmen geri adım atmadı. Üç yıl sonra abluka başarısızlıkla sonuçlandı.
MEHMET ACET, 2017 YILINDA KALEME ALDIĞI YAZISINDA KATAR'DA PLANLANAN DARBEYİ TÜRKİYE'NİN NASIL ÖNLEDİĞİNİ TÜM DETAYLARIYLA AÇIKLAMIŞTI
Kanal 7 Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Acet, Epstein belgelerinde ortaya çıkan Katar'daki darbe girişiminin Türkye tarafından engellenmesine ilişkin tüm detayları 25 Aralık 2017'de Gerçek Hayat Dergisi'nde kaleme aldığı yazısında okurlarına aktarmıştı.
İşte Mehmet Acet'in o yazısı;
Katar’da Körfez krizinin başladığı ilk gün, yani 5 Haziran’da Emir Şeyh Temim’in sarayında yaşanan sıcak saatleri ve bu sıcak saatlerde Türkiye’nin üstlendiği kritik rolü anlatacağım.
Bu öylesine önemli bir rol ki; o gün o kritik müdahale olmasaydı, her şey başka türlü gelişecek, muhtemelen bölgenin tarihi de başka türlü yazılıyor olacaktı.
O halde anlatmaya başlayalım...
Habere ulaşmamız bir soruyla başladı.
Kabine’nin etkili bir ismine şöyle bir soru sordum.
Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla mı diyorlardı acaba?
'Katar Emiri’ni değiştirelim' dedi
Muhatabım, “O kadar uzun boylu düşünmemek lazım” dedikten sonra şu sözleri sarf etti:
“Adamlar (Suudi Arabistan) Amerika’ya dönüp şunu söylediler. Seninle 350 milyar dolarlık anlaşma yaptım. Sen de bana destek at, şu Katar Emiri’ni değiştirelim. Mesele bundan ibaret. Tabi Tayyip Bey buna izin vermeyince o iş yattı.”
“Tayyip Bey izin vermeyince…” Bu vurguya dikkat!
Cumhurbaşkanının bu süreçte neler yaptığını, açıklandığı kadarıyla herkes biliyor.
Katar Emiri’nin yanında olduğunu beyan etmek, 5 Haziran’da kendisini arayıp desteğini bildirmek, uçaklarla gıda yardımı ulaştırmak, uluslararası yoğun bir telefon trafiği yürütmek…
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 5 Haziran’dan beri böyle şeyler yaptığını biliyoruz.
Ancak ‘izin vermemek’ tabiri çok daha iddialı duruyor.
Acaba bilmediğimiz başka bir şey daha mı olmuştu?
Neye nasıl izin verilmemişti?
TÜRK ÖZEL BİRLİKLERİ KATAR EMİRİNİN SARAYINDA
Kabine üyesiyle yaptığım o görüşmeden günler sonra, Katarlı yetkililerin birebir görüşmelerde dile getirdikleri, Türkiye’den, Tayyip Erdoğan’dan bahsedip büyük bir kahramanlık hikayesi üreterek anlattıkları bir konu kulağımıza ulaştı.
Anlatılanlar son derece dikkat çekiciydi.
Buna göre o gece, yani Katar krizinin başladığı 5 Haziran gecesi Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad El Sani’yi bir darbe girişiminden Türk özel birlikleri korumuştu.
Ulaştığımız bilgilerin çerçevesi şu şekilde idi:
“Türk seçkin birlikleri Emir’in sarayının etrafını vakitlice sararak emniyeti sağlamışlar, Şeyh Temim’i ani bir baskından ve darbeden kurtarmışlardı.
Bunun üzerine Katar Emiri’ni devirip yerine Londra’daki yeğenini getirmek için harekete geçen Suudi ve Birleşik Arap Emirlikleri özel birlikleri yarı yoldan geri dönmek zorunda kalmışlardı.”
Peki anlatılanlar doğru muydu?
Katar emirini özel eğitimli Türk timi gerçekten bir darbeden mi kurtarmıştı?
Haber kaynağıma güvenmekle birlikte operasyonel niteliği olan, çok önemli bir konu ile karşı karşıya olduğumuz için meselenin teyide ihtiyacı vardı.
Teyit için nereye yöneleceğimi de biliyordum.
Ankara’nın karar verici mekanizmalarının çoğunda sandalye sahibi olan üst düzey bir devlet yetkilisi…
200 CİVARI SEÇKİN TÜRK BİRLİĞİ…
Haber doğruydu.
5 Haziran gecesi, Katar’a yakın bölgelerde/ülkelerde görev yapan 200’e yakın çok özel eğitimli Türk birliği Ankara’dan gelen emirle harekete geçmişti.
Hedef Katar Emiri’nin sarayı idi.
Görev emri, Emir’e karşı başka bir ülke ya da ülkeler tarafından o gece yapılması muhtemel darbe girişimini engellemek, bunun için Katar Emiri’nin ve sarayın güvenliğini sağlamaktı.
O sırada Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne ait özel eğitimli timler aynı hedef için harekete geçmek üzereydi.
Suudi Arabistan ve BAE özel timi Katar Emiri'ni devirmek için düğmeye bastı
200 kişilik özel eğitimli Türk birliği, Doha'ya ulaştı
Bir rivayete göre yola çıkmışlardı bile.
Ama onların hedefi Türk birliklerinin tam tersi idi.
Saraya gidip Katar emirini etkisiz hale getirip, yerine bir başkasını getirerek darbe yapmak istiyorlardı.
Ancak erken davranan Türk birlikleri oldu.
Özel donanımlı timler saraya vakitlice ulaşmışlar ve Emir’in güvenliğini garantiye almışlardı.
Bu şekilde Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne ait özel birliklerin bir saray darbesiyle Katar Emiri’ni devirme planları da suya düşmüştü.
Şimdi en başta aktardığım Kabine üyesinin sözleri yerli yerine oturuyordu.
“Tayyip Bey, Katar’da bir saray darbesine izin vermemişti.”
UÇAKLAR HAZIR BEKLETİLDİ
5 Haziran gecesi Katar Emiri’nin sarayında yaşananları teyit için ulaştığımız yetkili isimden önemli bir başka bilgi daha aldık.
O akşam duruma göre harekete geçmek üzere Türk Hava Kuvvetleri’ne ait uçaklar da motorları çalışır halde hazır bekletildi.
İhtiyaç olsaydı eğer, bu uçaklar hemen havalanıp kendilerine verilen misyonu yerine getirmek üzere Katar’a yöneleceklerdi.
Ancak karada yürütülen operasyonla hedefe ulaşıldığı için buna gerek kalmadığı anlaşılıyor.
KATAR EMİRİ'NİN ERDOĞAN'DAN TALEPLERİ…
Şimdi şöyle bir soru sorup cevabının peşine düşebiliriz:
Katar Emiri’ni darbeden kurtarmak için Türk özel birliklerinin harekete geçmesi fikri nasıl gelişti?
Kuvvetle muhtemel bir telefon görüşmesi sonrası.
Körfez krizi 5 Haziran sabahı patlak verdi.
Suudi Arabistan öncülüğünde kimi Körfez ülkeleri ve Mısır, Katar’la ilişkileri aniden kesip bu küçük ülkeyi ablukaya aldılar.
Haber Ankara’ya ulaştıktan sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan hızlı bir telefon trafiği başlattı.
O gün yani 5 Haziran’da Erdoğan’ın ilk görüştüğü isimlerden biri de Katar Emiri olmuştu.
Meselelerin gidişatından anlaşılıyor ki, Katar emiri durumun nezaketini anlattıktan sonra sarayın güvenliğini sağlama konusunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan özel ricacı olmuştu.
Devamında yaşanan gelişmelerden anlıyoruz ki, Katar Emiri o telefon görüşmesinde Erdoğan’dan iki kritik talepte bulunmuştu.
1-Suudi Arabistan ve BAE darbe için harekete geçmeden Türkiye harekete geçsin, bu darbeyi engellesin. Öyle de oldu.
2-Türk askerinin Katar’da görev yapması için Ankara’nın elini hızlı tutması. Meclis’teki tezkerenin belirlenen takvimden önceye alınıp hızlıca oylanması. Bunu da olayın kendisi böyle geliştiği için biliyoruz.
Katar’a 10 gün içinde cevap vermek için 13 maddelik şart koşan Körfez ülkelerinin bu şartlarından biri Doha’daki Türk Üssü’nün kapatılması idi.
Körfez ülkeleri, Türkiye orada oldukça darbe yapamayacaklarını düşündü
Neden böyle bir talepte bulunuyorlar dersiniz?
Cevabı çok açık değil mi?
Türkiye orada olduğu sürece kafalarına göre darbe yapamayacaklar.
O yüzden…
Sonra ne oldu?
Katar bu talepleri reddetti.
Böyle bir hikayenin sonunda Katar Emiri Doha’daki Türk üssünü kapatır mı sizce?