ABD'den korkunç tahkimat! 2003'ten bu yana en büyüğü

ABD, Orta Doğu'da 2003 Irak işgalinden bu yana en büyük askeri hareketliliğini gerçekleştiriyor. İki uçak gemisi ve F-22 filolarıyla bölgeyi kuşatan Washington, Tahran'a yönelik 'maksimum baskı' politikasını sahaya yansıtıyor.

ABONE OL
GİRİŞ 22.02.2026 22:47 GÜNCELLEME 22.02.2026 23:26 DÜNYA
ABD'den korkunç tahkimat! 2003'ten bu yana en büyüğü

ABD, Orta Doğu'da 2003 yılındaki Irak işgalinden bu yana görülen en büyük askeri yığınağı gerçekleştiriyor. Washington yönetiminin Tahran üzerindeki "maksimum baskı" politikasını diplomatik bir ültimatomla birleştirdiği bu süreçte, bölgeye sevk edilen stratejik unsurların nicelik ve niteliği olası bir çatışmanın kapsamına dair kritik ipuçları veriyor.

DENİZDE "ÇİFT KISKAÇ" STRATEJİSİ

Pentagon'un bölgedeki deniz gücünü iki uçak gemisi görev grubu etrafında topladığını belirten askeri kaynaklar, "Bu strateji, İran'ı hem Umman Denizi hem de Akdeniz üzerinden baskı altına almayı hedefliyor." değerlendirmesinde bulundu.

Ocak sonunda bölgeye ulaşan nükleer tahrikli USS Abraham Lincoln gemisinin Umman Denizi'nde konuşlandığını kaydeden yetkililer, dünyanın en büyük savaş gemisi USS Gerald R. Ford'un da bölgeye intikal ettiğini bildirdi. Her biri yaklaşık 75 savaş uçağı taşıyan bu iki devasa hava üssünün bölgeye gelişiyle, ABD'nin vuruş gücü en üst seviyeye çıkarıldı.

"GÖKYÜZÜNDEKİ GERÇEK CANAVAR" BÖLGEYE İNİYOR

Hava sevkiyatının teknolojik niteliğine dikkat çeken uzmanlar, F-35 Yıldırım II ve E-3 Sentry (AWACS) uçaklarının yanı sıra F-22 Raptor'ların kritik rolüne işaret etti.

Virginia'daki üsten havalanan 12 adet F-22 tipi savaş uçağının Orta Doğu'ya doğru yola çıktığını kaydeden yetkililer, bu platformun havacılık dünyasındaki önemini şu sözlerle vurguladı:

"F-22 Raptor, stealth, supercruise, thrust vectoring ve sensör füzyonu kombinasyonuyla bugüne kadar gerçek bir eşdeğeri olmayan, mutlak hava hakimiyetinin zirvesi olan bir platformdur. Pilotların fenomenal olarak nitelediği bu uçaklar, karşılaşmak istemeyeceğiniz bir güçtür."

SAVUNMA HATTI VE 50 BİN ASKER

ABD'nin sadece saldırı değil, olası misillemelere karşı savunma hattını da tahkim ettiğinin altını çizen Pentagon yetkilileri, konuya "Bölgedeki üslere ek Patriot ve THAAD sistemleri sevk edildi." sözleriyle işaret etti.

Bölgedeki toplam Amerikan askeri mevcudiyetinin 30 bin ile 50 bin arasında olduğunun tahmin edildiğini anlatan kaynaklar, Katar ve Bahreyn gibi riskli bölgelerdeki personelin daha güvenli noktalara tahliye edildiğini belirtti.

"10 GÜNLÜK MÜHLET"

Askeri hareketliliğin diplomatik bir ültimatomla eş zamanlı ilerlediğini anlatan Beyaz Saray kaynakları çarpıcı açıklamalarda bulunarak, "Başkan Trump, Tahran'a yeni bir nükleer anlaşma için 10-15 günlük bir süre verdi. Bu sevkiyat sadece caydırıcılık değil, müzakerelerin başarısız olması durumunda başlayacak haftalar sürecek bir operasyonun ön hazırlığıdır." ifadelerini kullandı. Bölgedeki hareketliliğin 2003'teki "Şok ve Dehşet" operasyonu öncesindeki yığınağı andırdığını belirten uzmanlar, sahada kurulan askeri düzeneğin olası bir çatışmanın geri dönülemez eşiğine yaklaştığını vurguluyor.

NE OLMUŞTU?

ABD ve İran arasındaki gerilim, Washington'un nükleer anlaşmadan çekilmesi ve Tahran'a yönelik ağır yaptırımları devreye sokmasıyla tırmanmıştı. Son dönemde bölgedeki vekil güçler üzerinden artan çatışmalar ve nükleer program konusundaki belirsizlik, ABD'nin Orta Doğu'daki askeri varlığını son 20 yılın en yüksek seviyesine çıkarmasına neden oldu.

Washington, Tahran'ın nükleer faaliyetlerini durdurması için diplomatik baskı uygularken, eş zamanlı olarak bölgeye stratejik bombardıman uçakları ve uçak gemileri sevk ederek askeri seçeneklerin masada olduğu mesajını veriyor.

KAYNAK : Haber7
Erhan Ceylan Haber7.com - Editör

Editör Hakkında

Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi'nin İşletme bölümünden mezun oldu. Yeni medyaya 2015 yılında adım attı. Yakın siyasi tarih, yönetim ve politik süreçlere olan ilgisi bu mesleğe başlamasındaki en önemli etken oldu. Sırasıyla Star, Güneş, Akşam ve A Haber'de gündem ve politika editörlüğü görevinde bulundu. Her türlü dezenformasyonun olduğu, Hakikat ötesi siyasetin (Post truth politics) yaşandığı günümüz dünyasında, tahrif edilen olguları savunmak, temiz bilgi aktarımına yardımcı olmak ve kamuoyunun dijital-medya okuryazarlığını geliştirmek üzere çaba gösteriyor. Dijital medya kariyeri Haber 7'de devam etmektedir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR