İsrail, İran'da Türk mirasına saldırıyor: Bunun adı 'kültürel soykırım'
İsfahan Valisi Mehdi Cemalinejad, "Ne Moğol istilasında ne de İran-Irak savaşı sırasında böyle bir şey yapılmıştı. Bu, bir medeniyete savaş ilanıdır," diyor.
ABONE OL
HABER7 - ÖZEL
İran Kültür ve Miras Bakanlığı, ülke tarihinin "en değerli mücevherleri" arasında görülen ve neredeyse tamamı Türk devletleri tarafından inşa edilen bir dizi tarihi yapının İsrail bombardımanında ağır hasar aldığını açıkladı.
Bakanlığın paylaştığı videolarda ve fotoğraflarda, Safevi Devleti'nin 17. yüzyılda "imparatorluk sarayı" olarak kullandığı Ali Kapu Sarayı'nın ağır hasar aldığı görülüyor.
İsfahan'da bulunan sarayın inşasına Şah I. Abbas döneminde başlanmış, Şah Safi döneminde yeni eklemeler yapılmış ve Şah II. Abbas zamanında inşaat tamamlanmıştı.
Safevi mimarisinin en iyi örnekleri arasında gösterilen mekan, aynı zamanda Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından "Dünya Mirası Alanı" olarak ilan edilmişti.
Safevi Devleti'nin 5. hükümdarı olan Şah Abbas, soylu ziyaretçileri ve yabancı büyükelçileri Ali Kapu Sarayı'nda ağırlıyordu. Sarayın bir fotoğrafı bugün İran'ın 20.000 riyallik banknotlarının üzerinde bulunuyor.
Sarayın, 9 Mart Pazar günü İsrail Hava Kuvvetleri bombardımanında hedef alındığı belirtiliyor.
40 SÜTUNLU SARAY
Aynı kentte bombalanan bir diğer tarihi eser, Çehel Sütun Sarayı'ydı.
Yine Şah I. Abbas döneminde yabancı konukları ağırlamak için inşa edilen sarayın ön kısmında 20 ince sütun ve bir havuz bulunuyor.
20 ince sütunun havuza yansımasıyla, sarayın 40 sütunu varmış havası uyandırılıyor. Farsça bir kelime olan "çehel"in Türkçedeki karşılığı "40".
Sarayda yer alan seramik fresk ve tablolarda, Osmanlı İmparatoru Yavuz Sultan Selim'e karşı 1514'te Çaldıran'da bozguna uğrayan Safevi orduları, 1611 yılında Buhara Emiri onuruna yapılan bir şölen, 1646 yılında gerçekleşen Özbek Kralı için yapılan bir resepsiyon gibi tarihi olaylar betimleniyor.
Çehel Sütun Sarayı'nın Ali Kapu Sarayı gibi İsrail saldırılarında "ciddi şekilde tahrip edildiği" vurgulanıyor.
"NE MOĞOL İSTİLASINDA NE DE İRAN - IRAK SAVAŞINDA BÖYLE BİR ŞEY YAŞANMADI"
İsfahan'da, Abbasilerin, Selçukluların, Kaçarların, Muzaffarilerin, Ak Koyunluların, Safevilerin inşasını ve restorasyonunu yürüttüğü, birden fazla medeniyetin emeğinin olduğu Ulu Camii veya Cuma Camii de İsrail'in bombaladığı mekanlar arasındaydı.
İsrail saldırıları sonrası camide bulunan turkuaz çinilerin yere indiği söyleniyor.
Caminin karakteristik dört eyvanlı yapısı, Selçuklu döneminde inşa edilmişti.
Selçuklu İmparatorluğu'nun ilk başkenti olan İsfahan'da bulunan camide, Malik Şah'ın ünlü veziri Nizâmülmülk'ün himayesinde, mekanın önündeki sütunlar kaldırılmış, yerine büyük bir taş kubbe konulmuştu. Yeni kubbe, İslam dünyasının o dönemde gördüğü "en büyük taş kubbeydi".
Çoğu Türk imparatorluğunun merkezi olarak öne çıkmış kenti "çatısız bir müze" olarak tanımlayan İsfahan Valisi Mehdi Cemalinejad, "Ne Moğol istilasında ne de İran-Irak savaşında böyle bir şey yaşanmadı. Bu, bir medeniyete açılan savaştır" diyor.
Vali Cemalinejad, 1954 Lahey Sözleşmesi kapsamında kültürel alanların korunması için kullanılan "Mavi Kalkan" sembollerinin tarihi binaların çatılarına yerleştirildiğini, buna rağmen İsrail'in güttüğü "kültürel soykırım" politikalarının devam ettiğini belirtiyor.
SULTAN II. ABDÜLHAMİD'İN NASİRÜDDİN ŞAH'A HEDİYELERİ
Hasarın en çarpıcı olduğu adreslerden biri de Tahran'da, 13. yüzyıl Kaçarlar döneminden kalma Gülistan Sarayı'ndaki tahribattı.
Hicri kameri takviminin 1282. yılında, "Tahran'a yüksekten bakmak" için yapılan bina, İsrail Hava Kuvvetleri tarafından saldırıları nedeniyle 2 Mart Pazartesi günü "ağır hasar" aldı.
Saray'dan gelen görüntülerde, dünyaca ünlü Aynalı Salon'da bulunan ince ayna işçiliğinin şok dalgası sonucu yere indiği, çevreye saçılan şarapnel parçalarının camları kırdığı, çini kaplamaları ve duvar işçiliğinin tahrip olduğu görülüyor.
Saray'da, Osmanlı İmparatoru Sultan II. Abdülhamid Han'ın hediyeleri de bulunuyordu.
| 50 yıla yakın hüküm süresiyle İran tarihinin en uzun süre tahtta kalan üçüncü lideri olan ve "Şehinşah - Şahların Şahı" ve "İslampanah - İslam'ın Sığınağı" gibi lakaplarla yüceltilen Nasirüddin Şah, aynı dönemde hüküm sürmüş "İslam Halifesi" ve "İki Kutsal Camiinin Hizmetkarı" Sultan II. Abdülhamid'in hediyelerini, Gülistan Sarayı'nın içinde bulunan Ebyez binasında muhafaza ediyordu. |
İsrail'in saldırıları sonrası II. Abdülhamid'in İran'daki emanetinin akıbeti de henüz bilinmiyor.
"UNESCO'NUN SESSİZLİĞİ KABUL EDİLEMEZ"
28 Şubat'ta, ABD - İsrail koalisyonunun İran'a yönelik başlattığı saldırılarda, tarihi eserlerde görülen hasara karşın, UNESCO henüz herhangi bir açıklama yapmadı.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, önceki gün ABD menşeli sosyal medya platformu X'te yayınladığı bir gönderide, "UNESCO'nun sessizliği kabul edilemez" ifadelerini kullandı.
GAZZE'DE 20 BİNİ AŞKIN TARİHİ ESER YAĞMALANDI
İsrail, Gazze Şeridi'nde uyguladığı soykırım sırasında, 20 bini aşkın tarihi eseri yağmalamıştı. Şeritte bulunan 1.244 camiden 1.109'u yıkılırken, 3 kilise ağır hasar almıştı.
Özellikle Gazze'nin en eski ve en büyük camisi olan 1.400 yıllık Büyük Ömer Camii (Gazze Ulu Camii), düzenlenen saldırılar sonucu tamamen yıkılarak enkaz yığınına dönüşmüştü.
İran'da tarihi alanların saldırıya uğraması, aydınların da tepkisini çekti. Ülkede ünlü bir akademisyen olan Mucteba Necef, "Tarihi eserler benim için insan hayatı kadar önemli çünkü beni geçmişime bağlıyor. Onların yok edilmesi, hafızamın yıkılması demektir" diyor.
ABD Brandeis Üniversitesi'nden Profesör Naghmeh Sohrabi ise, "bu yapıların ideolojilerin ötesinde, tüm insanlığa ait yaşayan anıtlar" olduğunu vurguluyor.