'NATO birinci görevini yapıyor': Türkiye örneği üzerinden stratejik 5. Madde hatırlatıldı

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin açıklamaları, Türkiye'nin farklı tarihlerde İran'dan ateşlendiği düşünülen üç balistik füzeyle hedef alındığı bir dönemde geldi.

ABONE OL
GİRİŞ 26.03.2026 19:24 GÜNCELLEME 26.03.2026 19:24 DÜNYA
'NATO birinci görevini yapıyor': Türkiye örneği üzerinden stratejik 5. Madde hatırlatıldı

                      
HABER7 - ÖZEL

Orta Doğu'da ABD - İsrail koalisyonunun İran'a karşı yürüttüğü işgal savaşı 27. gününde devam ederken, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO), ittifakı oluşturan metnin 5. Maddesi'ni yeniden 'Türkiye' örneği üzerinden gündeme taşıdı.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, "32 müttefik olarak NATO topraklarının her bir karışını savunmak için elimizden geleni yapacağız. Türkiye’ye yönelen 3 füzenin düşürülmesi bunun açık bir delilidir ve bunu yapmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

Ankara merkezli düşünce kuruluşu SETA'NIN "70 Yıllık Türkiye - NATO İlişkileri" raporuna katkı sağlayan isimlerden Nişantaşı Üniversitesi'nin akademisyeni Prof. Dr. Vişne Korkmaz, Rutte'nin açıklamalarıyla ilgili olarak Haber7'ye verdiği demeçte, "NATO'nun birinci görevi transatlantik toprakları dışarıdan gelen saldırılara karşı savunulmasıdır. Bu çerçevede NATO, caydırıcılık noktasında güçlü olduğunu hatırlatıyor" değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'de 4 Mart, 9 Mart ve 13 Mart tarihlerinde üç kez İran'dan ateşlendiği belirlenen balistik füzelerle hedef alındı. 

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), üç saldırıda kullanılan balistik mühimmatın NATO sistemleri tarafından havada etkisiz hale getirildiğini aktardı.

Bu saldırılar öncesi NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, 2 Mart'ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.

Görüşmede Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye’nin istikrara katkı sunma yaklaşımını sürdürdüğünü" vurgularken, NATO Genel Sekreteri Rutte, "müttefiklerin her yönden gelebilecek tehditlere karşı caydırıcılık ve savunma kapasitesini ilerletme konusunda hemfikir olduklarını" belirtti.

Rutte, 4 Mart'taki füze önleme operasyonu sonrası 5 Mart'ta, İngiliz Reuters haber ajansına yaptığı açıklamada, "Hiç kimse 5. maddeden söz etmiyor" dedi.

İran'ın saldırı girişimini kınayan Rutte, "En önemli nokta, rakiplerimizin dün NATO’nun ne kadar güçlü ve dikkatli olduğunu görmüş olmaları. NATO çok güçlü ve çok dikkatli" ifadelerini kullandı.

Son olarak, insansız deniz aracı (İDA) ve insansız hava aracı (İHA) ile Türk işletmeli bir geminin İstanbul açıklarında hedef alınması, çeyrek asır sonra ittifakı bu kez ikinci büyük ortağı için bir araya getirme potansiyeli oluşturdu.

Daha önce, 11 Eylül 2001'deki terör saldırılarına tepki olarak NATO üyeleri ortak karar almış ve ABD'ye destek açıklamıştı.

Rutte'nin açıklamalarında geçen "toprakların her bir karışının savunulacağı" vurgusu 5. Madde'de yer alan "kolektif savunma yükümlülüğünün" bir yansıması olarak yorumlanıyor.

NATO’nun 5. maddesi, ittifakın “kolektif savunma” ilkesini tanımlayan en kritik hükümdür.

1949’da kurulan NATO’nun temel amacı, üye ülkelerin güvenliğini ortak bir savunma mekanizmasıyla korumaktır.

Bu kapsamda 5. madde, NATO üyelerinden birine yönelik silahlı saldırının, tüm üyelere yapılmış sayılacağını hükme bağlar.

Son dönemde ABD/İsrail–İran gerilimiyle birlikte bu madde yeniden uluslararası kamuoyunun gündemine gelmiştir.

Maddeye göre, Avrupa veya Kuzey Amerika’da bir ya da daha fazla müttefike karşı gerçekleştirilen silahlı saldırı, ittifakın tamamına yönelmiş kabul edilir.

Bu durumda diğer üyeler, Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesinde yer alan meşru müdafaa hakkı çerçevesinde, saldırıya uğrayan ülkeye yardım eder.

Bu yardım askeri müdahale, lojistik destek veya siyasi dayanışma gibi farklı şekillerde olabilir ve her ülke katkının kapsamına kendisi karar verir.

5. madde NATO tarihinde yalnızca bir kez, 11 Eylül saldırıları sonrasında işletilmiştir.

Ancak bu madde otomatik bir savaş ilanı anlamına gelmez, daha çok caydırıcılık sağlayan bir güvenlik garantisi işlevi görür. Bu yönüyle NATO’nun en güçlü dayanışma mekanizması olarak kabul edilir.


Öte yandan, Türkiye'ye yönelen balistik füzelere ilişkin İran tarafı şimdiye kadar saldırıların sorumluluğunu üstlenmedi.

4 Mart'taki ilk girişim sonrası 5 Mart'ta, İran Genelkurmay Başkanlığı'nın yayınladığı açıklamada "Türkiye'nin egemenliğine saygı duyulduğu" ve İran tarafından Türkiye topraklarına herhangi bir füze fırlatılmadığı açıklandı.

16 Mart'ta İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ortak hava saldırıları, Türkiye ile ilişkiler ve bölgedeki güvenlik durumuna ilişkin değerlendirmede bulundu.

Bekayi, "İran’dan Türkiye’ye veya Azerbaycan’a füze fırlatıldığı yönündeki iddialar yalan. İran silahlı kuvvetleri hedef seçerken son derece hassastır. Biz İran’a saldırmak için kullanılan ABD’nin askeri üslerini ve varlıklarını hedef alıyoruz. Bu Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51’inci maddesine göre İran’ın kendini savunma konusundaki doğal hakkıdır" dedi.

NATO Liderler Zirvesi 22 yıllık aradan sonra yeniden Türkiye'ye geliyor. Türkiye, 7-8 Temmuz tarihlerinde ittifaka üye ülkelerin liderlerini başkent Ankara'da ağırlayacak. Bir önceki zirve, 28-29 Haziran 2004'te İstanbul'da düzenlenmişti.


Son olarak İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 25 Mart Çarşamba günü ABD menşeli sosyal medya platformu X'te yayınladığı Türkçe gönderide, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a seslendi:

"Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, aziz kardeşim Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın saldırgan Siyonist rejimi (İsrail) kınama konusundaki kararlı tutumu takdire şayandır. Kardeş Türk milleti, uzun yıllardır İslam ümmetiyle dayanışmada önemli bir rol üstlenmiştir. Bu şerefli yola, ilahi lütufla birlikte devam edeceğiz."

Rutte'nin açıklamaları, NATO Irak Misyonu'nun çekilmesinin kararlaştırılması ve Bağdat'ta görev yapan Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin başarıyla tahliye edilmesinin ardından geldi.

Bu gelişme, Milli Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, 26 Mart Perşembe günü düzenlenen haftalık basın basın bilgilendirme toplantısında duyuruldu.

Tuğamiral Aktürk aynı toplantıda Türkiye'de kurulması planlanan NATO karargahına da değindi:

"Bakanlığımız tarafından, 2023'te NATO Güneydoğu Bölgesel Planı kapsamında bir Kolordu Karargahı kurulmasına yönelik çalışmaların başlatılması emredilmiş ve bu niyetimiz 2024'te NATO'ya beyan edilmiştir. Bu kapsamda, bir Türk general komutasında kurulması planlanan karargahın ihtiyaçlarını karşılamak üzere 6'ncı Kolordu Komutanlığı görevlendirilmiş, milli çekirdek kadrolara gerekli atamalar yapılmıştır. Karargahın çok uluslu bir yapıya dönüştürülmesine yönelik çalışmalar NATO makamlarıyla koordineli şekilde sürdürülmekte olup, NATO prosedürleri henüz tamamlanmadığından onay süreci devam etmektedir. Karargahın onaylanmış bir logosu da bulunmamaktadır. Bahse konu Kolordu Karargahının görevi, bölgesel planlar kapsamında, kendisine tahsis edilecek kuvvetlerin entegrasyonunu sağlayarak sorumluluk sahasında caydırıcılık ve savunma faaliyetlerini desteklemektir. Öte yandan, tehdit değerlendirmesi kapsamında hazırlanan NATO Güneydoğu Bölgesel Planı Müttefiklerce daha önceden onaylandığından, kurulması planlanan söz konusu Çok Uluslu Kolordu Karargahının bölgemizde meydana gelen son gelişmelerle bir ilgisi bulunmamaktadır."

TÜRKİYE DAHA ÖNCE 5. MADDE'YE BAŞVURDU MU?

Türk Dışişleri Bakanlığı'nın resmi internet sitesinde yer alan "NATO Genel Bilgi Notu" başlıklı dokümana göre, Ankara ittifaka üye olduğu 18 Şubat 1952'den bu yana 5. Madde'ye hiç başvurmadı.

10 - 16 Şubat 2003 2003 Irak’taki durum ışığında
26 Haziran 2012 Silahsız bir RF-4 keşif uçağımızın Suriye rejimince uluslararası hava sahasında düşürülmesi akabinde
3 Ekim 2012 Suriye rejimince Akçakale’ye açılan top ateşi ile 5 vatandaşımızın şehit olması akabinde
28 Temmuz 2015 DEAŞ’ın Suruç’taki terör saldırısı akabinde
28 Şubat 2020 Suriye Rejimi ve destekçileri tarafından İdlib’deki askerlerimize karşı yapılan saldırı akabinde


Ancak daha çok "dayanışma" içerikli 4. Madde'ye farklı tarihlerde 5 kez başvurdu.

4. Madde, bir üye ülkenin güvenliğinin, toprak bütünlüğünün ya da siyasi bağımsızlığının tehdit altında olduğunu düşündüğünde müttefikleri istişareye çağırma hakkını ifade ediyor.

KAYNAK : Haber7