İsrail'in şeytani 'Gazze' planı bu kez Lübnan'da işliyor: Durum giderek ağırlaşıyor

İşgalci İsrail tıpkı Gazze'de Hamas'a yönelttiği suçlamalarda olduğu gibi Hizbullah'ın da sivil alanlarda saklandığını, hastane ve ambulansları askeri amaçlarla kullandığını iddia ediyor.

ABONE OL
GİRİŞ 07.04.2026 09:34 GÜNCELLEME 07.04.2026 10:30 DÜNYA
İsrail'in şeytani 'Gazze' planı bu kez Lübnan'da işliyor: Durum giderek ağırlaşıyor

          
HABER7

Soykırım suçlusu İsrail'in Gazze'de uyguladığı ve sağlık altyapısını tamamen çökerten yıkıcı askeri strateji, şimdi Lübnan topraklarında kendini gösteriyor.

İki yıl önce Gazze'deki hastanelerin bombalanmasına şahit olan doktorlar ve uluslararası insan hakları örgütleri, işgalci İsrail'in İran destekli Hizbullah'a yönelik operasyonları kapsamında Lübnan'daki hastaneleri, ambulansları ve sağlık çalışanlarını hedef almasıyla bölgede geri dönülemez bir insani krizin patlak verdiği uyarısında bulunuyor.

İşgalci İsrail ordusu, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın saldırılarından sonra Gazze’de uyguladığı ve 20 binden fazla Filistinli çocuğun hayatını kaybetmesine yol açan yıkıcı stratejiyi, şimdi Lübnan’ın güneyine doğru ilerlerken de benzer şekilde sürdürüyor.

Gazze'deki Şifa Hastanesi'nde görev yaparken sağlık sisteminin çöküşüne bizzat tanık olan ve ailesiyle birlikte Mısır'a tahliye edildikten sonra İngiltere merkezli sivil toplum kuruluşu Interburns'e katılan yanık uzmanı cerrah Dr. Mohammed Ziara, ABD menşeli Associated Press (AP) haber ajansına yaptığı açıklamada durumu şu sözlerle özetliyor:

"Bunu daha önce de yaşadım. Şu an Gazze'ye dönemem ama burada, Lübnan'da olabilirim. Bu insanların ne hissettiğini çok iyi anlıyorum."

SAĞLIK SİSTEMİNE TEHDİT

İsrail tıpkı Gazze'de Hamas'a yönelttiği suçlamalarda olduğu gibi Hizbullah'ın da sivil alanlarda saklandığını, hastane ve ambulansları askeri amaçlarla kullandığını iddia ediyor.

Ancak bu iddialar, Lübnan'daki ilk yardım ekiplerinin ve tıp merkezlerinin giderek artan bir şekilde hedef alınmasına ve birçok hastanenin tahliye edilmek zorunda kalmasına zemin hazırlıyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı'nın verilerine göre, İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmaların 2 Mart'ta yeniden alevlenmesinden bu yana tablo giderek ağırlaşıyor:

Bugüne kadar en az 57 sağlık çalışanı İsrail hava saldırılarında hayatını kaybetti. Acil sağlık çalışanlarına ve ambulanslara yönelik 160'tan fazla saldırı düzenlendi. Saldırılar sonucunda 6 hastane ve 49 sağlık kliniği kapanmak zorunda kaldı.


Bakanlık, pazartesi günü erken saatlerde iki sağlık görevlisinin öldürüldüğü ve birinin ağır yaralandığı son saldırıda, İsrail'i görev başındaki ilk yardım ekiplerini kasıtlı olarak hedef almakla suçladı.

Çatışmaların başından bu yana Lübnan'da 1.461 kişi hayatını kaybederken, 4.430 kişi yaralandı.

İsrail ise son bombardımanlar ve kara harekatında yüzlerce Hizbullah mensubunu öldürdüğünü iddia ediyor.

İşgalci ordu, Hizbullah'ın tıbbi tesisleri kullanmasının bu mekanları uluslararası hukuka göre "meşru askeri hedefler" haline getirdiğini savunsa da bu iddialarını destekleyecek bağımsız bir kanıt sunmuyor.

Hizbullah ise sivil alanlarda askeri faaliyet yürüttüğü iddialarını reddediyor.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, aynı gün dört farklı köyde yedi sağlık görevlisi daha İsrail saldırılarında hayatını kaybetti.

Bu kayıplar arasında, Hizbullah yanlısı televizyon kanalları için çalışan üç gazetecinin öldürüldüğü saldırıya müdahale eden bir sağlık görevlisi de bulunuyordu.

Olayın görüntülerinde önce gazetecilerin aracının vurulduğu hemen ardından yardıma koşan sağlık görevlilerinin hedef alındığı görülüyor.

İsrail ordusu, öldürülen iki sağlık görevlisi ve iki gazetecinin Hizbullah üyesi olduğunu öne sürdü. Fakat bu iddia DSÖ verilerine göre, İsrail'in Gazze'de 260'tan fazla gazeteci ve 1.700 sağlık çalışanının öldürülmesinde kullandığı argümanlarla benzerlik taşıdığı için uluslararası gözlemcileri alarma geçiriyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch - HRW) Lübnan araştırmacısı Ramzi Kaiss, mevcut durumu şu sözlerle analiz ediyor:

"Hukuk dışı saldırılar düzenleme niyetini beyan etme konusunda yeni bir tür küstahlık var. Görünüşe göre cezasızlık, İsrail ordusunu cesaretlendirmiş durumda."


Kaiss, İsrail Savunma Bakanı Israel Katz'ın geçen hafta yaptığı, İsrail sınır kasabalarını korumak için Lübnan'ın güneyindeki tüm evleri "Gazze'deki Refah ve Beyt Hanun'da kullanılan modele uygun olarak" yerle bir edecekleri yönündeki açıklamasına atıf yapıyor.

İsrail'in son haftalardaki geniş çaplı tahliye emirleri, 1 milyondan fazla Lübnanlının kuzeye göç etmesine neden oldu.

Güney bölgeleri ağır bombardıman altında kalırken, klinikler kapandı veya faaliyetlerini askıya aldı. Yoğun yaralı akınına uğrayan Nabih Berri Hastanesi, yer açabilmek için onlarca hastasını tahliye etmek zorunda kaldı.

Doktorlar hasta transferlerinin Lübnan ordusu, Sağlık Bakanlığı ve BM barış gücü ile koordinasyon gerektirdiğini, bu karmaşık iletişimin hayati tehlike yaratan gecikmelere yol açtığını belirtiyor.

YENİ BİR HASTA KABULÜ İÇİN HENÜZ TEDAVİSİ TAMAMLANMAMIŞ BAŞKA BİR HASTA TABURCU EDİLİYOR

Sayda Devlet Acil Durum Hastanesi Müdürü Mona Teryaki AP'ye verdiği demeçte, "O kadar çok yaralı var ki, yeterli hemşiremiz yok" diyerek durumu özetliyor.

Hastanede kurulan yeni yanık ünitesi, yeni bir hastayı kabul edebilmek için tedavisi tamamlanmamış mevcut bir hastayı taburcu etmek zorunda kalıyor.

Ekonomik çöküşün eşiğindeki ülkede, uzun süredir devam eden elektrik krizi de hastaneleri vuruyor.

Dr. Ziara'nın görev yaptığı hastanenin jeneratörler devreye girene kadar 10 dakika boyunca karanlığa gömülmesi, altyapının ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne seriyor.

Ziara, "Sağlık sistemi diz çökmüş durumda. Cephe hattındaki hastaneler personel ve malzeme sıkıntısı çekiyor. Kapasiteleri tamamen aşılmış durumda" diyor.

"HİÇBİR YER GÜVENLİ DEĞİL"

Lübnan'da yaşayan insanlar, savaş suçlusu İsrail ordusunun genelde hiçbir uyarı yapmadan sivilleri ve altyapıyı bombaladığını belirtiyor.

Bu durum, Gazze Şeridi'nde yaşayan Filistinlilerin maruz kaldığı "Hiçbir yerin güvenli olmadığı" hissinin bir benzeri.

Muhammed Kubaisi (53) adında bir kişi, başkent Beyrut'taki evinin hiçbir uyarı yapılmadan ve tahliye emri verilmeden bombalandığını söylüyor.

Kubaisi, eşini enkazdan çıkardığını ancak 15 yaşındaki oğlunu kaybettiğini AP'ye anlatıyor.

Soykırımcı İsrail'in "Hizbullah hedeflerini vurduk" açıklamasına tepki gösteren Kubaisi, "Burada insanlar yaşıyor. Burada askeri hedefler yok. Bizi neden vurdular? Neden masum insanları bombaladılar?" diyor.