1 milyon insan evini terk etti: Soykırımcı İsrail, Lübnan'ı bombalıyor
Diplomatik karmaşanın ortasında soykırımcı İsrail, başkent Beyrut'un merkezine ve ülkenin diğer bölgelerine yönelik şiddetli hava saldırıları başlattı.
ABONE OL
HABER7 - ÖZEL
ABD - İran ateşkesini takip eden saatlerde soykırımcı İsrail'in Lübnan'da Hizbullah'a ve sivil altyapıya yönelik saldırılarını dramatik bir şekilde artırması, bölgedeki savaşı yeni ve yıkıcı bir evreye taşıdı.
Ateşkesin Lübnan'ı kapsayıp kapsamadığına dair diplomatik belirsizlik sürerken, hem sivil kayıplar hem de askeri kayıplar her geçen saat artıyor.
İran ve arabulucu rolü üstlenen Pakistan, ateşkesin Lübnan dahil her yeri kapsadığını savunurken, ABD ve İsrail bu duruma karşı çıkıyor.
Hizbullah yetkilileri, 'küresel sorun' İsrail'in uymaması halinde ateşkese bağlı kalmayacaklarını açıkladı.
Bu diplomatik karmaşanın ortasında İsrail, başkent Beyrut'un merkezine ve ülkenin diğer bölgelerine yönelik şiddetli hava saldırıları başlattı.
Sağlık yetkililerinin açıklamalarına göre, yoğun nüfuslu yerleşim ve ticaret merkezlerinin hedef alındığı bu saldırılarda 300'den fazla kişi hayatını kaybetti, 1.150 kişi ise yaralandı.
Soykırımcı İsrail ordusu, Hizbullah'a ait tesisleri hedef aldığını ve grubun liderlerinden Naim Kasım'ın bir yardımcısını öldürdüğünü duyurdu.
Sağlık yetkilileri, hayatını kaybedenler arasında 100'den fazla kadın, çocuk ve yaşlının bulunduğunu vurguladı.
Bu ağır bombardımana uluslararası toplumdan tepkiler yükselirken, Hizbullah İsrail'e füzelerle misilleme yaptı. İsrail tarafında can kaybı bildirilmedi.
28 ŞUBAT'TAN BUGÜNE NE YAŞANDI?
İsrail ile Hizbullah arasındaki mevcut savaşın kökleri, Hizbullah’ın 1980’lerde İsrail’in Lübnan'ın güneyini işgaline karşı bir direniş gücü olarak ortaya çıktığı döneme uzanıyor.
Fakat son krizin fitili, 28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in İran'a yönelik düzenlediği hava saldırılarıyla ateşlendi.
Bu saldırılardan iki gün sonra Hizbullah, İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney'in öldürülmesine ve İsrail'in Lübnan'daki "tekrarlanan saldırganlıklarına" misilleme olarak İsrail'e füzeler fırlattı.
Çatışmaların yeniden başlaması, ABD'nin arabuluculuğunda sağlanan ve önceki savaşı sona erdiren ateşkesten tam 15 ay sonra gerçekleşti.
|
Geçtiğimiz yaz İsrail ile İran arasında yaşanan 12 günlük savaş sırasında büyük ölçüde sessiz kalan ve 2024'teki kayıpları nedeniyle zayıfladığı düşünülen Hizbullah'ın, ABD-İsrail'in İran saldırılarının ardından savaşa yeniden dahil olması birçok kesim için sürpriz oldu.
Lübnan Sağlık Bakanlığı'nın verilerine göre, 2 Mart'tan bu yana İsrail saldırılarında 1.888 kişi hayatını kaybetti ve 6.092'den fazla kişi yaralandı. Sadece çarşamba günü düzenlenen saldırılarda 30 çocuk, 71 kadın ve 65 yaş üstü dokuz kişi yaşamını yitirdi.
|
Soykırımcı ordu, Hizbullah'ın sınır ötesine 2.000'den fazla füze ve insansız hava aracı (İHA) fırlattığını, ancak bunların çoğunun engellendiğini veya açık alanlara düştüğünü belirtiyor.
Lübnan'ın güneyindeki çatışmalarda bugüne kadar 12 İsrail askeri öldü, 400'den fazlası yaralandı.
İsrail'in kuzeyinde ise roket saldırıları ve kaza kurşunları nedeniyle az sayıda sivil ölümü yaşandı.
İsrail'in işgal ettiği Filistin topraklarında yaşayan Siyonistler, hükümetin önceki savaşlarda olduğu gibi tahliye masraflarını karşılamamasına tepkili.
Soykırımcı ordu, hava saldırılarıyla eş zamanlı olarak Lübnan'ın güneyine yönelik bir kara harekatı da başlattı.
Sınır bölgesinde Hizbullah militanlarıyla şiddetli çatışmalar yaşanırken, bölgede görev yapan Birleşmiş Milletler (BM) barış gücü askerleri de ateş ortasında kaldı ve üç BM personeli hayatını kaybetti.
İsrail'den bazı yetkililer, ordunun sınırın yaklaşık 30 kilometre kuzeyindeki Litani Nehri'ne kadar olan bölgeyi işgal etmesi çağrısında bulunuyor.
|
Soykırımcı İsrail güçlerinin sınır hattındaki köylerde evleri yıkması, yerinden edilmiş Lübnanlılar arasında İsrail'in bir tampon bölge oluşturmayı planladığı ve evlerine bir daha asla dönemeyecekleri korkusunu artırıyor. |
Lübnanlı yetkililer çatışmaları durdurmak için İsrail ile doğrudan müzakere yolları arıyor. İsrail'in katil Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hizbullah'ın silahsızlandırılmasına ve olası bir barış anlaşmasına odaklanacak görüşmelere katılmayı kabul ettiklerini açıkladı.
Orta Doğu analisti Joe Macaron’a göre, önümüzdeki müzakere süreci “İran rejiminin Hizbullah’a yardım etme konusundaki kararlılığının bir testi” olacak.
Macaron, sahadaki askeri ve diplomatik dengelerin oldukça sınırlayıcı olduğuna dikkat çekiyor. Ona göre, İsrail’in tam kapsamlı bir ateşkesi kabul etmesi ve Lübnan’dan tamamen çekilmesi —ya da ABD tarafından buna zorlanması— pek olası görünmüyor.
Washington’un, İsrail’e Beyrut merkezli saldırıları durdurması yönünde baskı yapması mümkün olsa da, güneyde İsrail ile Hizbullah arasında uzun süreli bir yıpratma savaşının yaşanması daha muhtemel bir senaryo olarak öne çıkıyor.
Macaron ayrıca, İsrail ordusunun Litani Nehri’nin güneyindeki tüm bölgeyi kalıcı biçimde kontrol edebilecek kapasiteye sahip olmadığını, buna karşılık Hizbullah’ın da İsrail birliklerini güney Lübnan’dan zorla çıkarabilecek güçte bulunmadığını vurguluyor.
Bu denge, sahada bir çıkmaz yarattığı gibi, siyasi çözümü de zorlaştırıyor. Nitekim İsrail ya da Lübnan, Hizbullah’ı zorla silahsızlandırabilecek bir güce sahip değil.