Sudan'da milyonlarca sivil kasıtlı açlık ve sistematik ölümle karşı karşıya!

Sudan'da devam eden iç savaşta, milyonlarca sivilin aç bırakıldı, altyapı yerle bir edildi ve yardım koridorları kapatıldı. Ülkede, 21 milyondan fazla insan akut gıda güvensizliğiyle pençeleşiyor. 9 milyon insan yerinden edildi.

ABONE OL
GİRİŞ 13.05.2026 13:14 GÜNCELLEME 13.05.2026 13:14 DÜNYA
Sudan'da milyonlarca sivil kasıtlı açlık ve sistematik ölümle karşı karşıya!

Haber7-ÖZEL

Sudan'da silahların gölgesinde yükselen feryat, dünyayı sarsacak boyutlara ulaştı. Euro-Med İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün raporu, ülkede yaşanan dramın sadece bir savaş değil, sistematik bir yok etme operasyonuna dönüştüğünü gözler önüne seriyor. Ağaç yaprakları ve hayvan yemiyle hayatta kalmaya çalışan milyonlarca sivil için zaman daralıyor. Sudan'da yaşanan kriz, basit bir gıda arzı sorunu olmaktan çıkarak tüm toplumu kökten sarsan bir varoluş mücadelesine dönüştü. Çatışmanın tarafları, gıdayı bir silah olarak kullanarak sivil halkı teslim almaya çalışıyor. Ülkede hayatta kalma mekanizmaları tamamen tükenmiş durumda. İnsanlar artık sadece açlıkla değil, bu açlığın kasıtlı olarak dayatılmasıyla mücadele ediyor.

ACİL İNSANİ YARDIMA MUHTAÇ 33 MİLYON İNSAN

2026 yılının 4. çeyreğine ait Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması'ndan (IPC) güncellenen rakamlar, 21,2 milyon kişinin yüksek düzeyde akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıya olduğunu, bunların 6,3 milyonunun ise acil müdahale gerektiren ciddi gıda yoksunluğunu yansıtan "acil durum" düzeyinde açlık yaşadığını göstermektedir. Buna ek olarak, yaklaşık 375.000 kişi en şiddetli düzey olan felaket durumundadır. Bu durumda gıda güvensizliği yaşamı tehdit edici hale gelmektedir. Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) tarafından yayınlanan en son Sudan İnsani İhtiyaçlar ve Müdahale Planı’na göre, insani kriz şu anda acil insani yardıma ihtiyaç duyan yaklaşık 33,7 milyon insanı etkilemektedir.

TARIMIN KALBİNE DARBE: GEZİRA EYALETİ ÇÖKTÜ

Sudan'ın tahıl ambarı olarak bilinen Cezire Eyaleti'ne sıçrayan çatışmalar, ülkenin üretim kapasitesini yerle bir etti. Sadece bir tarım sezonu değil, tüm üretim döngüsü askeri operasyonlar ve yağmalar nedeniyle durma noktasına geldi. Çiftçilerin topraklarına erişimi engellenirken, sulama ağları ve ulaşım sistemleri sistematik olarak hedef alındı. Bu durum, yerel pazarlarda temel gıda maddelerinin bulunamamasına ve enflasyonun kontrol edilemez boyutlara ulaşmasına neden oldu. Darfur ve Hartum gibi bölgelerde halk, hayatta kalabilmek için ağaç yaprakları ve ekim için ayrılan tohumları yemek zorunda kalıyor.

DÜNYADA YERİNDEN EDİLENLER: SUDAN HALKI

Sivil yerleşim alanlarına yönelik saldırılar ve temel altyapının tahrip edilmesi, Sudan'ı küresel çapta en büyük göç dalgasının merkezi haline getirdi. Yaklaşık 8,9 milyon insan ülke içinde yerinden edildi ve milyonlarca insan da çatışmalar, sivil yerleşim alanlarına yönelik saldırılar, temel altyapının tahrip edilmesi ve yaygın güvensizlik nedeniyle komşu ülkelere kaçtı.

KADINLAR VE ÇOCUKLAR ATEŞ HATTINDA

Savaşın en ağır bedelini, koruma ağlarının çökmesiyle savunmasız kalan kadınlar ve çocuklar ödüyor. Cinsiyete dayalı şiddet vakaları korkutucu boyutlara ulaşırken, sağlık hizmetlerine erişimin kesilmesi anne ve çocuk sağlığını tehdit ediyor.

Tahmini 12,7 milyon insan cinsiyete dayalı şiddet riski altında olup, bunların çoğu kadın ve kız çocuğudur. Çocuklar için durum daha da vahim bir hal almış durumda. Yetersiz beslenme ve hastalıklar, bir nesli yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakıyor.

Ayrıca, Sudan'da 17,3 milyon çocuğun acil ve hayat kurtarıcı insani yardıma ihtiyacı var. Birleşmiş Milletler, bu yıl 4,2 milyon çocuğun akut yetersiz beslenmeden muzdarip olacağını, bunların 825 binden fazlasının ise ciddi derecede güçsüzlük çekeceğini tahmin ediyor.

ÖLÜM FERMANI GİBİ SAĞLIK SİSTEMİ

Sudan'da ilaç ve personel eksikliği, tedavi edilebilir hastalıkları birer ölüm fermanına dönüştürdü. Ülke genelindeki sağlık tesislerinin yaklaşık yüzde 37'si hizmet dışı kalıyor ve milyonlarca insanı temel ve hayat kurtarıcı bakımdan mahrum bırakıyor. Sağlık sistemi ayrıca tekrarlanan saldırılarla ve giderek kötüleşen ilaç, personel ve malzeme kıtlığıyla karşı karşıya.

Kolera, kızamık ve dang humması gibi salgınlar, açlıktan zayıf düşmüş bedenleri hızla pençesine alıyor. Temiz su yokluğu, krizin boyutunu her geçen gün derinleştiriyor.

SUDAN’DA İÇ SAVAŞ

Sudan’ın bugünkü iç savaşı, ülkenin sömürge döneminden miras kalan kuzey-güney ayrışması ve onlarca yıllık askeri yönetimlerin sonucu olarak şekillendi. 1 Ocak 1956’da bağımsızlığını kazanan ülkede Müslüman kuzey ile Hristiyan güney arasındaki çatışmalar iki büyük iç savaşa yol açtı; ikinci savaşta yaklaşık 2 milyon kişi öldü ve sonunda Güney Sudan 9 Temmuz 2011’de bağımsız oldu. Bu süreçte 1989’da darbeyle iktidara gelen Ömer el-Beşir, baskıcı bir rejim kurarak Darfur’da Arap olmayan halklara yönelik ağır saldırılar yürüttü. Darfur’daki Cancavidler milisleri daha sonra Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (RSF) dönüştürüldü ve kitlesel katliamlar, tecavüzler ve etnik temizlik suçlamalarıyla anıldı.

2019’da halk protestoları sonrası Beşir devrilse de Sudan demokrasiye geçemedi. Darbeyi gerçekleştiren Sudan Silahlı Kuvvetleri (SAF) lideri Abdülfettah el-Burhan ile RSF lideri Hemedti başlangıçta birlikte hareket etti, ancak güç paylaşımı ve RSF’nin orduya entegrasyonu konusunda anlaşmazlığa düştüler. Bu rekabet, 15 Nisan 2023’te Hartum’da başlayan açık savaşa dönüştü. Çatışmalar kısa sürede Darfur’a yayıldı; RSF’nin özellikle Masalit gibi Arap olmayan topluluklara yönelik saldırıları yeniden “soykırım” tartışmalarını gündeme getirdi. BM ve insan hakları örgütleri binlerce sivilin öldürüldüğünü, sistematik cinsel şiddet uygulandığını ve yüzlerce köyün yakıldığını belgeledi.

2024 ve 2025 boyunca Sudan Silahlı Kuvvetleri (SAF) başkent Hartum çevresinde önemli bölgeleri geri almaya başladı; İran yapımı İHA’ların bu ilerleyişte etkili olduğu belirtildi. Buna karşılık Hızlı Destek Güçleri (RSF), Darfur’daki hakimiyetini güçlendirdi. Sudan bugün dünyanın en ağır insani krizlerinden birini yaşıyor: milyonlarca kişi yerinden edildi, sağlık sistemi çöktü, açlık ve salgın riski büyüdü. BM yetkilileri krizi “yakın tarihin en kötü insani kabuslarından biri” olarak tanımlıyor.

KAYNAK : Haber7
Mücahit Çetin Haber7.com - Editör

Editör Hakkında

1993 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Bölümü’nden mezun olduktan sonra Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya ve Gazetecilik bölümünde yüksek lisansını tamamladı. Medya kuruluşlarında gündem ve özel haber editörü olarak görev aldı. Halen Haber7’de özel haber editörü olarak çalışıyor. ‎

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR