Anlaşma sağlanırsa çok şey değişir: İhtimali bile Rum-Yunan-İsrail'i tir tir titretiyor
Millî Savunma Bakanlığı Libya ordusunun Libya toprakları dışında; Suriye ordusunun da Suriye toprakları haricinde ilk kez bir tatbikata katıldığı bilgisini paylaştı.
ABONE OL
HABER7 - ÖZEL
Millî Savunma Bakanlığı (MSB), Türkiye'nin ev sahipliğinde icra edilen EFES-2026 tatbikatına, diğer ülkelere ek olarak Libya ve Suriye ordularının katılım sağladığını çarşamba günü açıkladı.
Bakanlık, Libya ordusunun Libya toprakları dışında; Suriye ordusunun da Suriye toprakları haricinde ilk kez bir tatbikata katıldığı bilgisini paylaştı.
Tatbikat kapsamında, Libya bayrağı altında, "Tek Libya" olarak katılan Libya askeri personeline bot, mayın/EYP, tahkimat ve beka, özel kuvvet harekâtı, SAT/SAS, ilk yardım ve sıhhi tedavi, amfibi harekât, MEBS ve muharebe enkazı arama kurtarma alanlarında eğitimler veriliyor.
Benzer şekilde Suriye ordusuna yönelik "eğitim desteğinin" süreceği belirtilirken, "tatbikatın taraflar arasındaki koordinasyon ve operasyonel uyumun geliştirilmesine önemli katkı sağlayacağı" vurgulanıyor.
VASFINI YİTİREN ORDULAR ARTIK BİRER MUHAREBE GÜCÜNE DÖNÜŞTÜ
Haber7 Güvenlik Analisti Dr. Eray Güçlüer, Libya ve Suriye'nin EFES-2026'ya katılımına ilişkin şu değerlendirmede bulundu:
“Tatbikat, Türkiye’nin her iki ülkeye vermiş olduğu askeri desteğin artık kurumsal boyutta geliştiğini gösteriyor. Libya ve Suriye orduları iç savaş nedeniyle ordu vasfını yitirmişti. Sonuçta Türkiye ile yapılan askeri iş birliği anlaşması çerçevesinde artık birer muharebe gücüne dönüşmüş olduklarını, bir eşiği aştıklarını görüyoruz."
Her iki ülkenin Türkiye'de düzenlenen bir tatbikata katılıyor olmalarının psikolojik ve politik açıdan mesajlar içerdiğini belirten Güçlüer, "Aynı zamanda, askeri açıdan muharebe güçlerinin test edilmesi ve muharebe pratiklerinin geliştirilmesi bakımından önem arz etmektedir" diyor.
'MAVİ VATAN' GÜNDEMİNDE AKDENİZLİ ORTAKLARLA TATBİKAT
Diğer taraftan EFES-2026 tatbikatı, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) koridorlarında "Mavi Vatan Kanunu"nun konuşulduğu bir gündemde, Türkiye'nin Akdeniz'deki komşularından Libya ve Suriye'nin de katılımlarıyla icra edilmesi nedeniyle çarpıcı nitelikteydi.
TRT Haber'in AK Partili kaynaklara dayandırdığı habere göre, "...Düzenleme kapsamında, Türkiye'nin denizlerdeki sınırlarını teşkil eden münhasır ekonomik bölge (MEB) ve kıta sahanlığı sınırları temel bir kanunla kural haline getirilecek. Kanun teklifiyle Türkiye'nin kendi yetki alanları içinde uygulayacağı hukuki standartlar netleştirilecek ve uluslararası sulara açılan deniz sahaları koruma altına" alınacak.
Türkiye'nin halihazırda Libya ile 27 Kasım 2019 tarihli Deniz Yetki Alanları Sınırlandırması Anlaşması bulunuyor.
Doğu Akdeniz'deki güç dengelerini değiştiren bu stratejik anlaşma, iki ülkenin karşılıklı deniz sınırlarını resmileştirirken, Türkiye'nin bölgedeki kıta sahanlığı haklarını hukuki güvence altına aldı.
Birleşmiş Milletler (BM), Ekim 2020'de bu anlaşmayı tescil ederek uluslararası hukuki geçerliliğini kayda geçirdi.
Anlaşmanın "mimarı" olarak kabul edilen ve "Mavi Vatan" doktrininin gelişimine katkı sağlayan Müstafi Tümamiral Cihat Yaycı, Haber7'ye yaptığı açıklamada benzer bir girişimin Suriye ile yapılabileceğini söylüyor: "Türkiye ile Suriye arasında karşılıklı kıyılar vardır. Aynen Libya ile olduğu gibi.”
Yaycı'ya göre, Türkiye ile Suriye arasında yapılacak bir anlaşma, iki ülke açısından kârlı olacak:
“Bu paylaşım hem Suriye’ye kazandırır hem Türkiye’ye kazandırır. Türkiye’nin önerdiği, benim Mavi Vatan haritasında çizdiğim sınırlandırma, Suriye’ye Güney Kıbrıs’ın önerdiği deniz alanından yüzde 20 daha fazlasını kazandırır.”
TÜRKİYE'DEN GARANTİ ALMAK İSTİYORLAR
Yaycı, anlaşmaya Yunanistan - Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail dahil Avrupa Birliği'nin (AB) başkenti Brüksel'in karşı çıktığını belirtiyor:
“Bunun yapılması gerektiğinin bir başka turnusol kâğıdı ise şudur: Karşılıklı kıyılara istinaden Türkiye ile Suriye arasında bir deniz yetki alanları sınırlandırılması anlaşması söylentileri ortaya çıktığında, Yunanistan Dışişleri Bakanı, Yunanistan Başbakanı, GKRY yönetimi ayağa kalkmış, Suriye’ye gitmişler ve AB Dış Politika Şefi Kaja Kallas böyle bir anlaşma yapılmayacağına dair Türkiye’den garanti almak istediğini söylemiştir.”
Söz konusu anlaşmanın Rum - Yunan oyununu bozduğunu, İsrail'in istemediği bir kapıya çıktığını vurgulayan Yaycı, açıklamasına şu ifadelerle devam etti:
"Bütün bu itirazlar, ayağa kalkmalar, aslında Suriye ile neden anlaşma yapılması gerektiğinin çok önemli bir gerekçesini oluşturuyor. Üstelik biz Suriye ile anlaşma yapmadan da karşılıklı sınırlarımızı ilan edebiliriz. Bunu göz ardı edersek 462 bin kilometrekarelik Mavi Vatan’ı bulamayız. On binlerce kilometrekare deniz alanı kaybederiz. Bu, Türkiye’nin ve gelecek nesillerin kaybı olur. Ekonominin yanında güvenlik kaybı da olur.”
"ARTIK TÜRKİYE BÖLGESEL OYUN KURUCU, KÜRESEL OYUN BOZUCUDUR"
Yaycı son bölümde Suriye'nin EFES-2026 tatbikatına davet edilmesinin önemini vurguladı:
“Bu açıdan bakıldığında Türkiye’nin Suriye’yi EFES-2026’ya davet etmesi, mutlaka bir mesaj içeriyor. Çünkü Türkiye artık bölgesel oyun kurucu, küresel oyun bozucudur.”
EFES-2026'DA HANGİ ÜLKELER VAR?
|