Fransız aşırı sağının gizli ittifakı: Le Pen politikalarıyla Erdoğan'ın önünü açıyor
İsrail basınına göre, Fransız aşırı sağcı lider Le Pen ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında gizli bir ittifak var. Türkiye'yi sert şekilde eleştirse de AB'yi zayıflatan politikalarıyla Ankara'nın jeopolitik hareket alanını genişletiyor.
ABONE OLHaber7-ÖZEL
Avrupa siyasetinde taşları yerinden oynatacak çarpıcı bir iddia gündeme bomba gibi düştü. İsrail merkezli The Times of Israel’in haberine göre, Fransız aşırı sağının sembol ismi Marine Le Pen'in, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan sert söylemlerinin arkasında, aslında Ankara'nın elini güçlendiren ve Avrupa Birliği'ni felç eden gizli bir jeopolitik iş birliğinin yattığı iddia edildi. İsrailli stratejist Shay Gal tarafından kaleme alınan analiz, iki lider arasındaki bu paksız ve imzasız ittifakın perde arkasını gözler önüne seriyor.
SÖYLEMDE DÜŞMAN EYLEMDE ORTAK
Marine Le Pen'in kamuoyu önünde Türkiye'ye karşı son derece sert bir dil kullandığı biliniyor. Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine kesin bir dille karşı çıkan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yönetim tarzını eleştiren ve Kıbrıs konusundaki tezleri savunan Le Pen, aslında bu söylemleriyle bir illüzyon oluşturuyor. Analize göre, bu durum kelimelerin tuzağı olarak nitelendiriliyor. Le Pen, Atina ve Lefkoşa'nın duymak istediği her şeyi söylese de asıl darbeyi bu ülkeleri koruyan sisteme vuruyor. Gal, herhangi bir “banka havalesi yok, imzalı sözleşme yok, gizli fotoğraf yok” ifadeleriyle böyle kanıtlar sunulmasının mümkün olmadığını, bu ittifakın yazılı bir kayda da ihtiyacı olmadığının altını çizdi.
FELÇ OLMUŞ AVRUPA’NIN KURTARICISI: ERDOĞAN
Gal, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Paris'ten sevgi ya da sempati beklemediği, aksine Avrupa'nın karar alma mekanizmalarında yaşanacak bir felç durumuna hazırlandığı vurgulanıyor. Le Pen'in Avrupa Birliği kurumlarını zayıflatma, ulusal egemenliği ve veto hakkını savunma yönündeki politikaları, birliğin ortak bir dış politika üretmesini engelliyor. Bu durum, Ankara'nın Doğu Akdeniz ve Ege'deki hareket alanını doğrudan genişletiyor. Le Pen'in söylemlerindeki Türkiye karşıtlığı, pratikte Avrupa'yı işlevsizleştirerek Erdoğan'a eşsiz bir jeopolitik alan açıyor.
YUNANİSTAN VE GÜNEY KIBRIS İÇİN TEHLİKE ÇANLARI
Le Pen'in Fransa'yı NATO'nun entegre askeri komutasından çıkarma vaadi, Paris'te bağımsızlık hamlesi olarak pazarlansa da Atina ve Lefkoşa için büyük bir güvenlik zafiyeti anlamına geliyor. Emmanuel Macron döneminde Doğu Akdeniz'de Yunanistan ve Güney Kıbrıs'a verilen güçlü askeri desteğin, Le Pen'in içe kapanmacı ve ulus-devletçi politikalarıyla tamamen ortadan kalkacağı belirtiliyor. Fransa'nın caydırıcı gücünü Avrupa genelinden çekmesi, Türkiye'nin bölgedeki elini daha da güçlendiriyor.
SİSTEM KARŞITLIĞININ ANKARA'YA SAĞLADIĞI AVANTAJ
Yazara göre Le Pen, Avrupa'nın zayıf noktalarını doğru teşhis etse de sunduğu reçete bir tedavi değil, kurumsallaşmış bir bölünme getiriyor. Rusya lideri Vladimir Putin'in Atlantik ittifakını zayıflatmak, eski Macaristan Başbakanı Viktor Orban'ın Brüksel'deki engellemeleri normalleştirmek için Le Pen'e ihtiyaç duyduğu gibi, Erdoğan da Avrupa'nın ortak hareket kabiliyetini yitirmesinden faydalanıyor. Le Pen'in söylemlerindeki Türkiye karşıtlığı, pratikte Erdoğan için eşsiz bir jeopolitik kapı aralıyor ve iki lideri çıkarlar noktasında görünmez bir ortaklığa sürüklüyor.