Avrupa'da rekor sıcaklık alarmı! Kırmızı alarm genişletildi
Avrupa kıtasını etkisi altına alan sıcak dalgasıyla İngiltere'de haziran ayına ait sıcaklık rekoru kırılırken, Fransa'da ölçümlerin başladığı 1947'den bu yana en yüksek sıcaklık kaydedildi. Klima kullanımı ise siyasi tartışma başlattı.
ABONE OLAvrupa’nın geniş kesimlerini etkisi altına alan ve 90 milyondan fazla kişiyi etkileyen sıcak hava dalgası nedeniyle İngiltere haziran ayına ait tüm zamanların sıcaklık rekorunu kırdı, Fransa ise üst üste ikinci gün tarihinin en sıcak gününü yaşadı.
İngiltere ve Fransa rekor sıcaklıklarla mücadele ederken, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) aşırı sıcaklıkların "hayatları riske attığı" uyarısında bulundu.
İngiltere Meteoroloji Kurumu'nun (Met Office) geçici verilerine göre, iklim değişikliğinin etkisiyle artan sıcaklıklar Hampshire'daki Gosport'ta 36,1 dereceye ulaştı.
Fransa, ölçümlerin başladığı 1947'den bu yana en sıcak gününü yaşadı. Sıcaklıklar, bir gün önce kırılan rekorun da biraz üzerine çıktı. Fransa Ulusal Meteoroloji kurumu Météo-France, ülkenin ulusal sıcaklık endeksinin, Fransa genelindeki 30 meteoroloji istasyonunda ölçülen gündüz ve gece sıcaklıklarının ortalaması, 30 dereceye ulaşarak yeni bir rekora imza attığını açıkladı. Bu, daha önce hiç kaydedilmemiş sıcaklık rekorları serisinin sonuncusu oldu.
Bir önceki rekor, Ağustos 2003 ve Temmuz 2019’daki sıcak hava dalgaları sırasında kaydedilen 29,4 dereceydi.
İngiltere'nin haziran ayındaki önceki sıcaklık rekoru ise 1957'de Londra'daki Camden Square'da ölçülen 35,6 dereceydi. İngiltere'de şimdiye kadar ölçülen en yüksek sıcaklık ise 19 Temmuz 2022'de Lincolnshire'daki Coningsby'de kaydedilen 40,3 derece oldu.
94 MİLYON KİŞİ AŞIRI SICAKLARA MARUZ KALDI
Batı Avrupa’nın büyük bölümü aşırı sıcakların etkisi altında kalmaya devam etti. AFP'nin hesaplamalarına göre, çoğu Fransa ve İspanya'da olmak üzere en az 94 milyon kişinin 35 derecenin üzerindeki sıcaklıklara maruz kaldı.
AFP'nin aktardığına göre Avrupa genelinde 350 milyondan fazla kişi, kıta nüfusunun yaklaşık üçte ikisi, 30 derecenin üzerindeki sıcaklıklardan etkilendi.
İspanya'da Ulusal Meteoroloji kurumu, pazartesi günü günlük ortalama sıcaklığın 28,08 derece, salı günü ise 28,17 derece olduğunu açıkladı. Bu değerler haziran ayı için şimdiye kadar kaydedilen en yüksek seviyeler oldu. Fransa ise kırmızı alarm verilen bölgelerin sayısını artırdı.
Météo-France, perşembe günü Fransa ana karasındaki nüfusun dörtte üçünden fazlasının yaşadığı 72 bölgeyi aşırı sıcaklar nedeniyle kırmızı alarma aldı. Bu sayı bir gün önce 58'di.
Météo-France, ülkenin büyük bölümünde aşırı sıcakların hafta sonuna kadar devam edeceğini açıkladı, yetkililer, okul sınavlarının tarihlerini değiştirdi, Eyfel Kulesi ve Louvre Müzesi'nin ziyaret saatlerini kısalttı.
Paris Belediyesi, çoğu park ve bahçenin gece boyunca açık tutulması ve belediyeye ait yüzme havuzlarının çalışma saatlerinin uzatılması gibi önlemleri içeren "4. seviye sıcak hava dalgası planı"nı devreye aldığını açıkladı.
İtalya genelinde Roma'nın da aralarında bulunduğu 16 şehirde sıcak hava nedeniyle kırmızı alarm verildi.
Hollanda'da aşırı sıcak uyarısı nedeniyle açık hava spor etkinlikleri iptal edildi, toplu taşıma hizmetleri azaltıldı ve okullarda ders süreleri kısaltıldı. İsviçre'de ise yerel yönetimler klimalı salonlarda gündüz saatlerinde ücretsiz sinema gösterimleri düzenledi.
KLİMA KULLANIMI SİYASİ TARTIŞMA BAŞLATTI
Sıcaklıkların 40 dereceyi aşması ve ölçümlerin başladığı 1947 yılından bu yana en sıcak günün yaşanmasıyla birlikte "la clim" (iklimlendirme) tartışmaları siyasetin merkezine yerleşti.
Popülist sağın lideri Marine Le Pen, devlet destekli kitlesel bir klima yaygınlaştırma planı çağrısı yaparken, klimalara geleneksel olarak karşı çıkan Yeşiller ise artık bazı durumlarda bu teknolojinin kaçınılmaz olduğunu kabul etti.
Ülke genelinde evlerin sadece yüzde 25'inde klima bulunuyor. Bu oran İspanya ve İtalya'da yüzde 50, ABD ve Japonya'da ise yüzde 90 seviyesinde seyrediyor.
Fransız hastaneleri ve okullarının büyük bölümünde de soğutma sistemi yer almıyor. Sıcak dalgası nedeniyle binlerce okulda eğitime ara verilirken, sağlık personeli çalışma koşullarının katlanılamaz hale geldiğini belirtti. Sıcaklıkların rekor kırması, çocukların sınıflarda kalabilmesi ya da apartman dairelerinde yaşayanların geceyi geçirebilmesi için taşınabilir klima satışlarında patlamaya yol açtı.
ÇEVRECİLERDEN "ANTİ-KLİMA DOGMASI" KIRILIMI
Çevreci sol kanatta yer alan klima karşıtları, bu sistemlerin küresel ısınmanın kök nedenleriyle mücadele etmek yerine sadece sonuçlarını hafiflettiğini ve süreci daha katlanılabilir kılarak asıl mücadeleyi gölgelediğini savunuyordu. Klimalar ayrıca yüksek elektrik tüketimi, sera gazı içeren soğutucu gaz sızıntıları ve dışarıya sıcak hava üfleyerek şehir sıcaklıklarını 2 ila 3 derece artırma riskleri nedeniyle eleştiriliyordu.
Ancak Yeşiller Partisi lideri Marie Tondelier, bu hafta okullarda ve hastanelerde klimaya ihtiyaç duyulacağını belirterek önemli bir tabuyu yıktı. Tondelier, "Artık klima olmadan yapamayacağımız yerler var" ifadesini kullandı.
Hükümet politikaları ise yeni bina ve restorasyon standartlarında yalıtım, yeşillendirme ve yüksek teknolojili hava sirkülasyonu yöntemlerine odaklanarak klimayı gereksiz kılmayı amaçlıyordu. Örneğin, Nantes kentinde inşa edilen dev yeni hastanenin odalarının sadece yarısında klima bulunması sendikaların tepkisini çekti.
CGT sendikasından Olivier Terrien, çevresel bağlamda her yerde klima olması gerektiğini savundu. Paris Bölge Konseyi Başkanı Valérie Pécresse de devletin "anti-klima ideolojisi" ile hareket ettiğini ancak soğutma yöntemleri arasına klimanın da dahil edilmesi gerektiğini belirterek, 2032 yılına kadar tüm otobüs ve trenleri klimalı hale getirmeyi hedeflediklerini açıkladı.
SİYASİ SAĞDAN 20 MİLYAR EUROLUK PLAN
Siyasi sağ kanat, iklimlendirme konusunda her zaman sola kıyasla daha destekleyici bir tavır sergiledi. Marine Le Pen, tüm okul ve hastanelerin klima ile donatılmasını içeren ulusal bir plan çağrısında bulundu.
Ulusal Birlik (RN) sözcüsü Jean-Philippe Tanguy, planın 30 ila 40 milyon hane halkının soğutma ünitesi kurabilmesini sağlamak amacıyla 20 milyar avro değerinde devlet destekli faizsiz kredi verilmesini de kapsadığını bildirdi.
Eleştirmenler ise bu planı fırsatçı ve maliyetsiz olarak nitelendirirken, popülist sağın iklim değişikliği gerçekliğini en son kabul eden kesim olduğunu hatırlattı.
Fransa'da sıcaklıkların tehlikeli seviyelere ulaşması, hayatların riske girmesi ve kamu hizmetlerinin durma noktasına gelmesiyle birlikte, klima kullanımının artırılmasının kaçınılmaz olduğu görüşü ağırlık kazanmaya başladı.