İsrail'in Batı Şeria'da sinsi ilhak planı: Haritalardan yasalara taşınan işgal operasyonu

Netanyahu, işgal altındaki Batı Şeria'da askeri idareden sivil sisteme geçişi öngören devasa bir hamle başlattı. Gizli ilhak adımı olan bu yeni yasal süreç, Filistinlilerin topraklarına el koyarak yerleşim yerlerini genişletmeyi hedefliyor

ABONE OL
GİRİŞ 02.07.2026 14:07 GÜNCELLEME 02.07.2026 14:07 DÜNYA
İsrail'in Batı Şeria'da sinsi ilhak planı: Haritalardan yasalara taşınan işgal operasyonu

Haber7-ÖZEL

İşgal altındaki Batı Şeria'da on yıllardır süren toprak gaspı, artık haritalardan resmi yasalara taşınıyor. İsrail hükümetinin sessiz sedasız devreye soktuğu yeni idari kararlar ve bütçe hamleleri, bölgedeki askeri kontrolü doğrudan İsrail Adalet Bakanlığına bağlı sivil tapu dairesine devrederek sinsi bir ilhak sürecini resmileştiriyor.

BATI ŞERİA'DA SİNSİ İLHAK OPERASYONU

İsrail hükümeti, geçtiğimiz şubat ayının ortalarında Batı Şeria'nın C Bölgesi'nde geniş kapsamlı bir tapu tescil projesi için 3,80 milyar TL değerindeki devasa bütçeyi onayladı. İlk bakışta sıradan bir idari düzenleme gibi sunulan bu adım, aslında bölgedeki toprak yetkisini askeri yönetimden alarak doğrudan İsrail Adalet Bakanlığı bünyesindeki Sivil Tapu Sicili'ne devrediyor. Bu kritik yetki devri, işgal altındaki toprakların büyük bir kısmını İsrail'in kendi iç hukuk sistemine entegre ederek resmi bir ilhak ilanı yapmadan fiili ilhakı yasallaştırıyor.

MİLYONLARCA DÖNÜM TOPRAK TEHLİKEDE

İsrail merkezli Peace Now'ın verilerine göre, C Bölgesi'nin yüzde 58'inden fazlasını oluşturan yaklaşık 1,9 milyon dönümlük alanın tapu kaydı bulunmuyor. Bu belirsiz hukuki durum, terör devleti İsrail'in yeni işgal planının merkezinde yer alıyor.

Bölgedeki mülkiyet karmaşasının kökleri ise geçmişe dayanıyor. Ürdün idaresi döneminde, yani 1949 ile 1967 yılları arasında, İngiliz manda döneminden kalan usullere göre toprakların sadece küçük bir kısmı kayıt altına alınabilmişti. 1967 işgalinin ardından İsrail askeri emirleriyle kayıt süreçleri dondurulunca, geniş araziler geleneksel mülkiyet ve miras belgeleriyle yönetilmeye devam etti. Şimdi ise Siyonist rejimin sinsice çözümsüz bıraktığı miras, İsrail'in yeni yasal tuzağına zemin hazırlıyor.

NEYTANYAHU TOPRAKLARIN ÜZERİNE ÇÖKÜYOR!

Yeni plan kapsamında, on yılın sonuna kadar bu tescilsiz arazilerin yaklaşık yüzde 15'inin, yani 290 bin dönümlük bir alanın haritalandırılması ve tescil edilmesi hedefleniyor. Filistinli toprak sahiplerinin hak iddia edebilmeleri için nesiller öncesine dayanan eksiksiz belgeler ve son derece hassas haritalar sunmaları gerekiyor. Ancak bebek katillerinin koca bir bölgeyi enkaza çevirmesinden dolayı bu belgeler ya eksik ya da tamamen kaybolmuş durumda. Kanıtların yetersiz kaldığı bahanesiyle Netanyahu yönetimi, bu arazileri devlet arazisi ilan ederek üzerine çöküyor. Devlet mülkiyetine geçirilen bu topraklar, daha sonra Filistinli sahiplerinin erişimine tamamen kapatılarak yeni Yahudi yerleşim birimlerinin inşasına veya tarımsal karakollara tahsis ediliyor.

TEPELERDE YENİ İŞGAL DALGASI

Yasal mevzuattaki bu sinsi değişim, sahada hız kazanan yerleşim faaliyetleriyle eş zamanlı olarak yürütülüyor. İsrail'in yeni planı, stratejik öneme sahip düzinelerce tepe üzerinde mobil evler ve temel altyapıyla kalıcı varlık gösterecek yeni karakollar kurulmasını öngörüyor. Bu yeni karakolları mevcut yerleşim birimlerine bağlayacak yolların yapımı için ise 15 milyar TL’den fazla bütçe ayrıldı. Peace Now verilerine göre, yerleşim yeri inşaatları 2022 yılından bu yana yüzde 80 oranında fahiş bir artış gösterdi. Geçmişte yasa dışı kabul edilen birçok karakol ise geriye dönük olarak resmiyet kazandı.

ÇOBAN KARAKOLLARIYLA ALAN HAKİMİYETİ

İşgalin en tehlikeli boyutlarından birini de hayvancılık faaliyetleri üzerinden kurulan çoban karakolları oluşturuyor. Yerleşimciler, hayvan sürülerini kullanarak Filistinlilerin otlak alanlarına erişimini engelliyor ve yerleşim sınırlarını fiziki yapıların çok ötesine taşıyor. Rapora göre, bu çoban karakolları sayesinde yerleşimciler şu anda Batı Şeria'nın yaklaşık yüzde 14'ünü, yani en az 786 bin dönümlük alanı kontrol altında tutuyor.

GÖZÜNÜ DÖNMÜŞ KATİLLER A VE B  BÖLGESİNE DE GÖZ DİKTİ

İsrail'in bu hamleleri sadece C Bölgesi ile sınırlı kalmıyor. Oslo Anlaşması kapsamında Filistin Yönetimi'nin idari kontrolünde olan A ve B bölgelerine de müdahale ediliyor. İsrail kurumları; çevre standartları, tarihi mirasın korunması ve su yönetimi gibi bahanelerin arkasına sığınarak bu bölgelerdeki Filistin yapılarını doğrudan yıkma yetkisine kavuştu. El-Halil kentindeki kritik alanlarda imar yetkisi belediyeden alınarak İsrail askeri kontrolüne devredilirken, Beytüllahim'de ise Rahel Türbesi çevresindeki dini altyapıyı güçlendirmek amacıyla özel bir idari birim kuruldu.

BASKI VE ZORUNLU GÖÇ DALGASI

Yasal ve ekonomik baskıların yanı sıra sahada Filistinlilere yönelik fiziki şiddet de tırmanıyor. Amnesty International'ın aktardığı Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi verilerine göre, Ocak 2023 ile Nisan 2026 tarihleri arasında Batı Şeria'da çoğunluğu Bedevi ve çobanlardan oluşan 117 topluluk, yerleşimci saldırıları ve erişim kısıtlamaları nedeniyle tamamen veya kısmen yerlerinden edildi. Ramallah çevresindeki tepelerde ve Şeria Vadisi'nde yerleşimci grupların saldırıları sonucu evler yıkıldı, altyapılar yağmalandı. Eriha yakınlarındaki Ras Ein al-Auja ve Al-Mu'arajat gibi bölgelerde Bedevi aileler, otlak alanlarının ellerinden alınmasıyla göçe zorlandı.

ULUSLARARASI HUKUK HİÇE SAYILIYOR

İsrail'in Batı Şeria'daki bu sistematik faaliyetleri uluslararası hukuku açıkça ihlal ediyor. Uluslararası Adalet Divanı, 2024 yılında açıkladığı danışma görüşünde İsrail'in Batı Şeria ve Doğu Kudüs'teki politika ve uygulamalarının uluslararası hukuka aykırı olduğunu tescillemişti. Dördüncü Cenevre Sözleşmesi ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK)'nin 2334 sayılı kararı uyarınca, işgal altındaki topraklarda gerçekleştirilen müsadere ve zorunlu nüfus transferleri kesin bir dille yasaklanmış durumda. Ancak terör devleti, idari ve yasal kılıflarla bu yasakları delmeye devam ediyor.

BMGK’nin 2334 sayılı kararı, 23 Aralık 2016 tarihinde kabul edilen ve İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarında yürüttüğü tüm yerleşim faaliyetlerinin derhal ve tamamen durdurulmasını talep eden tarihi bir karardır. Karar, ABD'nin çekimser kalması ve geri kalan 14 üyenin tamamının "evet" oyu vermesiyle onaylanmıştır.

 

KAYNAK : Haber7
Mücahit Çetin Haber7.com - Editör

Editör Hakkında

1993 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Bölümü’nden mezun olduktan sonra Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya ve Gazetecilik bölümünde yüksek lisansını tamamladı. Medya kuruluşlarında gündem ve özel haber editörü olarak görev aldı. Halen Haber7’de özel haber editörü olarak çalışıyor. ‎

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR