Son dakika... Trump'ın uçağı Ankara'da! 17 yıl sonra bir ilk!
36. NATO Liderler Zirvesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ev sahipliğinde Ankara'da başladı. Zirvede ABD Başkanı Trump dahil 31 müttefik ülke lideri yer alacak; gündemde savunma sanayi, ABD-Avrupa gerilimi ve Türkiye'nin stratejik önemi var.
ABONE OLNATO tarihinin en kritik zirvelerinden biri için geri sayım bitti. 36'ncı NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi bugün Ankara'da başladı.
İşte başkent Ankara'da gerçekleşen tarihi NATO zirvesinde dakika dakika yaşananlar...
Beştepe'de gerçekleşen resmi törenin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde ikili görüşme gerçekleştirdi. İki lider kameraların karşısına geçti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Trump'ın ziyareti bizlere ayrı bir güç katmıştır. Kendilerine hoş geldiniz diyorum. Bu ziyaretin ne kadar önemli olduğunu ifade etmek istiyorum. NATO liderler zirvesinin bugün Ankara'da yapılıyor olması ve tüm liderlerin ülkemizde bir araya gelmedi, yarın Trump ile birlikte olması bize ayrı bir güç katacaktır." dedi.
TRUMP: ERDOĞAN İLE KİMYAMIZ TUTTU
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan sonra söz alan Trump, "İki harika dostuz. Erdoğan harika iş çıkarıyor. Yollar yepyeni, tüm dünyada saygı görüyorsunuz. Aramızdaki ilişkiler çok iyi, Erdoğan ile kimyamız tuttu. Türkiye askeri olarak da çok güçlü. Gerçekten çok önemli bir kişi Sayın Erdoğan... Sayın Erdoğan'a saygım çok fazla. Her iki ülkenin da çıkarına olacak konulardan bahsedeceğiz. İran'dan da bahsedeceğiz. Türkiye ile çok fazla ticari ilişkilerimiz, harika çalışmalarız var. Sizinle birlikte olmak bizim için bir şeref. Çok güzel yemekler yiyeceğiz." ifadelerini kullandı.
TRUMP'TAN F-35 SORUSUNA FLAŞ YANIT: KONUŞACAĞIZ
Trump, Türkiye'ye F-35 satışına ilişkin soruya yanıt verdi. Trump "F-35 kararını almamız gerekiyor. Bu kadar bizim vermemiz gereken bir karar. Türkiye ile çok iyi bir ilişkimiz var. F-35'ler harika. Düşünebileceğimiz bir konu." dedi.
Son dakika... NATO Ankara Zirvesi öncesi Türkiye'ye resmi ziyaret gerçekleştiren ABD Başkanı Donald Trump'ı taşıyan uçak, Ankara Havalimanı'na iniş yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan Trump'ı Beştepe'de karşıladı.
on dakika...ABD Başkanı Trump'ı taşıyan uçak, saat 13.50'de Ankara Havalimanı'na iniş yapmıştı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, uçaktan inişinde resmi törenle karşıladığı Trump ile bir süre sohbet etti.
ABD Başkanı Trump, Muhafız Alayı Tören Kıtası'nı Türkçe "Merhaba asker" diyerek selamladı.
Daha sonra Şeref Salonu'na geçen Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ABD Başkanı Trump, hatıra fotoğrafı çektirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın davetine icabetle öğle saatlerinde Başkent’e ulaşan Trump, iki gün boyunca yoğun bir diplomasi trafiği yürütecek.
Ziyaret kapsamında gerçekleştirilecek görüşmelerde, iki yakın müttefik ve stratejik ortak olan Türkiye ile ABD arasındaki ilişkiler; savunma, ticaret ve yatırımlar başta olmak üzere tüm boyutlarıyla gözden geçirilecek.
Mevcut iş birliğinin derinleştirilmesi amacıyla atılabilecek adımların ele alınacağı temaslarda, ayrıca küresel ve bölgesel gelişmeler hakkında kapsamlı görüş alışverişinde bulunulacak.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın NATO Ankara Zirvesi kapsamında Finlandiya Cumhurbaşkanı Stubb ile görüşmesinde iki ülke ilişkileri, bölgesel ve küresel konular değerlendirildi. Erdoğan, Türkiye'nin İran ile Ukrayna'daki savaşların diyalogla çözümü ve Gazze'de kalıcı ateşkesin sağlanması için gayret gösterildiğini belirtti
Stubb da , NATO Zirvesi'ne ev sahipliği yapan Türkiye'ye teşekkür etti. Stubb, X'teki paylaşımında, "Zirveye ev sahipliği yaptığınız için teşekkür ederim. Türkiye, güvenlik ve ekonomi alanlarında Finlandiya için önemli bir müttefik. Birlikte, daha güvenli bir Avrupa inşa ediyoruz. Türkiye'yi, Ukrayna'da sürdürülebilir ve adil bir barışa ulaşmak için barış müzakerelerine ev sahipliği yapmaya hazır olması dolayısıyla takdir ediyorum." ifadelerini kullandı.
ABD Başkanı Trump'ı taşıyan uçak, saat 13.50'de Ankara Havalimanı'na iniş yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, uçaktan inişinde resmi törenle karşıladığı Trump ile bir süre sohbet etti.
ABD Başkanı Trump, Muhafız Alayı Tören Kıtası'nı Türkçe "Merhaba asker" diyerek selamladı. Daha sonra Şeref Salonu'na geçen Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ABD Başkanı Trump, hatıra fotoğrafı çektirdi.
Beştepe Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne geçecek olan ABD Başkanı, saat 15.00'te Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşme gerçekleştirecek.
ABD heyetini taşıyan uçak Ankara'ya indi
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, 22 yıl aradan sonra yeniden Türkiye'de düzenlenen zirvede açıklamalarda bulundu.
Rutte, açıklamasında şöyle konuştu:
"Bir futbol benzetmesiyle başlayacağım. Hiçbir takım bir milyon oyuncu ile ya da tek oyuncuyla kazanmıyor. Takım işbirliği ile gol atıyor. Başarılı her oyuncunun arkasında çok sayıda çalışan kişi var. Kimse yalnız kazanmıyor. NATO da benzer bir durumda. Başarılı bir şekilde caydırmak için hep birlikte çalışmamız gerekiyor. Silahlı kuvvetlerimiz sürekli bir arada ve siz arka plan ekibini oluşturuyorsunuz. Gücümüz için hepimiz oyunun içinde olmalı ve bir arada çalışmalıyız. Ordularımıza ihtiyaç duyuyorsunuz çünkü askeri kapasitenizi sunabilmek istiyorsunuz. Türkiye'dekiler de dahil olmak üzere fabrikaları ziyaret ettim. Buradaki yeniliği ve fırsatı gördüm. Ortaklığımızın bu forumda ilerleyişini izleyebiliyorum. Bu işbirliği yapan bir takım."
Belçika Savunma Bakanı Theo Francken, NATO'nun savunma kabiliyetlerini güçlendirmek ve Avrupa'nın stratejik özerkliğini artırmak amacıyla Ankara'da düzenlenen NATO Savunma Sanayii Forumu'nda iki önemli işbirliği anlaşmasına imza attıklarını bildirdi.
Ankara’da düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında, Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Yerapetritis, Esenboğa Havalimanı'na geldi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kanada Başbakanı Mark Carney’i kabulü başladı.
36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında liderlerin Ankara'ya gelişi sürüyor. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelensky'yi taşıyan uçak, Ankara Esenboğa Havalimanı'na iniş yaptı.
Ankara'nın ev sahipliğinde düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, transatlantik savunma üretimi ve buna ilişkin yatırımların ön planda olacağı Savunma Sanayii Forumu'yla başladı.
ATO Congresium'da başlayan Savunma Sanayii Forumu, NATO tarihinin en geniş kapsamlı sanayi etkinliği olacak.
NATO devlet ve hükümet başkanları da 8 Temmuz'da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde bir araya gelecek.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde bugün NATO savunma ve dışişleri bakanlarının katılacağı etkinlikler düzenlenecek.
Son 3-4 yıldır NATO'nun yan etkinliği şeklinde tasarlanan Savunma Sanayii Forumu, ilk kez Türkiye'de zirvenin resmi programı dahilinde yapılıyor.
NATO'nun paylaştığı programa göre önemli bir duyurunun yapılacağı Forum'da, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin konuşma yapması planlanıyor.
Savunma sanayisine ilişkin çeşitli oturumların düzenleneceği Forum kapsamında Rutte ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy de açıklama yapacak.
NATO Genel Sekreteri Rutte, savunma sanayisi üretiminin artırılmasının Forum'un en önemli başlıklardan olacağını belirtmişti.
Ankara'nın ev sahipliğindeki 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, transatlantik savunma üretimi ve yatırımlarının ön planda olacağı Savunma Sanayii Forumu'yla başladı.
NATO Genel Sekreteri Rutte, NATO Ankara Zirvesi Sanayi Sanayii Forumu’nda, müttefiklerin Airbus’tan alacağı 12 adet A400 modeli uçakla hava gücü kapasitesini artıracağını duyurdu.
ABD Başkanı Donald Trump, 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında Ankara'ya hareket etti. Trump ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın görüşmesi saat 15.00'te Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yapılacak.
Zirvenin en kritik görüşmelerinden biri olarak değerlendirilen buluşmada, Türkiye-ABD ilişkilerini yakından ilgilendiren CAATSA yaptırımları ile F-16 ve F-35 programlarına ilişkin konuların öncelikli gündem maddeleri arasında yer alması bekleniyor.
Kanada Başbakanı Mark Carney, 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'ne katılmak üzere Ankara'ya geldi.
Carney'nin uçağı, Ankara Havalimanı'na indi.
Havalimanında Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve yetkililer, Carney'yi karşıladı.
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "Avrupa'nın savunmaya daha güçlü katkı sağlamasını memnuniyetle karşılıyoruz. Ancak bu katkı NATO'yla rekabet etmemeli, NATO'yu güçlendirmelidir." dedi.
Güler, NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Münih Güvenlik Konferansı (MSC) ve Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) işbirliğinde düzenlenen "Müttefikler Ankara'da" programına katıldı.
Burada konuşan Güler, NATO'nun, kuruluşundan bu yana bir askeri ittifaktan daha fazlası olduğunu, kolektif savunmanın, siyasi dayanışmanın ve transatlantik bağın kurumsal ifadesini teşkil ettiğini belirtti.
İttifakların, tarih boyunca ya kısa ömürlü olduğunu ya da değişen koşullara uyum sağlayamamaları nedeniyle işlevsiz hale geldiklerini hatırlatan Güler, NATO'nun ise temel amacını gözden kaçırmadan kendisini yenileyebildiği için varlığını sürdürdüğünü söyledi.
NATO'nun dönüşümünün genel hatlarıyla üç aşamada ele alınabileceğini dile getiren Güler, şunları kaydetti:
"Birinci aşama, 'NATO 1.0' olarak adlandırılan, İkinci Dünya Savaşı'nı müteakip, Soğuk Savaş dönemini kapsayan ve gerçekçi tehdit değerlendirilmesinin yapılarak İttifakın misyonunu sürdürdüğü dönemdir. Bu kapsamda, hazır kuvvetler, muharebe hizmet desteği kapasitesi ve güvenilir yük paylaşımı ile birlikte çalışabilirliği inşa ederek ortak güvenliği sağlamıştır. Bu dönemde ittifakın temel önceliği, kolektif savunma çerçevesinde güçlü ve caydırıcı bir askeri yapı tesis etmek olmuştur. Ancak Soğuk Savaş sonrasında küresel sistemde yaşanan köklü değişim ile birlikte birçok Avrupalı Müttefik savunma harcamalarını, kuvvetlerini, stoklarını ve sanayi kapasitesini azaltmıştır. 'NATO 2.0' olarak tanımlanan bu dönemin odak noktası terörizm ve Balkanlar'daki savaşlar nedeniyle kriz yönetimi ve alan dışı harekatlar olmuştur."
Bakan Güler, 2014'ten bu yana konvansiyonel savaşın kademeli olarak NATO sınırlarına ulaştığını, yeni büyük güç rekabeti ve eş zamanlı bölgesel krizlerin ittifak üyelerini yeni bir aşamaya, yani "NATO 3.0" dönemine taşıdığını ifade etti.
"NATO, 360 DERECE BAKIŞ AÇISINI MUHAFAZA ETMELİDİR"
Bu sürecin temel sınamasının, NATO'nun krizleri yönetme ve her yönden gelen tehditlere karşılık verme kabiliyetini koruyarak, güvenilir kolektif savunmayı yeniden tesis etmesi olduğuna aktaran Güler, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu durum, Avrupa'nın konvansiyonel savunmada daha fazla sorumluluk üstlendiği, ancak transatlantik bağın ve ABD'nin genişletilmiş caydırıcılığının vazgeçilmezliğini koruduğu, daha güçlü, daha gerçekçi ve daha dengeli bir İttifakı gerekli kılmaktadır. Bu dönüşüm, olağanüstü karmaşık bir güvenlik ortamında gerçekleşmektedir. Ukrayna'daki savaş Avro-Atlantik güvenliğini şekillendirmeye devam ederken, İran, İsrail ve ABD'yi kapsayan son çatışma, bölgesel krizlerin nasıl küresel sonuçlar doğurabildiğini göstermiştir. Füze ve insansız hava aracı saldırıları, deniz ulaşımındaki kesintiler, enerji arzının sekteye uğraması ve tedarik zincirleri üzerindeki baskı, tehditlerin birbiriyle ne kadar derinden bağlantılı olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle NATO, doğu ve güney kanatları ile Avrupa-Atlantik alanının ötesindeki sınamaları kapsayan kapsamlı bir 360 derece bakış açısını muhafaza etmelidir. Böylesine kritik bir dönemde Avrupalı Müttefikler daha fazla sorumluluk üstlenmelidir. Ancak bu, yalnızca daha yüksek bütçe rakamları açıklamakla gerçekleştirilemez. Savunma harcamaları, hazır birliklere, eğitimli personele, mühimmata, dayanıklı lojistik sistemlere, bütünleşik komuta yapılarına ve muharebe edebilir kuvvetlere dönüşmelidir."
Güler, ayrıca ittifaktaki külfet paylaşımında, operasyonel risk, coğrafi konum, hazırlık seviyesi, görev katkıları, sanayi kapasitesi ve kriz anında görev icra edebilme kabiliyetinin de dikkate alması gerektiğine işaret etti.
"TÜRKİYE'NİN TECRÜBESİ SON DERECE DEĞERLİ"
ABD'nin Avrupa'daki askeri varlığına ilişkin düzenlemelerinin, ittifak içindeki sorumlulukların yeniden dengelenmesi ihtiyacını daha da belirgin hale getirdiğini dile getiren Güler, şunları kaydetti:
"Bu bakımdan Türkiye'nin tecrübesi son derece değerlidir. Avrupa'nın büyük bölümü Soğuk Savaş sonrasında silahlı kuvvetlerini küçültürken Türkiye aynı yolu izlememiştir. Türkiye, büyük, profesyonel ve faal bir kuvvet yapısını muhafaza etmiş, hazırlık seviyesini artırmış, savunma sanayisine yatırım yapmış ve zorlu ortamlarda harekat icra etme kabiliyetini korumuştur. Bu geniş imkan ve kabiliyetler ile sahip olunan devamlılık, bugün hem Türkiye hem de İttifak için stratejik bir avantaja dönüşmüştür. Bazı müttefikler birliklerini yeniden teşkil etmeye, personel temin etmeye ve stoklarını yenilemeye çalışırken Türkiye mevcut yapıları ve operasyonel bilgi birikimi sayesinde derhal katkı sağlayabilmektedir."
Bakan Güler, Türkiye'nin konuşlandırılabilir kuvvetleri, tecrübeli komutanları, yerleşmiş eğitim kültürü ve sağlam askeri temeliyle "NATO 3.0" sürecinde güçlü bir konuma sahip olduğunun altını çizdi.
Bu durumun, Türkiye'nin, hazırlık açıklarının kapatılmasına katkı sağlamasına, farklı kanatlarda caydırıcılığı güçlendirmesine ve krizlere süratle karşılık vermesine imkan tanıdığına işaret eden Güler, "Türkiye, 1952 yılında NATO'ya katılmasından bu yana yalnızca İttifakın coğrafi ön hattında yer alan bir ülke olmamıştır. Aksine Türkiye, risk üstlenen, sorumluluk alan, krizlerde sahada yer alan ve gerektiğinde caydırıcılığın fiilî yükünü taşıyan bir duruş sergilemiştir." diye konuştu.
"TÜRKİYE, NATO GÖREVLERİNE ÖNEMLİ KATKILAR SAĞLIYOR"
Güler, Türkiye'nin, yüksek eğitim standartları, operasyonel tecrübesi ve güçlü müşterek harekat kapasitesiyle NATO'nun ikinci büyük ordusuna ve en yetenekli kuvvetlerinden birine sahip olduğunu hatırlatarak, "Yüksek hazırlık seviyesindeki komando birliklerimiz, geniş bir coğrafyada süratle konuşlanma ve krizlere etkili şekilde müdahale etme imkanı sağlayan önemli stratejik güç çarpanlarıdır." dedi.
Türkiye'nin, Kosova'dan Akdeniz'e, Baltık bölgesinden Karadeniz'e kadar, NATO görevlerine, harekatlarına ve tatbikatlarına önemli katkılar sağladığına dikkati çeken Güler, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu kapsamda hava polisliği, deniz güvenliği, kriz yönetimi ve eğitim alanlarında sorumluluk üstleniyoruz. Yakın dönemde icra edilen kapsamlı NATO tatbikatları, Türkiye'nin yalnızca yakın çevresinde değil, tüm Avrupa-Atlantik alanında güvenliği sağlayıcı kapasitesini bir kez daha göstermiştir. Türkiye'nin Afrika, Orta Doğu ve Asya'daki saha tecrübesi de boş bırakılan alanların rakip aktörler tarafından hızla doldurulduğu bir dönemde stratejik bir değerdir."
"SAVUNMA HARCAMALARININ ARTIRILMASI ÖNEMLİ"
Bakan Güler, mevcut dönemde NATO'nun önündeki temel sorulardan birinin, "NATO, siyasi taahhütlerini ne ölçüde ve ne kadar hızlı somut askeri kabiliyetlere dönüştürebilecektir?" sorusu olduğunu belirterek, "Savunma harcamalarının artırılması önemlidir. Ancak yapılan harcamalar, tek başına caydırıcılık üretmez. Caydırıcılık, eğitimli personel, hazır kuvvetler, mühimmat, güçlü lojistik, bütünleşik hava ve füze savunması, etkili komuta ve kontrol, siber dayanıklılık, sanayi kapasitesi ve siyasi kararlılık gerektirir." ifadelerini kullandı.
Ankara Zirvesi'nin temel mesajlarından birinin, taahhütlerin uygulamaya dönüştürülmesi olduğunu dile getiren Güler, "NATO'nun geleceği yalnızca bütçe oranlarıyla değil, bu bütçelerin hangi kabiliyetleri ne kadar sürede üretebildiğiyle belirlenecektir. Türkiye bu alanda da önemli kabiliyetlere sahiptir. NATO yetenek hedeflerini ve milli ihtiyaçlarımızı karşılamak amacıyla önümüzdeki üç yıl içinde hava ve balistik füze savunması, uzun menzilli ateş sistemleri ve insansız sistemlerin tedarikine öncelik veriyoruz." dedi.
Güler, Türkiye'nin savunma sanayisi, insansız sistemleri, hava savunma sistemleri, elektronik harp, mühimmat, deniz platformları, havacılık ile komuta ve kontrol teknolojilerinde ileri bir seviyeye ulaştığını vurguladı.
Bugün, ihracat projeleri de dahil olmak üzere Türkiye'de 50 askeri geminin inşasına devam edildiğini hatırlatan Güler, şunları kaydetti:
"İnsansız ve yeni nesil hava platformlarımız da modern harbin şekillenmesine katkı sağlamaktadır. Bunlar yalnızca milli imkan ve kabiliyetler değildir. Doğru şekilde bütünleştirildiklerinde NATO'nun kabiliyet ve üretim açıklarının kapatılmasına katkı sağlayabileceklerdir. Türkiye savunma sanayi alanında rekabet yerine tamamlayıcılığı, dışlama yerine ortak üretimi ve kısıtlamalar yerine güvene dayalı işbirliğini savunmaktadır. Müttefiklik ruhu kısıtlamalarla değil, dayanışma ve ortak vizyonla güçlenmektedir."
"NATO-AB İŞBİRLİĞİ KAPSAYICI OLMALI"
Bakan Güler, bir diğer kritik meselenin ise Avrupa güvenliğinin gelecekte nasıl yapılandırılacağı olduğunu belirterek, "Avrupa'nın savunmaya daha güçlü katkı sağlamasını memnuniyetle karşılıyoruz. Ancak bu katkı NATO'yla rekabet etmemeli, NATO'yu güçlendirmelidir." diye konuştu.
Daha güçlü bir Avrupa sütununun, transatlantik bağı güçlendirirken, NATO'nun, Avrupa'nın kolektif savunmasının temeli olan tek güvenlik sağlayıcı rolünü koruması gerektiğine vurgu yapan Güler, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Avrupa güvenlik girişimleri, ilgili kabiliyetlere sahip AB üyesi olmayan tüm NATO müttefiklerine açık olmalıdır. Askeri kapasitesi, gelişmiş savunma sanayi, operasyonel tecrübesi ve jeostratejik konumuyla uluslararası güvenlik mimarisinin başat üyelerinden biri olan Türkiye'nin dışlanması Avrupa'yı daha güvenli hale getirmeyecektir. Beklentimiz açıktır. NATO-AB işbirliği kapsayıcı, bütünleştirici ve karşılıklı olarak güçlendirici olmalıdır. Daha güçlü, daha gerçekçi ve daha dengeli bir NATO için tüm Müttefiklerin eşit katılımı ve her Müttefikin kabiliyetlerinden tam olarak yararlanılması gerekmektedir."
Ankara Zirvesi'nin, yalnızca diplomatik bir toplantı olmadığına işaret eden Güler, zirvenin, NATO'nun birlik ve beraberliğini, savunma yatırımlarını, hedeflerini, savunma sanayi üretimini, Ukrayna'ya desteğini ve caydırıcılığının sürekliliğini ele alacak kritik bir eşik olduğunu söyledi.
"MÜTTEFİKLERİMİZLE İŞ BİRLİĞİ İÇİNDE ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ"
"Ankara'dan verilecek mesaj açık olmalıdır. 5'inci maddeye bağlılığımız sarsılmazdır ve siyasi taahhütler güvenilir askeri güçle desteklenecektir." diyen Güler, şunları ifade etti:
"Bu kapsamda müttefikler savunma yatırımlarını, hazır kuvvetlere, dayanıklı altyapıya, sürdürülebilir mühimmat stoklarına ve modern kabiliyetlere dönüştürmelidir. Üretimi artıran, yeniliği destekleyen kapsayıcı bir savunma sanayi ekosistemi oluşturan iş birliği alanları da genişletilmelidir. Bugün ele alınacak yazılım tanımlı kabiliyetler, yapay zeka, bilişsel harp gibi teknolojik içeriklerle birlikte altyapı ve deniz güvenliği konuları ile NATO'nun güney kanadı, Karadeniz, Kafkasya, Körfez ve Hint-Pasifik gibi bölgelerdeki jeopolitik denklem, aynı stratejik gerçekliğin farklı boyutlarıdır. Günümüzde caydırıcılık, yalnızca tanklar, uçaklar ve gemilerle inşa edilemez."
Caydırıcılığın, aynı zamanda güvenli veri, etkili stratejik iletişim, güvenilir tedarik zincirleri, korunan altyapı ile dayanıklı toplumların varlığı ve hasımlardan daha hızlı görev icra edebilme yeteneğiyle inşa edilebileceğine işaret eden Güler, NATO'nun geleceğinin yalnızca silahlı kuvvetlerin değil, toplumların, sanayinin, teknolojinin ve siyasi birliğin gücüne de bağlı olduğu söyledi.
Türkiye'nin, NATO'nun yükünü paylaşan, sahada sorumluluk üstlenen, savunma yatırımlarını ciddiyetle ele alan ve geleceğin kabiliyetlerine yatırım yapan bir müttefik olduğunu ifade eden Güler, "Bundan sonra da NATO'nun savunma ve caydırıcılığına katkı sağlamaya, Müttefiklerimizle yakın iş birliği içinde çalışmaya ve NATO'nun dönüşümünü aktif şekilde desteklemeye devam edeceğiz. Bu etkinlikte gerçekleştirilecek tartışmaların ve yapılacak değerlendirmelerin İttifakın geleceğine ve önümüzdeki muhtemel sınamalara ilişkin ortak anlayışımıza katkı sağlamasını diliyorum." dedi.
İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Ankara'daki NATO zirvesinde ittifaka kritik uyarılarda bulundu. Duran, siber saldırılar ve dezenformasyonun NATO savunma doktrinine entegre edilmesi gerektiğini vurguladı.
İletişim Başkanı Burhanettin Duran, başkentte düzenlenen tarihi NATO zirvesinde Türkiye'nin savunma sanayisindeki devrim niteliğindeki atılımlarını ve ittifakın karşı karşıya olduğu yeni nesil tehditleri değerlendirdi. Duran, Türkiye'nin NATO'ya savaşta kendini kanıtlamış sistemler sunduğunu belirterek, "Türkiye'nin savunma sanayisi müttefiklerin kolektif caydırıcılığı için doğrudan değer taşıyan bir ulusal varlık haline gelmiştir" ifadelerini kullandı.
SAVUNMA SANAYİ DEVRİMİ
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde son yirmi yılda ulusal bir savunma mimarisi ekosistemi oluşturulduğuna dikkat çeken Duran, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin bu sistemi bir devrim olarak nitelediğini hatırlattı. Savunma bütçesinin 2021'deki on üç milyar dolar seviyesinden 2025'te otuz üç milyar dolara yükseleceğini aktaran Duran, yerli ve milli üretim oranının yüzde seksen ikiye ulaştığını kaydetti.
STRATEJİK BİR FELÇLE KARŞI KARŞIYA KALABİLİRLER
Sadece sayısal verilerin yeterli olmadığını, asıl meselenin kalite, miktar ve sürdürülebilirlik gibi dört boyutlu derinlikte yattığını ifade eden Duran, modern savaşların acımasız gerçekliğini şu çarpıcı sözlerle özetledi:
"Yüksek kaliteli sistemler büyük ölçekte üretilemiyorsa tek başına yeterli değil. Son dönemdeki savaşlar bize sürekli ve dayanıklı üretimden yoksun olmaları halinde güçlü orduların bile stratejik bir felçle karşı karşıya kalabileceğini öğretmiştir."
HEDEF ARTIK SOSYAL PSİKOLOJİ
Günümüzde savaş konseptinin değiştiğine ve saldırıların sadece askeri tesislerle sınırlı kalmadığına vurgu yapan İletişim Başkanı, kamuoylarının, iletişim ağlarının ve finansal sistemlerin de açık hedef haline geldiğini belirtti. Siber saldırıların ve yapay zeka destekli manipülasyonların artık istisna olmaktan çıktığını dile getiren Duran, "Caydırıcılık tam bir dayanıklılıkla birleştirilmelidir. Kamuoyu sistematik manipülasyona karşı korunmalıdır" uyarısında bulundu.
NATO İÇİN TALİ KONULAR OLARAK KALMAMALI
Türkiye'nin dezenformasyon, siber tehditler, göçün araçsallaştırılması ve terörizm gibi konularda doğrudan deneyim sahibi olduğunu ve kurumsal bir kapasite geliştirdiğini belirten Duran, ittifakın geleceğine dair net bir rota çizdi. Duran, yeni güvenlik gündeminin karmaşıklığına dikkat çekerek durumu şu sözlerle ifade etti:
"Siber güvenlik, yapay zeka ve kritik altyapıların korunması gibi konular artık NATO için tali konular olarak kalmamalı. Bunlar ittifakın savunma doktrinine entegre edilmelidir."
Ankara'da düzenlenen ve Münih Güvenlik Konferansı ile SETA'nın da katkı sunduğu "Müttefikler Ankara'da" programının, NATO'nun beyan ettikleriyle gerçekleştirebildikleri arasındaki uçurumu daraltması ve yeni stratejik fikirlerin politikaya dönüştürülmesine zemin hazırlaması hedefleniyor.
36'ncı NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'yle ilgili bir paylaşım yapan Bakan Fidan, “Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde, Türkiye, İttifak'ın geleceğini belirleyecek bu kritik anda NATO üyelerini ağırlamaya hazır.” dedi.
Bakan Fidan, Ankara'da alınacak kararların, yalnızca acil zorlukları ele almakla kalmayacağını, önümüzdeki yıllar için Euro-Atlantik güvenlik ortamını şekillendireceğini belirtti.
Savunmanın, NATO'nun temel unsuru olmaya devam ettiğini söyleyen Fidan, “Tehditler çok boyutlu ve daha karmaşık hale geliyor. Geleneksel ölçütler bu gerçeği artık yansıtamıyor. Önemli olan konuşlandırılabilir yetenek, endüstriyel kapasite ve operasyonel hazırlık.” ifadelerini kullandı.
Fidan, "Ankara Zirvesi, İttifak'ı karşı karşıya olduğu dünyaya yapısını uyumlu hale getirmede yönlendirecek. Türkiye'nin amacı net: Daha uyumlu, daha yetkin ve daha dirençli bir ittifak." vurgusu yaptı.
NATO'nun 36. Liderler Zirvesi, bugün Ankara'daki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde başlıyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ev sahipliğinde ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin yönetiminde gerçekleşecek zirve iki gün sürecek.
Zirveye ABD Başkanı Donald Trump'ın yanı sıra 31 müttefik ülkenin ve davetli ülkelerin liderleri katılacak. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, liderlerin yanı sıra binlerce diplomat, davetli ve üst düzey bürokratı ağırlamak üzere hazır hale getirildi. Başkentte geniş çaplı güvenlik önlemleri alındı.