Orta Doğu’da tüm ezberler bozuldu: İngiltere basını Mekke’deki yeni cepheyi yazdı
İngiltere merkezli Middle East Eye, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın imzaladığı Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın Orta Doğu'da dengeleri değiştireceğini yazdı. Anlaşma, ABD'nin bölgedeki zayıflığına bir yanıt olarak görülüyor.
ABONE OLİngiltere merkezli yayın kuruluşu Middle East Eye (MEE), Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın Orta Doğu'da yeni bir dönemin kapısını aralayabileceğini yazdı. Haberde, Amerika Birleşik Devletleri'nin bölgedeki zayıflığının bu yeniden şekillenmeyi tetiklediği ve en büyük üç bölgesel gücün İsrail'in tahakküm döngüsünü kırmayı seçtiği vurgulandı.
İsrail'in Gazze, Batı Şeria, Güney Lübnan ve İran'daki eylemlerinin üzerinden yaklaşık üç yıl geçtiği hatırlatılan analizde, bu süre zarfında Türkiye ve Arap dünyasının büyük ölçüde hareketsiz kaldığı ifade edildi. Ancak Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın Türkiye ve Pakistan ile karşılıklı savunma paktı imzalamasının dengeleri değiştirdiği belirtildi. Çin resmi haber ajansı Xinhua'nın konuya yaklaşımına dikkat çekilerek, Tsinghua Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nden Yan Xuetong'un şu sözlerine yer verildi:
"Savaş, ABD askeri şemsiyesi altındaki Arap ülkelerinin sadece Washington'ın gerçek askeri gücünü değil, aynı zamanda onları koruma yeteneğini de sorgulamasına neden oldu. Bölge devletleri, ulusal güvenliklerinin ABD'ye değil, kendilerine bağlı olması gerektiğini anladılar."
"İSRAİL'İN EN ÇOK KORKTUĞU ŞEY ULUSLARARASI İZOLASYONDUR"
Bu üç güç arasındaki askeri paktın oldukça zorlu olduğuna dikkat çekilen haberde, üç ülkenin toplamda 5 bin 600'den fazla ana muharebe tankı, bin 100'den fazla savaş uçağı, balistik füzeler, nükleer caydırıcılık ve bir milyonu aşkın askeri sahaya sürebileceği kaydedildi. Her bir ortağın farklı motivasyonları olduğu belirtilirken, Pakistan'ın ekonomik desteğe ve Hindistan'a karşı stratejik bir dengeye ihtiyaç duyduğu, Suudi Arabistan'ın ise İran ve Husiler üzerinde bir kaldıraca sahip olmak istediği aktarıldı.
Türkiye'nin motivasyonları arasında ise nükleer caydırıcılık, Suriye'deki yeni hükümete destek ve hızla büyüyen askeri sanayi kompleksi için yeni pazarlar bulma hedefi sıralandı. Anlaşmanın mimarlarından biri olarak gösterilen Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Riyad ziyareti öncesi yaptığı uyarılar hatırlatılarak, Fidan'ın şu ifadeleri doğrudan alıntılandı:
"İsrail'in en çok korktuğu şey uluslararası izolasyondur. Bugüne kadar, bir illüzyon yaratmak için diğer ülkelerde bulunan kaynaklar da dahil olmak üzere elindeki kapsamlı kaynakları kullandı. Soykırım yapıyorlar ve o zaman bile hiçbir şey olmayabiliyor."
"AHLAKİ OLARAK ONLARI YÜZÜSTÜ BIRAKTIK"
MEE'nin analizinde, tüm bu gelişmelerin ortak noktasının ABD'nin güvenilmez bir güvenlik ortağı haline gelmesi olduğu vurgulandı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, ABD Başkanı Donald Trump'ın politikalarını ve ateşkes çabalarını sabote ettiği, Trump'ın ise Netanyahu'yu kontrol edecek konumda olmadığı ifade edildi. İsrail'in Gazze'deki asıl amacının Hamas'ı silahsızlandırmak değil, büyük çaplı bir gönüllü göç mühendisliği yapmak olduğu belirtildi.
Haberin sonunda, Mekke Anlaşması'nın Orta Doğu'da yeni bir düzenin başlangıcı olduğu ve Mısır'ın da bu pakta katılmasının kendi çıkarına olacağı değerlendirmesi yapıldı. Temel meselenin ABD'nin çöküşü değil, Arap ve Türklerin kendi toprakları üzerindeki egemenliği olduğu vurgulanarak, bölgenin en büyük üç gücünün İsrail merkezli savaş döngüsünü kırma iradesi göstermemesi halinde, her Arap hükümetinin bir sonraki kurban olacağının altı çizildi.