Ülkede alarm: Katliamlar İsrail'in 'beynini' vurdu
Tel Aviv Üniversitesi verilerine göre, 2023-2025 döneminde yaklaşık 270 bin İsrailli ülkeyi terk etti. Uzmanlar, doktor ve mühendislerin başı çektiği bu rekor göç dalgasının kalıcı bir beyin göçüne dönüşebileceği uyarısında bulunuyor.
ABONE OLİsrail'de son yıllarda yaşanan siyasi ve güvenlik eksenli krizler, ülkeden ayrılanların sayısında rekor bir artışa neden oldu.
Tel Aviv Üniversitesi'nin bu ay yayımladığı araştırma ve Times of Israel gazetesinin aktardığı resmi verilere göre, göç edenlerin profilinde eğitimli ve yüksek gelirli meslek grupları ağırlık kazanıyor.
Tel Aviv Üniversitesinin araştırması, 2023-2025 döneminde 268 bin 509 İsrail vatandaşının en az üç ay kesintisiz yurt dışında kaldığını ortaya koydu.
Bu rakam, 10 yıl önceki aynı dönemde 183 bin 219 olarak kaydedilmişti. İsrail Meclisi'nde haziran ayında sunulan veriler de göç dengesindeki değişimi doğrularken, yalnızca 2024 yılı içinde 530 doktorun ülkeyi terk ettiği ve yurt dışından dönüşlerde ciddi bir düşüş yaşandığı belirtildi.
Times of Israel gazetesinin İsrail Vergi İdaresi verilerine dayandırdığı haberinde, yüksek gelirli İsraillilerin yurt dışına göçünün 2023 ve 2024 yıllarında ivme kazandığı vurgulandı.
Ülkeden ayrılanlar arasında doktor, mühendis ve akademisyenlerin oranının yüksek olması, İsrail ekonomisinin temel direkleri olan sağlık ve teknoloji sektörleri için uzun vadeli bir risk oluşturuyor.
ÜLKE HEM DAĞILIYOR HEM DE İSTİKRARDAN YOKSUN
Konuyu AA muhabirine değerlendiren bağımsız İsrailli siyasi yorumcu ve eski akademisyen Ori Goldberg, göç dalgasının temelinde yatan güvence arayışına dikkat çekerek durumu şu sözlerle özetledi:
"Ülkeden ayrılmayı tercih edenlerin önemli bir kısmı istikrar ve işleyen kamu hizmetlerine dair güvence arıyor. Ülke hem dağılıyor hem de istikrardan yoksun. Ülkeyi terk edenlerle ülkeye gelenler arasındaki fark alışılmışın çok üzerinde."
Tel Aviv Üniversitesinin raporu, göç eğiliminin Kasım 2022 seçimleri ve yargı düzenlemesi tartışmalarıyla başladığını, Ekim 2023 sonrasındaki gelişmelerle ise zirveye ulaştığını gösteriyor.
Goldberg, bu sürecin toplumsal ayrışmayı nasıl tetiklediğini şu ifadelerle aktardı:
"Ekim 2023'ten bu yana yaşanan kolektif travma, siyasi gelişmelerin yanı sıra toplumdaki kutuplaşma ve tartışmaların derinleşmesine, yeni toplumsal sorunların ortaya çıkmasına yol açtı."
İsrail'in Orta Doğu'daki "saldırgan" eylemlerinin ve birçok noktada fail olduğu katliamların, bu eğilimi tırmandırdığı belirtiliyor.
'İSRAİL'İN KOLAYCA ESKİ HALİNE DÖNEBİLECEĞİNDEN EMİN DEĞİLİM'
Uzmanlar, teknoloji ve sağlık gibi alanlarda sınırlı sayıdaki nitelikli çalışana bağımlı olan İsrail ekonomisinin, bu eğilimin sürmesi halinde ağır hasar alabileceği uyarısını yapıyor.
Uzmanlık eğitimi için yurt dışına gönderilen doktorların büyük bölümünün geri dönmediğini belirten Goldberg, mevcut tablonun geçici bir krizden ibaret olmadığını vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı:
"Bunun geçici bir dalga olduğunu düşünmüyorum, siyasi ve güvenlik koşullarının da bu kadar kolay şekilde istikrara kavuşabileceğini sanmıyorum. İsrail'in kolayca eski haline dönebileceğinden emin değilim. İsrail'in daha uzun vadeli demografik ve ekonomik bir değişim sürecine girdiğini düşünüyorum."