LGBT operasyonları Amor'u rahatsız etti

Amor, "Ailem Güvende" soruşturması için Ankara'yı "ahlaki gündem dayatmakla" suçladı. Türkiye'nin aile anlayışını, toplumsal değerlerini ve hukuk düzenini Brüksel'in değil kendi millet iradesi ve hukuk sistemiyle şekillendirdiğini unuttu.

ABONE OL
GİRİŞ 14.09.2026 13:12 GÜNCELLEME 14.09.2026 14:07 DÜNYA
LGBT operasyonları Amor'u rahatsız etti

Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor’un, Kaos GL yöneticilerinin de aralarında bulunduğu kişilere yönelik operasyonlara ilişkin açıklamaları tepki çekti. Amor’un, soruşturma henüz tamamlanmadan operasyonları “baskının şok edici biçimde tırmanması” olarak nitelendirmesi eleştirildi.

Türkiye’de savcılıkların yürüttüğü soruşturmalar kapsamında dosyaların yeni açıldığı, dijital materyallerin incelenmeye başlandığı ve gözaltına alınan kişilerin ifadelerinin dahi tamamlanmadığı bir süreçte Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor’dan açıklama geldi.

Amor, Kaos GL yöneticilerinin de aralarında bulunduğu kişilere yönelik operasyonları “baskının şok edici biçimde tırmanması” olarak nitelendirdi. Amor, Türkiye’nin temel hakları ve uluslararası taahhütlerini ihlal ettiğini öne sürdü.

SORUŞTURMA TAMAMLANMADAN AVRUPA’DAN DEĞERLENDİRME

Türkiye’de benzer adli süreçlerde Avrupa’dan gelen açıklamaların çoğu zaman soruşturma ve yargılama süreçlerinin tamamlanması beklenmeden yapıldığına dikkat çekildi. Savcılıkların delilleri topladığı, dijital materyalleri incelediği ve şüphelilerin ifadelerinin alındığı aşamada yapılan siyasi değerlendirmelerin, devam eden hukuki sürece ilişkin peşin kanaat oluşturduğu belirtildi.

Bu yaklaşımın yeni olmadığı, geçmiş yıllarda Türkiye’de kamuoyunun yakından takip ettiği çeşitli soruşturma ve davalarda da benzer bir tutum sergilendiği ifade edildi.

The sweeping wave of arrests & raids last night against #LGTBI activists is a shocking escalation in the repression in #Türkiye. This imposition of a moral agenda is a blatant violation of fundamental rights & 's international commitments taking the country down a dark path. https://t.co/Bvw3l4jAzq

GEZİ OLAYLARINDA DA BENZER TUTUM SERGİLENDİ

2013 yılındaki Gezi olayları sırasında Avrupa Parlamentosu, olayların sıcaklığı devam ederken Türkiye hakkında karar aldı. 13 Haziran 2013 tarihli kararda polis müdahalesine ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu ve gözaltındaki göstericilerle ilgili çağrılar yapıldı.

O dönemde Gezi olaylarının arka planına ilişkin farklı iddialar ve soruşturmalar henüz Türk yargısının önünde kapsamlı şekilde değerlendirilmemişken Avrupa Parlamentosu'nun siyasi pozisyonunu ortaya koyduğu belirtildi.

15 TEMMUZ SONRASI DA AVRUPA’DAN ELEŞTİRİLER GELDİ

15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından Türkiye kapsamlı soruşturmalar yürütürken Avrupa Parlamentosu da Türkiye’ye yönelik eleştirilerini sürdürdü.

Darbe girişiminde 250’den fazla kişinin hayatını kaybettiği ve 2 binden fazla kişinin yaralandığı süreçte Türkiye’de olağanüstü güvenlik ve hukuk gündemi oluştu. Buna rağmen Avrupa Parlamentosu’nun 27 Ekim 2016 tarihli kararında Türkiye’de gazeteciler, medya kuruluşları ve ifade özgürlüğüne ilişkin değerlendirmeler öne çıktı.

HDP VE KOBANİ DOSYALARINDA DA GÜNDEME GELDİ

Avrupa Parlamentosu, 2021 yılında HDP hakkındaki kapatma davası ile Kobani yargılamasını da gündemine aldı. Türkiye’de devam eden süreçlere ilişkin Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu’nun duruşmaları izlemesi ve kamuoyu açıklamaları yapması yönünde çağrılarda bulunuldu.

KAVALA DOSYASI FARKLI BİR BOYUT TAŞIDI

Osman Kavala davasında ise Avrupa’dan gelen eleştiriler daha da ileri taşındı. Avrupa Parlamentosu, 5 Mayıs 2022 tarihli kararında Kavala hakkındaki suçlamaları siyasi saiklerle ilişkilendirerek serbest bırakılması çağrısında bulundu.

Kavala dosyasının, Avrupa Parlamentosu’nun siyasi değerlendirmesinin yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 2019 tarihli kararı nedeniyle uluslararası hukuk boyutunun da bulunduğu belirtildi.

BELEDİYE BAŞKANLARI SORUŞTURMALARINDA DA AYNI TARTIŞMA YAŞANDI

Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye’deki adli süreçlere ilişkin tutumu 2025 yılında belediye başkanları hakkındaki soruşturmalarda da yeniden gündeme geldi.

13 Şubat 2025’te Türkiye’de belediye başkanlarının görevden alınması ve tutuklanmasına ilişkin özel bir karar kabul edilirken, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın 19 Mart’ta tutuklanması da Avrupa kurumlarının Türkiye’deki hukuk devleti tartışmalarının merkezine taşındı.

 

KAYNAK : Diriliş Postası / Ersoy Dede
Erkan Talu Haber7.com - Editör

Editör Hakkında

Elazığ'da doğdu; ilk, orta ve lise öğrenimini Ayvalık'ta tamamladı. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi "Sanat Tarihi" bölümünden mezun oldu. Üniversite yıllarında gazetecilik üzerine eğitimler aldı. Haberciliğe "muhabir" olarak Kanal 7'de başladı; daha sonra Haber 7'ye geçti. Kariyerine, Haber7'de "editör" olarak devam ediyor.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR