Mücadeleyle dolu bir ömür: Aliya İzzetbegoviç

Eski Yugoslavya döneminde iki kez cezaevine giren, ardından Bosna Hersek'in bağımsızlık mücadelesine liderlik eden ve ülkenin ilk cumhurbaşkanı olan Aliya İzetbegoviç'in vefatının 23. yıl dönümü.

ABONE OL
GİRİŞ 18.10.2026 13:28 GÜNCELLEME 18.10.2026 13:37 DÜNYA
Mücadeleyle dolu bir ömür: Aliya İzzetbegoviç

Boşnak halkının dini ve milli bilincini yaşatmak için büyük çaba harcayan İzetbegoviç, gençlik yıllarından itibaren Boşnakların ülkedeki diğer halklarla eşit haklara kavuşması için mücadele etti. 1990'larda Sırp ve Hırvat güçlerinin Bosna Hersek'i bölüşme ve işgal girişimlerine karşı verilen bağımsızlık savaşının öncüsü oldu.

Mustafa ve Hiba çiftinin beş çocuğundan biri olarak 1925'te Bosanski Samac şehrinde doğan İzetbegoviç, 3 yaşındayken ailesiyle Saraybosna'ya yerleşti. Eğitimini burada tamamlayan İzetbegoviç, daha gençlik yıllarında Müslümanlara uygulanan ayrımcılığa karşı tavır aldı.

İkinci Dünya Savaşı yıllarında Hırvatistan'daki faşist Ustaşa rejimi, Bosna Hersek'i ilhak ederek "Bağımsız Hırvatistan Devleti"ni (NDH) kurdu ve Müslüman Boşnakları zorla "Hırvat" kimliği altında toplamaya çalıştı. Kimliklerinden vazgeçmeyen Boşnaklar, ağır baskı ve zulümle karşı karşıya kaldı. Aynı yıllarda "ırkçı" Sırpların kurduğu Çetnik hareketi de "Sırp olmayan tüm halkları bu topraklardan temizleme" hedefiyle Müslümanlara yönelik katliamlara girişti.

GENÇ MÜSLÜMANLAR SAFLARINDA BAŞLAYAN MÜCADELE

Yugoslavya döneminde Boşnak toplumunda dini ve milli bilinç oluşturmayı amaçlayan "Genç Müslümanlar" oluşumunun aktif isimleri arasında yer alan İzetbegoviç, dava arkadaşlarıyla Müslümanların eşit haklar elde etmesi ve Çetnikler ile Ustaşaların yerle bir ettiği ev ve camilerin yeniden ayağa kaldırılması için çalışmalar yürüttü.

Savaşın ardından kurulan Yugoslavya Federal Halk Cumhuriyeti'nde de Müslümanların sorunlarını gündeme taşıyan İzetbegoviç, 1946'da "Genç Müslümanlar" üyeleriyle gözaltına alındı. Henüz 21 yaşında olan İzetbegoviç, bu davada 3 yıl hapse mahkum edildi.

Cezaevinden çıktıktan sonra önce ziraat, ardından hukuk fakültesine devam eden İzetbegoviç, hukuktan mezun oldu. 1949'da Halida ile hayatını birleştiren İzetbegoviç'in bu evlilikten Leyla, Sabina ve Bakir adlı üç çocuğu oldu.

Josip Broz Tito yönetimindeki Yugoslavya'da da insan hakları mücadelesini sürdüren İzetbegoviç, "Preporod", "Takvim" ve "Glasnik" gibi yayın organlarında çocuklarının isimlerinin baş harflerinden oluşturduğu "LSB" mahlasıyla yazılar yayımladı.

1960'larda kaleme aldığı "İslam Deklarasyonu" 1970'te okurlarla buluştu ve kısa sürede İslam dünyasının dört bir yanında ses getirdi.

FİKİRLERİ YÜZÜNDEN 14 YIL HAPSE ÇARPTIRILDI

Tito'nun 1980'de ölmesiyle Yugoslavya'da milliyetçi söylem yeniden yükselişe geçti. 1983'te "Doğu ve Batı Arasında İslam" kitabının yayımlanmasına kısa süre kala İzetbegoviç ve 12 Müslüman aydın, "Saraybosna Süreci" adıyla bilinen davada tutuklandı.

"İfade suçu" ve "örgüt kurarak düşmanca faaliyet yürütmek" suçlamalarıyla yargılanan İzetbegoviç, 14 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, kararını "İslam Deklarasyonu"nda ifade ettiği fikirlere dayandırdı.

Cezaevinde geçirdiği yıllarda "Özgürlüğe Kaçışım - Zindandan Notlar (1983-1988)" adlı eserini yazan İzetbegoviç, 1988'de ilan edilen afla özgürlüğüne kavuştu.

1990'da kurulan ve bugün hala Bosna Hersek'in en büyük Boşnak partisi olan Demokratik Eylem Partisinin (SDA) ilk genel başkanı seçilen İzetbegoviç, eski Yugoslavya'yı oluşturan 6 sosyalist cumhuriyetten biri olan Bosna Hersek'in de başkanlık koltuğuna oturdu.

SAVAŞ YILLARINDA BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİNİN BAŞINDA

Aliya İzetbegoviç'in hayatının seyrini değiştiren en önemli dönüm noktalarından biri, Bosna Hersek'te yaşanan kanlı savaş oldu. 1990'ların başında Yugoslavya dağılırken Yugoslav Halk Ordusu (JNA), 1991'de Slovenya'da çatışmaları kışkırttı, kısa süre sonra Hırvatistan'da da silahlar konuşmaya başladı. Çatışmalar, aynı yıl Bosna Hersek'in Ravno ve Popovo köylerine kadar yayıldı.

Yugoslavya'nın çözülme sürecine girmesiyle Bosna Hersek'in bağımsızlığı da tartışılmaya başlandı. Bosna'daki savaşta işlediği suçlar nedeniyle ileride müebbet hapse mahkum edilerek savaş suçlusu olarak tarihe geçecek Sırp siyasetçi Radovan Karadzic, bağımsızlığa karşı durarak savaş çıkması durumunda ülkedeki Müslümanların yok olacağını öne sürdü.

29 Şubat-1 Mart 1992'de düzenlenen tarihi "bağımsızlık" referandumunu Bosnalı Sırpların büyük kısmı boykot etti. Sandığa gidenlerin yüzde 99,7'si ise bağımsızlık yönünde "Evet" oyu kullandı.

Referandumun akabinde JNA ve silahlandırdığı Sırp paramiliter güçler, Bosna Hersek'in çeşitli şehirlerinde katliamlara girişti. Tüm Bosnalılara bu saldırılara karşı direnme çağrısında bulunan İzetbegoviç'in liderliğinde bağımsızlık yanlıları, zorlu bir mücadele başlattı.

"Müslümanları yok etme" tehdidinde bulunan Sırp paramiliter gruplar, kadınlar ve çocuklar da dahil olmak üzere sivilleri hedef alan büyük katliamlar gerçekleştirdi. Saldırıların ardından pek çok kişi yurdundan sürüldü, kadınlar tecavüze uğradı, İslam'a ve Müslümanlara ait ne varsa yerle bir edildi, toplama kamplarına kapatılan siviller akıl almaz işkencelere maruz kaldı.

Ülkenin bağımsızlığını savunan güçler ise bir yandan kuzey ve doğuda Sırplarla, öte yandan güney ve batıda Hırvatlarla çetin bir savaş içindeydi.

Sırplar, 3,5 yıl boyunca kuşatma altında tutarak yokluğa mahkum etmeye çalıştıkları başkent Saraybosna'nın yanı sıra Prijedor, Bijelina, Zvornik, Visegrad, Srebrenitsa ve Foca başta olmak üzere birçok şehirde büyük katliamlar ve soykırımlar gerçekleştirdi.

DAYTON BARIŞI VE TARİHE GEÇEN O SÖZ

Bosna Hersek'teki savaş, 1995'te imzalanan Dayton Barış Antlaşması'yla son buldu. Savaşta yaklaşık 200 bin kişi yaşamını yitirirken 1 milyondan fazla insan yurdunu terk etmek zorunda kaldı.

Antlaşmayla Bosna Hersek, iki entite (Bosna Hersek Federasyonu ve Sırp Cumhuriyeti) ve Brcko Özerk Bölgesi'nden oluşan yapıya kavuştu. Bosna Hersek Federasyonu ise kendi içinde 10 kantona bölündü.

Antlaşmaya ilişkin değerlendirmesinde İzetbegoviç'in kullandığı "Bu, adil bir barış değil fakat savaşın devam etmesinden daha iyidir." ifadesi tarihe not düşüldü.

3,5 yıllık savaşın ardından "bağımsız" devlet haline gelen Bosna Hersek'in ilk Cumhurbaşkanı Aliya İzetbegoviç, yeni siyasi yapıda oluşturulan Devlet Başkanlığı Konseyine de ilk başkan olarak liderlik etti.

KALICI DÜŞÜNCE MİRASI VE FİLİSTİN'E DUYARLILIK

Sağlık sorunları nedeniyle 2000'de kendi isteğiyle görevini bırakan İzetbegoviç, 2001'deki parti kongresinde yeniden aday olmayacağını duyurdu.

Ömrünü Bosna Hersek'in özgürlüğüne ve bağımsızlığına vakfeden İzetbegoviç, geride uluslararası arenada tanınan, egemen bir devlet bıraktı.

Hayatını kaybetmeden kısa süre önce, o dönemde başbakan olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya gelen Aliya İzetbegoviç, 19 Ekim 2003'te vefat etti.

İzetbegoviç, "şehitlerin arasında mütevazı bir mezara defnedilmek istediğini" belirttiği vasiyeti doğrultusunda, çeşitli ülkelerden 150 binden fazla kişinin katıldığı cenaze töreninin ardından Saraybosna'daki Kovaçi Şehitliği'nde toprağa verildi.

Düşünür kimliğiyle de tanınan İzetbegoviç, "Doğu ve Batı Arasında İslam", "İslam Deklarasyonu", "Özgürlüğe Kaçışım", "Tarihe Tanıklığım" ve "Köle Olmayacağız" adlı eserleriyle kuşaklar boyu sürecek entelektüel miras bıraktı.

Filistin davasına ayrı hassasiyetle yaklaşan İzetbegoviç, 13 Kasım 1995'te ABD'nin Dayton kentinde dönemin Filistin Devlet Başkanı Yasir Arafat'a yazdığı mektupta şunları ifade etmişti:

"Yıllardır süren mücadelenizde halkınız azim gösterdi ve siyasi liderliğiniz, ulusal hedefler konusunda net bir vizyona sahip. Filistin'in en iyi evlatlarının bu erdemleri, Allah'ın yardımıyla meyve verecektir."

İzetbegoviç'in fikirleri ve mücadelesi, Bosna Hersek'te yaşamaya devam ediyor.

KAYNAK : AA
Meryem Üstün Haber7.com - Editör

Editör Hakkında

İstanbul Üniversitesi Gazetecilik bölümünü bitirdi ve İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi'nde Felsefe yüksek lisansını tamamladı. Ekim 2023'ten beri Haber7 bünyesinde internet editörü olarak çalışmaktadır.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR