Yunanistan Erdoğan siyasetinden ders almaya devam ediyor: ‘Libya’da masada yoktuk’
Atina yönetimi Doğu Akdeniz'de ağır bir diplomatik hezimete uğradığını itiraf ederken, Erdoğan'ın izlediği çok boyutlu stratejiden ders çıkarmaya başladı. Geçmişte tezkereye 'hayır' diyen Türk muhalefetinin tutumu akıllara geldi.
ABONE OLTürkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hak ve menfaatlerini koruma kararlılığıyla hayata geçirdiği Mavi Vatan vizyonu, Atina yönetiminde adeta deprem etkisine neden oldu. Yunan basınında yer alan ve Türkiye’ye yönelik saldırgan yayınlarıyla bilinen Geopolitico haber sitesi yazarlarından tanınmış güvenlik ve strateji uzmanı Savvas Kalenderides, “Libya’yı kaybettik çünkü orada yoktuk- Erdoğan Haftar’ı nasıl yendi ve Doğu Akdeniz’de neler olacak?” başlığıyla kaleme aldığı çarpıcı analizde, Yunan diplomasisinin Libya’da tamamen havlu attığını itiraf ederek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yürüttüğü akılcı siyaset karşısında aldıkları ağır yenilgiyi suratı asık bir şekilde itiraf etti.
Yaşanan gelişmeler 2019 yılında TBMM’de gerçekleştirilen tezkereye sert tepki göstererek, “Libya’da ne işimiz var?” diyen muhalefet kanadını akıllara getirdi. Yunan analistler başta olmak üzere tüm dünyanın ders çıkardığı diplomatik başarıda muhalefet kanadının sessizliği tepkilere neden oldu.
YUNAN BASININDAN TARİHİ İTİRAF: BİZ SİLİNDİK ERDOĞAN KAZANDI
Yunanistan merkezli Geopolitico haber portalında yayımlanan kapsamlı analiz, Atina'nın Akdeniz politikalarındaki fiyaskoyu açık bir şekilde ortaya koydu. Kalenderides, Türkiye'nin Libya'daki zıt odakların tamamıyla güçlü temaslar kurmayı başardığına işaret etti. Yunan basınında sunulan "Ankara tuzağa düştü" şeklindeki pembe tabloların gerçeği yansıtmadığını vurgulayan Yunan uzman, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın izlediği politikanın Türkiye adına net bir zaferle sonuçlandığını ve Yunanistan'ın masa dışı kaldığını belirtti.
BİNGAZİ'DEKİ KRİTİK OYLAMA VE TİCARİ DİPLOMASİNİN ZAFERİ
Ankara'nın askeri ve diplomatik saha stratejisi, ekonomik nüfuzla birleşerek Doğu Akdeniz'deki güç dengelerini tamamen değiştirdi. Kalenderides'in analizinde yer alan bilgilere göre, Türk iş dünyasının Doğu Libya'da gerçekleştirdiği milyarlarca dolarlık ticari hamleler, resmi diplomasiyi destekleyen devasa bir güce dönüştü.
Geçmişte Halife Haftar güçleriyle askeri olarak karşı karşıya gelen Türkiye'nin, gelinen noktada Bingazi yönetimiyle son derece yakın bir iletişim kanalı kurması Atina'yı çaresiz bıraktı. Nitekim Libya Temsilciler Meclisi'nin Bingazi'deki oturumda, 27 Kasım 2019'da imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası'nı oy birliğiyle kabul etmesi, Türk diplomasisinin imza attığı tarihi zaferi perçinledi.
MASADA YOKTUK!
Yunanistan'ın diplomatik başarısızlığının nedenleri sorulduğunda, Kalenderides uzun vadeli bir stratejinin eksikliğine odaklandı. Kalenderis'in yanıtı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Libya tezkerisine dair sözlerini akıllara getirdi.
Kalenderides, "Libya'da bulunmadığımız için bu yenilgiyi yaşadık" şeklinde konuştu.
ATİNA DERS ÇIKARIRDI: TÜRK MUHALEFETİ 'NE İŞİMİZ VAR' DİYORDU
Doğu Akdeniz'deki bu büyük diplomatik başarı dünya basınında ve Yunan medyasında hayranlık ve özeleştiriyle karşılanırken, Türkiye'deki muhalefet kanadının geçmişte takındığı sığ tutum yeniden hatırlandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan öncülüğünde Mavi Vatan için tarihi adımlar atılırken, dönemin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve altılı masada yer alan siyasiler milli menfaatleri hedefleyen adımlara karşı durmuştu. Libya'ya asker gönderilmesine ilişkin tezkere görüşmelerinde "Libya'da ne işimiz var?" söylemini savunan CHP yönetimi ve ortakları, TBMM'deki tezkere oylamasında da “hayır” oyu vererek Türkiye'nin Akdeniz'deki varlığını akamete uğratmak istemişti.
DÜNYANIN TAKDİR ETTİĞİ STRATEJİ VE MUHALEFETİN STRATEJİK KÖRLÜĞÜ
Gelinen son aşamada, Yunan güvenlik analistleri bile Ankara'nın Libya'da uzun vadeli ve kapsayıcı bir strateji yürüttüğünü kabul ederek kendi hükümetlerine sert eleştiriler yöneltiyor. Atina yönetimi stratejik vizyonsuzluk nedeniyle Libya denkleminden tamamen silindiğini kabullenmek zorunda kalırken, Türkiye'nin attığı adımların haklılığı tescillendi. Yunan analistlerin ders çıkardığı ve uluslararası camianın gıpta ile takip ettiği bu tarihi diplomatik başarı, Türkiye'deki muhalefet partilerinin stratejik vizyonsuzluğunu ve milli hamlelere karşı takındığı tutumu bir kez daha açıkça gözler önüne serdi.