Gümrük Birliği'ne AB'den siyasi kilit

Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye yönelik çifte standardı Gümrük Birliği anlaşması güncelleme sürecine de yansıyor. Yeni anlaşmalarla küresel ticarette öncü rol üstlenmeye çalışan AB, tutumunu Türkiye söz konusu olduğunda değiştiriyor.

ABONE OL
GİRİŞ 29.06.2018 15:46 GÜNCELLEME 29.06.2018 15:46 EKONOMİ
Gümrük Birliği'ne AB'den siyasi kilit

Avrupa Birliği (AB), ABD yönetiminin  korumacı ekonomi politikaları sonrasında ticaret anlaşmalarına hız verip tüm  dünyada küresel ticaretin öncü rolünü üstlenmeye çalışırken bu tutumunu Türkiye  söz konusu olduğunda siyasi nedenlerle farklılaştırıyor. 
 
ABD Başkanı Donald Trump'ın korumacı ekonomi politikaları uygulamaya  başlamasının ardından küresel ticarette ortaya çıkan boşluğu AB doldurmaya  çalışıyor.
 
ABD ile yapılması beklenen Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı  (TTIP) anlaşması müzakerelerinin Trump'ın ABD Başkanı seçilmesiyle rafa  kaldırılmasının ardından, AB özellikle yeni ticaret anlaşmaları yapmaya ve mevcut  anlaşmalarını güncellemeye hız verdi.
    
Kanada, Meksika, Japonya, Avustralya, Yeni Zelanda, Arjantin,  Brezilya, Uruguay ve  Paraguay'ın da aralarında bulunduğu çok sayıda ülkeyle  ticaret anlaşmaları için müzakereler yapan AB, Türkiye'nin ısrarla üzerinde  durduğu Gümrük Birliği anlaşmasını güncelleme çağrılarına ise duyarsız kalıyor.
 
Tüm dünyada küresel ticaretin öncü rolüne bürünen AB, Türkiye ile  Gümrük Birliği güncelleme konusunda ise siyasi tutum sergileyerek söylediklerinin  aksi yönde bir davranış sergiliyor.
 
Özellikle AB -Türkiye arasında yapılan sığınmacı mutabakatında bu  konuya odaklanılmış olmasına rağmen söz konusu anlaşmanın güncellenmesiyle ilgili  adım atmamayı tercih eden AB verdiği sözü de yerine getirmemiş ve tutarsız  davranış sergilemiş oluyor.
 
AB, aday ülke ve kilit ortak olarak tanımladığı Türkiye ile Gümrük  Birliği güncellemesi sürecini siyasi saiklerle öteliyor. AB'nin bu ticaret  anlaşmasını en yüksek potansiyele sahip Türkiye'yle yapmaması, Avrupa'nın  Türkiye'ye karşı çifte standardını ortaya çıkıyor.
 
Lüksemburg'ta 26 Haziran 2018'de toplanan AB Genel İşler Konseyi'nin  yayınladığı sonuç bildirgesinde, AB-Türkiye arasındaki Gümrük Birliği  anlaşmasının güncellenmesinin gündemde olmadığı bilgisi paylaşılmıştı.
 
29 Kasım 2015 tarihinde Türkiye-AB arasında yapılan zirvede alınan  kararlarda ise Gümrük Birliği'nin güncellenmesine yer verilmişti. Zirve sonuç  bildirisinin 10. maddesinde "Gümrük Birliği'nin güncellenmesine ilişkin hazırlık  çalışmalarının tamamlamasının ardından 2016 yılı sonlarına doğru resmi  müzakereler başlatılabilecektir." ifadesi yer almıştı.
 
Türkiye açısından önem arz eden bu konuya 18 Mart 2016'da yapılan  Türkiye-AB sığınmacı mutabakatında da yer verilerek, "AB ve Türkiye'nin, Gümrük  Birliği'nin güncellenmesi  doğrultusunda sürdürülen çalışmaları memnuniyetle  karşıladığı" belirtilmişti.
 
Ayrıca, 15 Aralık'ta düzenlenen AB Liderler Zirvesi sonunda, liderler,  AB-Türkiye mutabakatına bağlılıklarını yineleyerek, anlaşmanın tüm unsurlarının  uygulanmasının önemini vurgulamıştı. Zirvenin sonuç  bildirisinde konuya ilişkin,  'AB Konseyi, AB-Türkiye mutabakatına olan bağlığını yineler ve tüm unsurlarının  ve tam ve ayrım yapılmadan uygulanmasının önemini altını çizer.” ifadesi yer  almıştı. Mutabakat uyarınca, Gümrük Birliği'nin güncelleştirilmesi için resmi  müzakerelerin başlaması gerekiyordu.
 
İKİ TARAFA DA FAYDALI
 
Türkiye, AB’ye bu konunun hızla ele alınması gerektiği talebini  iletiyor. Gümrük Birliği iyileştirmesinin her iki tarafa da önemli ekonomik  katkıları olacağına inanılıyor.
 
31 Aralık 1995'te yürürlüğe giren Gümrük Birliği'nin, günümüz  şartlarına uyarlanması hem AB hem de Türkiye tarafından gerekli görülüyor.  Anlaşmanın güncelleştirilmesiyle, Gümrük Birliği'ndeki ürünlerin niteliği ve  yelpazesinin tarım, hizmetler, sanayi ve kamu alımları alanlarını kapsayacak  şeklide genişlemesi ve AB'nin 3'üncü ülkelerle imzalayacağı serbest ticaret  anlaşmalarında Türkiye'nin mağdur olmasının da önüne geçilmesi hedefleniyor.
 
Türkiye, toplam dış ticaretinin yaklaşık yüzde 47'sini AB ile  gerçekleştiriyor. Türkiye'ye sermayegirişinin de önemli kısmı da AB'den  kaynaklanıyor. Türkiye, AB ile Gümrük Birliği güncelleme müzakerelerinin  başlatılması için AB Konseyi’nden yetki alınması sürecini bekliyor.
 
MÜZAKERE YETKİSİ VERİLMİYOR
 
AB Komisyonu, AB Konseyi'nden Türkiye'yle Gümrük Birliği'ni güncelleme  konusunda müzakerelere başlama yetkisini Aralık 2016'da istedi. Fakat bazı  ülkelerle yaşanan sıkıntılar ve özellikle Almanya'yla ile yaşanan gerginlikler  nedeniyle, Gümrük Birliği güncellemesi müzakere yetkisi siyaseten rehin alındı.
 
Güncelleme müzakerelerinin başlamasından sonra da en az birkaç yıl  sürmesi bekleniyor. Gümrük Birliği güncellenmesinin, AB-Türkiye ilişkilerini  ilerletmesi, Ankara-Brüksel arasındaki güveni tekrar inşa etmesi de öngörülüyor.
 
KANADA
 
AB, Kanada ile 7 yıl müzakere ettiği Kapsamlı Ekonomik ve Ticaret  Anlaşması'nı (CETA) 2017 yılında geçici olarak yürürlüğe soktu. Anlaşmayla,  taraflar arasındaki gümrük vergilerinin ortadan kalkması, karşılıklı ticaret,  yatırım ve istihdamın artması sağlandı.
 
İNGİLTERE
 
AB'den ayrılma Brexit kararı alan İngiltere ile ayrılık süreci sonrası  nasıl bir ticari anlaşma sağlanacağı konusunda da müzakereler yürüten birlik,  İngiltere ayrıldıktan sonra Londra yönetimiyle kapsamlı ve dengeli bir serbest  ticaret anlaşması imzalamak istiyor.
 
JAPONYA
 
AB ve Japonya, 4 yıldır sürdürdükleri serbest ticaret anlaşması  müzakerelerini Aralık 2017'de tamamladı. 2019 yılına kadar yürürlüğe girmesi  beklenen anlaşmanın yasal metninin hazırlık aşaması ve resmi onay sürecine  geçildi. AB şirketlerinin, Japonya'ya ihracatta her yıl ödedikleri gümrük  vergilerinin büyük bölümü ortadan kaldıracak anlaşmaya göre, tarım, finansal  hizmetler, elektronik ticaret, iletişim ve ulaştırma alanlarındaki şirketlerin  karşılıklı olarak pazarlara erişimi genişleyecek. Japonya'daki kamu ihalelerine  AB şirketleri katılabilecek. Hassas olarak tabir edilen otomobil sektöründe ise  piyasalar, kademeli bir süreç içerisinde açılacak.
  
MERCOSUR
 
AB ile Arjantin, Brezilya, Uruguay ve Paraguay'ın oluşturduğu Mercosur  (Güney Ortak Pazarı) arasında serbest ticaret anlaşması görüşmeleri ise devam  ediyor. Müzakerelerin 32'nci turunun gerçekleştirildiği anlaşmayla, otomobil,  makina, kimya ve ilaç sektörlerinde gümrük vergilerin ve ticari bariyerlerin  kaldırılması, tarım ürünleri ticaretinin artırılması ve kamu ihalelerin açılması  üzerinde görüşmeler devam ediyor.
 
AVUSTRALYA VE YENİ ZELANDA
 
AB, Avustralya ve Yeni Zelanda'yla da mal ve hizmetlerdeki ticari  sınırlamaların kaldırılması için serbest ticaret anlaşması müzakerelerine temmuz  ayında başlama kararı aldı. Yapılacak müzakerelerde, mal ve hizmetlerdeki ticari  sınırlamaların kaldırılması ve KOBİ'lere yeni iş imkanları sunulması amaçlanıyor.
 
MEKSİKA
 
AB ve Meksika arasında 2000 yılında yürürlüğe giren mevcut ticaret  anlaşması güncelleme müzakerelerine ise 2016'da başlandı. Nisan 2018'de mutabakat  sağlanan anlaşmayla, AB ile Meksika arasındaki tüm mal ve ürün ticaretinin, tarım  sektörü de dahil olmak üzere gümrüksüz yapılmasında, makine, nakliye ekipmanı,  eczacılık gibi çeşitli sektörlere uygulanan gümrük prosedürlerinin  basitleştirilmesinde, çeşitli tarım ürünlerinde piyasalara erişim hakkı  sağlanmasında, finans, ulaşım ve telekomünikasyon gibi hizmetlerin ticaretine  izin verilmesinde ve kamu ihalelerine karşılıklı erişilmesinde uzlaşıldı.
  
VİETNAM
 
AB ile Vietnam arasında serbest ticaret anlaşması yapılması konusunda  da 2015 Ağustos ayında mutabakat sağlandı. Şirketlerin karşılıklı olarak finans,  iletişim, ulaşım, dağıtım sektörleri ile kamu ihalelerine katılmalarının önü  açılacak anlaşma metninin son hali üzerinde 26 Haziran 2018'de uzlaşma  sağlandı.
 
Singapur'la da benzer serbest ticaret anlaşması müzakerelerini  tamamlayan AB'nin bunu resmen onaylanması ve anlaşmanın 2019 da yürürlüğe girmesi  bekleniyor.
 
AB üyesi 28 ülke adına ticaret anlaşması yapma ve müzakere yetkisi  bulunan AB Komisyonu'nun bu sürece başlamak için AB üyesi 28 ülkenin temsil  edildiği AB Konseyi'nden yetki alması gerekiyor. Bu anlaşmalarının içerik ve  alanlarının genişlediği durumlarda sadece AB kurumlarının onaylaması yeterli  olmuyor, tüm birlik üyesi ülke ve bölge parlamentolarından onay  gerekiyor.