Hainliğin böylesi görülmedi! Türkiye'ye 350 milyar dolara mal oldu

Uzmanlar, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişiminin ülke ekonomisine doğrudan maliyetinin yaklaşık 158 milyar doları aştığını, dolaylı olarak ise bu maliyetin 350 milyar doları bulduğuna vurgu yapıyor.

ABONE OL
GİRİŞ 14.07.2021 15:18 GÜNCELLEME 14.07.2021 18:48 EKONOMİ
Hainliğin böylesi görülmedi! Türkiye'ye 350 milyar dolara mal oldu

Akademisyenler, 15 Temmuz darbe girişiminin ülke ekonomisi üzerindeki etkilerini değerlendirdi.

Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Kara, 15 Temmuz'un Türkiye'nin makro ekonomik görünümü açısından önemli bir tarih olduğunu belirtti.

Bu olaydan sonra Türkiye'ye yönelik algının değişmesiyle uluslararası kuruluşların not indirimlerinin arka arkaya geldiğini ve bunun sonucunda sermaye girişlerinin yavaşladığını hatırlatan Kara, para politikasına yönelik kısıtlar ve risk primindeki artış nedeniyle ülkenin enflasyonla mücadelede etkin politikalar izleyemediğini söyledi.

"15 Temmuz ve sonrasında yaşanan dinamikler, Türkiye'nin iktisadi performansını önemli ölçüde olumsuz etkiledi." diyen Kara, darbe girişiminin, ABD Merkez Bankasının parasal genişleme politikasına son vereceğini açıkladığı bir dönemin ardından yaşanmasının, ekonomide öncesinde başlayan zorlukları hızlandırıcı bir olumsuz etki yarattığını sözlerine ekledi.

BEŞ YILDA DOLAR KURU YAKLAŞIK 6 LİRA ARTTI

Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İclal Attila da konuyla ilgili yapılan akademik çalışmalarda darbe dönemlerinde ekonominin olumsuz etkilendiği ve küçüldüğü sonucuna ulaşıldığını belirtti. Attila, şu değerlendirmelerde bulundu:

"İlk olumsuz etki kurlar üzerinde oldu. Darbe girişiminin yarattığı riskli yapı uluslararası piyasalarda dolar/Türk lirası paritesinin 2,90 seviyelerinden hemen 3 lirayı aşmasına yol açmıştır. Darbe girişiminden sonraki geçen beş yılda dolar kuru 3 lira seviyelerindeyken bugün 8,67 lirayı aşmış durumda. 2016 sonunda dolar/TL 3,50 civarında iken daha sonra kredi derecelendirme kuruluşlarının ülke kredi notunu yatırım yapılabilir seviyenin altına düşürmesi, ABD ile yaşanan gerilimler, sınır ötesi operasyon, Merkez Bankası rezervleriyle ilgili tartışmalar, enflasyon ve faiz tartışmaları ve zaman zaman güvenlik endişelerinin de etkisiyle kurlar bugünkü yüksek seviyelere gelmiş durumda."

YABANCI YATIRIMCI ÇIKIŞINA NEDEN OLDU

Darbe girişiminin ardından kredi notunun düşürülmesinin, ülkeye doğrudan ve dolaylı sermaye girişini ciddi biçimde etkilediğini, borsadan yabancı yatırımcı çıkışına da zemin hazırlandığını vurgulayan Attila, şunları kaydetti:

"Risk seviyesindeki artışı ifade eden not düşüşü yabancı yatırımların Türkiye'ye akışının kesilmesine yol açmıştır ve bu da borçlanma maliyetlerinin yükselmesine neden olmuştur. Bu süreçte ortaya çıkan doğrudan yabancı sermaye girişindeki ve portföy yatırımlarındaki azalma ekonominin dengesini bozmuş ve kurların yükselmesine zemin hazırlamıştır. Artan kurlar ithal ürünlerin maliyetinde ciddi artışlara neden olmuş ve bu da enflasyonun yüksek seyretmesine sebep olmuştur. Liradan kaçışı, yani dolarizasyonu kırmak için faiz artışına gidilmiş bu da büyüme hızını olumsuz etkileyerek işsizliğin artmasına yol açmıştır. Diğer olumsuz etkinin Merkez Bankası döviz rezervleri üzerinde olduğu görülmektedir. Ayrıca dış borçların maliyetindeki artışlar bütçe ve borç stoku üzerinde de olumsuz etki yaratmıştır."

İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sefer Şener de 2013'te Gezi olaylarıyla başlayan sürecin, 17-25 Aralık ile devam ettiğini ve 15 Temmuz'da zirveye çıktığını vurguladı.

350 MİLYAR DOLAR ÜLKE EKONOMİSİNE MALİYETİ OLDU

Darbe girişimiyle kişi başına gelirin 10 bin doların altına gerilediğini, politika faizlerinin yüzde 24 seviyelerine yükseldiğini ve enflasyonun yüzde 19'ları aştığını belirten Şener, "15 Temmuz darbesinin ekonomi üzerindeki negatif etkisi tartışma götürmeyecek kadar açıktır. Darbe girişimi her vatandaşın gelirinde 2 bin doları aşan bir düşüşü beraberinde getirdi. Bunun ülke ekonomisine doğrudan maliyeti yaklaşık 158 milyar doları aşarken, dolaylı maliyeti 350 milyar doları buldu." ifadelerini kullandı.

YABANCI YATIRIMCILARIN TÜRKİYE'YE BAKIŞI DEĞİŞTİ

Şener, kredi derecelendirme kuruluşlarının objektif olmayan not indirimlerinin, yabancı yatırımcıların Türkiye'ye bakışını da değiştirdiğini ifade etti. 15 Temmuz günü, 216 düzeyinde olan Türkiye'nin ülke risk priminin (CDS) 5 gün içinde 277 seviyesine, 2016 yılı sonu itibarıyla ise 300 seviyelerine yükseldiğine dikkati çeken Şener, sözlerini şöyle tamamladı:

"Ülke risk primlerinin yüksek olması doğrudan yabancı yatırımlar üzerinde negatif etkiye sahiptir. 15 Temmuz sonrası süreç, genel yönetim borç stokunun GSYİH'ye oranını da artırmıştır. Her ne kadar hala Avrupa Birliği ülkelerinin tamamına göre daha iyi durumda olan Türkiye'nin AB tanımlı borç stoku 15 Temmuz öncesi yüzde 28 seviyesinde iken izleyen süreçte yüzde 40'a kadar ulaşmıştır. Bütün bu rakamlar darbe girişiminin Türkiye ekonomisine oldukça yüksek düzeyde negatif etkilerinin bulunduğunun göstergesidir. Küresel çaplı gelişmeler, ticaret savaşları ve salgın süreci de eklendiğinde Türkiye'nin makro ekonomik verilerinde 15 Temmuz'un etkilerinin, aradan geçen 5 yıla rağmen hala devam ettiğini söylemek yanlış olmayacaktır."

HAİN DARBE GİRİŞİMİ TÜRK EKONOMİSİNİ DE HEDEF ALDI

Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi, Türkiye ekonomisinin istikrarını da hedef aldı, yaraları önemli ölçüde sarılmasına rağmen ülkenin hızını kesti. Darbe girişiminin ardından geçen sürede ABD ile ilişkilerde gerilim, küresel salgın gibi yaşanan birçok olaya rağmen ekonomide çarklar dönmeye devam etti.

2016 yılının ilk iki çeyreğinde sırasıyla yüzde 4,8 ve yüzde 4,9 büyüme performansı gösteren Türkiye ekonomisi, darbe girişiminin etkisiyle üçüncü çeyrekte yüzde 0,8 daralmıştı.

Hükümetin özellikle reel sektörü desteklemeye yönelik attığı adımlarla 2016'nın son çeyreğinde yüzde 4,2 büyüme kaydeden ekonomi, o yılı yüzde 3,2 büyüme oranıyla kapatmıştı.

Darbe girişiminin etkilerini aradan geçen süreçte atlatan ekonomi, 2017 yılında yüzde 5'lik büyüme bandına oturarak, çoğu Avrupa ülkesinden daha yüksek bir büyüme oranı yakaladı. Ekonomi, 2017'yi yüzde 7,4'lük büyümeyle geride bıraktı.

SPEKÜLATİF KUR ATAKLARI

Ekonomi, 2018 yılında ABD-Çin ticaret savaşı, Brexit gelişmeleri, ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz artırımı kararları, jeopolitik risklerin yanı sıra ABD ile Türkiye ilişkilerinde yaşanan gerginlik ekonomiye de yansıdı.

Yılın ilk çeyreğinde yüzde 7,4, ikinci çeyreğinde yüzde 5,6 büyüyen Türkiye ekonomisi, ağustos ayında yaşanan spekülatif kur atakları ve küresel ekonomideki gelişmelere rağmen üçüncü çeyrekte yüzde 2,3'lük büyüme gerçekleştirdi. Bu performansıyla ülke, 2016'da darbe girişiminin olduğu üçüncü çeyrekteki gerilemenin ardından 8 çeyrek üst üste büyüme başarısı gösterdi.

Böylece 2018 yılı yüzde 2,8'lik büyüme oranıyla kapatıldı.

Spekülatif kur ataklarının ardından ivme kaybeden ekonomi, 2019'da dengelenme sürecinin etkilerinin hissedildiği bir yılı yaşadı. Yılın ilk iki çeyreğinde daralan ekonomi, ikinci yarıdan itibaren tekrar büyüme patikasına girdi ve 2019'da yüzde 0,9 büyüdü.

KOVİD-19 SALGINININ EKONOMİYE ETKİSİ

Geçen yıl yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının ekonomiye etkileri küresel çapta hissedildi. Söz konusu yılın ilk çeyreğinde yüzde 4,5 büyüyen Türkiye ekonomisi, ikinci çeyrekte bu etkiyle yüzde 10,3 daraldı.

2020'nin ikinci yarısında atılan normalleşme adımlarıyla yeniden hareketlenen ekonomi, üçüncü çeyrekte yüzde 6,3, son çeyrekte yüzde 5,9 büyüdü ve yılı yüzde 1,8'lik büyüme oranıyla kapattı.

Türkiye, salgının olumsuz etkilerine rağmen geçen yıl büyüme gösteren sayılı ülkelerden olmayı başardı.

2021'İN İKİNCİ YARISINDA ÇİFT HANELİ BÜYÜME BEKLENİYOR

2021'in ilk çeyreğinde yüzde 7 büyüyen Türkiye ekonomisi, bu performansla Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkeleri arasında en çok büyüyen ülke oldu.

Yılın ikinci çeyreğine ilişkin öncü göstergeler, Türkiye ekonomisinde büyüme eğiliminin devam ettiğini gösterirken, ikinci çeyrekte güçlü ihracatın ve baz etkisinin katkısıyla çift haneli büyüme gerçekleşmesi öngörülüyor.

İHRACAT, BÜYÜMENİN LOKOMOTİFİ OLMAYI SÜRDÜRDÜ

FETÖ'nün darbe girişiminin etkisiyle Temmuz 2016'da ülkenin ihracatı aylık bazda yüzde 26, yıllık bazda yüzde 21 gerilemişti.

2016 yılı genelinde ise ülke ihracatı bir önceki yıla göre yüzde 1,2 azalarak 142,1 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmişti.

Türkiye, darbe girişiminin etkilerini ihracat ayağında da geride bıraktı.

Ülke ihracatı 2017'de yıllık bazda yüzde 10,5 yükselerek 156,9 milyar dolar, 2018'de yüzde 12,7 artarak 176,9 milyar dolar, 2019'da yüzde 2,2 artışla 180,8 milyar dolar olmuştu.

Salgının küresel ticarete etkisiyle 2020'de bir önceki yıla göre yüzde 6,3 gerileyen ihracat, bu dönemde 169,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmişti.

Son açıklanan Haziran 2021 ihracat verilerine göre Türkiye, aylık, çeyreklik ve 6 aylık bazda Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı. İlk altı ayda ihracat geçen yıla göre yüzde 40 artarak, 105 milyar dolar seviyesine çıktı.

Türkiye ekonomisinin lokomotifi konumunda olan ihracatın, bu yıl 200 milyar doların üzerine çıkarak tüm zamanların rekorunu kırması bekleniyor.

KAYNAK : AA