Cevdet Yılmaz, 2026 yılı büyüme ve enflasyon tahminini açıkladı

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, enflasyonu yüzde 20'nin altında beklediklerini ifade etti. Kişi başı milli gelirin 19 bin dolara yakın olacağını ifade eden Yılmaz, büyümenin de 3,8 olacağını ifade etti.

ABONE OL
GİRİŞ 09.01.2026 10:14 GÜNCELLEME 09.01.2026 12:22 EKONOMİ
Cevdet Yılmaz, 2026 yılı büyüme ve enflasyon tahminini açıkladı

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2025'te temel makroekonomik göstergelerde öngörü ve hedeflerin önemli oranda gerçekleştiğini belirterek, "Orta Vadeli Program'ımızın (OVP) temel hedeflerine, öngörülerine ulaştığımızı rahatlıkla ifade edebiliriz." dedi.

Yılmaz, İstanbul'da ekonomi basını ile bir araya gelerek, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Türkiye'nin milli gelirinin 2025'te 1,5 trilyon doları aşmasını beklediklerini vurgulayan Yılmaz, "Kişi başına düşen gelirimiz de 17 bin doların üstünde. OVP rakamı 17 bin 748 dolar." diye konuştu.

Yılmaz, "2025 yılını temel olarak değerlendirirsek, temel makroekonomik göstergelerimizde öngörü ve hedefler önemli oranda gerçekleştirilmiştir. Hedefler yüzde 100, nokta atışı tutar mı? Böyle bakmamak lazım. Hedefin çevresinde bir yerdeyseniz hedefinizi büyük oranda yakalamışsınız demektir. İstikamet önemlidir. Yani çizdiğiniz hedeflere doğru mu gidiyorsunuz? Onlardan bir sapma mı var? Buna bakmak lazım." ifadelerini kullandı.

Yılmaz, zaman zaman burada "Yüzde 12 dediniz, niye yüzde 11 oldu" gibi eleştirilerin yapıldığını anımsatarak, "Saygıyla karşılıyoruz tabii ama gerçekten hedefe ulaşıldı mı, ulaşılmadı mı derken bence iki şeye bakılmalı. Hedefe yakın bir seviyede miyiz ve aynı doğrultuda mı değişim var? Bunlar varsa aslında büyük oranda hedeflerinize ulaştınız demektir. Orta Vadeli Program'ımızın temel hedeflerine, öngörülerine de ulaştığımızı rahatlıkla ifade edebiliriz." şeklinde konuştu.

"CARİ AÇIĞI DÜŞÜRMEMİZ OVP AÇISINDAN EN ÖNEMLİ BAŞARILARDAN"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, enflasyonun öngördükleri takvim çerçevesinde ilerlediğini belirterek, 2024 Haziran'dan bu yana 44,6 puanlık düşüş yaşandığını, sadece tüketimle değil üretim, yatırım ve ihracatla sağlanan dengeli bir büyüme yakaladıklarını anlattı.

Hem enflasyonu düşürmeyi hem de büyümeyi aynı anda başardıklarını dile getiren Yılmaz, son yıllardaki en önemli gelişmelerden birisinin cari işlemler açığındaki düşüş olduğunu söyledi.

Cari açık düşünce dış finansman ihtiyacının da düştüğünü kaydeden Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye bunu başardı. Son dönemde ciddi anlamda bir cari açık düşüşü oldu ve bu yıl yüzde 1,4 civarında cari açık bekliyoruz. Bundan sonraki yıllarda benzer seviyelerde, yüzde 1'e doğru inen bir beklentimiz var. Bu son derece önemli. Çünkü bizim kalkınma tarihimizin en önemli meselesi cari açık meselesidir. Cari açığı düşürürseniz riskleri düşürmüş oluyorsunuz. Çok daha yönetilebilir bir ortam oluşmuş oluyor. Dolayısıyla bunu başarmamız OVP açısından en önemli başarılardan biri."

Yılmaz, işsizliğin 31 aydır tek hanede seyrettiğini, bütçe açığının son derece olumlu bir performans gösterdiğini kaydederek, makroekonomik göstergelerdeki iyileşen görünümle yatırımcıların Türkiye'ye bakışının olumlu yönde değiştiğini, 5 yıllık kredi risk priminin (CDS) düştüğünü, rezervlerin arttığını anlattı.

Enflasyonda yüzde 30'un altını hedeflediklerini ancak eylüldeki hareketlilik ile tarımda yaşanan don ve kuraklığın bunu engellediğini bildiren Yılmaz, "Aynı yıl içinde hem don hem kuraklık yaşadık. Bu her zaman yaşanan bir durum değil. Dönemsel konjonktürel bir durum. Tarım sektöründe dolayısıyla yıl genelinde yüzde 6 civarında bir daralma bekliyoruz." dedi.

"(ENFLASYON) OCAKTA BEKLENTİMİZ YÜZDE 30'UN ALTINI GÖRMEK"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, enflasyonun yüzde 30'un üzerine kalmasının sebeplerinden birisinin hizmet enflasyonundaki katılıklar olduğunu belirterek, "Onları kırıyoruz ama orada daha hızlı bir şekilde kırılması gerekiyor. Hizmet enflasyonu daha inatçı. Eğitim, kira gibi kalemleri kastediyorum özellikle. Yüzde 30'un üstünde kalmamıza sebep oldu ama ocak ayında beklentimiz yüzde 20'li rakamları, yüzde 30'un altını görmek şeklinde." diye konuştu.

Enflasyonun alt kalemlerindeki gelişmelerle ilgili değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, bu alandaki yıllık beklentilerin iyileşmesinin önemine işaret etti.

Yılmaz, reel sektörün ve hane halkının enflasyon beklentisinin hala yüksek olduğuna değinerek, "Dolayısıyla önümüzdeki dönem özellikle beklentiler kanalıyla bir iyileşme sağlanması yüzde 20'nin altına inme hedefimize büyük destek olacaktır. Reel sektör piyasa katılımcılarına biraz yakınsarsa bu durum enflasyonla mücadelemize büyük güç verecektir. Önümüzdeki dönem beklentiler kanalına daha fazla yoğunlaşacağız, daha güçlü iletişimle beklentileri iyileştirme yönünde çaba sarf edeceğiz." açıklamasında bulundu.

"MESLEKİ EĞİTİME DAHA FAZLA AĞIRLIK VERMEK ATIL İŞ GÜCÜNÜ AZALTACAK"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, küresel olumsuzluklara rağmen Türkiye'nin geçen yıl 273,4 milyar dolar mal ihracatına imza attığını, bu rakamın OVP ile fazlasıyla uyumlu olduğunu belirterek, hizmet ihracatının da 123 milyar dolara ulaştığını, toplamda 396 milyar doları aştıklarını anlattı.

Gelecek yıl 410 milyar dolar mal ve hizmet ihracatı hedeflediklerini dile getiren Yılmaz, cari açığın 22 milyar dolarla oldukça sürdürülebilir bir seviyede olduğunu söyledi.

Kadınların iş gücüne katılımını artıracaklarını kaydeden Yılmaz, mesleki eğitime daha fazla ağırlık vereceklerini, bunun atıl iş gücünü azaltacağını söyledi.

Yılmaz, "Burada medyaya da görev düştüğüne inanıyorum. Üretmenin, çalışmanın, emeğin değerini topluma daha fazla anlatmamız lazım. Özellikle yeni kuşaklara daha fazla aktarılmalı. İnsanlar ekonominin içinde olmayı, çalışmayı, emek harcamayı, üretmeyi daha prestijli görmeli ki iş gücü piyasasına, girişimciliğe gelip katılsınlar. Üretim kültürünü geliştirme atıl iş gücünü azaltmada önemli bir unsur." şeklinde konuştu.

"BÜTÇE AÇIĞINDA 2025'İ YÜZDE 3 SEVİYESİNDE KAPATMIŞ OLACAĞIZ"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, deprem harcamaları nedeniyle son yıllarda bütçe açığının arttığına değinerek, sözlerine şöyle devam etti:

"2025 yılında OVP'de yüzde 3,6 olarak ifade ettik. Ama son aylarda gelirlerde çok iyi bir performans çıktı ortaya. Dolayısıyla bütçe açığının milli geliri oranı muhtemelen yüzde 3,6'dan çok daha düşük seviyede olacak. Yani yüzde 3, hatta bir miktar yüzde 3'ün altında olma ihtimali bile belirdi. Milli gelir martta netleştiğinde bu oranı net bir şekilde hesaplama imkanımız olacak. Ama şu anki tahminimiz deprem etkisine rağmen 2025 yılını yüzde 3 seviyesinde kapatmış olacağız. Yüzde 3,6'yı deprem etkisini çıkardığınızda yüzde 2,8 olarak hesaplamıştık. Dolayısıyla yeni rakam yüzde 2'ye yakın. Deprem etkisini saymazsak bütçe açığının milli geliri oranı yüzde 2'ler seviyesinde olacak. Bu gerçekten çok ciddi, olumlu bir performans."

Yılmaz, maastricht kriterine göre yüzde 60 olan kamu borç stokunun milli geliri oranının Türkiye'de yüzde 24,5'e kadar düştüğünü belirterek, "Dünyada şu anda devletlerin en büyük problemlerinden biri, gelişmiş ülkeler dahil olmak üzere, yüksek kamu borç stoku. Özellikle pandemi bunu daha da artırdı. Dünyada çok ciddi bir borç sorunu, özellikle kamu borç sorunu var. Türkiye böyle bir soruna sahip olmayan nadir ülkelerden." diye konuştu.

Türkiye'nin toplam borçluluk oranının da ortalamanın epey altında olduğunu vurgulayan Yılmaz, Kur Korumalı Türk lirası Mevduat ve Katılma Hesaplarını (KKM) ihtiyaç kalmadığı için sonlandırdıklarını, uyguladıkları program sayesinde TL'nin toplam mevduattaki payının yüzde 31,6'dan yüzde 61'e yükseldiğini anlattı.

"ÇEŞİTLİ KESİMLER İÇİN ÇOK DAHA DÜŞÜK ORANLARDA FİNANS KULLANMA İMKANI SAĞLANACAK"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 26 Aralık haftası itibarıyla TCMB rezervlerinin 194 milyar dolara yükseldiğini, CDS'nin 1 Aralık itibarıyla 2018'den sonraki en düşük seviyesine, 205 civarına düştüğünü, gelecek dönemde 200'lerin altını görebileceklerini söyledi.

Uyguladıkları programın özellikle emek yoğun sektörlerde bazı sıkıntılara yol açtığını bildiklerini anlatan Yılmaz, "Toplamda bir sorunumuz yok. İhracatımız artıyor, makro düzeyde sanayimiz gelişiyor, sanayi ihracatımız artıyor ama sektörel bazda birtakım etkilenmeler söz konusu. Onlara dönük olarak da çeşitli uygulamalar yapıyoruz." şeklinde konuştu.

Yılmaz, genel politika dışında çeşitli kesimlere ve sektörlere dönük olarak seçici finansal enstrümanlarının bulunduğunu ifade ederek, "2026 için şunu söyleyebilirim: Bir taraftan bu enflasyondaki, faizlerdeki düşüş genel finansal maliyeti aşağıya çekecek. Diğer taraftan selektif bazda uyguladığımız programlarla da çok daha düşük oranlarda finans kullanma imkanı çeşitli kesimler için sağlanmış olacak. Bunlar arasında ihracatçılar çok önemli." dedi.

Cevdet Yılmaz, ihracatçılara, KOBİ'lere, esnafa, tarım sektörüne, çiftçiye, yatırımcılara, yüksek teknolojili yatırımlara, emek yoğun sektörlere sunulan desteklere ilişkin örnekler paylaştı.

"2026'DA TOPLAM MİLLİ GELİRİMİZİN 1,7 TRİLYON DOLARA YAKLAŞMASINI BEKLİYORUZ"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, bu yıla ilişkin küresel ekonomiye dair beklentilerden bahsederek, korumacılık ve belirsizlikler nedeniyle küresel ticaretin büyümeden daha hızlı düştüğünü söyledi.

Türkiye'nin ihracatının büyük kısmının ticaret ortaklarına olmasının kendisine avantaj sağladığını dile getiren Yılmaz, bu ülkelerdeki büyüme performansına ilişkin beklentilerin nispi de olsa 2025'ten daha olumlu olduğunu, bu durumun da Türkiye'yi pozitif etkileyeceğini bildirdi.

Yılmaz, ABD ve Avrupa'daki merkez bankalarının faiz indirimlerini sürdüreceğini, bu durumun gelişmekte olan ülkelere, dolayısıyla Türkiye'ye finans akımını artıracağını kaydederek, emtia ve petrol fiyatlarının daha ılımlı bir seyir içinde olmasını beklediklerini ifade etti.

Cevdet Yılmaz, "Bu 3 faktör bize güç verecek küresel anlamda. Ticaret ortaklarımızın nispeten daha iyi büyümesi, küresel finansal koşulların nispeten iyileşmesi, emtia fiyatlarının ılımlı seyretmesi... Bu 3 küresel koşul büyümemizi ve enflasyonla mücadelemizi destekleyici mahiyette." dedi.

Türkiye'nin geçen yılın 9 ayında yüzde 3,7 büyüdüğünü anımsatan Yılmaz, "Yıl genelinde yüzde 3,3 gibi bir tahminimiz var. Bu yıl büyüme biraz daha ivmelenecek diye bekliyoruz. Yüzde 3,8 bir reel büyüme beklentimiz var. Tahminlerimizin gerçekleşmesi halinde 2026'da toplam milli gelirimizin 1,7 trilyon dolara yaklaşmasını, kişi başına gelirimizin 19 bin dolarlara yükselmesini bekliyoruz." şeklinde konuştu.

"SIKI PARA POLİTİKASINDAKİ SAĞLAM DURUŞ SÜRECEK"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, bu yıl enflasyonun yüzde 20'nin altına inmesini beklediklerine işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"2026'da sıkı para politikamıza devam edeceğiz. Orada sağlam duruş devam edecek. Enflasyonla mücadelemize finansal taraftan destek olmaya devam edeceğiz. Nitekim biliyorsunuz yeniden değerleme oranını birtakım ürünlere tam olarak yansıtmadı Sayın Cumhurbaşkanımız. Finansal mali politikalarla aslında enflasyonla mücadelemize destek var. Maliye politikası tarafından enflasyonla mücadeleye daha fazla destek öngörüyoruz. Bir taraftan da yapısal reform gündemimiz, dönüşümler, arz yönlü politikalarımız var. Bunlar da enflasyonla mücadelemizin bir parçası. Sadece olayı para politikasından ibaret görmüyoruz. Hem para politikası hem maliye politikası hem yapısal dönüşümlerle bütüncül bir programa sahibiz. Koordineli bir şekilde hareket ediyoruz."

Faizlerin düşmesinin TL'nin toplam mevduat içindeki payını azaltıp azaltmayacağına ilişkin soru üzerine Yılmaz, enflasyon düşerken faizlerin de düşürülmesinin reel faizi etkileyecek bir husus olmadığını kaydederek, böyle bir etki beklemediklerini söyledi.

Yılmaz, "Sağlıklı bir şekilde enflasyonun düştüğü bir ortamda faizler de düşüyorsa, bu TL'den çıkışı getirmez, böyle bir sıkıntı olacağını zannetmiyoruz ve beklemiyoruz. Dolayısıyla dolara, altına bir yönelim gibi bir şeyi faizlerin düşmesiyle beklemiyoruz, çünkü enflasyon da düşüyor. Burada tek başına faize bakmamanız lazım, reel faize bakmanızda fayda var." diye konuştu.

Kıymetli Maden Ticaret Sistemi (KMTS) ile birlikte belirli bir miktarın üzerinde altın alımlarının nakit yapılamayacağının hatırlatılması üzerine Yılmaz, burada parasal ödemelerde bankacılık sisteminin kullanılmasının ve işlemlerin kayıt altına alınmasının amaçlandığını anlattı.

Yılmaz, kredi derecelendirme kuruluşlarının bu ay değerlendirme yapacağına dair yoruma karşılık, "Türkiye'nin risk göstergelerinde, cari açığında, bütçe performansında, rezervlerinde önemli iyileşmeler var. Dolayısıyla bunların doğal olarak kredi değerlendirmelerine yansımasını bekliyoruz." ifadelerini kullandı.

"ENFLASYONDA ŞU ANDA BİR GÜNCELLEME İHTİYACI GÖRMÜYORUZ"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, yıl sonu enflasyonun hedeflerin üzerinde geldiğine ve OVP'de bir güncelleme olup olmayacağına ilişkin soru üzerine, bu yıl enflasyonda yüzde 20'nin altını hedeflediklerini söyledi.

Yılmaz, "OVP'de hedef yüzde 16. Yalnız bu yüzde 16 aralıkla birlikte veriliyor biliyorsunuz, 13-19 aralığı. Bunu biz pratik bir şekilde 'yüzde 20'nin altını hedefliyoruz' diye ifade ediyoruz. Burada bir güncelleme ihtiyacı şu anda görmüyoruz. Ocakta ve izleyen aylardaki eğilimler gidişatı daha netleştirecektir." açıklamasını yaptı.

Dezenflasyon programında bir normalleşme olup olmayacağına dair soru üzerine Yılmaz, şunları kaydetti:

"Regülasyonlarda elbette zaman içinde finansal piyasalar rahatladıkça, belli mesafeler alındıkça düzenlemelerde normalleşmeye geçiş beklenmesi gereken bir durum, ancak bir es gibi bir şey söz konusu değil. Es verme diye bir şey programımızda söz konusu değil. Programda ince ayarlar her zaman yapılabilir. Bütün programlar dinamiktir, gelişen şartlara, ihtiyaçlara göre ince ayarlar her zaman yapılabilir, yönetim bunun için var ama programımızın esasında hiçbir şekilde bir es verme, duraksama söz konusu değil. Dolayısıyla programımızı kararlı bir şekilde uygulamaya devam edeceğiz."

Yılmaz, ince ayarların ancak "üretimi, yatırımı, ihracatı daha fazla destekleme, tüketimi bir miktar daha ılımlı hale getirme yönünde" olabileceğini kaydederek, "Yoksa programın toplam büyüklüğü açısından bir gevşeme söz konusu olmaz." dedi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, enflasyonun istenilen hızda düşmemesinde hizmet enflasyonundaki katılığın, dolayısıyla eğitim ve kira ücretlerindeki artışın etkili olduğundan bahsederek, burada da gidişatın ve önlerindeki döneme dair perspektifin olumlu olduğunu anlattı.

"Büyümeyi, istihdamı, diğer sosyal dengeleri gözden çıkarıp sadece ve sadece hızla enflasyonu düşürelim" denilirse enflasyonun hızla düşebileceğini kaydeden Yılmaz, ancak bunun büyük sosyal ve ekonomik maliyetler doğuracağını, kendilerinin bunları göz önünde bulundurduklarını söyledi.

"(EN DÜŞÜK EMEKLİ AYLIĞI) BİR DÜZENLEME YAPILACAK"

Yılmaz, en düşük emekli aylığının ne kadar olacağına dair bir soruya karşılık, bu konudaki çalışmaları yaptıklarını, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı birlikteliğinde yaptıkları değerlendirmeyi TBMM AK Parti Grubu ile paylaştıklarını, bundan sonraki sürecin buradan takip edilebileceğini bildirdi.

Cevdet Yılmaz, "Burada bir düzenleme yapılacağını ifade edebilirim ancak bu düzenleme bütçe imkanlarımız çerçevesinde, bütçelerimiz, dengelerimiz gözetilerek yapılacak. Bir düzenleme olacak ve emeklilerimize duyarsız kalmadan ama bütçe dengelerimizi de hiçbir şekilde bozmadan optimum noktada bir karar oluşmasını bekliyoruz." şeklinde konuştu.

SSK, Bağ-Kur ve memur emeklilerinin farklı zam aldığına dair bir yorum üzerine Yılmaz, bunun 6 aylık periyotlar halinde düşünülmesi gerektiğini ve yıl genelinde dengeli bir yapının oluştuğunu belirtti.

Sosyal destek sisteminde yeni bir hazırlıklarının olduğunu paylaşan Yılmaz, daha entegre, aile odaklı ve tüm destek sistemlerini birbirine entegre eden yaklaşımı hayata geçirdiklerinde gerçekten ihtiyacı olanlara odaklanabileceklerini, bunu olgunlaştırmaya çalıştıklarını bildirdi.

"ENFLASYON DÜŞMEYE DEVAM ETTİKÇE BEKLENTİLER DE İYİLEŞECEK"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, enflasyonla ilgili iletişimin daha iyi olması gerektiğinin altını çizerek, beklentilerin iyileşmesinin reel sektörün kararlarına yansıyacağını, bunun da enflasyonu olumlu etkileyeceğini aktardı.

Bu yönde çok yönlü bir çaba sarf ettiklerini dile getiren Yılmaz, tüm düşüncelere saygı duyduklarını ancak bazı eleştirilerin sistematik olduğunu, karamsar ve kötümser olmak yerine iyimserliğin öne çıkarılması gerektiğini ifade etti.

"Ülkelerin ekonomilerine ilişkin devletlerarası politikaların da burada devreye girdiğini düşünüyorum" diyen Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ülkelerin ekonomilerine ilişkin karamsarlık oluşturma, gölge düşürmeye dönük birtakım sistematik çabaların olduğunu da biliyoruz. İşte X denen bir şey var biliyorsunuz. Geçenlerde bir şeffaflık kuralı koydular. O hesapların hangi ülkelerden olduğunu ilan ettiler. Bizim Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı diye gördüğümüz, isimleri öyle olan birçok hesabın aslında başka ülkelerden yönetildiğini görüyorsunuz. Dolayısıyla bir taraftan da bu bir uluslararası mücadele. Ekonomiler üzerinde oluşturulan algılar ve bunun üzerinden ülkeleri etkileme çabası aynı zamanda uluslararası bir boyut da taşıyor. Bütün bu boyutlarıyla bu beklentiler meselesine bakmalıyız, ama işin özü şu: Enflasyon düşmeye devam ettikçe bu beklentiler de iyileşecek. Önemli olan bunu çok daha pekiştirmemiz, güçlendirmemiz bu süreçte."

"BELEDİYELER İÇME SUYU VE TRAFİK MESELESİNE YATIRIM YAPMALILAR"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Türkiye'nin 2026'da NATO Liderler Zirvesi, Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi ve COP31 gibi önemli zirvelere ev sahipliği yapacağını anımsatarak, özellikle iklim krizi ile mücadelede COP31 konferansının önemine işaret etti.

İklim değişikliğinden en fazla etkilenecek bölgelerden birisinin Türkiye olduğunu dile getiren Yılmaz, bu nedenle Su Komisyonu kurduklarını, bunun başkanlığını kendisinin yaptığını, su meselesinin hayati konular arasında yer aldığını anlattı.

Yılmaz, "Bir süre sonra su fakiri ülkeler arasına girme riskimiz var. Burada suyun kullanımına baktığımızda yüzde 80'e yakını tarım sektöründe, yüzde 20'si de sanayi ve içme suyu olarak kullanılıyor. Bütün kurumların katkısıyla bir yeni yol haritası hazırlıyoruz." dedi.

Suyu verimli kullanmak zorunda olduklarını vurgulayan Yılmaz, "Maalesef belediyelerin birçoğu buraya (şehir şebekelerine) yeterli yatırımı yapmamış durumda. Dolayısıyla ortalama baktığınızda yüzde 40-50 kayıp kaçak var. DSİ suyu getiriyor şehre, hane halkına ulaşmadan yüzde 50'si bir şekilde kayıp. Kullanamıyor insanlar. Dolayısıyla şehir şebekeleri çok öncelikli bir konu." diye konuştu.

Belediyelerin son dönemde yatırım harcamalarının oranının düştüğünü ifade eden Yılmaz, "Parti farkı gözetmeden söylüyorum, belediyeler bu konuya yatırım yapmalı. Popülist politikalarla bir yere gidemeyiz. Bir gün, üç gün gidersiniz, ama sonuçta işte kapınıza gelir dayanır. İnsanlar içme suyu bulamaz hale gelir. Bütün o politikalarınız çöker. Dolayısıyla geçmişten gelen sermayeyi bir yere kadar tüketirsiniz. Hani hazıra dağ dayanmaz diye bir söz var. Yatırım yapma yapma, en sonunda patlar yani, bu altyapılar patlar. Dolayısıyla trafik için de aynı şey söz konusu, içme suyu için de aynı şey söz konusu." yorumunu yaptı.

Yılmaz sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şunu söyledim Mecliste de: Belediyeler, lütfen asli işlerine yoğunlaşsınlar. Asli işlerinden geriye para kalırsa da istedikleri şeyi yapsınlar, festival mi yaparlar, ne yaparlarsa. Ama öncelikle asli işlerini yapsınlar diye altını çizerek vurgulamaya çalıştım. Orada da kastettiğim özellikle içme suyu ve trafik meselesi. Belediyelerin öncelikle bu alanlara daha fazla kaynak ayırması, yatırım yapması lazım. Diğer yandan tarım tarafında ise tarla içi verimlilik önemli, orada da aynı şey geçerli."

Yılmaz, COP31'in su ve iklim meselesini konuşmak için önemli bir fırsat olduğunun altını çizerek, tarımsal desteklerde işin odağında suyun olacağını, suyu fazla kullanan bitkileri desteklememe gibi konuların ele alınabileceğini söyledi.

Su tarasarrufuna verdikleri önemi vurgulayan Yılmaz, artık tarımsal desteklerin odağında da verimliliğin ve su meselesinin olduğunu bildirdi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Türkiye'nin hem Rusya hem de Ukrayna ile direkt ilişkisinin bulunmasının önemine işaret ederek, şu açıklamalarda bulundu:

"Ukrayna-Rusya başladığında muhalefetten bazı yetkililer 'taraf tutun, Rusya ile ilişkiyi kesin' demişlerdi. Cumhurbaşkanımız çok net, hem ilkesel tavrını ortaya koydu hem de iki tarafla da açık kanallarla diplomasi yürüttü. Bunun ne kadar faydalı olduğunu şimdi çok daha iyi görüyoruz. Gönüllüler Koalisyonu var Ukrayna-Rusya ile ilgili AB merkezli diyelim. İngiltere, Avustralya, Kanada, Yeni Zelanda gibi ülkeler de var. 30'un üzerinde ülke var. Ben de 4-5 defa katıldım o toplantılara. Cumhurbaşkanımızın bu tavrı şu anda Avrupa için de en değerli hususa dönüşmüş durumda. Yani kendilerinin yapamadıkları bir durum. Cumhurbaşkanımızın her iki tarafla konuşuyor olmasının ne kadar değerli bir pozisyon olduğunu bu katıldığım toplantılarda çok daha net bir şekilde gördüm."

Yılmaz, Türkiye'nin Suriye, Karabağ, Libya, Somali-Etiyopya barışı gibi alanlarda önemli liderlik diplomasisi gösterdiğine işaret etti.

"(BES'TE) YÜZDE 20 DE OLDUKÇA İYİ BİR TEŞVİK"

Bireysel Emeklilik Sistemi'nde (BES) devlet katkısı oranının yüzde 30'dan yüzde 20'ye düşürülmesinin bütçeye ek katkı yapıp yapmayacağına dair soruya karşılık Yılmaz, bütçeyi bu indirimi göz önünde bulundurarak yaptıklarını, dolayısıyla bu konudaki rakamların çok değişmeyeceğini bildirdi.

Yılmaz, "Yüzde 30'dan yüzde 20'ye düşürülmesi BES'in teşvik edilmediği anlamına gelmiyor, yüzde 20 de oldukça iyi bir teşvik aslında. Biz tabii ki bu bireysel emeklilik sistemini destekliyoruz, bu nedenle de bütçemizde önemli bir rakamı bu destek için ayırmış durumdayız." diye konuştu.

Tasarrufun artırılmasının önemine işaret eden Yılmaz, "Türkiye'de finansal sistemde en fazla gelişme potansiyeli olan alanlardan biri sigortacılık. Yeterince potansiyelimizi henüz harekete geçirebilmiş değiliz bana göre. Bu ne kadar gelişirse toplam finansal istikrarımıza da katkısı olur, tasarruf oranlarımız artmış olur. Bu anlamda BES'i önemli bir miktarda ve kaynakla bütçeden desteklemeye devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

Emrullah Koçin Haber7.com - Editör

Editör Hakkında

2017'de İstanbul Üniversitesi Gazetecilik bölümünden mezun oldu. Meslek hayatına ilk olarak Genç Dergi'de başladı. Daha sonra Sadece haber.com'da internet haberciliğine başladı. 2019 yılında Haber7.com ailesine dahil olan Koçin, ''Ekonomi ve Otomobil Editörü'' olarak meslek hayatına devam etmektedir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR