Bakan Kacır: İHA konusunda dünyada en ileri tecrübeye sahip ülkeyiz!
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, Kanal 7 Genel Yayın Yönetmeni ve Haber7 yazarı Mehmet Acet'in "Başkent Kulisi" programında önemli açıklamalarda bulundu. Kacır, Türkiye'nin İHA konusunda en ileri tecrübeye sahip ülke olduğuna dikkat çekti.
ABONE OLTürkiye, ABD, İsrail, İran savaşına nasıl yaklaşıyor? Büyük Ortadoğu Savaşı'ndan hangi dersler çıkarılmalı? Savunma sanayi, hava savunma sistemleri, yürüyen projeler ne durumda? Türkiye'nin 5. nesil savaş uçağı Milli Muharip Uçak KAAN projesinde işler planlandığı gibi ilerliyor mu? Sanayi üretiminde son veriler nasıl? Yüksek teknolojili ürünler konusunda ne durumdayız?
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Kanal 7 Genel Yayın Yönetmeni ve Haber7 yazarı Mehmet Acet'in "Başkent Kulisi" programında önemli açıklamalarda bulundu.
Bakan Kacır'ın açıklamalarından öne çıkanlar ise şu şekilde;
Bugünün dünyasında istiklaliniz için, istikbaliniz için öz yeterliliğiniz, kendi milli kabiliyetleriniz en kıymetli unsurlar. Yani sizin hakkınızı, hukukunuzu başkaları savunacak diye bir beklentiyle hareket edemezsiniz. Bu bütün dünya için en somut ve yakıcı gerçeklik haline geldi.
HAKKIN ULUSLARARASI BİR DÜZENLE MUHAFAZA EDİLMEDİĞİ BİR DÜNYAYA GİDİYORUZ
Maalesef ki, maalesef ki kim hak hakkın uluslararası bir düzenle muhafaza edilmediği bir dünyaya gidiyoruz ve aslında bu dünyayı yaşıyoruz. Bunun tabii bize de söylediği en temel şey şudur. Milli teknoloji hamlesi, savunma sanayinde yerli milli kabiliyetlerimiz en önemli güç unsurlarımız ve bu alanda daha hızlı, daha etkin işler yapmak için daha çok çalışmalıyız. Bize verdiği ana mesaj bu. Bizim de bakanlık olarak tüm paydaş kurumlarımızla bütün bu olan bitenden, siz de ifade ettiniz, işte 15 gündür Ortadoğu'da bir savaş yaşanıyor. Komşumuz İran'a uluslararası hukukta yeri olmayan bir saldırı gerçekleştirildi. Maalesef şu anda bu ateş bölgeyi de etkisi altına aldı.
GELİŞMELERİ BÜYÜK BİR DİKKATLE TAKİP EDİYORUZ
İran'ın bölge ülkelerine yaptığı saldırılarda ateşin bölgeye yayılmasına şu anda neden oluyor. 4 yıla yakın zamandır kuzeyimizde bir savaş devam ediyor. Rusya-Ukrayna savaşı. 1 milyondan fazla insanın öldüğü tahmin ediliyor. Bütün bunlar aslında sizin de ifade ettiğiniz gibi ülkemizin çevresinin bir ateş çemberine dönüştüğünü gösteriyor. Tabii biz teknik olarak bu savaşlarda ortaya çıkan gelişmeleri de büyük bir dikkatle takip ediyoruz. Burada yine en görünür unsurlardan biri bugün artık otonom sistemlerin, insansız sistemlerin daha hantal, pahalı, geleneksel sistemlere galebe çaldı. Onlardan daha üstün olduğu.
TÜRKİYE İHA KONUSUNDA DÜNYADA EN İLERİ TECRÜBEYE SAHİP ÜLKE
İşte savaşlarda en çok konuşulan unsurlardan biri kamikaze insansız hava araçları. Çok hızlı üretebilen, çok adetli kullanılabilen, sürü halinde görev yapabilen otonom sistemler. Bu savaşlar artık cephe savaşları olarak yapılmıyor. Çok uzaktan ülkelerin birbirlerine saldırı düzenleyebildikleri savaşlar gözlemliyoruz. Türkiye bu insansız sistemler konusunda şu anda dünyada en ileri tecrübeye sahip ülke. Çünkü insansız hava havacılığa Türkiye terörle mücadelede öncelik verdi. Ve Baykar gibi, TUSAŞ gibi şirketlerimiz şimdi artık farklı ürünlerde, farklı roller üstlenen diğer girişimler adım adım Türkiye'yi bu alanda dünya liderliğine taşıdı. Bugün dünyada insansız hava aracı pazarının, askeri insansız hava aracı pazarının yüzde 65'i Türkiye'nin elinde. Bunun da çok büyük bir kısmı Baykar'ın geliştirdiği, ürettiği insansız hava araçları. Dolayısıyla Türkiye adeta bir zincirleme reaksiyonu tetikledi bu alanda. Yani Türkiye'nin şu anda ürün geliştirme hızı çok yüksek. Yani birkaç haftada bir Türk savunma sanayiinden yeni bir özgün ürün neşet ettiğini, doğduğunu görürsünüz. Çünkü artık ekosistem o kadar derinleşti ki inovasyon Türkiye'de çok hızlandı. Bu kadar hızlı inovasyon yapan dünyada zannedelim ikinci bir ülke yok. Bu alan için söylüyorum, insansız hava aracı alanı için söylüyorum. Bu tabii Türkiye'yi bu yeni harp paradigmasında lider ülke haline getirmiş oldu. O anlamda önümüzdeki dönemde tabii biz hem insansız sistemlerde, hem füze sistemlerinde, radar sistemlerinde mevcut kabiliyetlerimizi derinleştirmeyi ama bir yandan da özellikle seri üretimi daha ileri bir seviyeye taşımayı amaçlıyoruz.
TÜRKİYE'NİN GÜÇLÜ UNSURLARI VAR
Çelik Kubbe tabii bir sistemler sistemi. Yani farklı tehdit unsurlarına karşı geliştirilen farklı radar ve füze sistemlerinden müteşekkil bir sistemler sisteminden söz ediyoruz. Burada tabii daha alt katmanlarda diyebileceğimiz tehditlere karşı Türkiye'nin güçlü unsurları var.
Korkut önemli bir unsurdur. Gök Sûr önemli bir unsurdur. Daha kısa menzilli unsurlara karşı önemli bir savunma enstrümanı bunlar. Ama bunun yanında orta ve uzun menzilli sistemlerde de Hisar projeleri, Siper projeleri artık seri üretime girdi. 2025 yılında Çelik Kubbe'nin ilk 100 sistemi Silahlı Kuvvetlerimizin envanterine kazandırıldı.
Tabii bu Aktif mi şimdi onlar mesela? Hava savunma sistemi, radarlar, antenler, açık, yerel giden cisimleri görüyor. Tabii tabii. Yani teslim edilen, envantere alınan hava savunma sistemlerimizin tamamı aktif. Ama tabii burada sayıyı artırmak istiyoruz. Türkiye büyük bir coğrafya. Dolayısıyla biz bu yıl 2027-2028 yıllarında çok büyük ölçekli inşallah üretim ve teslimatları Silahlı Kuvvetlerimize tamamlayacağız.
Tabii burada büyük ölçekli yatırımlar yapıyor şirketlerimiz. Radar tarafında biliyorsunuz Aselsan'ın muazzam bir kabiliyeti oluştu ve 1,5 milyar dolarlık Çelik Kubbe projelerine yönelik bir yatırımı Aselsan gerçekleştiriyor. Aşağı yukarı benzer ölçekte bir yatırımı Roketsan yine hayata geçiriyor. Bunlar tabii burada seri üretim kabiliyetini çok artıracak.
TÜRKİYE BİR NATO ÜLKESİDİR
Bütün bu sistemlerin envanterimizdeki hacmi, ölçeği, sayısı inşallah çok ileri bir seviyeye gelmiş olacak. Bütün bunlar Türkiye'nin milli kabiliyetlerini ileri düzeye taşıyan adımlar. Tabii burada bazen şunların konuşulduğunu görüyorum ben. Yani bir yandan NATO ülkesiyiz biz. Bir yandan da milli teknolojiye yatırım yapıyoruz. Bu ikisi arasında bir tenakuz var mı gibi sorular duyuyorum. NATO üyesi olmakla beraber elbette ki milli kabiliyetlerimizi geliştireceğiz, daha ileriye taşıyacağız. NATO ittifakındaki ortaklarımız da bundan memnun olmalılar. Böyle bir madde yok değil mi? Hani NATO üyesiysen bunları yapamazsın diye bir şey. Tabii tabii. Elbette yok. Hayır, örtülü bazen şeyler, engelleyici faktörler oluyor ya. Ha Türkiye, Türkiye bütün bu süreçlerde tabii kendi özgün yolculuğunu icra ediyor.
Yani şunu açıklıkla ifade edelim Mehmet Bey. Şimdi bu alanlarda biz hangi konudan bahsedersek bahsedelim, üç ülkenin, beş ülkenin, bakın dünyada 200'e yakın ülke var. Ancak üç beş ülkenin kabiliyeti olan işleri konuşuyoruz. Yani Türkiye bunu başarabildi, bunu gerçekleştirdi dediğimiz işlerin önemli bir kısmı dünyada ancak üç beş ülkenin, en fazla 10 ülkenin yapabildiği işlerdir. Ama Türkiye'nin buradaki özgün yolculuğu şu. Diğerleri, pek çok ülke bu sistemleri, bu platformlara benzer platformları çoğunlukla ortaklaşa geliştiriyorlar. Yani bir platformun bir bileşenini efendim A ülkesi geliştiriyor, bir başka bileşenini B ülkesi, bir başka bileşenini C ülkesi gerçekleştiriyor, geliştiriyor ve onlar da birbiriyle bunu paylaşıyor ve ortaklaşa kullanıyorlar.
Biz arzu ederiz ki müttefiklerimizle biz bunları daha güçlü şekilde yapabilelim. Ama hakikat ne diye sorarsanız, Türkiye bütün bu imkan ve kabiliyetleri büyük ölçüde tümüyle çekirdek teknolojilerinden itibaren kendi geliştirerek, üreterek bu noktalara geldi. Hatta gizli, açık engellemelerle, ambargolarla baş ederek, onların üstesinden gelerek Türkiye bu başarı hikayesini ortaya çıkardı. Dolayısıyla Türkiye'nin hikayesi hem daha zorlu bir yolculuk hem de çok özgün bir yolculuk. Ama bunun şöyle bir kazanımı beraberinde geldi. İşte bugün Türkiye en yenilikçi teknolojilerde, paradigma değiştiren teknolojilerde liderlik elde eden bir ülke haline geldi. Drone teknolojisinde İnsansız sistemlerde, insansız hava aracı sistemlerinde, elektronik harp sistemlerinde Türkiye gerçekten özellikle operasyonel tecrübe anlamında da dünyanın en başarılı öncü ülkesi haline geldi. Bu tabii bizim çok da cephede bu sistemleri geliştirmiş olmamızın da bir sonucu. Yani Türkiye bunları sadece laboratuvarlarda, Ar-Ge merkezlerinde, atölyelerde değil, fiilen sahada kullana kullana bu düzeye getirdi. Yani Türkiye terörle mücadelede başkalarından çoğunlukla destek görmedi. Terörle mücadeleyi kendi imkan ve kabiliyetleriyle icra etti ve başarıya eriştirdi. Bu tabii Türkiye'ye bütün bu sistemlerin sahada kullanımı anlamında da büyük kazanımlar getirdi.
TÜRKİYE, FÜZE ÜRETİMİ KONUSUNDA ÇOK İLERİ DÜZEYDE KABİLİYET GELİŞTİRDİ
Roketsan ve TÜBİTAK SAGE, Türkiye'nin özellikle stratejik unsurlar olarak tarif edebileceğimiz füzelerinin geliştirilmesi ve üretilmesi konusunda çok ileri düzeyde kabiliyetler geliştirdiler. Yani 20 yıla yakın zamandır Türkiye milli füze projeleri geliştiren, üreten bir ülke ve neticelerini de artık almaya başladık. Şimdi burada yine cephede gördüğümüz sizin de ifade ettiğiniz temel hususlardan biri şu. Evet, hava savunma sistemleri ile füzelerin ve kamikaze İHA'ların çarpışması aslında şu anda görünen en somut fotoğraf.
Şimdi burada hava savunma sistemlerinin çalışma prensibi radar sistemleri ile farklı yerlerde konuşlandırılmış radar sistemleri ile tehditlerin mümkün olduğunca uzakta ve erken tespiti ve yine bunlara karşı tedbirlerin, çoğunlukla da yine füzelerle, hava savunma füzeleri ile oluşturulabilecek tedbirlerin de en hızlı şekilde harekete geçirilmesi ve eğer saldırı yapan füze balistik füze ise onu aslında 100 kilometrenin üzerinde karşılayabilmesi ve nihayetinde bir koruma sağlayabilmesine yönelik bir çaba. Ama tabii savunma sistemlerinin bir kapasitesi var hava savunma sistemlerinin. Yani bu kapasite sınırsız değil. Radarlarla tespitler yapacaksınız. Her bir saldırıya muhtemelen birden fazla koruyucu unsurla mukabele etmeye çalışacaksınız.
TÜRKİYE'NİN BALİSTİK FÜZE VİZYONU: 2000 KİLOMETRE MENZİLLİ PROGRAM
Dolayısıyla saldırıyı yapan taraf ne kadar fazla unsuru ve ne kadar farklı çeşitte unsuru harekete geçirebilirse hava savunma sistemlerini o kadar yorma ve etkisiz hale getirme fırsatı elde ediyor. Taarruz savunmadan daha öne çıkıyor. Taarruz kabiliyetinin caydırıcılığı çok ileri düzeyde. Savunma olmazsa olmaz ama taarruz kabiliyetinin mutlaka bulunması lazım caydırıcılık için. Şimdi bizim Türkiye olarak tabii burada hem balistik füzeler konusunda milli ürünlerimiz var. Burada tabii en ileri ürünümüz şu anda Tayfun. Hipersonik balistik füzemiz ve Türkiye'nin 2000 kilometre menzilli bir füze programı var. Burada da ileri bir düzeye geldik. Tayfun'un halihazırda seri üretimi de yapılıyor. Bunun yanında tabii seyir füzeleri farklı bir unsur olarak harp sahasında çok önemli. Çünkü onların malumunuz yere ya da denize daha yakın hareket eden ve dolanan şekilde hedefe yönelen füzeler seyir füzeleri.
Bunların hava savunma sistemlerine karşı etki gücü de daha yüksek olabiliyor farklı senaryolarda. Dolayısıyla bunlarda da milli kabiliyet geliştirmeniz çok önemli. Burada tabii SOM Türkiye'nin önemli bir kabiliyeti. Atmaca füzeleri, Çakır füzesi gibi füzeler Türkiye'nin farklı seyir füzesi sınıfları. Tabii bir de hava unsurlarının hem kendilerini koruyabilmek hem de diğer hava unsurlarını elimine edebilmek için hava hava füzeleri kullanması çok değerli. Burada tabii uçaklarda kullanacağınız radar sistemleri önemli ama bunun yanında hava hava füzeleri de geliştirmiş, üretmiş olmanız lazım. Malumunuz burada ASELSAN'ın Murat AESA radarı menzilli çok ileri düzeyde olan ve çok hassas çalışabilen bir radar sistemi. Murat radarı etkin olarak kullanılabiliyor. Malumunuz biz Yani görüyor mu şu an Ortadoğu'da uçan kaçan cisimleri? Kabiliyeti var. Kabiliyeti var. Ben tabii harp ortamı ile ilgili bütün detayları belki burada paylaşmam doğru olmaz ama bizim radar sistemlerimizin bu anlamda kabiliyetleri ileri seviyede. Bazı sorularımızı sessizlikle karşılayadabilirsiniz yani. Evet buyurun. Gökdoğan ve Bozdoğan. TÜBİTAK SAGE tarafından geliştirilen hava hava füzelerimiz. Yani bir uçağın bir diğer uçağı elimine etmesini sağlayacak füzelerden bahsediyoruz.
TÜRKİYE DÜNYADA BİR İLKİ BAŞARDI
Biliyorsunuz Türkiye bir silahlı insansız hava aracından hava hava füzesi kullanabilen ilk ülke oldu. Bu tabii aslında bizim açımızdan yeni bir seviye. Akıncı'dan havadan havaya Bayraktar Akıncı, Murat AESA radarı ve TÜBİTAK SAGE tarafından geliştirilen Gökdoğan füzesi Türkiye'yi dünyada bir ilki başarma düzeyine taşıdı. Kaç kilometre gidiyor bu füze havadan? Tabii bunların farklı menzil sınıfları var. Şimdi biz 100 kilometreye yaklaştık hava hava füzelerinde ama daha ileriye çok hızlı geleceğiz. Onu da ifade edeyim.
KAAN, TÜRKİYE'NİN EN ÖNEMLİ PROJELERİNDEN BİRİ
Kaan Türkiye'nin yeni nesil, beşinci nesil milli savaş uçağı. Bizim en önemli gördüğümüz projelerimizden biri. Burada tabii TUSAŞ'ın da kabiliyetleri çok gelişti. Yani TUSAŞ evet belki 50 yıla yakın deneyimi olan bir şirketimiz ama kendi milli platformlarını geliştirme, üretme anlamında TUSAŞ da son 20 yılda bambaşka bir seviyeye geldi. Bazen şunu duyuyoruz. Ya savunma sanayiinden bahsediliyor. Bunların öncesi yok muydu? Bu şey bağdı geçen hatta bir 80'lerde biz F-16 üretiyorduk şeyi bağlı bir açıklaması oldu bir siyasetçinin. Yani 80'lerde F-16'yı biz kendimiz geliştirip üretmiyorduk. Bize bizim satın aldığımız F-16'ların bazı bileşenlerinin üretimi ile ilgili bir fırsat tanınmıştı.
Bunların çoğunlukla parçalarını üretiyorduk. Bakın bir uçağın kıymetli unsurları elektronik sistemleri, aklıdır, beynidir, yazılımıdır. Bunları geliştiriyor, üretiyorsanız bu önemlidir. Bunun ötesinde bunların Ar-Ge kabiliyetlerine sahipseniz bu değerlidir. Şimdi Türkiye özellikle son 20 yılda bütün bu alanlarda milli özgün ürünler geliştirme, üretme noktasına geldi.
Dolayısıyla bu başarıyı küçümsemeye çalışmak, ya zaten biz bunları çok daha iyi eskiden yapıyorduk filan demek hem hakikatle bağdaşmaz hem de açıkçası bu kadar büyük başarıları ortaya çıkaran mühendislerin, teknisyenlerin, bilim insanlarının alın terine, akıl terine saygısızlıktır.
Yani bütün dünya sizi büyük bir dikkatle takip ediyor. Dostlarınız takdirle, gıptayla izliyor. Hasımlarınız endişeyle bütün bu olup bitenleri seyrediyor. Sizin aranızdan birileri diyor ki ya bunlar çok önemli işler değil. Efendim 40 yıl önce çok daha önemli işler buna kim inanır Allah aşkına?
HEDEF 2028'DE KAAN'IN İLK TESLİMATLARININ YAPILMASI
Şimdi Kaan'a gelelim. Tabii TUSAŞ Hürkuş'la, Hürjet'le bu milli platform konusunda çok iyi bir noktaya geldi. Bir yandan helikopter platformlarında biliyorsunuz Atak, Gökbey yine TUSAŞ'ın geliştirdiği, ürettiği sistemler. Ama tabii Kaan bütün bunların üzerinde beşinci nesil savaş uçağı olarak en kritik projemiz. Hedef 2028'de Kaan'ın ilk teslimatlarının yapılması. Bunun için inşallah 2026'da evet 2026'da yeni uçuşlar da göreceğiz. Yeni test uçuşları da. 6 tanesi yan yana gördük mü geçenlerde? Yeni test uçuşları da inşallah 2026'da göreceğiz. Tabii burada motor meselesinin de bir polemik konusu yapılmaya çalışıldığını görüyoruz. Şimdi bizim bütün bu sistemleri geliştirirken yaptığımız şudur. Bir yandan kritik alt sistemlerle ilgili millileşme projeleri başlatırız. Yani kritik alt sistemleri de yerli milli olarak geliştirmeliyiz, üretmeliyiz diye düşünür en başından buna yönelik proje başlatırız. Yani ana platformun yanında o alt sistemleri geliştirmeye dönük de projeler başlatırız. Bir yandan da en hızlı şekilde netice alabilmek için mümkünse alt sistem tedariği ile ilgili de çalışmalar yürütürüz. Alabildiğimiz ölçüde başkalarından o alt sistemleri alır, geliştirme projesini sekteye uğramaksızın hızlı şekilde tamamlamaya gayret ederiz. Ama bir yandan da her halükarda kendi kritik bileşenimizi üretiriz. Niçin? Bunu bize vermeyebilirler. Bunu bize bugün verseler dahi yarın vermeyebilirler. İleride bakımında, onarımında dahi güçlük yaşanabilir. Bunları da bir tahmin olarak değil, tecrübelere dayalı olarak biliyoruz. Dolayısıyla biz her halükarda çift kanatlı olarak bu yaklaşımı sürdürürüz. Şimdi burada malumunuz Altay tankımızın motoru da çok tartışıldı. Şimdi Altay tankının motoru Batu'yu Türkiye kendi imkanlarıyla geliştirdi, üretti. Bayraktar TB3'ün motorlarını TEI, PD200 motorlarını geliştirdi, üretti. Bunlar kullanılıyor artık. Uçuyor şu anda değil mi? Anka'nın, Aksungur'un PD170 yine TEI'nin geliştirdiği motor üretildi, kullanılır hale geldi.
Gökbey yine TEI'nin geliştirdiği, TEI bu arada TUSAŞ'ın bir iştirakidir. Eskişehir'de faaliyet gösteren Eskişehir'de Evet Profesör Mahmut Akşit Hoca'nın genel müdürlüğünü yaptığı firmamız. Yine Gökbey'in TS1400 motoru geliştirildi, üretildi, envantere girdi. Bizim füzelerimiz bakın yapabiliyoruz yani yaptığımızı gösterebiliyoruz. Seyir füzelerimiz, Atmaca'nın, Som'un motorları. Biz bunları dışarıdan alıyorduk. Ama bir yandan da anlattığım şekilde yerli üretim projesini başlatmıştık. Şimdi onların motorları da Kale tarafından, Kale Havacılık tarafından geliştirildi, üretildi. KTJ-3200 envantere girdi, kullanılıyor. Anka-3, Kızıl Elma ve Kaan. Bunların motorları önemli. Burada tabii turbofan sınıfı motorları TEI geliştiriyor. TF6000, TF10000 ve TF35000. TF35000 de Kaan'ın motoru olacak. Bunların da geliştirme süreci devam ediyor. Mutlaka başaracağız.
TÜRKİYE, YAPAY ZEKADA GERİ KALMADI
Şimdi yapay zekada geri kaldığımız söylenemez. Önce onu ifade edeyim. Türkiye'nin yapay zeka alanında özellikle özel sektörde çok kabiliyetli şirketleri, girişimleri var. Tabii yapay zeka aslında sıradan bir teknoloji alanı değil. Bütün alanları yatay olarak kesen, her alanı etkileyen bir teknoloji başlığından bahsediyoruz. Yani benzeticek olursak belki elektriğe benzetebileceğimiz bir teknoloji başlığından bahsediyoruz. Dolayısıyla bunun tüm katmanlarında bir şeyler yapmayı önemsiyoruz. Tüm katmanlarından kastım nedir? Şimdi burada altyapı önemli. Veri merkezi altyapısı önemli. Çünkü yapay zekanın gelişmesi için süper bilgisayar diye tarif edebileceğimiz, adlandırılan veri merkezi altyapılarına, yüksek performanslı veri merkezi altyapılarına ihtiyaç var. Büyük ölçekli veri merkezi altyapıları. Şimdi burada Türkiye'nin tabii çok akıllıca hareket etmesi lazım. Şimdi bir yanda Amerika Birleşik Devletleri var. Çok büyük ölçekli yatırımlar yapıyor bu alana. Yani trilyon dolar üzerinde yatırımlarla bu hiper ölçek veri merkezlerini kurmaya yöneldi. Çin belli düzeyde yatırım yapıyor ama Çin'le Amerika Birleşik Devletleri arasında dahi veri merkezi yatırımı açısından birkaç misli fark var. Amerika lehine. Evet. Avrupa bu konuda bunların daha gerisinde ama Avrupa'da kendine has önceliklendirdiği alanlara yönelik adımlar atıyor. Şimdi bizim bizim bu veri merkezlerine sonsuz bir kaynak ayırmamız çok akıllıca değil. Bunun yerine biz kritik ihtiyaçlarımızı karşılayacak ölçekte veri merkezi yatırımlarını hayata geçiriyoruz. Yapay zekanın farklı dikey lerde uygulanmasını kolaylaştıracak ve yaygınlaştıracak projeleri hızlandırıyoruz. Türkiye'de özellikle TÜBİTAK bünyesinde süper bilgisayar kapasitesi oluşturduk ve geçtiğimiz yıl ismi de Arif, Cahit Arf'ın ismini verdik TÜBİTAK'taki altyapımıza. Arf süper bilgisayarının kapasitesini 3 misline çıkardık. Daha da artıracağız. Sürekli bu alana yatırım yapıyoruz. Yine Avrupa yüksek performanslı bilgisayar ağına dahil olduk. Dünyanın en güçlü süper bilgisayarlarının ortağı Türkiye. Dünyanın en güçlü 20 süper bilgisayarından biri MareNostrum 5 projesi var. İspanya'da konuştu. Bu projeye ortak olduk. Bu şu demek, Avrupa'daki süper bilgisayarlardan Türkiye'deki araştırmacılarımız ve şirketlerimiz yararlanabiliyor. Bizim aracılığımızla bütün Avrupa'daki altyapıları şirketlerimize açtık. Bunun yanında Türkiye'de hiper ölçekli veri merkezi yatırımlarını önceliklendirdik. Bunlara yönelik bir yüksek teknoloji teşvik programı çağrısına çıktık. Hit 30 Türkiye'nin yüksek teknoloji alanında 2030 yılına dek 30 milyar dolar kamu desteğiyle hayata geçirmeye öncelik verdiği yüksek teknoloji başlıklarını ifade eden bir program. Burada veri merkezi ve yapay zeka çağrılarına çıktık. Bunlara 3 milyar dolara yakın kaynak ayırdık ve hedefimiz 10 milyar dolarlık veri merkezi yatırımını 2030 yılına kadar tamamlamak. Burada başlayan süreçler de var. Bir telekom operatörümüz bir küresel teknoloji şirketiyle birlikte ismini de söyleyebiliriz, Turkcell Google'la birlikte 3 milyar dolarlık bir yatırımı hayata geçirecek. Bütün bu yatırımlar için uygun altyapıları hazırlıyoruz. Tabii yapay zeka veri merkezi yatırımlarında enerji tedariği çok önemli. Yapay zeka veri merkezleri çok büyük ölçekli enerji tüketen altyapılar. Dolayısıyla bunlara sürekli enerji kaynağı temin edebilmek önemli hale geldi. Buna yönelik hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. Tabii burada endüstri bölgeleri, organize sanayi bölgeleri bu yatırımlar için de önemli adresler haline geldi. Dolayısıyla bu katmanda yani altyapı katmanında Türkiye'nin bir yol haritası var ve biz bu yol haritasını gerekli finansman imkanlarını da sağlayarak hayata geçiriyoruz. Geride kalmadık diyorsunuz. Hayır. Şimdi bunun ötesinde esasen yapmaya çalıştığımız hem kamu verisinden, kamunun elindeki büyük veriden yapay zeka geliştiricilerin yararlanmasını sağlamak, böylelikle daha fazla projenin farklı alanlarda eğitim gibi, sağlık gibi, ulaştırma gibi, finans gibi alanlarda hızla çoğalmasını mümkün kılmak, hem de özel sektör firmaları arasında bu alandaki iş birliklerini tetiklemek. Bunun için de TÜBİTAK olarak çağrılar başlatıyoruz, çağrılara çıkıyoruz. Bu projeleri hayata geçiriyoruz. Yani bir örnek olsun diye söyleyeyim, kolay anlaşılması için. Bakın bizim TÜBİTAK'ta geliştirdiğimiz büyük dil modelimiz var. Türkçe büyük dil modeli. Yani bu bizim şimdi artık uygulamaları yaygınlaşan dünyada bilinen biliyorsunuz yapay zeka uygulamaları var, büyük dil modeli uygulamaları. İnsanların işte eskiden arama motoruna sorduğu soruları şimdi daha fazla sordukları uygulamalardan bahsediyorum. Biz kendi büyük dil modelimizi geliştiriyoruz TÜBİTAK'ta ve kendi geliştirdiğimiz büyük dil modeliyle örneğin Milli Eğitim Bakanlığımızla bir proje yaptık ve yazılı sınav sorularını, yani açık uçlu yazılı sınav sorularını kendi geliştirdiğimiz büyük dil modeliyle değerlendirmeye yönelik bir proje gerçekleştirdik ve şu anda çok başarılı. Yani bunların sonuçları hızla yaygınlaşacak. Yararlanmaya başladı. Şu anda bakın yargı, hukuk sistemi, eğitim sistemi, sağlık, Türkiye sağlıkta dünyada çok az sayıda ülkenin sahip olduğu düzeyde bir veri altyapısına sahip. Biliyorsunuz e-Devlet ve e-Nabız çok gelişmiş altyapılar. Çok uzun zamandır sağlık sistemimizde muazzam bir veri birikti. Tabii burada kişisel verilerin korunması çok önemli ama bu verinin anonimleştirilerek yapay zeka geliştiricilerin istifadesine sunulması Türkiye için büyük fırsatlar ortaya çıkarıyor. Biz şu anda kamu kurumlarıyla, paydaşlarımızla birlikte bunları yapıyoruz.