Anadolu’dan İstanbul’a fiyat katlanıyor! Ahırda 12 bin, pazarda 25 bin TL
Anadolu'dan İstanbul'a getirilen kurbanlıkların fiyatı nakliye, çadır kirası ve komisyoncular yüzünden iki katına çıkıyor. Üreticide 145 bin lira olan büyükbaş, pazarda 350 bin lirayı bulurken besiciler fırsatçılara isyan ediyor.
ABONE OLAnadolu’dan büyükşehirlere getirilen hayvanların fiyatı; akaryakıt ve nakliye, çadır kirası ve aracılık maliyetleriyle neredeyse iki katına ulaşıyor. Üreticide 11-13 bin TL olan küçükbaş, İstanbul’da 22-25 bin TL’ye çıkarken yine 145-170 bin lira olan bir büyükbaşın fiyatı ise 240-350 bin TL’ye yükseliyor.
Anadolu’nun meralarından çıkan kurbanlıklar, büyükşehirlerin beton otoparklarına ulaşana kadar akaryakıt, nakliye, çadır, beslenme ve aracılık maliyetleriyle âdeta lüks tüketim ürününe dönüşüyor.
HER HAYVANIN SIRTINA BİNEN YOL FATURASI
Doğu Anadolu’dan İstanbul’a gelen bir tırın nakliye maliyeti, 2026 yılı mazot fiyatları ve otoyol zamlarıyla 90.000 TL’yi buluyor. Bu da her hayvanın sırtına, yola çıkmadan önce 3-4 bin TL civarında net bir yol faturası bindiriyor.
İLK SİFTAHI YAPMADAN 150 BİN LİRA GİDİYOR
Yol boyunca yaşanan stres, susuzluk ve sıcaklık nedeniyle oluşan %5’lik canlı fire, yani kilo kaybı ise besicinin cebinden çıkan ilk gizli maliyet olarak kayıtlara geçiyor. Ancak asıl maliyet şoku büyükşehir girişlerinde yaşanıyor. İstanbul’un Avrupa Yakası gibi Şap’tan Ari bölgelerde bir çadır parselinin sadece 15 günlük kirası 120 bin TL’den başlarken, bazı özel alanlarda bu rakam 200 bin TL’yi aşabiliyor. Çadırın demiri, brandası, aydınlatması ve bakıcının konaklama masrafları eklendiğinde, bir üreticinin daha ilk siftahı yapmadan cebinden çıkan rakam 150 bin TL’ye ulaşıyor.
SİSTEMİN BOŞLUKLARI FİYATI İKİYE KATLIYOR
Rakamlar arasındaki uçurum ise pazarın gerçek yüzünü ortaya koyuyor. Erzurum, Kars veya Amasya’dan çıkan 600 kilogramlık bir büyükbaş, üreticide 145-175 bin TL iken, İstanbul’da 240-350 bin TL’ye kadar çıkıyor. Küçükbaş piyasasında ise üreticide 11-13 bin TL olan 50 kilogramlık bir koyunun fiyatı, büyükşehirlerde 22-25 bin TL’ye ulaşıyor. Hayvanın şehre gelmesiyle fiyatının neredeyse ikiye katlanması, üreticinin emeğinin değil, sistemin boşluklarının bir sonucu olarak görülüyor.
ALIN TERİ İLE BÜTÇE ARASINDAKİ GÖRÜNMEZ HALKALAR
Kurbanlık fiyatlarının yükselmesinde aracı zinciri başrol oynuyor. Anadolu köylerinden nakit parayla hayvan toplayan tüccarlardan, sevkiyatı organize eden büyük tüccarlara ve pazar yerlerinde belediye ihalelerini kapatıp üreticiye fahiş fiyatla yer pazarlayan yer tahsisçilerine kadar her el, maliyeti artırıyor.
Pazarlık anında devreye giren ve hem alıcıdan hem satıcıdan komisyon alan çığırtkanlar ile kesim sırasını dahi ticarete döken organizatörler de eklendiğinde, besicinin alın teri ile vatandaşın bütçesi arasına giren bu görünmez halkalar, kurbanlık fiyatlarının ahır çıkışından itibaren neredeyse ikiye katlanmasındaki ana faktörler hâline geliyor.
FIRSATÇILAR KURBAN PAZARININ KAPISINDA BEKLİYOR
Erzurum’dan 25 büyükbaş hayvanıyla yola çıkmayı planlayan üretici Hüseyin Demir, yaşadıkları çelişkiyi şu sözlerle özetliyor:
“Hayvanı iki yıl boyunca büyütüyoruz. İstanbul’da ‘yer parası’ olarak servet istiyorlar. İstanbul’da durma maliyeti, Erzurum’daki bir yıllık yem paramı geçti. Fırsatçılar sadece market rafında değil, kurban pazarının kapısında da bekliyor.”
ON BİN LİRA FARKIN TEK KURUŞU BİZİM KÂRIMIZ DEĞİL
Amasya Merkez’de küçükbaş hayvan satan Salih Aktaş ise fiyatlardaki şişkinliğin besiciden kaynaklanmadığını vurgulayarak şunları söylüyor:
“Vatandaş koyuna 22-25 bin lira dediğimde yüzünü ekşitiyor. Koyunu memlekette 12 bin lira ama İstanbul’a gelene kadar binen 10 bin TL farkın tek kuruşu bizim kârımız değil. Nakliyeci, çadır sahibi kazanıyor, olan hem bize hem de vatandaşa oluyor.”