Hürmüz Boğazı'nda görünmez tehlike: Küresel çip devlerine helyum darbesi!
Hürmüz'de büyüyen kriz, doğal gazdan üretilen helyum arzını tehdit ediyor. Katar kaynaklı bu aksama; çip, MRI ve fiber optik üretimini vurarak Çin ve Almanya'daki teknoloji devlerini küresel bir maliyet dalgasıyla karşı karşıya bırakıyor.
ABONE OL- HABER7-ÖZEL
ABD-İran gerilimi iki ayı aştı. Sürecin giderek uzaması barış umutlarını azaltırken, küresel enerji ticaretinin kalbi olarak görülen Hürmüz Boğazı’nda artan jeopolitik riskler, yalnızca petrol ve LNG arzına yönelik endişeleri artırmıyor.
Dünya ekonomisinin tamamını etkileyebilecek yeni bir kırılganlık sürecinin fitilini ateşliyor.
Petrol ve doğal gazın sadece enerji kaynağı olmadığına dikkat çeken uzmanlar; plastik, petrokimya, gübre, medikal teknoloji, çip üretimi ve gıda zincirinin de bu kaynaklara doğrudan bağlı olduğunu vurguluyor.
Özellikle Katar’ın dünya helyum üretimindeki kritik rolü nedeniyle Hürmüz’de yaşanacak olası aksaklıkların teknoloji ve sağlık sektörlerinde de ciddi tedarik sorunlarına yol açabileceği belirtiliyor.
Doğal gaz akışındaki olası kesintilerin ise gübre üretim maliyetleri üzerinden tarım ve gıda fiyatlarına hızlı şekilde yansıyabileceği ifade ediliyor.
Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Aydın Haber7’ye yaptığı değerlendirmede Hürmüz Boğazı’nın yalnızca enerji geçiş hattı değil, aynı zamanda küresel enflasyonun, tedarik zincirlerinin ve jeoekonomik dengelerin test edildiği stratejik bir eşik haline geldiğini söyledi.
2050 PROJEKSİYONU: PETROL TALEBİNİN YARISI PETROKİMYAYA GİDECEK
Aydın, Hürmüz Boğazı’na sadece bir petrol ve LNG geçiş yolu olarak bakmanın büyük bir eksiklik olduğunu belirterek, Hürmüz’ü dünya ekonomisinin “iki gözü” olarak nitelendirdi.
“Bir gözümüz petrolde, diğer gözümüz doğal gazda” diyen Aydın, şöyle devam etti:
-
“Bu iki gözden biri karardığında sadece akaryakıt fiyatları yükselmez, yakıt dışında sanayi, tarım, teknoloji ve sağlık zincirleri bulanık görünmeye başlar.
-
Bu nedenle Hürmüz’de akışın yavaşlaması petrol ve gaz pahalanır mı? sorusuna indirgenmemeli.
-
Zira petrol ve doğal gaz günümüz ekonomisinde sadece yakıt olmadığı, aynı zamanda plastik, gübre, petrokimya, medikal teknoloji, çip üretimi ve gıda zincirinin önemli hammaddesi.
-
Petrokimyasalların 2030 yılına kadar petrol talebi artışının üçte birinden fazlası 2050’ye kadar ise neredeyse yarısı kadar stratejik bir girdi talebi olacağını Uluslararası Enerji Ajansı tarafından daha önce bildirilmişti.”
HELYUM KESİNTİSİ ÇİP DEVLERİNİ VURUYOR
Aydın, çoğu zaman doğal gaz işleme süreçlerinden yan ürün olarak elde edilen ve Hürmüz’de geçen en kritik olan girdilerden birinin de helyum olduğunu dile getirerek, çip üretimi, MRI cihazları, fiber optik ve hassas soğutma sistemleri için kritik bir önemde olduğunu vurguladı.
Hürmüz’deki akıştan etkilenen Katar’ın geçen sene yaklaşık olarak 1,8 milyon metre küp helyum üretimiyle ABD den sonra en büyük üreticilerden biri olduğunu belirten Aydın, “Bu yüzden Katar LNG ve doğal gaz işleme zincirindeki aksama, teknoloji tedarik zincirlerine doğrudan yansımaya başladığını Çin ve Almanya’daki bazı şirket yöneticilerin açıklamalarında bulmak mümkün” dedi.
TRUMP YÖNETİMİNİ DE İLGİLENDİRİYOR
Prof. Dr. Levent Aydın, Hürmüz’ün yalnızca enerji piyasalarının değil, küresel ekonominin de nabzının attığı dar bir geçit olduğunun altını çizerek, bu nedenle burada yaşanacak her yavaşlamanın sadece petrol tankerlerinin gecikmesi anlamına gelmediği, fiyatlardan gıdaya, çipten medikal teknolojiye kadar birçok zinciri etkileyen geniş bir kırılganlık alanı oluşturduğunu anlattı.
Bu tablonun Trump yönetimi tarafından da dikkatli okunması gerektiğini belirten Aydın, Hürmüz’deki yavaşlamanın ABD’nin petrol bulamamasından ziyade dünya petrol fiyatı ve özellikle benzin fiyatları, navlun, sigorta, gübre, petrokimya, çip ve tüketici elektroniği maliyetleri üzerinden Trump yönetimi üzerinde ekonomik ve siyasi baskı oluşturduğunu söyledi.
JEOPOLİTİK GÜÇ DENGESİNİN TEST EDİLDİĞİ STRATEJİK BİR GEÇİŞ
Prof. Dr. Levent Aydın, Hürmüz, yalnızca petrol tankerlerinin geçtiği dar bir boğaz olmadığı kaydederek, şu değerlendirmelerde bulundu: “Küresel enflasyonun, tedarik zincirlerinin ve jeopolitik güç dengesinin test edildiği stratejik bir geçiş güzergâhı. Bu nedenle Hürmüz, Trump’ın enflasyonla mücadele iddiasını, düşük fiyat söylemini ve dış politikadaki güç imajını sınayan kritik bir jeoekonomik eşik olarak tarihe yazılabilir.
Hele ki Powell’ın Fed başkanlığı döneminin Mayıs 2026’da sona ermesiyle birlikte para politikasında gevşeklik devreye girerse, Hürmüz kaynaklı maliyet baskıları Washington açısından çok daha hassas bir siyasi teste dönüşebilir.
Ancak Hürmüz’ün asıl ağırlığı Asya ekonomileri üzerinde süreç uzarsa daha sert hissedilebilir. Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore gibi ülkeler stratejik petrol stoklarıyla kısa vadede zaman kazanıyorlar fakat fiyat, navlun, LNG, petrokimya, gübre ve sanayi girdisi maliyetlerinden kaçamayacaklar. Bu nedenle Asya ülkeleri belki birkaç hafta veya birkaç ay dayanabilir ama kriz uzadıkça sorun petrol bulamamaktan çıkar, sanayi üretimi, petrokimya, gübre, çip, lojistik ve ihracat rekabetçiliği üzerinde yaygın bir maliyet krizine dönüşür.”
HÜRMÜZ’ÜN DOMİNO ETKİSİ
Aydın, Hürmüz geçişiyle ilgili dolaylı bir diğer kritik kanalın ise gübre ve gıda güvencesi olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti: “Amonyak ve azotlu gübre üretiminde hem yakıt hem de hammadde olarak doğal gaz kullanılıyor.
Doğal gazdan önce hidrojen elde edilir ve sonra hidrojen ile havadan alınan azot birleştirilerek amonyak üretilir. Üretilen amonyak azotlu gübrelerin temel hammaddesi ve bu amonyaktan üre, amonyum nitrat, amonyum sülfat gibi gübreler üretilir.
Bu nedenle gaz akışındaki bir şok, önce gübre maliyetine, sonra tarımsal üretim maliyetine, oradan da gıda fiyatlarına savaş uzarsa hızla yansıyabilir. Ayrıca petrol rafinerileri ve doğal gaz işleme tesislerinden elde edilen kükürt de önemlidir. Sülfürik asit, fosfatlı gübreler, madencilik ve kimya sanayi için kritik bir girdi.
Bu yüzden Hürmüz krizine, sadece tankerlerin gecikmesi meselesi olmadığı kriz uzarsa, petrol ve LNG arz baskısı zincirleme etkiyle petrokimya, gübre, helyum ve sanayi gazları maliyetine bu da çip, plastik, medikal cihaz, tarım ve gıda fiyatlarına yansıyor.”