Trakya'nın 2 bin 573 bitki taksonu bölgenin saklı doğal mirasını gözler önüne seriyor
Türkiye, sahip olduğu iklim ve coğrafya çeşitliliğiyle dünyanın en zengin bitki örtülerinden birini barındırıyor. Ülke genelindeki binlerce endemik tür, hem bilimsel araştırmaların hem de doğal ürün sektörünün ilgisini çekmeye devam ediyor. Çoğu zaman gözden kaçan ancak son derece zengin bir floraya sahip olan Trakya, bu tablonun önemli bir parçasını oluşturuyor.
ABONE OLÖzellikle Edirne çevresindeki bitki çeşitliliği, tıbbi ve aromatik bitkiler alanında yeni bir farkındalık doğuruyor. Tıbbi ve aromatik bitki teknikeri Derya Öncel, bölgenin bu doğal zenginliğinin çok daha görünür kılınması gerektiğini vurguluyor.
Orman Genel Müdürlüğü'nün flora çalışmalarına göre Türkiye, 167 familya ve 11 bin 707 taksonla ılıman kuşağın floristik açıdan en zengin ülkesi konumunda. Bu taksonların yüzde 31,8'ini, yani 3 bin 649 türü, yalnızca bu topraklarda yetişen endemik bitkiler oluşturuyor. Aynı verilere göre Trakya bölgesi tek başına 2 bin 573 takson ve 62 endemik türe ev sahipliği yapıyor. Bu rakamlar, çoğu zaman verimli tarım ovalarıyla anılan bölgenin aslında kayda değer bir botanik derinliğe sahip olduğunu ortaya koyuyor. Uzmanlara göre bu zenginlik, doğru biçimde değerlendirildiğinde bilimsel ve ekonomik açıdan güçlü bir potansiyel taşıyor.
Bölgenin bu doğal potansiyeli üzerine konuşan tıbbi ve aromatik bitki teknikeri Derya Öncel, verilerin sahadaki gözlemlerle örtüştüğünü söyledi. Öncel, bu zenginliğin çoğu zaman fark edilmeden kaldığını belirterek şunları dile getirdi: "Trakya'nın florası, tür çeşitliliğiyle pek çok bölgeye örnek olacak nitelikte. Bu bitkilerin önemli bir bölümü yüzyıllardır halk arasında biliniyor, ancak kayıt altına alınıp görünür kılınmayı bekliyor. Doğal kaynaklarımızı koruyarak değerlendirmek, bölgemiz için hem kültürel hem de ekonomik açıdan büyük bir kazanç olacaktır."
"EDİRNE'NİN BİTKİ ÇEŞİTLİLİĞİ BİLİMİN IŞIĞINDA ORTAYA ÇIKIYOR"
Trakya Üniversitesi'nde yürütülen bir flora araştırması, Edirne'nin botanik zenginliğini somut biçimde ortaya koydu. Balkan Yerleşkesi'nde gerçekleştirilen arazi çalışmalarında toplam 428 bitki taksonu belirlendi. Bu taksonlardan 53'ünün Edirne florası için ilk kez kayıt altına alınması, bölgenin henüz tam olarak keşfedilmemiş bir çeşitliliğe sahip olduğunu gösterdi. Araştırmada ayrıca 4 endemik türün varlığı tespit edildi. En çok tür barındıran bitki familyaları ise sırasıyla papatyagiller (Asteraceae), baklagiller (Fabaceae) ve gülgiller (Rosaceae) olarak sıralandı. Bilim insanlarına göre bu bulgular, yalnızca tek bir yerleşke özelinde bile bölgenin ne denli zengin bir floraya sahip olduğunu kanıtlıyor.
Öncel, tek bir yerleşkede bile 428 taksonun belirlenmiş olmasını, Edirne'nin bitki potansiyelinin genişliğinin bir işareti olarak yorumladı. Bölgede yüzyıllardır bilinen, ancak zamanla unutulmaya yüz tutmuş pek çok şifalı bitki bulunduğunu belirten Öncel, bu mirasın yeniden görünür kılınması gerektiğini vurguladı. Uzun yıllardır tıbbi ve aromatik bitkilerin doğal yöntemlerle işlenmesi üzerine çalıştığını hatırlatan Öncel, herbal çaylardan doğal kozmetiğe uzanan geniş bir alanda atölyeler düzenlediğini kaydetti. Öncel'in bu çalışmaları, yerel bitki bilgisini üretimle buluşturmayı amaçlıyor.
DOĞAL ÜRÜNLERE YÖNELEN İLGİ BİTKİ MİRASINI YENİDEN GÜNDEME TAŞIYOR
Son yıllarda dünya genelinde doğal, bitkisel ve sürdürülebilir ürünlere olan ilgi belirgin biçimde artıyor. Sentetik ürünlerin yerine bitkisel alternatiflerin tercih edilmesi, tıbbi ve aromatik bitkileri hem sağlık hem de kozmetik sektörlerinin önemli bir hammadde kaynağı haline getiriyor. Bu yönelim, kırsal bölgelerde yetişen ve çoğu zaman göz ardı edilen türlerin ekonomik değerini yeniden gündeme taşıyor. Aromaterapi, fitoterapi ve doğal kozmetik gibi alanların yaygınlaşması, bu bitkilere duyulan talebi sürekli büyütüyor. Uzmanlara göre bu tabloda en büyük avantaj, zengin bir floraya sahip bölgelerin yerel bitkilerini katma değerli ürünlere dönüştürebilmesinde yatıyor. Bölgesel çeşitliliğin bilimsel çalışmalarla kayıt altına alınması ise bu potansiyelin sürdürülebilir biçimde değerlendirilmesinin ilk adımı olarak görülüyor.
"BU TOPRAKLARDAKİ BİTKİ BİLGİSİNİ GELECEĞE TAŞIMAK İSTİYORUM"
Tıbbi ve aromatik bitki teknikeri Derya Öncel, yıllardır doğal üretim ve bitkisel ürünler alanında çalışmalarını sürdürüyor. Herbal çaylar, doğal sabun ve kozmetik üretiminden doğal boyamacılığa uzanan geniş bir yelpazede atölyeler düzenleyen Öncel, bu bilgiyi farklı şehirlerdeki katılımcılarla buluşturuyor. Bölgenin bitki mirasına dair değerlendirmesini ise şu sözlerle sürdürdü:
Öncel, hedefinin yalnızca ürün üretmek değil, doğayla kurulan bağı yeniden güçlendirmek olduğunu belirtti. Bitkilerin doğru ve bilinçli biçimde kullanılmasının önemine dikkat çeken uzman, çalışmalarını eğitim ve üretim ekseninde büyütmeyi sürdüreceğini ifade etti. Nitekim Derya Öncel, 11-12 Temmuz 2026 tarihlerinde Edirne Kaleiçi'ndeki Komşu Konak'ta Matlas Akademi organizasyonuyla düzenlenen aromaterapi programı ve beş atölyeden oluşan etkinlikte katılımcılarla bir araya geldi; parfüm tasarımından yüz serumu hazırlamaya, balmumu mum yapımından demet tütsü ve yüz yogası atölyelerine kadar uzanan çalışmalarda bölgenin bitki zenginliğini uygulamalı olarak aktardı. Bu buluşma, Trakya'nın botanik mirasını doğal üretim kültürüyle birleştiren örnek bir adım olarak öne çıktı.