Türkiye enerji dönüşümünde hazır!

EPDK Enerji Dönüşüm Dairesi Grup Başkanı Dr. Okan Yardımcı, Türkiye ile Irak arasında imzalanan petrol anlaşmaları, yeşil hidrojen, elektrikli araçlar ve enerji dönüşümüne ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.

ABONE OL
GİRİŞ 02.08.2026 09:50 GÜNCELLEME 02.08.2026 09:51 EKONOMİ
Türkiye enerji dönüşümünde hazır!

İklim değişikliğiyle mücadelede karbon fiyatlamasının önemine dikkat çeken Yardımcı, küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 75’inin enerji sektöründen kaynaklandığını belirterek, karbon emisyonlarını azaltmanın artık hemen hemen bütün ülkeler için ortak bir hedef haline geldiğini ifade etti.

Emisyon Ticaret Sistemi’nin temel amacının şirketleri cezalandırmak değil, daha temiz teknolojilere yatırım yapmaya teşvik etmek olduğunu vurgulayan Yardımcı orta ve uzun vadede düşük karbonlu üretim, yenilenebilir enerji yatırımları ve elektrikli ulaşımın hızla yaygınlaşacağını söyledi.

İlk aşamada elektrik üretimi, demir-çelik, çimento, gübre ve alüminyum sektörlerinin Emisyon Ticaret Sistemine dahil olacağını belirten Yardımcı, karbonun artık ekonomik değeri olan ticarete konu bir unsur haline geleceğini ifade etti.

“TÜRK SANAYİSİ DÖNÜŞÜME HAZIR”

Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın Türkiye açısından önemli bir gündem maddesi olduğunu söyleyen Yardımcı, Türk sanayisinin enerji dönüşümüne büyük ölçüde hazır olduğunu belirtti. AB’nin sistemi uygulamaya alırken çeşitli belirsizliklerle ilerlediğini ifade eden Yardımcı, Türkiye’nin ise uzun süredir hazırlıklarını sürdürdüğünü ve kamu kurumları ile özel sektörün önemli çalışmalar gerçekleştirdiğini kaydetti.

“TÜRKİYE 1 MİLYON VARİL PETROL VE DOĞAL GAZ ÜRETİM HEDEFİNE EMİN ADIMLARLA İLERLİYOR”

Programda Türkiye ile Irak arasında imzalanan enerji anlaşmalarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Yardımcı, söz konusu anlaşmanın yalnızca miktar açısından değil, Türkiye’ye duyulan uluslararası güven açısından da önemli bir gösterge olduğunu söyledi.

Dünyada her gün yaklaşık 100-105 milyon varil ham petrol üretildiğini, bunun yaklaşık yarısının üretildiği ülkelerde tüketildiğini, kalan yarısının ise uluslararası ticarete konu olduğunu belirten Yardımcı, anlaşmada yer alan günlük 1 milyon varillik kapasitenin uluslararası petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 2’sine karşılık geldiğine dikkat çekti.

Üretici ve tüketici ülkelerin ortak önceliğinin yalnızca düşük ya da yüksek fiyatlar olmadığını vurgulayan Yardımcı, enerji piyasalarında en fazla önem verilen unsurun istikrar ve kesintisiz arz olduğunu ifade etti. Son dönemde yaşanan Hürmüz Boğazı kaynaklı jeopolitik gelişmelerin ardından Türkiye’nin sahip olduğu coğrafi avantajın daha görünür hale geldiğini belirten Yardımcı, imzalanan anlaşmaların da bu fırsatların değerlendirildiğini gösterdiğini söyledi.

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın yurt içi ve yurt dışındaki faaliyetlerine de değinen Yardımcı, şirketin Somali açıklarında denizlerde hidrokarbon aramalarını sürdürürken, Irak’ın Kerkük bölgesinde de yeni arama faaliyetlerine hazırlanmasının stratejik önem taşıdığını belirtti. Türkiye’nin petrol endüstrisinin değer zincirinin her aşamasında yer alma vizyonuyla hareket ettiğini ifade eden Yardımcı, milli petrol şirketi TPAO’nun hem sınırlar içinde hem de sınır ötesinde günlük 1 milyon varil petrol ve doğal gaz üretimi hedefine kararlı adımlarla ilerlediğini söyledi.

Enerji dönüşümünün fosil yakıtların tamamen terk edilmesi anlamına gelmediğini de vurgulayan Yardımcı, mevcut teknoloji, keşifler ve ekonomik koşullar dikkate alındığında dünyada yaklaşık 50 yıllık petrol, 50 yıllık doğal gaz ve 200 yıllık kömür rezervinin bulunduğunu belirtti. Küresel enerji şirketlerinin bu kaynakları tamamen yer altında bırakacağını düşünmenin gerçekçi olmadığını ifade eden Yardımcı, enerji dönüşümünün uzun yıllar boyunca fosil yakıtlar ile düşük karbonlu teknolojilerin birlikte yer aldığı dengeli bir süreç olarak ilerleyeceğini kaydetti.

“YEŞİL HİDROJEN GELECEĞİN ÖNEMLİ ENERJİ TAŞIYICILARINDAN BİRİ”

Programda hidrojen ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Yardımcı, yeşil hidrojenin yenilenebilir enerjinin depolanması ve doğal gaz şebekesine karıştırılması gibi alanlarda kritik rol oynayacağını söyledi.

Türkiye’nin hidrojen alanında temkinli ancak kararlı adımlarla ilerlediğini ifade eden Yardımcı, uygun zamanlama ve sağlam bir düzenleyici çerçeve ile Türkiye’nin gelecekte hidrojeni sadece tüketen değil, üreten ve ihraç eden ülkeler arasında yer alabileceğini dile getirdi. Avrupa Birliği’nin 2030 yılında 20 milyon ton hidrojen talebinin olacağını tahmin ettiğini ve bu miktarın 10 milyon tonunu ithal etmeyi planladıklarını belirten Yardımcı, Türkiye’nin verimli yenilenebilir kaynaklarının önemli bir avantaj sağladığını belirtti.

ELEKTRİKLİ ARAÇ EKOSİSTEMİNDE BÜYÜK BÜYÜME

Elektrikli araç pazarındaki hızlı büyümeye de değinen Yardımcı, yaklaşık dört yıl önce Türkiye’de yalnızca 10 bin elektrikli araç bulunduğunu, bugün ise sayının 450 binin üzerine, halka açık şarj noktası sayısının ise 2 binler seviyesinden 45 bine ulaştığını söyledi. Önümüzdeki 10 yılda bu sayıların 15 kat daha artmasının beklendiğini ifade eden Yardımcı, elektrik şebekesinin bu dönüşüme uygun şekilde planlandığını ifade etti. Akıllı şarj sistemleri ve dinamik fiyatlandırma gibi uygulamaların önümüzdeki dönemde daha yaygın hale geleceğini söyledi.

YAPAY ZEKA ENERJİ SEKTÖRÜNÜ DÖNÜŞTÜRECEK

Enerji sektöründe yapay zeka ve dijitalleşmenin önemine değinen Yardımcı, gelecekte tüketicilerin yalnızca elektrik kullanan değil, aynı zamanda elektrik üreten, depolayan ve enerji piyasalarına katılan aktörlere dönüşeceğini söyledi. Akıllı sayaçlar, talep tarafı katılımı, araçtan şebekeye enerji aktarımının enerji piyasalarının temel unsurları haline geleceğini belirten Yardımcı, klasik “prosumer” kavramının yerini çok daha kapsamlı “omnisumer” yaklaşımının almaya başladığını ifade etti.

“TÜRKİYE ENERJİ PİYASALARINDA GÜÇLÜ BİR KONUMDA”

Uluslararası deneyimlerinden örnekler veren Yardımcı, Türkiye’nin enerji piyasalarının birçok gelişmiş ülkeye kıyasla oldukça ileri bir seviyeye ulaştığını söyledi. Hızla büyüyen nüfus ve artan enerji talebine rağmen Türkiye’nin güçlü bir elektrik piyasası, gelişmiş altyapısı ve nitelikli insan kaynağı bulunduğunu belirten Yardımcı, yenilenebilir enerji yatırımlarındaki hızlı artışın da bu başarının önemli göstergelerinden biri olduğunu ifade etti.

Bugün Türkiye’nin kurulu gücünün yaklaşık yüzde 62’sinin yenilenebilir kaynaklardan oluştuğunu hatırlatan Yardımcı, gelecekte karbon piyasaları, karbon yakalama teknolojileri, hidrojen alanlarında da daha güçlü bir konuma ulaşılabileceğini belirterek, bunun için inovasyon kültürünün ve teknoloji geliştirme kapasitesinin daha da güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

ULUSLARARASI ORGANİZASYONLARDA TEMSİL

Enerji Düzenleyicileri Bölgesel Birliği bünyesinde Enerji Dönüşümünde Piyasalar Komitesi Başkanlığı görevine seçildiğinin hatırlatılması üzerine Yardımcı, bunun Türkiye’nin düzenleyici kurumlarına duyulan uluslararası güvenin önemli bir göstergesi olduğunu ifade etti. Yaklaşık 50 ülkenin enerji düzenleyicilerini bir araya getiren ERRA çatısı altında önümüzdeki dönemde enerji dönüşümüne ilişkin uluslararası iş birliklerinin artırılması için çalışacaklarını belirten Yardımcı, Türkiye’nin enerji dönüşümünde bölgesel ve küresel ölçekte daha etkin rol üstlenmeye devam edeceğini söyledi.

Hakan Erdi Uludağ Haber7.com - Haber Editörü

Editör Hakkında

1998 yılında İstanbul'da doğdu. Maltepe Üniversitesi Gazetecilik bölümünden 2022 yılında mezun oldu. Gazetecilik kariyerine üniversite yıllarında okurken başladı. 4 yıldır aktif olarak Gazetecilik kariyerini sürdürüyor. Meslek hayatına Kanal 7 Medya Grubu'na bağlı Haber7.com'da 'Editör' olarak devam ediyor.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR