Güney Kore küresel teknoloji liderleriyle ortaklık kuruyor: Türkiye için Berkeley’den bir öneri
Güney Kore’nin temmuz ayında San Francisco’da küresel yapay zekâ liderleriyle gerçekleştirdiği buluşmalar, Türkiye’nin Silikon Vadisi’yle ilişkileri için nasıl bir örnek sunuyor? UC Berkeley Institute for Business Innovation Direktörü Oğuzhan Aygören, yanıtı somut teknoloji vizyonu, karşılıklı yatırım ve yıllar içinde devam eden iş birliği ağlarında arıyor.
ABONE OL24 Temmuz 2026’daki San Francisco AI Summit, Cumhurbaşkanı Lee Jae-myung’u Samsung ve SK Group gibi Koreli sanayi gruplarıyla, Nvidia’dan Jensen Huang, OpenAI’dan Sam Altman ve Anthropic’ten Dario Amodei gibi teknoloji liderleriyle buluşturdu. Ziyaret kapsamında açıklanan uzun vadeli iş birliği ve tedarik projelerinin toplam büyüklüğü 950 milyar dolara ulaştı. Bu rakam, gerçekleşmiş yatırımı değil, açıklanan proje ve iş birliği planlarının toplamını ifade ediyor.
Aynı ziyaret sırasında Güney Kore Ulusal Emeklilik Servisi, Andreessen Horowitz, General Catalyst, Khosla Ventures, Lightspeed Venture Partners, New Enterprise Associates ve Sequoia Capital ile yatırım iş birliği mutabakatları imzaladı. Bu altı şirketin yönettiği toplam varlık yaklaşık 300 milyar dolar. Söz konusu tutar, Kore’ye ayrılmış yeni bir yatırım bütçesi değil, şirketlerin yönettiği varlıkların büyüklüğü.
BERKELEY’DE GİRİŞİMLERİ ULUSLARARASI AĞLARLA BULUŞTURUYOR
UC Berkeley Haas School of Business bünyesindeki Institute for Business Innovation’da görev yapan Aygören’e göre Kore örneğinin önemi, bu buluşmaların ardındaki ekonomik ve teknolojik vizyonda yatıyor. Bu yaklaşım, kendisinin girişimlerle ve şirketlerle yürüttüğü çalışmaların da konusunu oluşturuyor.
Aygören, Institute for Business Innovation bünyesinde Japonya’nın JETRO kuruluşu ve Korea Innovation Center ile teknoloji girişimlerini Silikon Vadisi’ndeki yatırımcılar, şirketler ve araştırma ağlarıyla buluşturan programlar yürütüyor. Burada amaç, girişimlerin uluslararası bağlantılarını bir ziyaretin ötesine taşıyarak devam eden iş ilişkilerine dönüştürmek.
Aygören’in bu yaklaşımının kökleri Boğaziçi Üniversitesi’ndeki çalışmalarına uzanıyor. Bright Girişimcilik Merkezi’ni kurup yönettiği dönemde binlerce öğrenciye ulaşıldı, 50’den fazla girişim desteklendi. Endeavor Türkiye ile geliştirilen Case Campus programına ise 2014–2018 arasında 7.200’ü aşkın başvuru yapıldı.
Aygören’in aktardığına göre, Boğaziçi döneminde yollarının kesiştiği eski öğrenciler ve girişimcilerden bir kısmı bugün Silikon Vadisi’ne geldiklerinde kendisiyle yeniden iletişime geçiyor. Bu ilişkiler, girişimcilik ekosisteminin tek seferlik programların ötesinde, yıllar içinde devam eden bağlarla geliştiğine örnek oluşturuyor.
Boğaziçi’nde Türkiye’deki girişimcilik ekosistemini uluslararası ağlarla buluşturmaya odaklanan Aygören, bugün Berkeley’de daha geniş bir uluslararası erişimle çalışıyor. Japon ve Koreli girişimlerden küresel şirketlere ve yatırımcılara uzanan bu ağı Türkiye’deki şirket ve girişimcilere de açmayı amaçlıyor.
Türkiye’den İş Bankası, Pegasus, Şişecam ve TT Ventures ile farklı kapsam ve aşamalarda yürütülen çalışmalar da şirketlerin ve girişimcilerin Berkeley’in araştırma kapasitesi ve Silikon Vadisi’nin teknoloji ekosistemiyle daha güçlü bağlantılar kurmasını amaçlıyor.
ZİYARETTEN KALICI ORTAKLIĞA
Aygören’e göre Türkiye’nin sorunu girişimci veya mühendis eksikliği değil. Asıl ihtiyaç, mevcut kapasitenin küresel müşteri, teknoloji, araştırma ve sermaye ağlarına daha sistematik bağlanması.
Aygören’e göre Türkiye de büyük şirketlerin teknoloji ihtiyaçlarını, üniversitelerin araştırma kapasitesini, girişimcilerin çözümlerini ve yatırımcıların sermayesini sürekli çalışan bir işbirliği altyapısında buluşturabilir. Başarı ise ziyaret sayısıyla değil; yeni müşteriler, yatırımlar, teknolojiler ve ortak araştırma projeleriyle ölçülmeli.
“Türkiye’nin Silikon Vadisi’ne daha fazla geziye değil, Silikon Vadisi’nin sürekli çalışan ağlarının bir parçası olmaya ihtiyacı var.”