Tek Çatı, Bürokratik Oligarşiyi yıktı

Bürokratik Oligarşi en çok onları vurdu. Kast sistemi yüzünden sürekli mağdur oldular. Merkez birimlerin 'yol kestiği' kamuda, Tek Çatı istekleri gerçekleşti. İşte denetim gerçeği

ABONE OL
GİRİŞ 11.07.2011 13:00 GÜNCELLEME 11.07.2011 13:00 EKONOMİ
Tek Çatı, Bürokratik Oligarşiyi yıktı

Hakan GÖKSEL'in söyleşisi

Türkiye'de vergi denetiminde çokbaşlılık artık tarih oldu. Tarihi bir adım atıldı. Farklı zamanda dört farklı denetim birimi olarak konuşlandırılmış Maliye Müfettişleri, Hesap Uzmanları, Gelirler Kontrolörleri ve Vergi Denetmenleri tek çatı altında toplandı...

Mesleki eğitim ve yapılan iş anlamında birbirlerinden hiçbir farkları yoktu. Yalnız bu dörtlü içersinde bir grup var ki, yıllardır 'Bürokratik Oligarşi'ye kurban edilmişti. Merkezi denetim birimlerinin kendilerine uyguladığı pozitif ayrımcılık ve oluşturdukları kast nedeniyle nitelik olarak aynı sayıca fazla olan Vergi Denetmenleri; denetim birimlerinin yetim çocuğu muamelesi görüyordu.

Toplumla en çok içiçe olan, köydeki bakkaldan dev holdinglere kadar birçok şirketi inceleyen Vergi Denetmenleri sayıca da yapılan kişi başı iş anlamında da diğer denetim birimlerinin çok önünde gidiyordu hala da devam ediyor. Ama en büyük mağduriyeti de onlar yaşıyordu... Beklentileri Tek Çatı uygulaması idi. Yıllarca mağdur oldular... Sadece onlar değil mükellef de sıkıntılıydı...

Kayıtdışı gibi Türkiye'nin kanayan yarasıyla mücadelede tek sorumluluk siyasilerde değildi. Bunda denetim birimlerinin de önemi büyüktü. Şimdi Türkiye Maliye politikasında reform niteliğindeki çalışmaların ilk ve en önemli adımını attı...

İstanbul Vergi Denetmenleri Derneği Başkanı Mustafa Özer ile Haber 7 Ekonomi Editörü Hakan Göksel, 'Vergi Denetiminde Tek Çatı' uygulaması artılarını eksilerini konuştu...  

Vergi denetiminini yapan 'Maliye müfettişleri, vergi denetmenleri, hesap uzmanları ve vergi kontrolörleri' bu dört birimin birbirinden farkı nedir?

Ayrımın temeline bakmak için bu ayrımı ihtiva eden kanun nedir? Bunların görev yaptığı kanunlarda bir farklılık var mı? Buna bakmak lazım… Vergi incelemesi bazında baktığımızda, vergi incelemeleri usulü açısından, Vergi Usul Kanunu açısından düzenlenmiş bir mevzuat, Vergi Kanunu 135. Maddede de, vergiyi incelemeye yetkililer tek tek sayılmış.

İlk etapta hesap uzmanları, hesap uzman yardımcıları, vergi denetmenleri ve vergi denetmen yardımcıları sayılmış… Buradan da şunu anlıyoruz, incelemeye esas yetkili olan iki birim var. Hesap uzmanları ve vergi denetmenleri…

Kanunun devam eden bendinde maliye müfettişleri ve gelirler kontrolörleri ile müdürlerin her inceleme yetkisine sahip oldukları belirlenmiş. Bu da şu anlama geliyor. Bunlar müfettişlerin ve kontrolörlerin bir asli yetkisi… Ayrımın nedeni buradan kaynaklanıyor.

Aslında tüm birimler aynı görevi yapıyor, aynı işi yapıyor ama kanunda böyle bir tasnif olmuş bunun nedeni de dört denetim biriminin de farklı tarihlerde, farklı ihtiyaçlardan dolayı kurulmuş olması.

Maliye müfettişleri Osmanlı döneminde kurulan bir kurum. Daha sonra vergi denetmenleri var. Daha önce isimleri vergi kontrolörüydü 1936’da kuruldu. Gelirler kontrolörleri var hesap uzmanları var.

Ama dediğim gibi fiili olarak yapılan işlem aynı. Ancak ülkenin o zamanki ihtiyaçları ya da siyasi tercihleri böyle farklı birimlerin oluşmasına yol açmış. Bugün de devam ediyor

Tek Çatı uygulamasında beklenti nedir?

Tek çatı konusu aslından arzudan çok bir ihtiyaç. Niye böyle bir ihtiyaç olduğuna gelince düşünün vatandaşın yaptığı işlerin incelenmesi gerekiyor. Denetim elemanı vatandaşın ödediği verginin doğruluğunu devlet adına millet adına kovuşturan kişidir.

Bu denetim yapılırken denetmen vatandaşın ya da mükellefin defterlerini istiyor. Kontrolünü yapıyor defterlerini iade ediyor. Vatandaş da diyor ki ben devletin kontrolünden geçtim, artık rahatım diyor. Bakıyorsunuz aynı dönemle ilgili bu kez bir Maliye Müfettişi istiyor defterleri. Oda kontrol ediyor. O bitiyor bir de hesap uzmanı istiyor.

Bunların yaptığı denetimler açısından fark var mı?

Hiçbir fark yok. Yapılan iş aynı.. Biz de mükellefin banka defterlerini kontrol ediyoruz. Ortaklarına yaptığı haksız ödemeler var mı? Belgesiz mal satmış mı? Ya da amortisman kayıtları nedir? Yaptığı fabrika ile ilgili yatırım indiriminden yararlanmışsa bunun hukuki prosedürü uygun mudur? Gerekli başvuruları , şekil şartları yerine getirmiş midir? Muhasebe kayıtları düzgün müdür?

Biz de bunları mükellefin kurum bazında tuttuğu yevmiye, kebir, envanter, imalat defteri gibi kayıtlarından tespit ediyoruz. Diğer birimler de aynı şekilde tespit ediyorlar. Bu defterler zaten Ticaret Kanunu’nda ve Vergi Usul Kanunu’nda tanımlanan defterler. İçerikleri belirlenmiş. Bütün denetim elemanları, zaten denetim elemanları ortak bir ünvandır. Aynı şeye bakarlar o açıdan bir değişiklik yoktur…

SONRAKİ SAYFAYA GEÇİNİZ!!!

 

Dört Farklı birim için sanki farklı mesleklermiş gibi bir algı var. Bunların iş yapış şekilleri birbirinin aynı dediniz ama bunları iş yapış şekillerinde birbirini engelleyen aksatan bir durum söz konusu mu? Ya da Tek çatıda nasıl bir sinerji bekliyorsunuz?

Hukuki olarak, halk tabiri ile çeşmenin başında olan insanların bir gücü vardır; etkileme gücü… Maalesef Türkiye’de de bu şekilde tabir ettiğimizde, merkezi denetim birimi olarak kendilerini adlandıran ya da adlandırılan diğer denetim birimleri, ana merkezli oldukları için, düzenlemeyi yapanlar kendileri.

Şimdi şöyle düşünün örneğin bir yere bir öncelik vereceksiniz.. Bu önceliğin kime nasıl verileceğine ilişkin düzenlemeyi siz yapıyorsunuz. Böyle bir durumda da sizin eşit davranmanız ya da hak edene hakkını verecek şekilde düşünmeniz çok da mümkün değil.

Bununla bağlantılı olarak hemen sormakta fayda var. Bu dört birim arasındaki huzursuzlukla ve çekişmelerden de bahseder misiniz?

Dört denetim birimi aynı işi yaptığımızı insanlar aynı güveni ve sorumluluğu istiyorlar. Ya da düşünün herkes bir yerden diğerine 50 kg’lik bir yükle gidiyorsa birine 5 lira birine 10 lira birine de 50 lira verdiğinizde bu bir adaletsizliğe neden olur ve bu yükün altına girenlerde de bir huzursuzluk olur.

Gelir farkı var yani…

Gelir anlamında fark var onun dışında sosyal anlamda farklar var. Ondan da önemlisi manevi anlamda çok büyük fark var. Örneğin genç bir arkadaşımız denetmen yardımcısı olarak mesleğe girdiği zaman geçilen süreçler dört denetim biriminde de aynıdır.

KPSS’ye girersiniz, notunuz iyiyse sınavda tekrar yazılı sınava girersiniz, onu geçerseniz sizi mülakata çağırırlar, burada da başarılı olduktan sonra bir ön eğitime tabi tutarlar. Ön eğitim sonrası da yine sınavlar vardır. Bu tüm birimler için böyledir. Üstad denilen meslekte 7-10 yılını doldurmuş denetim elemanlarının yanında refakate girersiniz. Onlarla çalışırken tecrübeniz artar, bilgi birikiminiz kontrol edilir, bu sürecin sonunda da, tekrar sınava girilir, yeterliliğinizi verdikten sonra vergi denetmeni olursunuz.

Ancak vergi denetmenlerini diğerlerinden ayıran en büyük fark burada , vergi denetmeni olduktan sonra kariyerinizin zirvesine ulaşmış oluyorsunuz… Bu ne demektir bundan sonraki süreçte ne kadar çalışırsanız kendinizi geliştirirseniz geliştirin ulaşabileceğiniz hedefler sınırlıdır.

Örneğin bir genel müdür yardımcısı bir daire başkanı yükselmeleri için belirli kriterler koyulmuş, bakıyorsunuz merkezi denetim elemanı olmak , hesap uzmanı olmak gibi, böyle bir sıkıntı olduğu zaman dediğim gibi eşit işe eşit ödül, eşit yüklenim olmadığı zaman huzursuzluk çıkıyor.

Bu huzursuzluğun temelinde de bu var sadece mali anlamda değil. Örneğin belirli yerlerde sürelerimiz var. İstanbul'da görev süremiz 7 yıl. Deniyor ki istanbulda siz 7 yıl süreyle çalıştığınızda İstanbul'da yerelleşiyorsunuz...

Yerelleşme denilen de şudur; kavram olarak, siz burada insanları tanıyorsunuz, ahbap oluyorsunuz. Bunlarla ilgili inceleme yaparken, artık tarafsız davranma konusunda sıkıntı yaşayabilirsiniz.

Peki diğer denetim birimleri için de yerelleşme iddiası geçerli değil mi?

Değil, zaten en büyük sıkıntımız orada, biz İstanbul'da 7 yıl görev yapan bir vergi denetmeni olarak yerelleştiği ya da yerelleşme ihtimali olduğu için başka yere tayin edilirken; diğer denetim birimlerinin ya da gruplarının elemanları, göreve aynı yerde başlayıp, aynı yerde bitiriyorlar. Onlar için bir yerelleşme yok. Ama İstanbul aynı istanbul, insanlar aynı insanlar, incelenen aynı mükellefler...

Hesap uzmanları ve maliye müfettişlerinin anladığım kadarıyla Ankara İstanbul ve İzmir dışında görev yaptıkları yer yok...

Evet bu 3 il dışında görevleri yok. Şimdi baktığınızda vergi denetmenleri o kapsamda Türkiye'nin nabzını tutan, vatandaşla en yakın ilişkileri kuran, bugün Türkiye'nin en büyük şirketlerinden tutun da hani küçük işletme diye tabir ettiğimiz bakkal Ahmet amcayı da gören, en büyük holdingleri de gören tek denetim birimi...

Meslekte bir kast mı söz konusu? Bu diğer birimde olanları bu sistemlerine birileri girsin bir farklılık yaratsın istemiyorlar sanırım...

Doğru şu anki sistem o bunun da en belirgin özelliği son göstermelik birkaç atama dışında baktığınızda belirli üst görevlere giden kişilerin mensup olduğu birimler hep aynı birimlerdir.

İşte gelir idaresi başkanlığı, ondan önce gelir idaresi olduğu dönemlere baktığınızda başkan yardımcıları, başkanlari daire başkanlarının mensup oldukları denetim birimlerine bakın mali müfettiş ya da hesap uzmanıdır...

SONRAKİ SAYFAYA GEÇİNİZ!!!

 

Dört farklı birimde çalışan denetmenlerin sayı olarak dağılımı ne durumda? Örneğin Maliye müfettişlerinin sayısı fazla da diğerlerininki düşük mü? Bu aynı zamanda güç unsuru mu?

Güç en anlamında Türkiye'de en kalabalık olan birim vergi denetmenleri, şu an yaklaşık olarak 130 dolayında maliye müfettişi var, 300 dolayında hesap uzmanı var, 600 dolayında gelirler kontrolörü var, 3 bin 250 dolayında da vergi denetmeni var. Yani vergi denetmenleri Türkiye'de denetim gücünün yüzde 80'ini oluşturan bir birim.

Yani denetim birimleri arasında azınlığın çoğunluğa tahakkümü söz konusu?

Kesinlikle, kesinlikle, o kapsamda düşündüğünüz durum dediğiniz gibi...

Büyük mükellef diye tabir ettiğimiz şirketlerde diğer denetim birimlerinin daha fazla irtibatta olduğu söyleniyor. Özellikle büyük holdinglerin üst yönetimlerine bakıldığında diğer denetim birimlerinden geçen denetmenler var. Aslında burada düzenimiz de bozulmasın diye bir arayış mı var?

Tabi bu tür ihtimaller insanın aklına geliyor. Direk böyle bir itham çok ağır olur ama karineler bunun göstergesi. Bakıyorsunuz böyle büyük bir güç bizim 'verimsiz' diye tabir ettiğimiz asli görevinin dışında işlerle uğraştırılırken, bir de bunun yanında üst kademede düzenleyici pozisyonda olmanın verdiği rahatlıkla kanun dışında yapılan düzenlemelerle zaten engelleniyorsunuz, bir de basına yansıyan birçok olay var.

Bunları burada tekrar etmenin anlamı yok. İlişkilere baktığınızda; aslında bir devlet görevlisi ile dışardaki bir özel sektörde çalışan birisiyle olmaması gereken birçok olay birden fazla defa basına yansıdı.

Bu şekilde bir kast sistemi var. Bu sistemin sürdürülmesinin en önemli amaçlarından birtanesi de budur. Çünkü ekonomiye sahip olursanız, ekonomiyi yönlendirirseniz bürokrasi ile birlikte elinizdeki gücün üstünde bir güç kullanmanız çok da zor değil.

Bildiğim kadarıyla denetim birimleri yaptıkları işler anlamında da bir denetime tabi değiller...

Hayır, aslında biz kendimiz denetim birimiyiz, yaptığımı işler şekil ve içerik olarak bize ait. Şu an yapılan son düzenleme ile rapor okuma komisyonları oluşturuldu. Bu komisyondaki üstatlarımız ya da meslektaşlarımız tarafından kontrol ediliyor.

Onun dışında zaten rapor yazılırken müdahale edilmesi mümkün değil. Bu denetim elemanının bağımsızlığına da aykırı. Şu an için bir otokontrol mekanizması yok sadece şekil ve hukuki açıdan kontrol var onun dışında kontrol yok.

Dolayısıyla burada mevcut durumunu korumaya çalışanları elde ettikleri makam anlamında, menfaat anlamında, gelir anlamında hak gördükleri büyük bir duvar örüyor...

Muhakkak doğru bir algılama çünkü şöyle bir durum var, kamuda yani Maliye Bakanlığı'nda özellikle bakıyorsunuz bünyesinde Milli Emlak Genel Müdürlüğü, Muhasebat Genel Müdürlüğü, Bütçe Kontrol Genel Müdürlüğü var, Gelir İdaresi Başkanlığı var.

Sonuçta bir Milli Emlak genel müdürlüğünün yapısını ihtiyaçlarını en iyi bilecek kişi bu genel müdürlüğünde yetişen biridir. Ama tüm birimlere bakıyorsunuz; biraz önce gelir idaresi başkanlığı, gelirler genel müdürlüğü ile ilgili verdiğim örnek burada da geçerli; istisna durumlar dışında bu birimlerin tamamının başında yardımcılıklar da dahil diğer denetim birimleri var.

Böyle bir yapıyı ya da böyle bir imkanı bırakmak kolay değil. Özel sektördeki yapı dışında kamu kesiminde önemli bir sıkıntının temelini de bu olarka algılıyoruz.

SONRAKİ SAYFAYA GEÇİNİZ!!!

 

Buradan çıkardığım sonuç diğer denetim birimleri özel sektördeki avantajlarının yanı sıra kamudaki bakanlık gibi makamlara da gelebiliyorlar...

Tabii, bunu görmek çok zor değil. İşte bu söylediğim yerler gibi birçok yere baktığımızda Maliye Bakanlığı'nın denetim birimleri vardır. Bu da otomatikman akla 'bunu yapabilecek başka bir birim başka bir insan yok mu?' sorusu geliyor ya da bu işi hakkıyla yapacak insanların olmadığını düşünmek biraz abes kalıyor.

Peki tek çatı altında toplandınız, Kayıp haklarınızın iadesi sağlandı. Herkes eşit şartlara sahip oldu. Sizin için bir artısı söz konusu tamam fakat kamu maliyesi açısından mükellef açısından artısı ne olacak? Mükellefin birden çok defa farklı birimlerce denetlenmeyeceğini söylediniz ama bu tek çatıyı elzem kılan nedir? Sadece eşit özlük hakları mı yoksa başka artıları olacak mı?

Eğer sorun sadece özlük hakları olsa idi vergi denetmenleri şu ana kadar gösterdikleri özveriyi göstermezlerdi. Vergi denetmenleri dışında yaptıkları işle orantılı olarak emeklerinin karşılığını alamayan Türkiye'de başka birim yok.

Özellikle karşılarında bunu kıyaslayabilecekleri başka kriterler varken. Şimdi vergi denetmenleri denetim birimlerinin yüzde 80'inin oluşturuyor. Şu anda vergi denetmenlerinin moral ve motivasyonu günlük dildeki tabiriyle sıfırın da altında.

Örneğin bir rotasyon uygulaması var. Düşünün siz 7 yıl bir yerde ikamet ediyorsunuz kendinizi bırakın aileniz var, çocuğunuz var örneğin çocuğunuz ilkokul 3'e gidiyor. Yedi yılınız doldu çocuğunuza diyorsunuz ki biz İstanbul'dan Diyarbakır'a gideceğiz... O da size soruyor 'Baba niye gidiyoruz?' Şimdi siz buna ne cevap vereceksiniz.

Örneğin 'işte oğlum biz istanbul'da 7 yıl kaldık burada yerelleştik , burada görevimizi yapamayacağımızı bize ima ettiler bu nedenle gitmek zorundayız.'..

Çocuğunuzun, ailenizin arkadaş yapısı değişiyor, sizin arkadaş yapınız değişiyor, bunu telafi etmek mümkün değil. Ülke açısından da şöyle bir durum var; motivasyonunuz sıfırın altına indiği zaman sizin çalışma veriminiz çok düşüyor.

Bizim işimizde motivasyon gerçekten önemlidir. 3 bin 200 denetim elemanı ellerinden gelenin en iyisini zaten yapıyorlar ama olmaları gereken yerde olmaları gerektiklerini düşündükleri, üretebilecekleri işler bir de diğer taraftan bu 3 bini aşkın vergi denetmeni bir araya geldikleri zaman işlerin hangisinin yapılması gerektiği gibi bir sorun var.

Dediğim gibi Ağrı'daki bakkalı da istanbuldaki holdingi de inceleyebilen tek denetim birimi vergi denetmenleri . Bunu tekrar söylemekte fayda görüyorum Türkiye'nin ihtiyaçlarını vergisel ve ekonomik bazda tespit edip çözüm üretebilecek, önerebilecek yegane birimin ben vergi denetmenleri olduğunu iddia ediyorum.

Bunun da sebebi; biz halkın her kesimi ile iç içeyiz. Bir bankaya da gidiyoruz. seramik üreten bir fabrikaya da gidiyoruz dışarıda orta büyüklükte bir markete de gidiyoruz, gerektiğinde de çiçek satan mükelleflerle de içiçe olabiliyoruz.

Aynı zamanda bizim bir teftiş ve soruşturma yetkimiz var. Türkiye'de en çok teftiş yapan birim de biziz. Biz aynı zamanda vatandaşın muhattap olduğu vergi dairelerindeki durumu da bilen birimiz. Vatandaşın rahatsız olduğu olayların yansıtıldığı, bu olayların kontrolünü yapan sayısal bazda en önemli birimiz. Bunları bir araya getirdiğinizde tek sıkıntı şu anki yapıda bu birikimi devlet olarak kullanamıyorsunuz...

SONRAKİ SAYFAYA GEÇİNİZ!!!

 

Peki sizin dernek olarak öneriniz nedir? Bu tek çatı konusu tartışılıyor. Bir takım sorunları da dile getirdiniz. Sizin ayrıca önerileriniz nelerdir?

Vergi denetmenleri olarka bu değişiklik sadece bizim için değil, tüm denetim birimleri için iyi olacak. Diğer denetim birimleri de aslında yaptıkları işle orantılı olarak bakıldığında Türkiye'de diğer denetim birimlerine nazaran onlar da çok gerideler...

Bugün merkezi denetim birimi dediğimiz hesap uzmanları, müfettişler , kontrolörler , vergi denetmenleri ile Sayıştay denetçilerini kıyaslayamıyorsunuz özlük hakları olarak. Bu bir problem yaratıyor.

'Biz ne istiyoruz?'a gelince aynı işi yapıyorsanız aynı ünvan ve aynı isim altında olmanız lazım. Farklılığın bir faydası olmaz.

Onun dışında Türkiye gelişiyor bundan 20 yıl önceki Türkiye değil. Daha önce buradan İstanbul'dan bırakın Hakkari'ye Diyarbakır'a van'a Ankara'ye gitmek için bile bir gün iki gün yol katetmeniz gerekiyordu.

Bugün öyle değil. Türkiye'nin neresinden giderseniz gidin. İstanbul'dan uçağa bindiğinizde Hakkari'ye en fazla iki saat, Diyarbakır, Artvin aynı şekildedir. Yani mesafeler kalmadı artık. Bu nedenle de çok yerde olmanın bir anlamı yok.

Eskiden haberleşmenin ulaşımın zor olmasından dolayı devletin denetim birimlerinin özellikle bir yerde konuşlanması gerekiyordu. Ama artık bugün buna gerek yok. Bugün 3-4 ana merkezde tüm denetim birimlerini toplarsınız.

Bu aynı zamanda mobiliteyi de sağlayacaktır. İhtiayaç olan yerlere siz belirli sayıda denetim elemanını gönderirsiniz. Mesela Diyarbakır'a sabah uçağıyla gider görevinizi yaparsınız. Hem de dışardan gittiğiniz için orada yerelleşmek söz konusu da olmadığı için çok daha hızlı yaparsınız, daha güvenli yapıp bitirir gelirsiniz...

Dolayısıyla ikili ilişkilerden kaynaklanan problem de olmaz...

İkili ilişkilerden kaynaklanan sorunlar da olmaz, diğer problemler de olmaz. Bu şekilde bir yapı oluşturursunuz. Zaten dünyadaki sistemlerdeki yapılar da benzer şekildedir.

Artık eskiden olduğu gibi her yerde olmaya gerek yok. Bugün Türkiye'de vergi gelirlerini sağlayan iller bazında baktığınızda birkaç il dışında birçok ilin negatif etkisi vardır. Bu yerlerde denetim elemanlarını sürekli barındırmak Türkiye'ye fayda değil zarar verir.

Bunun dışında aklın yolu birdir. Siz tek ünvanda birleştirdiğinizde insanları, kontrol edilmesi gereken büyük metropollerde konuşlandırdığınızda Türkiye'nin diğer bölgelerini denetim altına alabilirsiniz.

Bundan daha birkaç ay öncesine kadar özel sektörün serzenişi vardı, hatırlarsınız... Denetmenlerin bağımsız olması ile alakalı beklentileri vardı... AB kriterlerini baz olarak farklı bir çatı altında toplanması talebi vardı... Buna ilişkin görüşleriniz nelerdir?

Türkiye'deki yapının muhakkak AB kriterlerine entegre edilmesi lazım... Siz şuan bir vergi denetmeni görev yaptığı ya da bağlı bulunduğu kişi ne kadar yerel düzeyde ise problem çıkma ihtimali odur.

Açarsak biraz bu konuyu bir denetim elemanının üzerinde ne kadar kademe varsa o kadar çok problem olma ihtimali yüksektir.

Tabi burada belirtmek gerekir mutlaka denetim elemanlarının kontrol edilmesi gerekiyor. Yaptıkların işlemlerin doğruluğu teyit edilmesi gerekiyor. 'Kontrolsüz güç güç değildir' diye bir deyim vardır.

O kapsamda değerlendirildiğinde bir denetim gerekiyor ama denetim elemanının bağımsızlığını ya da etki altına girmesine vesile olacak yapının da, şu anda özellikle Türkiye'de vergi denetmenleri açısından şöyle bir sıkıntı var. Bağlı olunan birim hiyerarşik açıdan bir sıkıntı olduğu kanaatindeyiz.

SONRAKİ SAYFAYA GEÇİNİZ!!!

 

Yani bu biraz da örneğin bakan ya da diğer müsteşarların keyfi olarak yer değiştirme gibi uygulamaya gidilmemesi için mi beklentiniz?

Bu kadar keyfi değil ama muhakkak benzer olaylar var. Yapınız, kurallarınız kanunlar dışında alt normlarla düzenlendiği için bunların kullanılmasıyla farklı muamelelere maruz kalmak çok kolay mümkün olabiliyor.

Rotasyon bunlardan biridir. Biliyorsunuz bunlar Anadolu'da birçok arkadaşımızın, üstadımızın başına gelmiştir. Herhangi bir siyasi bağlantısı olan veya belirli bir ağırlığı olan kimsenin incelenmesinden sonra tayini çıkan birçok üstadımız arkadaşımız vardır...

İşte denetim elemanının üzerinde çok fazla kademe olmamasını istememizin nedeni de budur.. Mesela denetim elemanı sadece gelir idaresi başkanına bağlı olursa bu tür baskıların olma ihtimali yoktur ya da daha azdır. O kapsamda değerlendiriyoruz. Yani AB normları kapsamında da denetim elemanının üzerinde az kademe olması gerekiyor.

Türkiye'nin en büyük sorunlarından bir tanesi kayıtdışı ekonomi. Bununla ilgili sorumlu ya da muhatap yine sizlersiniz.. Kayıtdışı konusunda Türkiye'de neden yetersiz kalınıyor? Mevcut kadro veya imkanlarla bunun önüne geçmek neden mümkün olmuyor ya da belirgin biçimde azaltmak? Son dönemde kayıtdışına ilişkin bir takım çalışmalar yapıldı ama bir türlü etkin bir mücadele gerçekleştirilemiyor. Örneğin tek çatı bu anlamda bir etkinlik sağlar mı?

Kayıtdışının farklı türleri var. Vergisel bazda bir kayıt dışından bahsedebiliyoruz, kanuni olmayan bir takım işlemlerden kaynaklanan bir kayıtdışılık var, bizim iş alanımız olarak yapılan kanuni ekonomik faaliyetlerin, vergi idaresinin bilgisi dışına çıkarılan olarak tanımalanan kayıtdışılığı dikkate aldığımızda muhakkak tek çatının büyük bir faydası olacaktır.

Tek çatı altında toplanmak hem moral motivasyon açısından hem organizasyon açısından faydası olacaktır. Dört birim Denetim Koordinasyon Birimi tarafından bir yapı kazandı ama tam layıkıyla yapılmış olmadığı kanısındayız.

Kayıtdışılığın önlenmesi konusunda hala aksaklıklar var. Kayıtdışında sadece denetim sisteminin dışında ülkemizin mali sisteminin değişmesi lazım. Vergi dairelerindeki yapının değişmesi lazım.

Şimdi vergi dairesinde çalışan arkadaşların yapılarının konumlarının yeniden gözden geçirilmesi lazım. Belki Maliye Bakanlığı'nın örgüt yapısının tekrar gözden geçirilmesi gerekiyor.

Bu kapsamda bir hafta önce hesap uzmanları kurulu tarafından bir veri yayınlandı. Türkiye'de kayıtdışılığın yüzde 28 civarında olduğu açıklandı.

Bu da yaklaşık ülke ekonomisini 3'te 1'ine yakın bir bölümün kayıtdışı olduğunu gösteriyor. Şimdiye kadar ülke ekonomisinin 3'te 1'inin kayıtdışı olduğu bir sistemde, ülke ekonomisini yöneten bürokratların bunla ilgili tedbir alması gereken kişilerin hiç sorumluluğu olmadığını iddia etmek, bunu sadece siyasilere yüklemek mümkün değil.

Çünkü ülkemizde Sayın Başbakanımızın da söylediği gibi en büyük sıkıntılarımızdan biri dediği bürokratik oligarşik bir yapı var. Siz siyasi irade olarak vatandaşa verdiğiniz taahhütlerin yerine getirilmesi konusunda, refah düzeyinin artırılması konusunda istediklerinizi uygulama konusunda sıkıntı yaşıyorsunuz.

Bunun bedelini sadece siyasi irade olarak siz ödüyorsanız, Bürokratik oligarşik yapıyı kontrol edenler bununla ilgili bir bedel ödemiyorsa, sıkıntı buradan kaynaklanıyor. Biraz önce söyleşirken bahsettiğimiz özel sektör, kamu arasındaki ilişki hep bununla ilintili şeyler.

Diğer taraftan diğer birimlerin en büyük iddiası, özellikle vergi denetmenleri ile ilgili öne sürdükleri 'vergi denetmenleri kapasite olarak daha küçük mükellefleri denetliyorlar' iddiası var ki bu doğru olmayan bir ifadedir. Bunu vergi denetmenleri olarak her zaman ispatlamaya hazırız.

Büyük mükelleflerde kayıtdışılığın olduğuna dair diğer denetim birimlerinin beyanatları var. Şimdiye kadar büyük mükellefleri inceleyen bu birimlerdi. Eğer yıllardır bu alanda kayıtdışılık devam ediyorsa bunda bunu denetleyenlerin, bunlarla ilgili düzenleme yapanların sorumluluğu olduğunu söylemek bence daha mantıklıdır.

Zaten Sayın Başbakanımızın da bu konuda sürekli sarf ettiği bürokratik oligarşinin yıkılması konusunda söylemleri var. Bir de zaten kendisi de ekonominin bu durumundan rahatsız ki, ilk 2008 yılında denetim birimlerinde böyle bir yapılanmaya ihtiyaç olduğunun farkına vardığı için, eski Maliye Bakanı Kemal unakıtan'a ki; bu Şükrü Kızılot tarafından da basına yansıtıldı, bu denetim birimlerindeki sıkıntının giderilmesi konusunda bir talimat verdi ve 6 aylık da bir süre verdi.

SONRAKİ SAYFAYA GEÇİNİZ!!!

 


Bu değişim özetle bir reform...

Bu sadece maliye için değil Türkiye için bir reform olacaktır. Ekonomimiz gittikçe gelişiyor, Büyüyor güçleniyoruz. Bu büyümeyi vergi gelirlerine adaletli olarak yansıtırsanız; ki bizim Avrupa'dan ayrıldığımız en önemli konu budur, dolaylı dolaysız vergi ayrımı bizdekinin tam tesinedir.

Bizde vergi gelirlerinin yüzde 70'i dolaylı vergilerden oluşurken, dolaysız vergilerin oranı ise yüzde 30. Avrupa'da ise bu durum tam tersine. Bu neye yol açıyor derseniz; asgari geliri olan bir kişi ile aylık geliri 100 bin-200 bin lira olan bir kişi, kullandığı yakıtın, kullandığı otobüsün, aldığı ekmeğin, marketten aldığı sebzenin ödediği vergide aynı tutarı ödettiriyor.

Siz asgari ücretlinin 600 lirasından 60 lira dolaylı vergi aldığınızda bu yüzde 10'a denk gelirken; 200 bin liradan 60 lira aldığınızda bu binde kaç oranlara denk geliyor. Bu da çok büyük bir haksızlık.

İşte bunun temelinde de şu anki sistem, şu anki yapı var. Bu sistemin bu yapının değişmesi için de Maliye Bakanlığı'nda bir düzenleme gerekiyor. düzenleme dediğim gibi sadece denetim elemanları ile sınırlı değil. Ancak bu düzenlemenin yapılabilmesi için denetim elemanlarının birleşmesi lazım.

'Bürokratik Oligarşi'nin devreden çıkarılması ile bu reform süreci ne kadar zaman alır? Mevcut konjontür, siyasi irade ve diğer şartlar bürokratik oligarşi ortadan kaldırılırsa bu değişimi yapmaya hazır mı? Bunlarla ilgili Türkiye olarak gereken altyapı ve hazırlıklar tamam mı?

Bizce bu reform süreci için zaman uygun, altyapı anlamında bir sıkıntı yok. Özellikle vergi denetmenleri olarak bizlerin bu konuda sektörel bazda çalışmalarımız, yayınlanan kaynaklarımız var.

Onun dışında ekonomi ve insanların şu anki yapısı da buna uygun. Siyasi yapı buna uygun. Siyasi olarak iktidar ve müktedir bir yapıya sahibiz. Bahsettiğim gibi Başbakanımızın bu konuda talimatları var bu konuda kendisine güveniyoruz.

Her türlü desteği veriyoruz vermeye de hazırız. Bu birleşme tek ünvanda tek çatıda yapıldığı zaman bakanlığın diğer yapılarında değişim gerçekleşecektir.

Ben memur kökenli biriyim, vergi dairesinde memur olarak da çalıştım denetim birimine geçiş yapmadan, o kapsamda vergi dairelerinin işleyişini de biliyoruz. Vergi denetmenleri Türkiye'nin tüm damarlarına işleyen tek birim derken gerçekten bunu boş yere söylemiyoruz.

Neticede vergi dairesindeki aksaklıkları da biliyoruz. bunu bir bütün olarak ele almak lazım ama bu bütünün oluşması için öncelikle denetim birimlerinin birleştirilmesi lazım.

Siz bu birleştirmeyi sağladığınızda bundan sonra yapılacak düzenlemelerle ilgili önünde hiçbir engel kalmayacaktır. Bürokratik oligarşiyi denetim elemanlarının birleştirilmesi ile kırmış olacaksınız. Bundan sonraki süreçte ise tecrübeler ve fikirlerin yansıması daha kolay olacaktır...

SONRAKİ SAYFAYA GEÇİNİZ!!!

 

Tek çatı altında toplanıldığında mevcut dört birimin kadrosu yeterli mi? Türkiye'de denetim birimlerinde personel açığı gibi bir durum söz konusu mudur?

Yanılmıyorsan 2009 verilerine göre her denetim biriminin bulduğu matrah farklılıklarından ayrı olarak incelediği mükellef sayıları var. Bazı birimlerin kamuoyuna yansıyan bir açıklaması vardı; "Biz görevimizi çok iyi yapıyoruz... Biz olmazsak bu iş yürümez" gibi neredeyse Başbakanı tehdit eder nitelikte basına yansıyan ifadelerde "Tek Çatı olursa biz özel sektöre geçeriz" dediler.

Sanki geçerlerse Maliye Bakanlığı gelir idaresi çöker gibi bir izlenim yaratılmaya çalışıldı bu konuda demeçler verildi. Bunun doğru olmadığını şöyle söyleyebiliriz. Dediğim gibi 2009 verileri olacak.

2009'da maliye müfettişleri tarafından incelenen mükellef sayısı, mali müfettiş başına düşen sayı yanılmıyorsam binde 3 gibi bir rakamdı. Hesap uzmanlarının 1,3-1,4 falan. Diğer kontrolörlerinde 1,8 oldığunu hatırlıyorum. Vergi denetmenlerinin ise yardımcılar dahil 10... Yani bir vergi denetmeni bir yılda 10 kişiyi incelemiş. Diğerleri ile kıyaslandığında aradaki farkı görebilirsiniz.

Böyle tehditvari verilen demeçlerin geçerliliği yok. Tehditleri gerçekleşse bile vergi denetmenleri nitelik olarak mezun oldukları okullar, eğitim düzeyleri, aldıkları eğitim ve donanımları konusunda diğer birimlerden kesinlikle aşağı değiller.

Aksine vatandaşla içiçe olmalarından vergi daireleri ile içiçe olmalarından kaynaklanan bilgi birikimleri çok daha yüksek. Bugün diğer denetim birimleri ile kıyasladığımızda en çok yüksek lisans yapan doktoraya sahip olan denetim birimi biziz.

Biz imkansızlıklara rağmen bu birikime sahibiz. Bizim arkadaşlarımıza örneğin diğer birimlerde olduğu gibi yurt dışında dil eğitimi imkanı yok .Bu bir şekilde engellendi. Buna rağmen arkadaşlarımızın çok büyük bir kısmının çok iyi yabancı dilleri var.

Hatta diğer yabancı dillerden tercüme yapıp derneğimziin sitesinde , raporlarında yayınlayacak kadar kapasitemiz var. Bilgi ve birikim olarak sıkıntımız yok yaptığımız iş açısından sıkıntımız yok. Vergi denetmenlerinin diğer birimlerden aksine eksiği değil fazlası var.

Başbakanın ve Babacan'ın tek çatıyı desteklediğinizi ifade ettiniz. Ama mesela bürokratik Oligarşi Maliye Bakanı'na ulaşmanızı engelliyor mu?

Sayın bakanımız göreve ilk atandığı zaman basına da yansıdı. Gelir idaresi tarafından kendisine brifing verilirken tam hatırlayamamakla birlikte gelir idaresi olmasa da bu iş yürür gibi bir beyanatı vardı.

Ama şöyle bir sıkıntımız da var. Biz kendimizi anlatma konsuunda çok fazla olanağa sahip değiliz. Diğer birimlere bakıyorsunuz Başbakan'a bakanlara ulaşılması ve doneler sunulması konusunda bizden çok daha avantajlılar. Maalesef ulaşma konusunda çok fazla şansa sahip değiliz.

İktidar dışında muhalefet partilerinden de destek alabiliyor musunuz?

Bu sürecin böyle gitmemesi gerektiğini aynı kanunun aynı maddesinde tanımlanan aynı işi yapan dört farklı birimin tek çatı altında birleşmesini destekliyorlar ama yine bürokratik oligarşinin içlerinde olmasından kaynaklı biraz süreci sulandırmaya birleşme olsun ama merkezi denetim elemanlarına pastadan biraz fazla pay verilsin gibi bir yapıyla merkez taşra ayrımını korumaya çalışıyorlar

EN ÇOK YÜKSEK LİSANS DOKTORA YAPAN ÜYESİ OLAN STK'LARDAN BİRİ

Biraz da dernekten bahsedilim.. Siz yeni yönetime geldiniz. Dernek olarak neler yaptınız? Neler yapacaksınız?

Vergi denetmenleri derneğinin genel merkezi ankarada, 1975 yılında kurulan bir dernek. İstanbul buradaki denetmenlerin faaliyetleri açısından faliyete geçirilen bir şube burası.

2011 mart ayında istanbulda görevli 800-850 vergi denetmeni ve yardımcısı arakdaşları temsilen yapılan genel kurulda bu görev bize verildi. Bu üç aylık sürede ne yaptık derseniz? Öncelikle bizim bu rotasyondan ve diğer sıkıntılardan kaynaklanan diyalogların esnekliği vardı.

Bunu gidermek için 650 kişini konuk olduğu bir yemek düzenledik. onun dışında vergi denetmenlerinin sorunlarının iletilmesi konusunda çeşitli basın yayın kuruluşlarına köşe yazarlarına ulaşmaya çalıştık.

Milletvekillerimize özellikle seçim sürecinde bulunmaları nedeniyle kendilerine ulaştık sıkıntılarımızın giderilmesi konusunda çalışmalar yaptık. Bunlarla temas ettik. Vergi denetmenlerinin sıkıntılarını anlatan metinler hazırladık. Biz şu anda en nitelikli sivil toplum kuruluşlarından birtanesiyiz.

Tüm üyeleri üniversite mezunu olan belirli bir kariyere sahip olan bir STK'yız. Derneğimiz geçen yıl yılın derneği seçildi. Üyelerimizin mesleki gelişiminin sağlanması konsuunda Türkiye çapında bir kursla anlaştık. Üyelerimizden isteyenler yabancı dillerini geliştirmek için kurs alabiliyorlar.

Yüksek Lisans doktoralar konusunda çeşitli üniversitelerle görüştük. İfade ettiğim gibi STK'lar arsında en çok yüksek lisans doktora yapmış üyeler bizde var. Bu konuda da büyük talep de var.

Kişisel gelişim eğitimleri konusunda çalışmalarımız sürüyor. Göreve başlayalı çok azla bir zaman olmadı ama daha organize olabilmek için komisyonlar kurduk. Kopan diyalogların tekrar geliştirilmesi konusunda çaba harcıyoruz.

Şunu da belirtmek istiyorum vergi denetmenlerimizin istedikleri şeyler kesinlikle ülkeye zarar verecek şeyler de değildir. Ülkeye ve millete zarar verecek hiçbir talebin içerisinde bulunmayız. Bir meslek taassubumuz yok.

Çalışma sadece denetim birimlerinin birleştirilmesini amaçlayan bir çalışma olursa eksik çalışma olur. Vatandaşlara daha fazla yansıması için vergi dairelerindeki yapının da sistemin de değişmesi laızm. Diğer birimlerdeki hiyerarşik yapının da değişmesi lazım.

Vergi denetmenleri kendilerinden çok ülkeyi ve milleti düşünen ve proje üreten bir birim. Kayıtdışı konusunda çok farklı projelerimiz var. Sadece üyelerimize hizmet etmek dışında yaptığımız görevden dolayı ülkemize de hizmet etmeyi görev olarak biliyoruz.

Dernek olarak üyelerimize vatandaşlarımıza daha rahat ulaşabilmek bizimle ilgili bilgilere daha kolay ulaşabilmeleri hem de bizim de onların fikirlerine daha kolauy ulaşabilmesi için sitemizi yeniledik. Tüm vatandaşlarımızın siteyi ziyaret etmesini bekliyorız...

900 civarında aktif üyemiz var... Diyalog kopuklığıundan dolayı yaraları sarmaya çalışıyoruz. Şu anda çalışanların yüzde 90'ı derneğe üye... Derneğimizin bir taraf olması da söz konusu değil... Siyasi olması da söz konusu değil.

***

hakan.goksel@haber7.com

KAYNAK : Haber7