Enes Ünal 'Transferim bitmiş gibiydi' diyerek yıllar sonra açıkladı
İngiltere Premier Lig ekiplerinden Bournemouth forması giyen milli futbolcu Enes Ünal, milli takım ve kariyeri hakkında çarpıcı açıklamalar yaptı.
ABONE OLİngiltere Premier Lig ekiplerinden Bournemouth forması giyen milli futbolcu Enes Ünal, kariyeri ve Dünya Kupası hakkında çarpıcı açıklamalar yaptı.
"İnşallah Dünya Kupası kadrosunda olacağım"
A Milli Takım'ın Dünya Kupası'na gidebileceğini belirten Enes Ünal, Dünya Kupası organizasyonunun futbolun zirvesi olduğunu vurguladı.
Premier Lig, Şampiyonlar Ligi, UEFA Avrupa Şampiyonası gibi organizasyonların çok üst düzey olduğunu ancak Dünya Kupası'nın herkesin bulunmak istediği yer olduğunu dile getiren 28 yaşındaki futbolcu, "Herkesin hayali Dünya Kupası. Bir futbolcunun ulaşabileceği en yüksek yer. Ülkeni temsil ediyorsun. Milli takımın durumu çok iyi. çok formda oyuncularımız var, yıldızlarımız var, savaşçılarımız var. Uzun süredir orada olamadım. Sakatlıklar yaşadım. Ama kadro çok değişmedi. Onlarla birlikte aynı ortamda çok bulundum. Birbirini seven, birbirine bağlı, güzel işler yapmak isteyen, ülke futboluna seviye atlatmak isteyen bir takımımız var. Milli takımımız kesinlikle Dünya Kupası'na gidebilir. Kura şansı olmasa direkt de gidebilirdik. İspanya bence şu anda dünyanın en iyisi. Ama güzel bir kura çekildi. İyi takımlara karşı, küçümsenmemesi gereken takımlara karşı oynayacağız. Modern futbol çok gelişti, her ülkenin takımı sıkıntı çıkarabiliyor. Hocamız zaten bu konuda çok iyi, taviz vereceğini düşünmüyorum." ifadelerini kullandı.
Uzun süre sakatlıklarla boğuştuğunu ancak her zaman elinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştığını belirten Enes Ünal, "İnşallah Dünya Kupası kadrosunda olacağım. Kolay değil, uzun süredir durumum ortada, yaşadığım sakatlıklar var. Ama elimden gelenin fazlasını yapmaya çalışıyorum. Alabildiğim kadar süre almaya çalışıyorum. Ocak ayında, form tutmak için başka takımda oynamak istedim, Dünya Kupası'nda oynamak için bunu yaptım. Benim için Dünya Kupası bu kadar önemli ama olmadı, kulüp beni bırakmadı çünkü burada bana ihtiyaçları olduğunu söylediler. Kalan maçlarda en iyisini yapıp, daha fazla süre alıp Dünya Kupası'nda olmak istiyorum." açıklamasında bulundu.
A Milli Takım'ın çok yetenekli ve kaliteli oyunculara sahip olduğunun altını çizen Enes Ünal, "Üst seviyede oynayan oyuncularımız var. Türkiye'de ve Avrupa'da sürekli rekabet eden oyunculara sahibiz. Hocanın kattığı sistem ve bizi toparlaması çok önemli. Oyuncuların üst seviyede oynaması, taktik ve defansif disiplini edinmesi, Vincenzo Montella'yla da bir araya gelmek çok güzel oldu. Hep zorlayarak giden bir takım vardı, artık işi bitiren bir takım var. Büyük maçlarda iyi rekabet eden bir takımız. Vincenzo Montella aslında çok basit şekilde toparladı takımı. İtalyan hocanın özelliği. Kısa toplantılar, bireysel toplantılar ve grup toplantıları yaptı. Özellikle defansif kimlik oturtmak çok zor bir şey değil. Grubu da çok iyi ikna etti. Milli takımda birçok oyuncu birçok maç oynuyor, sürekli baskı altında. Milli takımda oyuncuya baskı kurmak da sıkıntı oluşturuyor. Oyuncuyu rahatlatmak çok önemli. Hoca da bunun dengesini çok iyi kurdu. Herkes çok mutlu, kamplara koşa koşa geliyor, net şekilde çalışıyor." diyerek sözlerine devam etti.
"2002'nin ve 2008'in görüntüleri beni hep motive eder"
A Milli Takım Kaptanı Hakan Çalhanoğlu'nun çekilen bir belgeselde maç öncesinde sakatlıkları bulunan Enes Ünal ve Ozan Kabak için kazanmaları gerektiğini takım arkadaşlarına söylediği görüntüyle ilgili konuşan Enes Ünal, bu durumun kendisi için çok güzel olduğunu vurguladı.
Kendisinin de görüntüyü belgeselde yeni izlediğini belirten 28 yaşındaki futbolcu, "Bunu düşünmeleri çok güzel. Kalben ve ruhen onlarla olduğumuzu bilmeleri çok güzel. Kaptan zaten müthiş insan. Çok güzel bir duyguydu. Milli takımda son yıllarda çok iyi ortam oluştu. Güzel bir iskelet oluştu. Bu ortama giren de takımın parçası olarak giriyor. Genç oyuncular için çok iyi. Milli takım biraz göz korkutabilir. Genç oyuncular için böyle bir kampa girmek çok rahatlatıcı ve motive edici." diye konuştu.
A Milli Takım'ın Dünya Kupası ve Avrupa şampiyonalarına sürekli katılması gerektiğini, bunun için de iyi bir oyuncu havuzuna sahip olduğunu belirten Enes Ünal, şöyle devam etti:
"Biz bence Belçika değiliz. Belçika futbol eğitimi konusunda çok iyi ama nüfusu İstanbul'dan az. Eşim Belçikalı, babasıyla futbol konuşuyoruz. Hiç memnun değil milli takımın durumundan. Gelen oyuncuların zayıflığından, havuzun küçüklüğünden bahsediyor. Büyük nüfusu olan, futbolu çok seven bir ülkeyiz. Bizim artık 'Jenerasyon yakaladık.' söyleminden çıkmamız gerekiyor. Bizim jenerasyonumuzun sürekli olması lazım. Turnuvalara abone olmamız lazım. 2-3 turnuvaya gitmiyoruz, sonra turnuvaya gidince final oynama beklentisi oluyor. Biz hiç final oynamamışız, kupa kazanmamışız, sürekli turnuva kaçırıyoruz, nasıl böyle bir beklenti oluyor? 2002'nin ve 2008'in görüntüleri beni hep motive eder. Genç oyunculara bunları izletmemiz lazım ama bunun sürdürülmesi lazım. Sürekli Dünya Kupası'na, Avrupa Şampiyonası'na gitmemiz lazım. Zor ama sürekli olması gerekiyor. Gidemeyince de kırılma olmaması lazım. Sadece Dünya Kupası'nı kazanınca mı iyi olacaksın? Mesela İngiltere'nin kaç kez iyi jenerasyonu oldu ama hepsi hayal kırıklığı oldu."
A Milli Takım'ın Dünya Kupası'na katılması durumunda aynı grupta yer alacağı ABD, Paraguay ve Avustralya'yı da değerlendiren Enes Ünal, "Zor ve keyifli bir grup. Zaten Dünya Kupası'nda kolay grup olacağını düşünen varsa şaşkına döner. ABD Milli Takımı kaptanlarından birisi bizim takımda, Tyler Adams. Paraguay'ın stoperi Omar iyi arkadaşım. İzlediğim maçları var. Nasıl oynadıklarını biliyorum. Avustralya için de çok diri ve sağlam takım deniliyor. Ama Tyler ve Omar'la konuştuğumuzda, kafa kafaya bir grup olacağını konuşuyoruz. 1. sırada olabilir, 4. sırada olabilir. Herkes herkesi yenebilir, herkes herkese kaybedebilir. Güzel bir grup olacak." açıklamasını yaptı.
"Dünyanın en özel ve en güzel duygusu"
A Milli Takım formasıyla bugüne kadar 34 maça çıkan Enes Ünal, kadroya ilk çağrıldığı dönemi unutamadığını söyledi.
İlk milli takım kampının çok güzel geçtiğinin altını çizen golcü oyuncu, "Şimdi çok genç bir takımımız var. Ben o dönem gittiğimde 17 yaşındaydım. Herhalde bana en yakın Serdar Aziz abi vardı. İyi ki vardı. Ben daha küçücük çocuktum. Hollanda'ya karşı oynamıştık. Burak abi atmıştı, 1-1 berabere bitmişti. Sonra da Lüksemburg maçı oynandı. İlk milli maçımdı. Fatih hoca vardı. Sağ olsun beni hep takip ediyordu, bana bir hediye gibiydi. Çok güzel bir tecrübeydi. 12-13 sene geçti, bütün yaşananları hala dün gibi hatırlıyorum. Dünyanın en özel ve en güzel duygusu. Milli takım her zaman böyle. Kulüpte mutlu olmasan ayrılırsın. Ama milli takım böyle değil. Orada bulunmak vazgeçilmez, değişilmez. O dönemde Fatih hocayla özel bir konuşmam olmadı. Hocamın küçük mesajları vardı hep. Ben zaten o zaman çok küçüktüm. Ama o toplantıları hatırlıyorum. Diğer oyunculara nasıl mesajlar verdiğini iyi biliyorum. Sevgisini, sinirini ve mesajını net veriyordu." ifadelerini kullandı.
A Milli Takım formasıyla ilk gollerini Andorra'ya karşı attığını da hatırlatan Enes Ünal, "Avrupa Şampiyonası Elemeleri'nin son maçıydı. Turnuvaya gitmeyi garantilemiştik. Burak abi inanılmaz işler yapmıştı. Ben de yardımcı forvet gibiydim. Oyuna girince biraz kirli işler yapıyordum. Bu da var benim oyunumda. Şans bana geldi Andorra karşısında ve 2 gol attım. Gelen tepkiler çok güzeldi. Milli takım formasıyla gol atmak her zaman çok özel. Aileni, çevreni, sevdiklerini mutlu eden bir durum." şeklinde konuştu.
"İlk maçımızda ev sahibi İtalya'yla oynadık, sonra toparlayamadık"
2014 Dünya Kupası yarı finalinde Almanya'nın Brezilya'yı 7-1 mağlup ettiği maçın kendisi için unutulmaz maçlar arasında olduğunu söyleyen Enes Ünal, 2010 Dünya Kupası'nda Giovanni van Bronckhorst'un gol attığı Hollanda-Uruguay maçı ve 2022 Dünya Kupası finalindeki Fransa-Arjantin mücadelelerinin çok iyi karşılaşmalar olduğunu dile getirdi.
Dünya Kupası denildiği zaman aklına gelen isimleri de sayan Enes Ünal, "Dünya Kupası deyince aklıma Ronaldo geliyor. Başkan, imparator... Ayrıca Hasan Şaş, Ümit Davala, Götze, Klose geliyor. Ama ilk sırada Ronaldo Nazario." dedi.
A Milli Takım'ın 2020 Avrupa Futbol Şampiyonası ve 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası performanslarıyla ilgili konuşan Enes Ünal, şunları söyledi:
"2020 Avrupa Futbol Şampiyonası'nda başımıza gelebilecek en kötü şey pandemi oldu. Herkes inanılmaz iyi durumdaydı. Elemelerde çok iyi işler yapmıştık. 1 sene geçince dağınıklık oldu, darmadağın bir durum oldu. Bir de ilk maçımızda ev sahibi İtalya'yla oynadık, sonra toparlayamadık. Belki ilk maçı farklı bir takımla oynasak durum değişebilirdi. Ama İtalya maçı, tabuttaki son çivi gibi oldu. 2024 Avrupa Şampiyonası ise çok iyi turnuvaydı. Takım için çok iyi geçti. İnanılmaz keyifli bir turnuvaydı. Sonrasında kafayı duvarlara vurmalık bir durum oldu. Parmağım kırılmasa ben de orada olabilrdim. Önceki maçlarda ve antrenmanlarda çok keyifli bir turnuva olacağı belliydi. Uzaktan izlemek çok zordu. Kıskançlık gibi duyguları uzak tutuyorum kendimden. Çok sevdiğim arkadaşlarım, sevdiğim bir hoca. Sonuçta ülkemin takımı. Ama bir yandan da o ekibin parçası olmak istiyorsunuz. Başarılar, kupalar, şan, şöhretinde değilim, o tecrübenin içinde olamamak insanı kırıyor."
A Milli Takım kamplarında unutamadığı anları da aktaran Ünal, "Avrupa Şampiyonası'ndan önce oyuncuların birbirlerinin eski fotoğraflarını bulma oyunu yapmıştık. Merih'in çok üzerine gidiyorduk, Samet Akaydin'in çok güzel eski fotoğrafları vardı. Birbirimizin o kadar kötü fotoğraflarımızı buluyorduk ki çok komik oluyordu. Ben şimdi stok yapıyorum, milli takıma ilk gideceğim kampta korksunlar benden. Stokum hazır." diyerek devam etti.
"Benfica'ya transferim bitmiş gibiydi"
İspanya kariyeri hakkında konuşan Enes Ünal, Getafe'de geçirdiği 2 sezonun çok iyi olduğunu dile getirdi. Enes Ünal, "Benzema'dan sonra LaLiga'da en çok gol atan oyunculardan birisiydim. 24-25 yaşında LaLiga'da o seviyede olunca birçok takım izliyordu. O dönem Atletico Madrid sürekli takip ediyordu. Ben de orada oynamak istiyordum aslında. Oyun tarzı ve stil olarak da istiyordum. Ama onlar hep bekliyordu. Brentford, Real Betis istiyordu ama aslında Benfica'ya transferim bitmiş gibiydi. Getafe'de 26, 27 maçımı izlemişlerdi. Benfica'da o dönem teknik direktör Roger Smith'ti. Paris Saint-Germain'e giden Goncalo Ramos'un satış süreci vardı. Benim transferim için her şey bitmiş gibiydi ve çok ufak detaylar kalmıştı. Diğer taraftan da Getafe'yle çok güzel bir bağım olmuştu. Bütün takımla şu anda hala konuşuyoruz. Küme düşme potasındaydık ve inanılmaz yorgundum. Neredeyse her maçta 90 dakika oynuyordum. Real Betis deplasmanına gittik. 30-35 derece sıcaktı. Onların sahası kuruydu. Ben de vidalı krampon giyiyordum. Isınmadan sonra değiştiririm diye düşünüyordum. Sonra sahayı ıslattılar, orada ayağım kaydı. Ben de kramponu değiştirmekten vazgeçtim. Dakika 5'te ayağım sahaya takıldı, çapraz bağ koptu ve sakatlık macerası başladı. 7 ay sakattım. Sonra iyi döndüm sahaya. Osasuna'yla lig maçı oynamıştık en son. O maçta 90 dakika oynadım. Transferin de son dönemi. Sakatlıktan çıktım ve transferle alakam yok, bir anda Bournemouth'tan aradılar. Hem kulüp hem hoca istedi. Önüme güzel bir plan koydular ve buraya geldim." açıklamasını yaptı.