Tüm hayatını anlatmış: Lucescu'nun yıllar önce verdiği o röportaj

Mircea Lucescu’nun hayatını kaybetmesinin ardından yıllar önce verdiği röportaj yeniden gündeme geldi. Efsane teknik adam, futbolculuktan teknik direktörlük felsefesine, Pelé'den Shakhtar'a kadar bilinmeyen pek çok detayı anlatmıştı.

ABONE OL
GİRİŞ 08.04.2026 00:35 GÜNCELLEME 08.04.2026 00:52 Futbol
Tüm hayatını anlatmış: Lucescu'nun yıllar önce verdiği o röportaj

Romanya Futbol Federasyonu, kalbindeki ritim bozukluğu nedeniyle tedavi gördüğü hastanede yoğun bakıma alınan teknik direktör Mircea Lucescu'nun hayatını kaybettiğini duyurdu.

Lucescu'nun hayata gözlerini yummasıyla daha önce verdiği bir röportaj yeniden gündem oldu. 

Verdiği röportajda hayatını anlatan efsane teknik adam, kariyerine dair bilinmeyenleri de açık bir dille paylaşmıştı.



İşte Mircea Lucescu'nun o açıklamaları: 

MİRCEA LUCESCU NASIL BİR FUTBOLCUYDU?

“Harika ortalar yapan bir kanattım; bu sayede Georgescu Altın Ayakkabı’yı kazandı. Dinamo Bükreş’te 10 yıl oynadım, milli takıma yükseldim ve 1970’te Pelé’nin Brezilya’sına karşı Romanya’nın kaptanıydım. Fluminense’de oynamam için de davet aldım. Maracana’daki bir dörtlü turnuvada fark edilmiştim: Romanya, Flamengo, Vasco da Gama ve Independiente. Turnuvanın en iyi oyuncusu seçildim, ödül olarak bana bir oto teybi verdiler. Sonra 1977’de Bükreş’te deprem oldu…”

“Evimiz yıkıldı, kaçmak zorunda kaldım. Hunedoara’da bana yardım ettiler, ben de onlara yardım ettim: hem futbolcu hem teknik direktör oldum. Herkesin oynattığı futbola uyum sağlamadım, kendi zihniyetimi geliştirdim. İlk şey: eğitim, her seviyede. Sonra disiplin; zorla dayatılan değil, saygıya dayalı bir disiplin. Ardından kültür: gençleri müzelere, tiyatrolara, fabrikalara götürüyordum; dünyayı anlamaları gerekiyordu. Son olarak taktik ve farklı çalışma yöntemleri. Aşırı hücumcu bir futbol oynatıyordum: topa sahip olma, koşu yolları, alan yaratma, pres, gerekirse taktik faul… Bugün yapılanları ben 50 yıl önce yapıyordum.”



ÇAVUŞESKU DÖNEMİNDE FUTBOL NASILDI?

“Dinamo ile ligi kazanmam mümkün değildi; Steaua’da onun oğlu vardı. Üstelik durumum hassastı çünkü aynı zamanda milli takımı da çalıştırıyordum. Orada da bildiğimi okudum: hemen taşra kulüplerinden 3-4 genç oyuncuyu kadroya aldım. Herkes bana karşıydı, bu yüzden bir hazırlık maçı organize ettik: benim takımım, gazetecilerin seçtiği Bükreş’in en iyi oyuncularından oluşan bir takıma karşı. Onları 3-1 yendik. O zaman fikirlerimin işe yaradığını anladılar. 1984 Avrupa Şampiyonası elemelerine hazırlanmak için takımı Güney Amerika’ya götürdüm: Arjantin, Şili, Peru ile oynadık; El Salvador’da devrim vardı ve gece koşmak zorunda kaldık… Ama bu bize çok şey kattı. Elemelerde grubu kazandık, dünya şampiyonu İtalya’yı da yenerek. 1986’da görevden alındım, üç yıl sonra Çavuşesku düştü ve ben lig ile kupayı kazandım. Haberi aldığımda nerede olduğumu biliyor musun?”



“Cagliari’deydim, Anconetani’nin davetlisi olarak İtalya–Arjantin maçındaydım. Sonunda onun ısrarlarını kabul ettim, hoşuma gitmişti. Ama onunla çalışmak zordu; her zaman başrolün kendisi olmasını isterdi. Sahaya tuz döktüğü hâlini hatırlıyor musunuz? Onunla ilgili çok güzel anılarım var: neşeli bir adamdı, koyu bir Katolikti, Pisa’daki Piazza dei Miracoli’de hiçbir ayini kaçırmazdı. Cömertti de: Montecatini’de yapılan her kampta oyunculara birer hediye verirdi. Ama parayı da kazanmak isterdi: ayda bir oyuncumu satardı, sonra da beni kapının önüne koydu.”



VE ORADA BRESCİA DEVREYE GİRDİ

“Corioni beni istiyordu ama Standard Liège ve Porto’dan da teklifler vardı. Bunun üzerine eşimle ve oğlumla üç küçük kâğıt hazırladık, kura çektik. Ama çekiliş anında bir tanesi eksikti, garipti. İki gün sonra onu bir ayakkabının altına yapışmış halde buldum: Brescia. Bir kader işaretiydi.”



CORİONİ, EFSANE BAŞKANLARINDAN BİR DİĞERİ

“Sezgileri olağanüstü olan bir adamdı. İtalya futbolda ‘kolonilerle’ yaşar: Milan’da Hollandalılar, Inter’de Almanlar, Cagliari’de Uruguaylılar… Ben de onu ‘Rumen’ Brescia’yı kurmaya ikna ettim. Real Madrid’de mutlu olmayan Hagi’yi aldık. Bana güvendi, akıllıca bir karar verdi; iki yıl sonra müthiş bir Dünya Kupası oynadı ve Cruijff onu Barcelona’ya çağırdı. Corioni’nin güzel yanı şuydu: onunla birlikte genç oyuncuları parlatabiliyordum; o da memnundu çünkü sonra satıyordu. Ipswich’e karşı Anglo-İtalyan Kupası’ndaki 2-1’lik maçta Pirlo’yu 16 yaşında sahaya sürdüm. Bir top kaybetti ve skor 2-2 oldu. Sonra da Luzardi ile kavga etmek zorunda kaldım; beni ‘çocuğu oyuna almakla’ suçladı…”



SIRADA MORATTİ VAR

“Gerçek bir beyefendi. Beni takımda tutmaya çalıştı ama o Inter’de 10 oyuncunun sözleşmesi bitiyordu ve Moratti, ertesi yıl Lippi’yi alacağını çevresine duyurmuştu; bu da benim için sorun yaratıyordu. Yine de Moratti kulübün ruhudur; onun sevgisini hissedersiniz. Futbolun büyük ailelerin elinde olduğu altın bir dönemin simgesidir. Bugün artık öyle değil: fonlar, ortaklıklar, yabancılar… Evet futbol oynanıyor, transfer yapılıyor ama eğlence olan futbol artık bir olaya dönüştü.”



AMA O INTER’İN HÜCUM HATTI

“Baggio, Djorkaeff, Recoba, Ronaldo, Zamorano… Moratti forvetlere âşıktı. Birkaç güçlü savunmacı da alsaydı, kim bilir o Inter neler kazanırdı. Ronie ile mükemmel bir ilişkim vardı: Bir arkadaşım bana Sicilya’dan portakal getirirdi, ben de onlardan biraz verirdim; o da karşılığında bana Brahma biraları getirirdi.”



AKHMETOV, SHAKHTAR HAYALİNİN MİMARI

“Ona şunu söylüyorum: büyük bir takım kurmadan önce büyük bir futbol oynamamız gerekiyor. Yıldızlar istemiyorum, yetiştirilecek yetenekler istiyorum; Brezilyalıları da çok iyi tanıyorum. Neymar’ı ve Casemiro’yu görüyorum, müthiş oyuncular ama bana alınamayacaklarını söylüyorlar. Peki diğerleri? Douglas Costa, Teixeira, Fernandinho geliyor. Shakhtar’ın çok para kazandığı ve bir oyuncuyu sattığında hazırda onun yerini alacak bir başkasının bulunduğu bir sistem kuruyoruz. Akhmetov bunu kendisi için yapmıyor, her şeyi takıma yatırıyor. Avrupa’nın en güzel stadyumunu yapıyor, devleri yeniyoruz; genç, güçlü bir takımız, çok iyi futbol oynuyoruz. UEFA Kupası’nı kazanıyoruz ve her yıl aşağı yukarı Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finale kadar geliyoruz. Doğu Avrupa’dan bir takımı bu seviyede meşrulaştırmanın ne kadar zor olduğunu biliyor musun? Donbass’taki savaş çıkmasaydı, belki bir gün Şampiyonlar Ligi’ni bile kazanabilirdik. Akhmetov harika bir başkan; öğrenmek istiyor, maçlardan sonra yemeğe ya da karaoke’ye gideriz çünkü şarkı söylemeyi sever; futboldan, hayattan konuşuruz.”



BİRKAÇ YIL SONRA EZELİ RAKİP DİNAMO KİEV’İN BAŞINDA

“Beni arıyorlar; dostça birkaç tavsiye isteyeceklerini sanıyorum ama benden, ligi 23 puan farkla kaybetmiş takımı almamı istiyorlar. Kabul ediyorum ve aynı oyuncularla bu kez ligi 11 puan farkla kazanıyorum. Bir gün ‘30 milyon euro girdi, kimi alalım?’ diyorlar. Cevabım şu oluyor: kimseyi. Onun yerine yeni bir spor salonu yapın ve altyapı için minibüsler alın. Kalıcı olan transferler bunlardır.”



1970’TE MAÇ SONUNDA PELÉ İLE DEĞİŞTİRİLEN O FORMA

“Hâlâ duruyor. Toprak ve çamur içinde. Hiç yıkamadım. Çerçevelettim, bir müzede sergileniyor.”

Seyfullah Kaygusuz Haber7.com - Muhabir

Editör Hakkında

1998 yılında Sivas'ta doğdu. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Gazetecilik bölümünden mezun oldu. Gazeteciliğe 2016 yılında başladıktan sonra çeşitli TV, ajans ve haber sitelerinde görev aldı. 2021 yılında Haber7.com ailesine dahil oldu. Osmanlıca ve İngilizce bilmektedir. Mesleki hayatına Haber7.com’da devam etmektedir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR