Tansu Çiller: Diyorlar ya 'İdlib'de ne yapıyoruz'...

Türkiye'nin ilk kadın başbakanı Tansu Çiller, "Diyorlar ya 'İdlib'de ne yapıyoruz' diye. Eğer onlar olmazsa içeriyi korumanız mümkün değildir. Onu güney sınırımıza taşırsanız ve içerde yaparsanız daha çok evlat ölür, ülke daha çok zarar görür, daha çok bedel öderiz." dedi.

ABONE OL
GİRİŞ 03.03.2020 19:42 GÜNCELLEME 04.03.2020 11:10 GÜNCEL
Tansu Çiller: Diyorlar ya 'İdlib'de ne yapıyoruz'...

Çiller, Cumhuriyet Müzesi'nde (2. TBMM binası) düzenlenen "Milli Egemenliğin 100. Yılında Türk Kadını Özel Oturumu"nda katılımcılara hitap etti. 

 

 

İdlib'deki şehitlerin herkesin yüreğini dağladığını belirten Çiller, "Bugün metin olma ve birlik olma günüdür, her şeyden çok onun için bugün milli bir şuurla bütünleşme ruhuyla buradayım. Aslında bugün sadece yakın tarihimizden değil gelecekten ve kadınımızın geleceğinden bahsetmek isterdim ama bugünün ruhu budur. Bugün birlik ve beraberlik günüdür." ifadelerini kullandı.

Türkiye'de kadınların seçme ve seçilme hakkına pek çok ülkeden önce kavuştuğunu vurgulayan Çiller, Büyük Önder Atatürk'ü saygı, rahmet ve şükranla andı. "Ülkemiz aranızdan bir kardeşinizi ilk kadın başbakan olarak çıkardı." diyen Çiller, her zaman milleti ve kadınları temsil etmekten onur duyduğunu söyledi.

 

 

'SON DERECE DOĞRUDUR'

Göreve geldiğinde Doğu ve Güneydoğu'nun adeta yangın yeri olduğunu, bazılarının "Bir kadın başbakan iyi de terörle mücadeleyi nasıl yapacak" dediğini kaydeden Çiller, "Ama onlar bilmez ki her kadın vatan söz konusu olunca, evlat söz konusu olunca, egemenlik söz konusu olunca birer cesur yürektir." diye konuştu.

Çiller, başbakan olduğu dönemde önemli bir terör mücadelesi verildiğine işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: 

"Ama bilesiniz ki o başarıyı taçlandıran ve o terör mücadelesinin sonra ülkemizde yıllarca ama yıllarca gündemden düşmesini sağlayan, başarısını sağlayan yurt dışı operasyonlar olmuştur. Hani diyorlar ya 'İdlib'de ne yapıyoruz' diye. Eğer onlar olmazsa içeriyi korumanız mümkün değildir. Onu güney sınırımıza taşırsanız ve içerde yaparsanız daha çok evlat ölür, ülke daha çok zarar görür daha çok bedel öderiz."

Çelik Harekatı ile 1995'te Irak sınırından 60 kilometre içeri girildiğini ve güvenli bir bölge oluşturulduğunu anımsatan Çiller, "Dolayısıyla bugün istenenler son derece doğrudur, son derecede yerindedir." dedi. 

'TÜRKİYE FIRSATI KOALİSYONLAR YÜZÜNDEN KAÇIRDI'

Koalisyon hükümetlerinin sıkıntılarına da değinen Çiller, "Türkiye'nin önüne yüzyılın fırsatı gelmişti. PTT'nin T'sini 40 milyar dolara satma imkanına sahiptik. Koalisyon ortağımızla Mecliste birlikteydik, beraber karar aldık. Sonra koalisyon ortağımız, muhalefetle bir olup Anayasa Mahkemesine götürüp bozdurdu. Türkiye tıpkı terördeki başarısı gibi yıllarca bir daha ekonomik sorunlarla boğuşmayacak bir fırsatı koalisyonlar yüzünden kaçırmıştır." değerlendirmesini yaptı. 

Kriz döneminde koalisyonlarla hiçbir meseleyi acil olarak çözmenin mümkün olmadığını dile getiren Çiller, "Bunu hiçbir siyasi mülahazayla söylemiyorum, tamamen bunların tecrübesinden ve eleğinden geçmiş bir kardeşiniz olarak söylüyorum." dedi.

'SEVİNÇLE KARŞILAŞIYORUZ'

Çiller, terörle mücadeleyi Çanakkale ruhu ile yaptıklarını bugün de aynı şeye ihtiyaç bulunduğunu belirterek, terörle mücadele ederken bütün Güneydoğu'nun kendilerine bağrını açtığını ve halkla birlikte hareket ettiklerini söyledi. Çiller, kendilerine evlerini, lezzetlerini açan Güneydoğulu kadınlara şükranlarını sunduğunu aktardı.  

Diyarbakır annelerine de seslenen Çiller, nöbet tuttukları evlatlarına kavuşanların sevinçlerini paylaştıklarını, bekleyenlerin umutlarına ortak olduklarını kaydetti.  

İslam dünyasının seçilmiş, hanedandan gelmeyen ilk kadın başbakanını Türkiye'nin çıkardığına işaret eden Çiller, Kıbrıs'ta, Bosna Hersek'te canlarını kaybeden mağdur kadınlara Allah'tan rahmet diledi. 

'EMİNE ERDOĞAN'IN YAPTIKLARINI UNUTAMAYIZ'

Bosna Hersek'e savaş sırasında Pakistan'ın merhum Başbakanı Benazir Butto ile ateş altında indiklerini hatırlatan Çiller, sözlerine şöyle devam etti: 

"Kadınlar gözümüzün önünde öldürülüyordu. Bütün kadınlar, Afganistanlı, Filistinli, Iraklı, Suriyeli, Libyalı, Sudanlı ve Myanmar'da Arakanlı Müslüman kadınlarımız... Sayın Emine Erdoğan'ın yaptıklarını unutamayız. Kadınlarımızın hepsinin üzerinde eli oldu. Oralara ülkemizin eli olarak gitti, yardım meleği, destek meleği olarak gitti, ülkemizi temsil etti. Bunları o kadınlarımız unutmayacaktır. Türkiye'deki bütün kadınlarımızın üzerinde emeği vardır. Hatırlarsınız 'Haydi Çocuklar Okula' ne kadar güzel bir şey, yüzde 27 imiş o dönemde okuma yazma bilmeyenlerin oranı şimdi yüzde 5."

Çiller, Emine Erdoğan'ın himayesinde gerçekleştirilen Sıfır Atık Projesi'ne de dikkati çekerek, güzel bir müteşebbislik örneği olan projenin hem kaynak hem istihdam sağladığını kaydetti.

Kadına karşı şiddetin önlenmesi konusuna da değinen Çiller, bu konuda önemli yasaların çıktığını, kurumsal değişimlerin yapıldığını ancak kültürel değişime Emine Erdoğan'ın mührünü vurduğunu belirtti.

Çiller, Emine Erdoğan'ın "Aile içi mahremiyet herkes için kutsaldır ama kadınımız, genç kızlarımız o mahremiyet altında şiddet görüyorsa ben bunu reddediyorum." yaklaşımının büyük bir cesaret örneği olduğunu, milletin bunu unutmayacağını ifade etti.  

'BU DARBEDE BİR ŞAHİT DE BENİM'

Kadınların ülke tarihi boyunca 10 yılda bir yapılan darbelerde de çok mağdur olduğuna dikkati çeken Çiller, 28 Şubat'ta insanların, okulların, kurumların fişlendiğini, üniversitelerde ikna odaları kurulduğunu, kızların eğitim haklarından mahrum bırakıldığını, TBMM'de ikna odaları kurulup milletvekilleri için korku imparatorluğu yaratıldığını söyledi.

Partilerin parçalatıldığını, sokaklarda tankların dolaştığını dile getiren Çiller, "Sonra da dediler ki 'Bu darbe değildi, postmoderndi'. Ben tarihe not düşüyorum, bu tam anlamıyla bir darbeydi. Bu darbede bir şahit benim çünkü ben oradaydım." dedi.

'BİR CESUR KADININ ELİ MİKROFONU TUTTU'

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2003'te başbakan olmasının, 2007 muhtırasında dik durup, milletiyle bütünleşmesinin ülke tarihi ve kadınlar için önemli bir dönüm noktası olduğunu anlatan Çiller, sözlerini şöyle sürdürdü: 

"15 Temmuz'da milletimiz karanlık bir geceye uyandı, 'Cumhurbaşkanı kaçtı' dediler. Herkes dondu bir biçimde. Yine milletimizle bütünleşilip televizyonlar açıldı, yine bir cesur kadının eli mikrofonu tuttu ve oradan 'Ben burdayım' dedi ve milleti meydanlara davet etti. Onlarla birlikte bütün dünyaya çıplak ellerle bir darbe nasıl durdurulur onu gösterdi."

Çiller, Kurtuluş Savaşı'nda kağnıyla cephane taşıyan kahraman bir kadının görüntüsünün hafızalara kazındığını hatırlatarak, benzer bir milli şuur resminin 15 Temmuz'da çıplak elleriyle bir tankı durdurmaya çalışan kadın görüntüsüyle ortaya çıktığını dile getirdi. 

'BU TOPLUM AYRIM YAPMADAN KUCAKLAMIŞTIR'

Başbakanlığı döneminde Anadolu'da karşılaştığı kız çoçuklarının ve ailelerinin kendisini örnek aldıklarını söylemesinden duyduğu mutluluğu da ifade eden Çiller, şunları kaydetti:

"Bunlar benim siyasi yaşamıma anlam katan anılar. Bu toplum ilk kadın başbakanını kucaklamıştır, ayrım yapmadan kucaklamıştır. Ben buradan bütün koşup gelen, sarılan heyacanlı kızlarımı, onların bütün amcalarını, dayılarını, annelerini babalarını, abilerini derin saygıyla selamlıyorum, onlara çok derin özlemlerimi, şükranlarımı yolluyorum. Bu ayrımsız duruşla bütün herkesi kucaklayan bu milletimizin daha ilerde birçok güzel evlat ve dünya liderlerini yetiştireceğine tüm kalbimle inanıyorum."