Afganistan'da yeni dönem! Bağnaz ve yobaz Taliban mı, Vural Savaş zihniyeti mi?

Ali Karahasanoğlu, Taliban'ın Afganistan zaferi ardından gelen açıklamalara ilişkin, “Bağnaz, yobaz kim? Afganistan’daki Taliban mı? Yoksa ayakta bevletme üzerinden, parti kapatmaya kalkan Vural Savaş ve zihniyeti mi?”" dedi.

ABONE OL
GİRİŞ 18.08.2021 11:55 GÜNCELLEME 18.08.2021 14:35 GÜNCEL
Afganistan'da yeni dönem! Bağnaz ve yobaz Taliban mı, Vural Savaş zihniyeti mi?

Yeni Akit Gazetesi yazarı Ali Karahasanoğlu, bugünkü "Ayakta bevl.. Yobaz kim; Taliban mı, Vural Savaş zihniyeti mi?" başlıklı yazısında “Bağnaz, yobaz kim? Afganistan’daki Taliban mı? Yoksa ayakta bevletme üzerinden, parti kapatmaya kalkan Vural Savaş ve zihniyeti mi?” değerlendirmesinde bulundu.

Ali Karahasanoğlu'nun bugünkü köşe yazısı şöyle:

"Taliban açıklama yapıyor: 

“Kız çocuklarının eğitimini engellemeyeceğiz.”

Batı uşağı sol medya, Taliban’ı bıraktık, bir de onun üstünden Türkiye’deki dindar insanları karalıyor:

“Türkiye’deki şeriatçıların Afganistan’daki uzantıları kızlara eğitim yasağı getirdi.”

Taliban açıklama yapıyor:

“Muhalif kimseyi öldürmeyeceğiz. Savaş bitti, mücadele geride kaldı!”

Ahlaksız sol medya yalanlarını sürdürüyor:

“Taliban korkusundan, Afgan halkı uçakların tekerlek boşluğunda yolculuk yapmaya kalkıştı.”

Yalanlar serisi, böyle böyle gidiyor..

Afganistan’da bölge halkının içinden çıkan Taliban yerine, ABD’nin yönetimini savunacak kadar alçaklaşanlar, bir de emperyalizm karşıtlığından bahsetmezler mi?

Kendilerini solcu olarak tanıtıp, “Emperyalizm ve gericilik, Afganistan’ı geri bıraktı” demezler mi?

Afgan siviller, Taliban gelince mi kıymete bindi?

Taliban kimdir? Taliban'ın amacı nedir? Örgütün lideri kimdir ve örgüt kaç kişidir?

İnsanın çıldırası geliyor..

“ABD’nin binlerce kilometre öteden gelip Afganistan’ı karıştırması mı, yoksa Afgan halkı içinden çıkmış Taliban mı?” sorusuna..

Dürüst her akıl sahibinin, “Ne kadar despotluk eğilimi olursa olsun, ABD’den de despot olamazlar ya” diyerek, ABD yerine Tabiban’ı tercih etmesi gerekirken..

“Guantanamo’yu biliyoruz.. Ebu Gureyb’i biliyoruz.. Afganistan’da öldürülen Müslümanları gördük.. Irak’ta 1 milyona yakın Müslümanın katledilişine şahit olduk.. Suriye’de 600 bin Müslümanın vahşi şekilde can verdiğini biliyoruz.. Bir kişinin bile canına zarar gelmesini istemeyiz ama.. Taliban istese bile, bu kadar insanı öldüremez. ABD vermesin, Taliban’ın elindeki kurşun bile böyle bir katliam yapmasına yetmez” diyerek, esas teröristin ABD olduğunu, hep birlikte haykırmamız gerekir iken..

Taliban’a da..

“20 yıllık bir mücadeleden sonra, ülkenizden emperyalistleri kovmuşsunuz. Büyük bir başarı elde etmişsiniz. Ezilen halklara da umut aşılamışsınız. Bu dakikadan sonra, tüm dünyaya örnek olacak bir yönetim şeklini geliştirmeye bakın. Özgürlük alanında adımlar atın. Din hürriyeti konusunda kimseye zorlama yapmayın. Toplumun örf ve adetlerine uygun olma amaçlı bir uygulama yaptığınızda, bunu tüm dünyaya da izah edin” tavsiyesinde bulunmamız gerekir iken..

Bir linç harekatıdır başlatıldı.

“Kadınlar için kabus günleri” diye başlık atıp..

Daha düne kadar, “Her gün ölüyoruz. Her gün ölüyoruz.” diye haykıran laikçi sistem yanlısı Türkiye’deki solcular, daha tek bir kadının kılına zarar gelmemiş iken..

Taliban da bu yönde garantiler veriyor iken..

“Kadınlar için kabus günleri” diye başlayıp..

“Taliban gelecek ve beni öldürecek” diye manşetler atıyorlar.

Kim demiş bunu?

Afganistan’ın ilk kadın belediye başkanı söylemiş..

Hani bu belediye başkanına hatırlatsak..

“Senin kadın olarak belediye başkanlığı yapmış olman ile, her şey güllük gülistanlık olmuyor. Olmamış da işte. ABD emperyalizmi altında, Afgan halkını inim inim inletmişsiniz.. Düğün konvoyları ABD savaş uçakları ile bombalanmış, ses çıkartmamışsınız. Sivil insanlar öldürülmüş, bir küçük itirazda bulunmamışsınız. Afganistan’dan on binlerce insan İran’a, Türkiye’ye göç etmiş, siz bunları önleyememişsiniz. Bırakın, belki Taliban bu işi çözer!” diye..

Kimbilir burdaki laikçilerden öğrendiği hangi süslü cümlelerle bize cevap verir..

Bu arada, bir gazeteci de, hemen kafayı çıkartıp, Taliban aleyhine şahitliklerini aktarmış..

Der ki savaş muhabiri sıfatlı Coşkun Aral isimli zat, “Taliban döneminde Afganistan’a gittim. Ayakta tuvalet ihtiyacımı giderdiğim için kurşuna dizilmeyle yargılandım.”

Hani at, at ama.. Biraz küçük at da, civcivler de yesin savaş muhabiri..

Tamam, İslam dininde, ayakta  idrar yapmak, mekruhtur..

Mekruhtur ama..

Hiçbir dini kaynakta..

Ayakta idrar yapma sebebi ile kişilere şu veya bu dünyevi cezanın verileceğine dair bir kayıt yoktur.. Kaldı ki..

Yargılandığını söylüyorsun da..

 Nasıl kurtulduğunu niye söylemiyorsun, Coşkun efendi?

Öyle ya..

Ayakta idrar yaptığını gösterecek kadar işi aleni yaptı isen..

İnkar edebilecek bir durumun da yoktur..

Nasıl kurtuldun ki, Taliban’ın elinden?

İşin bu yanı bir yana..

Coşkun Aral’ın “Ayakta idrar sebebi ile yargılanma” iddiası, bana Türkiye’de yaşadığımız bir olayı hatırlattı.

Taliban, ayakta idrar yapanları yargılıyor mu, ceza veriyor mu bilemem ama..

Okuduğumuz İslami kaynak kitaplarında, bu konunun mekruhluğunu ama dünyevi bir ceza ile müeyyideye tabi tutulmadığını biliyoruz ama..

Ben size, “ayakta idrar yapma” üzerinden, laik Türkiye Cumhuriyeti’ndeki bir parti kapatma davası dosyasına giren konuyu aktarayım..

O günler ciddi ciddi olayı tartışıyorduk ama..

Bugün geldiğimiz noktada, o laikçi savcının iddialarını, artık kahkahalarla anacağımızda hiç tereddüt yok.

Nedir olay?

Coşkun Aral, “Bu çağda da, ayakta idrar yapılıyor diye, insan yargılanır mı” diyor ya..

Boşverin siz, Taliban’ın böyle bir yargılama yapıp yapmadığını..

Ben size..

1997 yılında, Refah partisi hakkında kapatma davası açan Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş’ın, esas hakkındaki mütalaasından bir parça aktarayım..

Bakın..

Kötü sıfatları yüklediğiniz Taliban’ın gerçeği, Afganistan’da mıymış, yoksa laik Türkiye’de mi?

Despotluk, sorgulamama, başka düşüncelere tahammül etmeme anlamında Taliban’lığı dört dörtlük gösteren Vural Savaş’ın sözleri şunlar:

“Atatürk dönemi Milli Eğitim Bakanlarından Mahmut Esat Bozkurt, ‘amacımız ‘Dedi ki’ diyen değil, ‘Diyorum ki’ diyen nesiller yetiştirmektir’ demişti. Çağdaş bütün demokratik ülkelerde eğitim bu amaç doğrultusunda yapılmaktadır.

Din eğitimi görerek, başka bir deyişle ‘Dedi ki’leri tartışmadan kabullenen insanların kafa yapılarının nasıl şekillendiğini, 1997 yılında yayınlanan iki örnekle açıklığa kavuşturmak istiyoruz. (..)

Bir başka örnek, ilkinden daha da garip. Yine Akit gazetesinin okuyucu köşesi olan ‘Sizin Köşeniz’ bölümünde yer aldığı için, okuyanlardan özür dileyerek aktarıyorum:

Yazının başlığı: Yaşar Nuri ve ayakta bevl! Yazan İsmail Kurtaran adlı bir okur. 

Yazının ana konusunu teşkil ettiği için bevl kelimesinin lügat anlamını da açıklayalım. Bevl: idrar yapma”

Vural Savaş’ın, Türkiye’de seçimlerden birinci çıkmış Refah Partisi’ni kapattırmak için açtığı davadaki esas hakkına mütalaasında, “Ayakta bevletme” üzerine bir yazıyı, hem de Akit gazetesinin okur köşesindeki bir yazıyı, böylesine derinlemesine irdeleyip, kendine malzeme çıkartmak istediğini, “Bana, başkasının ayakta bevletmemesinin ne zararı var? Ben inanmasam da, onlar buna inanabilir” diye çözebileceği bir konuyu, bir partinin kapatılma gerekçeleri arasına alabildiğini hatırlatıp, sorayım:

“Bağnaz, yobaz kim? Afganistan’daki Taliban mı? Yoksa ayakta bevletme üzerinden, parti kapatmaya kalkan Vural Savaş ve zihniyeti mi?”"

Taliban yetkilisinden dikkat çeken 'diyalog' açıklaması

Facebook'un aksine Twitter'dan farklı Taliban kararı

Bakan Çavuşoğlu Türkiye'nin Afganistan planını açıkladı! Taliban sorusuna net cevap!

Pakistan Cumhurbaşkanı Alvi'den Taliban'a Hudeybiye Barışı çağrısı!

KAYNAK : Yeni Akit Gazetesi